2 Nisan 2010 Cuma

Ankara İki Gün Boyunca Polis Ablukasında Kaldı

<![endif]-->

Ankara'ya bir günlük eylem için
gelen işçilere ve onları desteklemek için gelen halka polis
iki gün boyunca müdahale etti. style="">Ankara iki gün boyunca polis ablukasında
kaldı.

1NİSAN

Hareketlilik 1 Nisan sabahı Ankara'ya
Türkiye'nin farklı şehirlerinden gelen işçilerin şehre
girişinin engellenmesiyle başladı. Antakya, İstanbul ve style="">  İzmir'den gelen otobüsler polis
tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmeye gerek dahi
görülmeden el konuldu. İşçiler yürüyerek şehir
merkezine  ulaştı. Herhangi bir engelle
karşılaşmayan işçiler ise şehir merkezine ulaştıklarında
Türk-İş'e giden tüm yolların polis barikatıyla
hertürlü geçişe kapatıldığını gördüler.
Sakarya caddesine cadde üzerindeki dükkan sahiplerinin dahi
girmesine izin verilmedi. Girmek isteyenlerden esnaf olduklarını
kanıtlamaları için vergi levhası istendi. Esnaf ile polis arasında
zaman zaman tartışmalar yaşandı. Bunun üzerine
Türk-İş'e giden Mithatpaşa Caddesi tarafındaki yollarda Tekel
işçilerinden oluşan yaklaşık 60 kişilik bir grup toplanmaya
başladı. Ancak polisin sert tutumu ve dağılmaları yönündeki
uyarıları üzerine cadde birkaç dakikalığına trafiğe
kapatıldı. Bunun üzerine polis işçilere müdahale ederek
yolu trafiğe açtı. İşçiler Adakale sokakta tekrar
toplandı. Bu sırada Tekel işçilerinin ve onları desteklemek
için gelenlerin sayısı artmaya devam etti.

Burada polis barikatıyla önleri kesilen Tekel
işçileri  yolun açılması
için beklemeye başladı. Bekleyiş sırasında eylemcilerin
sayısıda giderek arttı. Öğlen saatlerine doğru KESK Eğitim-Sen
önünde toplanıp Sakarya Caddesine girmek istedi, ancak onlarda
büyük bir polis barikatıyla karşılaştılar. KESK
yürümekte ısrar edince polis KESK üyelerine cop ve biber
gazıyla saldırdı. Saldırıdan sonra dağılmayan KESK üyeleri arka
sokaklardan TEKEL işçilerinin bulunduğu sokağa gelip onlarla
birleştiler. Daha sonra TMMOB aynı yolla işçilerin yanında destek
vermek amacıyla yerini aldı. Adakale Sokaktaki bekleyiş sırasında polis
sıksık eylemin yasal olmadığını, aralarında provakatörler
olduğunu,bu yönde  ihbar aldıklarını
söyleyerek ve sık sık kasklarını takıp saldırı pozisyonu alarak
Tekel işçilerini ve desteklemeye gelenleri tedirgin etmeye
çalıştı. Polis anonslarla işçileri Abdi İpekçi
parkına göndermeya çalıştı. İşçilerin orada
bulunduğu süre içerisinde işçilerin bağlı oldukları
Türk-iş'ten herhangi bir açıklama gelmemesi ve alanda
Türk-iş temsilcisi olmaması ise dikkat çekti.

 Saat 16.00'ya doğru
işçiler  Ziya Gökalp Caddesine doğru
yürüyüşe geçti. Aynı saatlerde
Türk-iş'ten "Türk-İş, tüm işçilerin olduğu gibi Tekel
işçilerinin de evidir. Tekel işçilerinin Türk-İş Genel
Merkezi'ni ziyareti engellenmemelidir" şeklinde bir
açıklama yapıldı
. Daha sonra Sakarya Meydanına
girmeyi başaran işçiler oturma eylemine başladılar. Bu sırada
meydana gelerek açıklama yapak DİSK, KESK ve Türk-İş
temsilcileri 1 Mayıs ve 26 Mayıs tarihlerine dikkat çekerek eylem
birliğine vurgu yaptılar. KESK Başkanı Sami Evren 26 Mayıstaki eylem
birliği kararının genel greve dönüşmesini gerektiğini
söyledi. DİSK ve Türk-İş başkanları Ankara'da
sıkıyönetim koşullarının uygulandığını dile getirdi.

Alanda oturma eylemi sürerken Tekel
işçileri ve onları desteklemeye gelenler halaylar ve horonlar
çekerek beklemeye başladılar. Bu esnada polis sık sık
ilginç anonslarla işçileri alandan çıkmaları
yönünde uyardı.

Bu sırada Sakarya meydanına giden 25 yol polis
barikatlarıyla kapatılmış vaziyette tutuldu. Alana insan girişine izin
verilmedi. Bu arada Sakarya Caddesi etrafında işçilerin
Türk-İş binası önüne gelmesini engellemek için 7200
civarında polis görev yaptı. Tüm gün boyunca,
işçilerin bulunduğu alan ve caddeler üzerinde polis
helikopterleri dolaştı.

Saat 21.00 sularında polis alanda bulunan
işçilere ve onları desteklemeye gelenlere anonsları
sıklaştırdı. İşçiler ve polis arasında kısa süreli arbede
yaşandı. Bunun üzerine polis tüm yolları keserek halkı alana
sıkıştırdı. Daha sonra Mithatpaşa Caddesi yönünde Kolej
kavşağına doğru dağılmalarını istedi. Alana doğru TOMA isimli
panzerler yanaştırıldı. Ancak bazı grupların polisle anlaşarak yarım
saat daha halay çektikten sonra ayrılma sözü vermeleri
üzerine işçiler ve bu gruplar dışındaki diğer gruplar alanı
terk ederek Ziya Gökalp Caddesinde toplandı. Burada yarım saatlik
bekleyişten sonra alandaki eylemciler ve Ziya Gökalp Caddesinde
toplanan grup dağıldı.

 

2 NİSAN

Sabah erken saatlerde Sakarya Caddesinde toplanıp
Türk-İş önüne yürümek isteyen işçilere
polis izin vermedi. İşçilerin yanına gelerek bir konuşma yapan
Mustafa Türkel style=""> 
"Başbakan
Erdoğan 'Türkiye'de işler tam da iyi gidiyordu. Bu Tekel
İşçileri nerden çıktı' dedi. Sayın Başbakan
yaptıklarının ya farkında değil ya da yapmak istediklerinin işaretini
veriyor. İşler iyi gidiyorsa neden işsizlik, yoksulluk var? Biz meşruiyet
içinde mücadelemizi devam ettiriyoruz. Biz buradan
açıklamamızı yaparak ayrılmamıza kolaylık sağlanmazsa biz
buradan ayrılamamayı değerlendireceğiz. Bu sefer de tüm
Türkiye'den arkadaşları buraya çağırmak zorunda
kalacağız. Bunun sorumlusu Tek-Gıda İş olmayacaktır. Şu an
Ankara'da bin 800 Tekel işçisi var. Konfederasyon
önündeki yasal demokratik hakkımıza engel olurlarsa Sayın
Başbakan gereğini düşünsün" dedi.
Yürümelerine izin verilmeyen işçiler oturma eylemine
başladı.

Mustafa Türkel yaptığı açıklamada, 2 Mayıs'ta 2 bin
kişi geleceklerini ve 2 gece kalacaklarını belirterek şöyle devam
etti: "3 Haziran'da 3 bin kişiyle 3 gece kalacağız. 4 Temmuz'da 4
bin kişiyle 4 gece kalacağız. Eğer 1 Ağustos'a kadar yargıdan 4/C ile
ilgili bir karar çıkmazsa ya da hükümet tarafından yeni
bir düzenleme yapılmazsa, 1 Ağustos'ta tüm Türkiye'den
çoluk çocuk geri dönmemek üzere Ankara'ya geleceğiz.
Özlük haklarıyla diğer kuruluşlara geçmek dışında
hiçbir alternatifi kabul
etmeyeceğiz."

Türkel'in açıkladığı eylem takviminden sonra
işçilerden dağılmasını istemesi üzerine, oturma eylemi yapan
işçiler tepki göstererek slogan atmaya başladılar. Bunun
üzerine Türkel ile oturma eylemi yapanlar arasında tartışma
yaşandı. Ardından Türkel polis ve korumalarından oluşan bir grup
tarafından çembere alınarak yakınlardaki bir iş hanına
sığındı. Burada açıklama yapan Türkel, bu olayı yapanların
Tekel işçisi olmadığını, provakasyon olduğunu öne
sürdü.

Oturma eylemine devam eden yaklaşık 200 kişilik gruba polis
anonslarla dağılmasını söyledi. Grubun dağılmaması üzerine
polis su, gaz ve coplarla eylemcilere müdahale etti. Mithatpaşa caddesi
yönüne dağılan gruba bu kez caddeyi iki taraflı kapatarak
bekleyen polis müdahale etti. Polisin sert müdahalesinde
yaralananlar oldu. Müdahale sırasında 11 kişi gözaltına
alındı. Polis eylemcileri yaklaşık 30 dakika daha gaz sıkarak takip
etti.

Polisin bu müdahalesinden sonra birçok Tekel
işçisi geldikleri şehirlere geri
döndüler.




TEKEL işçileri Erdoğan'ın makyajsız halini gösterdi

TEKEL işçileri
Erdoğan'ın makyajsız halini
gösterdi

"Açılım" toplantılarında ne
güzel konuşuyordu, öyle değil mi? Gerçi o konuşmaları
yapabilmek için "prompter" kullandığı da açığa
çıkmıştı; ama yine de, bu ülkenin başbakanının,
örneğin bir Yılmaz Güney'i anması önemsiz miydi? Tamam, bir
taraftan da "Ermenileri kovarız" diyebilen bir başbakanımız
var. Ama 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasına imkan sağlayacak
anayasa değişikliği teklifi de onun partisinden gelmedi
mi? 

Birileri, ısrarla, Recep Tayyip Erdoğan'da "demokratik" bir
yan bulmak istiyor. "Tamam, onun da hataları, eksikleri, yanlışları
var, ama CHP'den, MHP'den, askerlerden daha demokrat olduğu kesin"
tezini savunuyorlar. Ve AKP'nin sadece kendi iktidarını pekiştirmek
için attığı tüm adımlarda, "demokratikleşme"nin
izlerini bulmaya çalışıyorlar... 

Son olarak, Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP), anayasa değişiklikleri
paketi hakkındaki görüşlerini açıklamış. EDP Genel
Başkanı Ziya Halis, bugün düzenlediği basın toplantısında,
AKP'nin değişiklik teklifini "ana hatlarıyla olumlu"
bulduklarını söylemiş. Ama eksik ve hatalı yanları da varmış...
Bunları dile getirerek "uyarma görevi"ni yerine getiren
Halis, sözlerini şöyle bağlamış: "AKP bu uyarılarımızı
dinleyip dinlememeye kuşkusuz kendisi karar verecektir, ancak bilmelidir ki,
bu konuda vereceği karar onun demokratlığı hakkında verilecek karar
için kuvvetli bir karine oluşturacaktır."

Yine bugün, Recep Tayyip Erdoğan, bir günlük eylem
için Ankara'ya gelen TEKEL işçileriyle ilgili olarak şu
değerlendirmeyi yapmış: 

"Niye geldiklerini anladınız mı? Gelenler kimlerdir, buna
baktınız mı? Şu anda tüm bunlar ülkedeki güzel sürece
gölge düşürmektir. Son çeyrekteki büyüme
yüzde 6'dır; artık bunlara bakalım. Türkiye ne kadar
güçlenirse memur da, işçi de milli gelirden ona göre
payını alacaktır. Sürekli belli bir grubun yasal olmayan eylemlerin
içerisine girmesine biz yasalar içinde asla müsaade
etmeyiz."

İşte Recep Tayyip Erdoğan'ın "demokrasi" anlayışı!
Makyajsız haliyle...

TEKEL işçileri, bugünkü eylemlerini yarın
sonlandıracak ve evlerine dönecekti. İşçilere hiç
dokunulmasaydı, sadece, daha önce haftalarca kaldıkları Ankara'da bir
gece daha geçirmiş olacaklardı. 

Hükümetin buna bile tahammül edememesi, TEKEL
işçilerine saldırılması, işçi düşmanlığından
başka neyle açıklanabilir?

Ya işçi düşmanlarından demokrasi beklemek neyle
açıklanabilir?

 

Kaynak: www.haberveriyorum.net

1 Nisan 2010 Perşembe

İMO ÖĞRENCİ ÜYE TEMSİLCİLERİNİN ATAMA YOLUYLA SEÇİLMESİNE KARŞI ODTÜ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ ÖĞRENCİLERİ ADINA AÇTIĞIMIZ DAVAYI KAZANDIK

<![endif]-->


İMO
ÖĞRENCİ ÜYE TEMSİLCİLERİNİN ATAMA YOLUYLA
SEÇİLMESİNE KARŞI ODTÜ İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ
ÖĞRENCİLERİ ADINA AÇTIĞIMIZ DAVAYI KAZANDIK

style="">               
2008-2009 öğretim yılı için İMO Öğrenci Üye
temsilcisi seçimleri yapılmasına karşın oda yönetimi
seçilen öğrencilerin yerine "kendileriyle uyumlu
çalışacak" öğrencileri temsilci olarak atamıştı. Bu
durumun demokrasiye aykırı olduğunu söyleyen aralarında İvme
Genç Üyelerinin de bulunduğu öğrenciler İMO'ya dava
açmışlardı. 21 Mart 10 tarihinde açıklanan mahkeme kararı
ile yapılan uygulamanın hukuksuzluğu ortaya çıkmıştır.

style="">               
Bundan yaklaşık iki yıl önce İMO Öğrenci Üye
Temsilcilerinin atama yoluyla yapılması beraberinde İMO Genç
örgütlülüğü ile oda yönetimini karşı
karşıya getirmişti. Bu antidemokratik durumu her platformda dile getiren
öğrencilere ilk olarak 14 Mart 2009 tarihinde yapılan Öğrenci
Üye Kurultayında oda yöneticileri tarafından tekme tokat
saldırılmış sonrasında da öğrencilerin bir kısmı üyelikten
çıkarılmışlardı. Öğrenci üyeler bir taraftan dava
açarak seçimlerin yapılması için uğraşıyor diğer
taraftan da bu saldırılara rağmen mücadelelerine devam ediyorlardı.
Böylesi durumda kendi kontrolü altında bir öğrenci üye
örgütlülüğü oluşturamayacağını anlayan
yönetim fiilen Genç İMO çalışmasını bitirmişti.
Açılan davanın öğrenci üyelerin lehine
sonuçlanması üzerine İMO Yönetimin bir hukuksuzluğu daha
ortaya çıkmış bulunmaktadır. Dava metninin bir kısmı
aşağıdadır.

 




Valilik Tekel işçilerine barikat kurdu - YENİLENDİ

Valilik Tekel işçilerine
barikat kurdu - YENİLENDİ

Saat 12.15
Ziya Gökalp caddesinde toplanan KESK üyeleri polis ablukası
altında. Tek Gıda-İş sendikasında sendika yöneticilerinin
toplantısı sürüyor. KESK Genel Başkanı Sami Evren'inde
toplantıya katıldığı öğrenildi.

Saat 11.30
Kzılay tam bir polis kuşatması altında. Sabah saatlerinden itibaren
başlayan polis kuşatması artarak devam ediyor. Sakarya Meydanı'nın her
bir sokak başı, arası, sonu polisler tarafından barikatlarla kesilmiş
durumda. Sakarya tam bir labirante çevrildi. Ankaralılar bölgeye
alınmazken, hemen hemen her yerde polis ve halk arasında tartışmalar
yaşanıyor. İ.Melih Gökçek'in Emniyet için tahsis ettği
belediye otobüsleriyle bölgeye polis taşınmaya devam ediyor.
Kızılay üzerinde helikopterler dolaşıyor.

Saat 11.15
KESK'e bağlı sendikaların üyeleri Ziya Gökalp caddesinde
toplanmaya başladı. Tariş işçileride Tuna caddesindeki kitleye
katıldı.

Saat 11.00
Sol grupların ve kitle örgütlerinin katılımıyla Tuna
caddesindeki sayı artıyor.

Saat 10.30
İstanbuldan gelen İSKİ işçileri ve Samatya Hastahanesi inşaat
işçileri Tuna caddesinde süren direnişe katıldılar.

Ankara Emniyeti işçileri Abdi İpekçi parkına göndermeye
çalışıyor. Emniyet Aralık ayında işçileri gaz bombalı
saldırılarla Abdi İpekçiden Sakarya meydanına
sürmüştü. Şimdi tersini yapmaya çalışıyor.

Tekel işçileri ve Tek Gıda-İş sendikasından yetkililer eylemi
yapmakta kararlı olduklarını dile getiriyorlar.

Saat 08.30
Polisin engellemelerine karşı Tekel işçileri Mithatpaşa Caddesi'ni
trafiğe kapatarak yürüyüşe geçmek istedi. Polisle
işçiler arasında ufak çapta arbedeler yaşandı.

İşçiler Sakarya Caddesi'ne girmek istiyor, Ankara Emniyeti ise
Sakarya Caddesi'ne kimseyi sokmuyor, caddeyi insansızlaştırmaya
çalışıyor. Sakarya bölgesinin sekiz girişine çevik
kuvvet yığınağı yapılmış durumda. Beş yüze yakın işçi
Tuna caddesinin Mithatpaşa caddesine çıkan bölümünde
trafiği kapattı. İşçiler sloganlar atarak bekliyor.

Saat 07.00
Sakarya bölgesindeki kahvehane ve kafeteryalardan zorla
çıkarılan işçilerle polis arasında yer yer arbedeler
çıktı. Mithatpaşa caddesinde çıkan arbedede Metin Sever
isimli İzmirden gelen işçi başından yaralandı. Numune
hastahanesine kaldırılan işçinin tedavisi sürüyor.
Yaralıya kan verildiği öğrenildi.

Bu arada polis Türk-İş binası önüne de barikat kurmuş
durumda. Tekel işçilerinin Türk-İş binası önünde
toplanmasını engellemeye çalışan Ankara Valiliği ile
Türk-İş binası önüne giriş-çıkışları tamamen
kapatmış durumda.

Saat 06.30
Tekel işçileri sabah saatlerinden itibaren Ankara'ya doğru
harekete geçti. Dün işçileri tehdit eden Ankara Valiliği
de sabah saatlerinden itibaren Ankara girişinde Tekel işçilerinin
şehre girmelerini önleme çalışıyor.

Ankara gişelerde işçileri taşıyan otobüsler polisler
tarafından durduruldu. Otobüslerin Ankara'ya girişinin
engellenmesi üzerine Tekel işçileri bireysel imkanlarıyla,
dolmuşları kullanarak Ankara'ya giriş yapıyor. Bitlis Tekel
işçileri Kayaş'ta polis ama noktasından önce
otobüslerinden inip engellemeyi atlatarak dolmuş ve taksilerle
Ankara'ya girdiler.

ATİLLA ÖZSEVER: 4 konfederasyon ayak sürüyor! (Cumhuriyet)

ATİLLA ÖZSEVER: 4
konfederasyon ayak sürüyor! (Cumhuriyet)

TEKEL
işçilerinin eylemi, bugün yeniden başlıyor. Tek Gıda-İş
Sendikası, 1000 işçinin 1 Nisan akşamı Türk-İş Genel
Merkezi önünde bir gece sabahlayıp ertesi gün eylem takvimini
açıklayacağını bildirdi. Edinilen bilgiye göre, her ay başı
oturma eylemi birer gün, işçi sayısı da biner arttırılarak
eylem sürdürülecek. Yani 1-2
Mayıs
'ta iki bin kişi, 1, 2, 3
Haziran
'da üç bin kişi oturma
eylemi yapacak. Eylem yedi ay bu şekilde devam edecek.

Peki, konfederasyonlar ne
yapıyor? Türk-İş, DİSK, Türkiye Kamu-Sen ve KESK genel
başkanları
 22 Şubat 2010'da
TEKEL işçilerinin mücadelesini desteklemek amacıyla 12 maddeden
oluşan ortak bir karara imza attı. Güvencesiz çalışmaya
olanak sağlayan 4/C statüsünün iptali başta olmak üzere
kıdem tazminatı, asgari ücret, işsizlik, sağlıktaki katkı payını
da kapsayan bir dizi konuda AKP'yi uyardılar. Ortak
açıklamada, 
"Öncelikli istemlerin
karşılanmaması ve bu etkinliklerin hükümet nezdinde bir
sonuç vermesi halinde 26 Mayıs 2010'da dört konfederasyon
ve üye sendikaların genel bir eylem
yapacağı
karar altına
alındı
.

Yine aynı karar metninde, 26
Mayıs'a kadar emek kesiminin talepleriyle ilgili çalışanları
ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla sempozyum, konferans,
yürüyüş, miting ve benzeri eylemlerin ortaklaşa hayata
geçirileceği vurgulandı
.

22 Şubat'tan
beri altı haftaya yakın bir süre geçti, ortak bir panel,
sempozyum ve miting düzenlenmedi. 1 Mayıs geliyor, henüz bu
İşçi Bayramı
'nın ortak bir
şekilde kutlanacağına dair bir çalışma yok.
İstanbul
'da
Türk-İş
'e bağlı sendikaların bir
miting talebi var, genel merkezden henüz bir yanıt gelmiş
değil.

Özellikle 1
Mayıs
'ın güçlü ve geniş
bir katılımla kutlanması, ardından gelecek 26 Mayıs genel grevi
için önemli bir gösterge olacak. Ancak dört
konfederasyonda ciddi bir çalışma, ortak bir hareket
gözükmüyor. Genel grev, genel eylem ciddi konular, çok
iyi hazırlanmak gerekir. Yunanistan
'daki
emek örgütleri bu anlamda hayatı durduruyor, hükümeti ve
kamuoyunu etkiliyor.

TEKEL işçisi,
Ankara
'da 78 gün önemli bir
direniş gösterdi, emek kesimindeki ölü toprağını
silkeledi, dört konfederasyonun ortak tavır almasını sağladı. Ancak
şimdi görev, diğer sendikalarda, üst örgütlerde... 78
günlük direniş sonucunda ne gibi kazanımlar elde edildi,
hükümete gerçek anlamda geri adım attırılabildi mi, bu
sürecin daha kalıcı kazanımlara yol açması için ne
yapmalı, nasıl hareket edilmeli? Öncelikle dört konfederasyonun
samimi ve inançlı olması gerekiyor.

Şubat
2010
'da pek etkili olmayan bir genel eylemin
benzeri 26 Mayıs
'ta da olursa, 1 Mayıs
görkemli bir şekilde kutlanmazsa 78 günlük direniş ne işe
yarayacak? Tekrar belirtelim, şimdi görev dört konfederasyona
düşüyor

 

Kaynak:
www.haberveriyorum.net

Valilik Tekel işçilerine barikat kurdu - YENİLENDİ

Valilik Tekel işçilerine
barikat kurdu - YENİLENDİ

Tekel işçileri sabah
saatlerinden itibaren Ankara'ya doğru harekete geçti. Dün
işçileri tehdit eden Ankara Valiliği de sabah saatlerinden itibaren
Ankara girişinde Tekel işçilerinin şehre girmelerini önleme
çalışıyor.

Ankara gişelerde işçileri taşıyan otobüsler polisler
tarafından durduruldu. Otobüslerin Ankara'ya girişinin
engellenmesi üzerine Tekel işçileri bireysel imkanlarıyla,
dolmuşları kullanarak Ankara'ya giriş yapıyor. Bitlis Tekel
işçileri Kayaş'ta polis ama noktasından önce
otobüslerinden inerek engellemeyi atlatarak dolmuş ve taksilerle
Ankaraya girdiler.

Sabah saat yedi civarında sakarya bölgesindeki kahvehane ve
kafeteryalardan zorla çıkarılan işçilerle polis arasında
yer yer arbedeler çıktı. Mithatpaşa caddesinde çıkan
arbedede Metin Sever isimli İzmirden gelen işçi başından
yaralandı. Numune hastahanesine kaldırılan işçinin tedavisi
sürüyor. Yaralıya kan verildiği öğrenildi.

Bu arada polis Türk-İş binası önüne de barikat kurmuş
durumda. Tekel işçilerinin Türk-İş binası önünde
toplanmasını engellemeye çalışan Ankara Valiliği ile
Türk-İş binası önüne giriş-çıkışları tamamen
kapatmış durumda.

Tekel işçileri ve Tek Gıda-İş sendikasından yetkililer eylemi
yapmakta kararlı olduklarını dile getiriyorlar.

Saat 08.30 sıralarında, polisin engellemelerine karşı Tekel
işçileri Meşrutiyet Caddesi'ni trafiğe kapatarak
yürüyüşe geçmek istedi. Polisle işçiler
arasında ufak çapta arbedeler yaşandı.

İşçiler Sakarya Caddesi'ne girmek istiyor, Ankara Emniyeti ise
Sakarya Caddesi'ne kimseyi sokmuyor, caddeyi insansızlaştırmaya
çalışıyor. Sakarya bölgesinin sekiz girişine çevik
kuvvet yığınağı yapılmış durumda. Beş yüze yakın işçi
Tuna caddesinin Mithatpaşa caddesine çıkan bölümünde
trafiği kapatatarak sloganlar atarak bekliyor.

Ankara Emniyeti işçileri Abdi İpekçi parkına göndermeye
çalışıyor. Emniyet Aralık ayında işçileri gaz bombalı
saldırılarla Abdi İpekçiden Sakarya meydanına
sürmüştü. Şimdi tersini yapmaya çalışıyor.

Ayrıntıları aktarmaya devam edeceğiz…

Kaynak :Sendika.Org

TEKEL'den sonra Şeker'de de 4/C baskısı

TEKEL'den sonra Şeker'de de
4/C baskısı

ANKARA (31.03.2010)- TEKEL'den sonra Şeker
Fabrikaları'na 4/C dayatması. Türkiye Şeker Fabrikaları Genel
Müdürlüğü, yayımladığı genelge ile
işçilerden 4/C'ye geçmelerini istedi. Oysa kamuya ait şeker
fabrikalarının özelleştirilmesi Danıştay 13. Dairesi tarafından
durdurulmuştu.

Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü, 9
Mart'ta yayımladığı bir genelge ile işçilerden 4/C'ye
geçmelerini istedi. Genelge sonrasında şeker fabrikaları
işçilerine de TEKEL işçilerine yapıldığı gibi 4/C
formlarını imzalamaları yönünde baskı yapılmaya
başlandı.

Türkiye Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü'nce
yayımlanan genelgede, Bakanlar Kurulu'nun özelleştirme uygulamaları
sonucunda işsiz kalan işçilerin geçici personel
statüsünde istihdam edilmelerine ilişkin kararı hatırlatıldı.
Bu karar gereğince, diğer kamu kurum ve kuruluşlarına atanmak üzere
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na müracaat eden
işçilerin, 4/C kapsamında atama tekliflerinin yapıldığı
kaydedildi.

Şeker Fabrikaları Genel Müdürü Mehmet Azmi Aksu, AKP
Genel Başkan Yardımcısı ve İçişleri eski Bakanı Abdülkadir
Aksu'nun kardeşi. Konuya dikkat çeken kişi, CHP Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek.

Kamuya ait şeker fabrikalarının özelleştirilmesi Danıştay 13.
Dairesi tarafından durdurulmuştu. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
ise TEKEL işçilerinin ses getiren mücadelesinden sonra, 4/C'nin
iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu.

Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, Şeker-İş
dergisinin Mart sayısında, "TEKEL işçilerinin ve
tütün üreticilerinin yaşadığı bu durumu şeker
işçilerinin ve pancar üreticilerinin de yaşamaması için
Türkşeker'in özelleştirilmesinin durdurulması gerektiğini
düşünüyoruz ve bu düşünce doğrultusunda
çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.