4 Mayıs 2011 Çarşamba

İnternette koyu sansür dönemi

İnternette koyu sansür
dönemi

Sermaye devleti muhalif basın üzerinde estirdiği baskı ve
terörü toplumsal ölçekte de genişletiyor.
“Çocukları koruma” demagojisine yaslanan düzen
sözcüleri, 22 Ağustos'ta yürürlüğe girecek
olan  Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları
Yönetmeliği ile internet kullanıcılarına sıkı kontrol getirmeyi
hedefliyor.

Devletin kullanıcılara dayattığı sınırlama ile alternatif haber alma
kanalları ve ifade özgürlüğü önüne kalın bir
set çekilecek. AKP hükümeti, Bilgi Teknolojileri Kurumu
(BTK) eliyle yaptığı bu hamleyle, özelinde emekçileri
hedefleyen ve toplum geneline yayılan koyu bir sansür dayatacak.
Çünkü sadece BTK'nın onay verdiği sitelere giriş
yapılabilecek.

Sansürün boyutunu seçme
özgürlüğü!

22 Ağustos 2011 tarihinde yürürlüğe girecek
'İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar'
yönetmeliğinin hükümlerine göre kullanıcılar,
BTK'nın belirlediği 4 internet filtresinden birini seçmek
zorunda bırakılacak. Bu dört tip filtre “aile, çocuk,
yurtiçi ve standart” paketlerinden oluşuyor. Her internet
abonesi bunlardan birini seçmek zorunda bırakılıyor. Bu paketlerde
nelerin yasak kategorisine alınacağı ise oldukça keyfi olarak
belirlenmiş. Yönetmelikteki muğlak ifadeler de bu keyfiyetin zeminini
hazırlıyor. İnternet kafelerde uygulanan Websense filtresine benzeyen
uygulamayla, hangi kriterler baz alınarak oluşturulduğu bilinmeyen
‘kara liste’deki sitelere giriş yapılamayacak. Üstelik
yasaklı site olmadığı belirtilen ‘standart pakete' dahi
sansür uygulanacak. Standart filtre kapsamında örneğin farklı
DNS’ler kullanarak “yasaklı” sitelere girebilenler de
artık bunu teknik olarak başaramayacak.

“Filtre kullanmak istememe” gibi bir alternatif de bu
yönetmelikle olanaksız hale getiriliyor. Çünkü
kullanıcıların sadece belirlenen kullanıcı adı ve şifrelerle internete
girebilmelerine izin verilecek. Bu ise, internet üzerinden yapılan
halihazırdaki  kapsamlı denetimi daha da güçlendiriyor.
Herkesin ziyaret ettiği sitelerin ve yaptıkları işlemlerin kayıt altına
alınmasını daha da kolaylaştırıyor.

Uzmanlar ise düzenlemenin "internetin ölümü"
anlamına geldiğini dile getiriyorlar. Bunun işareti ise BTK'ya bağlı
TİB'in, internet alan adlarında yer almasının yasaklandığı 138
kelimeyi son derece keyfi biçimde belirlemesi. İnternet Teknolojileri
Derneği Başkanı Doç. Dr. Mustafa Akgül, “Bu bir
tehdittir. Yapılan yargısız infazdır. Bunu yaparak servis sağlayıcıya
‘Sen kendini hâkim yerine koy’ diyorlar” diyerek
durumun vehametini ortaya koyuyor. Çünkü bu yasaklamayla yer
sağlayıcı firmalar (hosting) otosansüre başvuracak.

Sansürün sebebi korkudur

Sermaye devletinin devrimci ve ilerici basın üzerindeki baskıları
toplatma, yayın durdurma, hapis cezaları vb. uygulamalarla sürerken,
yakın zamanda daha çıkmamış kitapların basımını engelleme,
kopyalarını yok etme gibi yöntemler de kamuoyunun gündemine
oturmuştu. Bir gözdağı niteliğindeki bu uygulamalar esasen
emekçi kitlelerden ve onların devrimci mücadelesinden duyulan
korkunun göstergesidir. Her türlü devrimci
düşünceyi bastırmayı görev bilen sermaye devleti, bu son
uygulamasıyla da asıl olarak devrimci ve ilerici basının sesini daha
fazla kısmak ve dolaysızca internet ortamındaki kıskacı daraltmak hedefi
gütmektedir.

Baskının bu biçimde tırmandırılması kuşkusuz işçi ve
emekçilere yönelik yoğunlaşan  saldırılardan ve buna
karşı oluşan tepkiden bağımsız düşünülemez.
Ağırlaşan sosyal, siyasal sorunlar ve yeni hak gaspları bir yana,
Ortadoğu ve Kuzey Afrika haklarının ve coğrafyamızda Kürt
halkının militan mücadeleleri sermaye devletini yeni önlemler
almaya itiyor. İşçi ve emekçilerin biriken öfkesinin
kendisine yönelmesinden çekinen devlet, sansür ve yasaklarla
kitlelerin devrimci politikayla buluşmasını engellenmeye
çalışıyor.

Bu uygulama, sanal alemde de olsa özgürlüklerin ancak
mücadele ile korunabileceğine de işaret ediyor.

 

Kaynak: www.kizilbayrak.net

3 Mayıs 2011 Salı

İvme Genç İzmir Dayanışma Pikniği

İvme Genç İzmir
Dayanışma Pikniği

Mühendislik, Mimarlık ve Planlama öğrencileri olarak pikniğe
gidiyoruz.

Tarih: 14 Mayıs 2011 Cumartesi

Piknik yeri: Efeoğlu Piknik Alanı

Toplanma yeri: İzmir Büyükşehir Belediyesi
Önü, Konak

Toplanma saati: 8.30

Ücret: 15 TL (yol+yemek)

(Önemli not: Katılım için en geç 11
Mayıs 2011 Çarşamba gününe kadar haber verilmesi rica
olunur.)

İletişim:

Tel: 0 554 566 37 15 E-posta:
ivmedergisi.izmir@gmail.com

İvme Genç İzmir

2. Su Forumu Protesto Edildi

2. Su Forumu Protesto
Edildi

 

3-5 Mayıs 2011
tarihlerinde İstanbul'da yapılan 2. İstanbul Uluslararası
Su 
Forumu
b
ileşenleri arasında
+İvme Dergisi'nin de olduğu 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">Suyun  Ticarileştirilmesine Hayır Platformu
tarafından 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">protesto edildi. 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">Sekreteryası emperyalist tekellerden oluşan Dünya Su
F
orumu tarafından
yürütülen ve düzenleyicileri arasında
class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; font-family:
arial, sans-serif; font-size: 13px; ">DSİ, İBB, İSKİ, Çevre ve
Orman Bakanlığı gibi yerli  style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">işbirlikçileri olan "2. Uluslararası Su Forumu"
nu 
pretesto etmek
için s
aat 10.00
Beyoğlu Adliyesi önünde yaklaşık 200 kişilik
Suyun 
Ticerileştirilmesine Hayır Platformu bileşenleri toplandı. "Su
Hayattır 
Satılamaz", "AKP Elini Suyumuzdan Çek",
"Dereler Özgürdür Özgür Akacak",
"Su 
Yaşamdır
Satılamaz" sloganları ile forumun düzenlendiği
 Haliç 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">Kongre Merkezi'ne yürüyüşe geçildi. Kongre
merkezine giden yolda polis kitleyi yürütmemek 
class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; font-family:
arial, sans-serif; font-size: 13px; ">için barikat kurmuştu. Ancak
kitlenin basın açıklamasını forumun yapıldığı
binanın önünde
yapması yönündeki kararlılığı karşısında
polis 
barikatı
kaldırmak zorunda kaldı. Sloganlarla kongre merkezine
kadar 
yürünüp basın açıklaması burada yapılarak eyleme
son verildi.


Kongre merkezi
önünde yapılan basın açıklamasının tam metni şu
şekildedir:

 


class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); font-family:
Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 15px;
-webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px;
">ÜLKEMİZİN VE ORTADOĞU HALKLARININ
SUYUNA DOKUNAMAYACAKSINIZ..!
style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: Helvetica, Arial, sans-serif;
font-size: 12px; line-height: 15px; -webkit-border-horizontal-spacing: 2px;
-webkit-border-vertical-spacing: 2px; "> 
class="Apple-style-span" style="color: rgb(51, 51, 51); font-family:
Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 12px; line-height: 15px;
-webkit-border-horizontal-spacing: 2px; -webkit-border-vertical-spacing: 2px;
">İZİN
VERMEYECEĞİZ..!

Yaşamın en önemli
kaynağı olan su kapitalizmin metalaştırmaya 
class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; font-family:
arial, sans-serif; font-size: 13px; ">çalıştığı en önemli
hedefi teşkil ediyor. Bunu ülkemizde yaşanılan HES  class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; font-family:
arial, sans-serif; font-size: 13px; ">gerçeğinde
açıkça görebiliyoruz. 2009'da yapılan Dünya Su
Forumu'nun  style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">hemen ardından ortaya çıkan ve yapım aşamasına gelen
HES'lerin sayısı 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">bugün 2000 sayısını bulmuş durumda. Şuan lisanslanan sayı
4000 
civarında ve
hedeflerini ise 10000 adet olarak açıklamaktalar.
Bunun 
anlamı
ülkemizin her bölgesinde var olan ufak tefek derecikleri
dahi 
HES adı
altında boruların içine alıp suya erişimi tüm canlılar
ve 
insanlar
için kısıtlayarak, aynı petrolde olduğu gibi boru hatları
ile 
tüm
dünyada ve bölgemizde içme, kullanma ve özellikle
tarımsal 
sulamalarda
suyun ticari metaya dönüştürülmesi
hedeflenmektedir. 

Emperyalizm, halklara
karşı çok yönlü saldırısını;
yaşamsal 
kaynaklarımıza, suyumuza, tekelleriyle, uluslararası
şirketleriyle 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">sürdürüyor. İşgalleriyle dünya halklarını
katleden emperyalist 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">kapitalist sistem, gözünü şimdi de halkların en
yaşamsal kaynağı olan 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">suya dikmiş, bu konuda işbirlikçi AKP iktidarı gibi,
dünyanın birçok 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">ülkesinde işbirlikçi iktidarlar yoluyla, suyun
ticarileştirilmesi 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">çalışmasını hız kesmeden her geçen gün
büyütüyor.

3-5 Mayıs 2011
tarihlerinde İstanbul'da, aynı 2009'da yapıldığı
gibi 
bir
2.Uluslararası Su Forumu düzenleniyor. Düzenleyicileri
Uluslar
arası Su
Forumu, DSİ, İBB, İSKİ ve 5.Dünya Su Forumu
sekreteryasından 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">oluşuyor. İstanbul Uluslararası Su Forumu'nun ana teması
"Bölgesel Su 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">Sorunları ve Çözüm Arayışlarına Bir İstanbul
Bakışı" olarak 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">belirlenmiş. 2009'da yapılan su forumunun da benzer bir
bakışı vardı 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">ve sonrasında hızla ortaya çıkan HES gerçeği ile
yüz yüze kaldık. 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">Şimdiki hedefleri Balkanlar, Gürcistan, Irak, Mısır ve
Libya'ya kadar 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">uzanan coğrafyada suların ticarileştirilmesidir.
Sermaye 
için
sınırların ortadan kalktığı ve sömürünün
azgınlaşarak sürdüğü 
class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; font-family:
arial, sans-serif; font-size: 13px; ">bölgemizde, yapılmak istenenlerin
sermayeye yeni bir alan yaratma  style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">çabaları olduğu bir gerçek. Mazlum Ortadoğu
halklarına reva  görülen 
class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; font-family:
arial, sans-serif; font-size: 13px; ">açlık ve sefalete ek olarak,
suyunun da tamamen elinden alınmak  class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; font-family:
arial, sans-serif; font-size: 13px; ">istendiği yeni bir süreç
dayatılmak isteniyor.

Sermayenin her şeye
muktedir olmadığını Türkiye halkı ve diğer
çevre 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">ülkelerinin halkları sermayeye ve payandalarına
gösterecektir. Ezilen 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">halkların, bugün için ellerindeki tek güç,
örgütlenmek ve örgütlü 
class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; font-family:
arial, sans-serif; font-size: 13px; ">mücadele etmektir. Sularımızı,
yaşamımızı ve geleceğimizi kurtarmanın  class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; font-family:
arial, sans-serif; font-size: 13px; ">tek yolu da budur. Direnecek,
mücadele edecek ve suyumuzu,  style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">geleceğimizi onların ellerine teslim etmeyeceğiz! 


Başaramayacaksınız izin
vermeyeceğiz.! 

HES'ler, Nükleer
santraller, Termik santraller, doğamızı ve 
class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse; font-family:
arial, sans-serif; font-size: 13px; ">yaşam alanlarımız yok eden
yatırımlardır, izin vermeyeceğiz..! 

Tarımsal sulamadaki
özelleştirmelere izin vermeyeceğiz..!

Konturlu su sayacı ile
suya erişimimizi kısıtlayan 
style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size:
13px; ">uygulamalara izin vermeyeceğiz!

Emperyalizm
Ortadoğu'dan Defol!

Bizim için
yaşanmaz hale getirdiğiniz ülkemizi sizin için
barınamaz 
hale
getireceğimizi söylüyor ve uyarıyoruz: TALAN POLİTİKALARINA
SON 
VERİN..!

 Suyun
Ticarileştirilmesine Hayır Platformu

+İvme Dergisi

 

Julian Assange: Facebook bir casus makinesi

Julian Assange: Facebook bir
casus makinesi

Wikileaks kurucusu Julian Assange, Facebook için
“şimdiye kadar icat edilmiş en dehşet verici casus makinesi”
dedi.

Wikileaks kurucusu Julian Assange, Russia Today’e verdiği
röportajında Facebook’un insanların isim ve bilgileri hakkında
dev bir veritabanı olduğunu ve kullanıcıları tarafından
gönüllü olarak kullanılsa da, ABD istihbaratının
kullanması için geliştirildiğini iddia etti.

Facebook’u “şimdiye kadar icat edilmiş en dehşet verici casus
makinesi” olarak tanımlayan Assange, “Herkes şunu anlamalı ki,
arkadaşlarını Facebook’a ekleyerek ABD istihbarat servisleri
için bedavaya çalışıyorlar ve onlar için bu
veritabanını oluşturuyorlar” dedi.

Facebook’un ABD istihbaratı tarafından yönetildiğini falan
iddia etmediğini belirten Assange, kayıtlara erişimlerinin olmasının
bile yeterince tehlikeli olduğunu söyledi.

Assange, “Yani, Facebook şimdi ABD istihbaratınca mı
yönetiliyor? Hayır, öyle değil. Basitçe mesele şu ki, ABD
istihbaratı onlara yasal ve siyasi baskı yapma kapasitesine sahip”
dedi.

Assange, Wikileaks belgelerinden bahsederek gerçekten önemli
olan belgelerin henüz yayınlanmadığını çünkü
kendilerinde “Top Secret” belgelerin olmadığını, asıl
yüz kızartıcı belgelerin bunlar arasında bulunduğunu
söyledi.

(soL - Dış Haberler)

Kaynak: sol.org.tr

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Apple işçilerden intihar taahhüdü alıyor

Apple işçilerden intihar
taahhüdü alıyor

Apple, Çin'de yarım milyon işçiyi kötü
şartlarda çalıştırdığı ve artan intiharları önlemek
için "İntihar etmeyeceğim, kendime iyi bakacağım" diye
yazılı tahahhüt aldığı öne sürüldü.

Bilgisayar ve teknoloji devi Apple'la ilgili çarpıcı iddia.
Bilgisayar ve teknoloji devi Apple'ın, dünya pazarında patlama
yaşanan iPad ve iPhone cihazlarını üreten Çin'deki
fabrikalarında 50 milyona yakın Çinli işçiyi insanlık
dışı, çok kötü şartlarda çalıştırdığı ve
artan intiharları önlemek için "İntihar etmeyeceğim,
kendime iyi bakacağım" diye yazılı tahahhüt aldığı öne
sürüldü.

İngiliz The Guardian gazetesinin haberine göre, Apple'ın
ürünlerini üreten Foxconn şirketinin Çin'in
Şenzen ve Çengdu bölgelerinde iki dev fabrikası bulunuyor. Bu
fabrikalardaki işçilerin saat ücretleri 1.5 lira.

Geçen yıl bu fabrikalarda ağır çalışma koşullarına
dayanamayan bir çok işçinin intihar etmesinin ardından
şirket, çalışanlarından 'intihar etmeyeceği ve fiziksel
sağlığına iyi bakacağım. Canım benim hazinemdir" diye yazılı
taahhüt aldı. Sivil toplum örgütlerinin yaptıkları
soruşturmaya göre milyonlarca iPad ve iPhone üreten fabrikalarda,
rekor seviyeye ulaşan talebi karşılamak için geceli
gündüzlü çalışılıyor. İşçilere 15
günde bir izin veriliyor.

Apple 2013 sonuna kadar 100 milyon iPad üretmeyi hedefliyor.

Kaynak: kizilbayrak.net, Dünya Bülteni /
02.05.11

Kampanya Günlüğü-1

Kampanya
Günlüğü-1

Mühendislik mimarlık ve planlamada +İVME DERGİSİ olarak 05/03/2011
tarihinde başlattığımız "DÜŞÜK ÜCRETE VE
GÜVENCESİZ ÇALIŞMAYA HAYIR" kampanyasında 21 Nisan 2011
tarihine kadar;

-24.03.2011 ile
05.04.2011 tarihlerinde İ.Ü Orman
Fakültesi
-01.04.2011 tarihinde Orman Bölge
Müdürlüğü

-05.04.2011 Bakırköy Belediyesi Fen
İşleri ve Park Bahçeler  Müdürlükleri
ile İmar ve Makina Tesisat Müdürlüğü

-06.04.2011 Bugün Maltepe Belediyesi

-07.04.2011 İBB İSKİ Soğanlık

-19.04.2011 İBB İSKİ Genel
Müdürlüğü Nurtepe

-20/04/2011 Şişli Belediyesi

-21.04.2011 İETT' nin Beyoğlu, Tünel ve
Karaköy

 

işyerleri ziyaret edilerek kampanyanın amacı, hedeflerimiz ve programız
çerçevesinde sohbetler edilip broşür dağıtımı ve
dergi satışları gerçekleştirildi. Şu ana kadar ziyaret edilen bu
işyerlerinde;  370 Adet "Kamuda Çalışmak", 50Adet
"Üniversitede Çalışmak" 45 Adet "İVME
GENÇ bülteni" dağıtılırken 114 Adet de Dergimizin
"EMEKÇİ MÜHENDİS MİMAR  ŞEHİR PLANCILARI"
adıyla çıkan 10. Sayısının dağıtımı yapılmıştır.
Yukarıda belirttiğimiz işyerlerinde ücretli olarak çalışan
Mühendis mimar ve şehir plancıları ile bazı işyerlerinde toplu ve
bazı işyerlerinde de bire bir yaptığımız görüşmelerde
kampanya ilgi ile karşılanırken çok olumlu tepkiler aldık.
Yaptığımız sohbet ve konuşmalarda;

 

- Kampanya yaptığımız için, işyeri toplantıları yapıp
sizlerle görüştüğümüz için, panel/ forumlar
yapacağımız, İstanbul'dan Ankara'ya fiilen
yürüyeceğimiz için ücretli çalışan
mühendis, mimar ve şehir plancılarının (MMŞP) haklarını
verecekleri, taleplerini yerine getirecekleri beklentisi içerisinde
olmadığımız vurgulanmıştır.

- Bu kampanyayla ve yapacağımız çalışmalar ile
amaçlarımızdan bir tanesinin ücretli çalışan
MMŞP'lerin "tuzu kuru" insanlar olmadığı, önemli bir
kısmının kendi mesleğinde çalışamadığı, büyük bir
kısmının işsiz, işi olanlarında açlık sınırı ile yoksulluk
sınırı arasında çok düşük ücretlerle
güvencesiz çalıştırıldıklarını, mevcut iş yasalarında
var olan haklarını dahi kullanamadıklarını kamuoyuna duyurmak olduğu
ifade edilmiştir.

- Yine bu kampanyayla ücretli çalışan MMŞP' lerin
odalarının, sendikalarının yöneticilerinin de kendi üyelerinin
sorunlarına duyarsız kalmamaları, ücretli çalışan bu
üyelerinin sorunlarını gündemlerine almaları ve aynaya
bakmalarını sağlayacağı, daha da önemlisi bu kampanyayla,
ücretli çalışan MMŞP' lerin hakları ve sorunları
temelinde bir araya gelmeleri, birlikte hareket etmeleri ve
örgütlenmelerinde bir adım olacağı anlatılmıştır.


Kampanyamız işyeri gezileri ile devam etmekte olup,  her hafta sonu
haftalık işyeri gezilerimiz ile ilgili bilgiler sitemizde
yayınlanacaktır.

1 Mayıs 2011 Pazar

Her dört çocuktan biri açlık sınırında

Her dört çocuktan biri
açlık sınırında

OECD tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye'de her
dört çocuktan biri açlık sınırında yaşamını
sürdürüyor.

İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD), ilk kez aile
değerleri üzerine hazırladığı raporunu yayınladı. “Aileler
değişiyor” başlıklı raporda OECD’ye üye 34
ülkedeki kadın işgücü, aile ferdi sayısı ve yoksulluk ele
alındı. Raporda, açlık sınırında yaşayan çocuk sayısı
ile ilgili iç burkan bir tablo ortaya çıktı. Açlık
sınırında yaşayan çocuklar hakkında
“Türkiye’deki kadın işgücünün
büyük ölçüde azalması çocukların
açlık oranının artmasına sebep oldu” açıklaması
yapıldı. İşte o rapordan çarpıcı sonuçlar şöyle
sıralandı:

Yoksulluk sınırında yaşayan çocuk sayısının
Türkiye’de yüzde 24.6 olduğu belirtildi. Bu oranla
Türkiye 39 ülke arasında İsrail ve Meksika’nın ardından
üçüncü sırada. İstatistiklere göre
Türkiye’de her 4 çocuktan biri açlık sınırında
yaşıyor. OECD ortalaması yüzde 12.7. OECD ülkeleri arasında
yoksul aileden gelen çocuklar obez olurken Türkiye ve
Rusya’daki çocuklarda aşırı kilo görülmemesine
raporda dikkat çekildi.

Türkiye çocuk ölüm oranında birinciliği kimseye
bırakmıyor: Her 1000 doğumda 21 ölüm yaşanıyor. OECD
ortalaması her 1000 doğumda iki ile üç arasında değişiyor.
Türkiye’de çocukların yüzde 67’si
hayatlarından memnun. Türkiye’nin önünde Macaristan
(%81) ve Çek Cumhuriyeti (%81) bulunuyor. OECD ortalaması yüzde
86. Ortalama bir ailenin 4 ferdi olduğu Türkiye, OECD ülkeleri
arasında en kalabalık aile olarak zirveyi Meksika ve Şili ile
paylaşıyor. OECD ortalaması 2.56. Evli olmadan aynı evde yaşayan
çiftlerin en az olduğu ülke Türkiye, listedeki 34 ülke
arasında sonuncu. Türk insanının yüzde 45’inin ailesiyle,
yüzde 5’inin yalnız yaşadığı belirtildi.

ÇALIŞAN KADIN ORANI DÜŞTÜ
Türkiye’de çiftlerin yüzde 62’sinin eğitimsiz
olduğu, yüzde 5.6’sında hem erkek hem de kadının yüksek
eğitim aldığı bildirildi. Tek çalışanın olduğu aile oranı
Türkiye’de yüzde 60. Doğum izninin en az olduğu
ülkeler Türkiye, Yunanistan, İsviçre ve Slovenya. Doğum
oranı 1995’te Türkiye’de 3 olarak belirlenirken bu oran
2009’da 2’ye indi. Türkiye, Şili, ABD ve Meksika ile
birlikte genç doğum (19 yaşından önce anne olanlar) oranında
üst sıralarda yer alıyor. Her 1000 doğumdan 35’inin genç
anneler gerçekleştiriyor. 1980’e yüzde 40’ı
çalışan Türk kadınının 2009’da bu oranının
yüzde 26.4’e düştüğü belirtildi. Türkiye bu
oranla Endonezya (49) ve Hindistan’ın (%34) gerisinde kalarak sonuncu
oldu. (Vatan)

Kaynak: radikal.com.tr