2 Ocak 2012 Pazartesi

Balıktan ineğe her yer GDO

Balıktan ineğe her yer
GDO

03/01/2012
2:00

Prof. Dr.
Ceylan: GDO'lu yemle balık ve inekler de besleniyor. 2010'da 1.2
milyon ton mısır ithal ettik, çoğu GDO'luydu.
class="news-middle" sizcache="349" sizset="79">
sizcache="348" sizset="38">
sizset="38">

Balıktan ineğe her yer GDO src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2012/01/02/fft5_mf887757.Jpeg"
/>

Bir şey olmaz Prof. Dr. Ceylan, Mısırda 40 bin gen oluyor. 41
bininci geni aktarıyorsunuz. Ağzınıza aldıktan sonra DNA parçalanır.
İnsanlar ve hayvanlar zaten gıda ve yem olarak binlerce yıldır DNA
tüketiyor. Tüketmekle bir şey olmaz diyor.

sizset="38"> 
ANKARA - Tekrar
tartışma konusu olan GDO’lu yemlerin gıdanın olduğu her yere
ulaştığı anlaşıldı. Profesör Doktor Necmettin Ceylan, GDO’lu
yemlerle balıkların, ineklerin ve kanatlıların beslendiğini belirtirken,
“Ama korkmaya gerek yok. Bütün dünyada bu böyle, Avrupa
Birliği’nde de böyle bir durum söz konusu” dedi.
Ceylan,
“Zaten mesela mısırda 40 bin adet gen oluyor, 41 bininci geni
aktarıyorsunuz. Ağzınıza aldıktan sonra da DNA parçalanıyor.
Dolayısıyla bunları tüketmekle hiçbir şey olmaz” diye konuştu.
Ceylan, GDO’yla beslenen bir hayvanın da dışarıdan
anlaşılamayacağını söylerken, bu yemlerle beslenen hayvanların
etiketlenmesine gerek olmadığını söyledi.
Türkiye’de
yapılan hayvancılıkta mısırdan buğdaya, arpadan soyanın işlenmiş
tanesi ve küspesine kadar birçok farklı unsurun
kullanıldığını belirten Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim
Üyesi Prof. Dr. Necmettin Ceylan, 5 milyon ton mısır üreten
Türkiye’nin 2010 yılında 1.2 milyon ton da mısır ithalatı
yaptığını ve ithal edilen mısırın büyük ölçüde GDO’lu
olduğunu söyledi. 

Soyanın yüzde 95’i
GDO’lu

Soyada da benzeri bir durum olduğunu kaydeden
Ceylan, “2010 yılında 2.2 milyon ton soya ithalatı
gerçekleştirdik. Bunun yüzde 95’i GDO’lu. Çünkü ticarete
sunulan soyanın yüzde 95’i GDO’lu” diye konuştu. Mısır
ve soyanın yem olarak et ve yumurta tavuklarında, balıklarda ve ineklerde
kullanıldığını belirten Ceylan, “Mısır kullanımı süt
ineklerinin yemlerinde genellikle yüzde 10-20 aralığında. Fiyatına göre
değişir. Soya ise inek yemlerinde yüzde 10’dan daha az düzeyde
kullanılır. Balık yemlerinde de, soya ve ürünleri kullanılır. Mısır
ve soyanın kanatlıların beslenmesindeki yeri ise yüzde 50 ve hatta daha
fazla olabilir” dedi. 

1996’dan beri
kullanılıyor

GDO’lu yem kullanımına 1996’da
başlandığını ve kullanım miktarının giderek arttığını belirten
Ceylan, “Ama tüm dünyada bu böyledir ve normal bir uygulamadır. AB
de bu yöntemleri kullanıyor. Avrupa Birliği 27 milyon ton GDO’lu
soya kullanıyor. Toplam 150 milyon tonluk bir yem potansiyelleri var, 6-7
milyon ton da GDO’lu mısır kullanıyorlar” dedi.
Türkiye’de ise kayıtlı 11.5 milyon ton hayvan yemi üretimi
olduğunu belirten Ceylan, “İthalat rakamlarını ve kullanım
oranlarını dikkate aldığımızda karma yemin yaklaşık yüzde 25’i
GDO’lu yemdir” diye konuştu. 

Havadan,
sudan gelmiş

GDO ile ilgili olarak yapılan araştırmaların
da eksik aktarıldığını savunan Ceylan, “2006 yılında
İtalya’da yapılan bir araştırmada market sütleri toplanmış ve
GDO’ya rastlanmış deniliyor. Ancak bu araştırmayı yapan
araştırıcılar buldukları DNA parçacıklarının ‘bulaşmadan
kaynaklandığını’ belirtiyorlar. Bu da havadan, sudan, gübreden
bulaşıyor demektir. Toprağı elinize sürdüğünüzde de benzeri bir
durum oluşabilir” dedi.
Mısır bitkisinde 40 bin adet genin
bulunduğunu ifade eden Ceylan, “GDO yöntemiyle bir gen daha
aktarılıyor. O genin de doğru aktarılıp aktarılmadığı 8-10 testle
inceleniyor. Bitkide de olsa, hayvanda da olsa, bakteride de olsa genlerin
yapısı benzerdir, dolayısıyla tüm genler aynı yolla sindirilir. Bu
nedenle endişe etmek gerekmiyor, insanlar ve hayvanlar 10 binlerce yıldır
gıda ve yem tüketerek sürekli zaten DNA tüketiyorlar. Tüketmekle bir
şey olmaz” dedi. 

‘Yem sanayicilerinin
danışmanı değilim’

Kendisiyle ilgili olarak Türkiye
Yem Sanayicileri Birliği’nin danışmanlığını yaptığı yönünde
bilgiler olduğunu belirten Ceylan, “Bu birlik tüm
Türkiye’nindir. Türkiye’nin ve Türk üreticisinin haklarını
korur, başka bir gayesi yoktur. Ben bu birliğin yem üreticilerini
aydınlatmak için senede 4 defa çıkarılan bilimsel dergisinin yayın
kurulunda yer alıyorum ve gönüllü olarak yer alıyorum, dergide basılmak
üzere akademisyenlerden gelen makaleleri diğer üyelerle birlikte
değerlendiriyoruz. Bunun için bir kuruş dahi almışlığım yok”
dedi.

Sanal âlemde sor öğren kampanyası />Türkiye’deki Slow Food Hareketi üyeleri, GDO’ya karşı
sosyal medyada kampanya başlattı. Slow Food/Fikir Sahibi Damaklar Grubu
üyeleri, Türkiye’deki et, süt ve yumurta üreticisi şirketlere
internet ve tüketici hattı numaralarını arayarak GDO’lu yem
kullanıp kullanmadığını soruyor. Grup, internet sayfasında
“Biyogüvenlik Kurulu 13 GDO’lu mısır çeşidine, onay verdi.
Bu yemleri kullananlar etiketine yazmayacaklar ürettikleri ne tavuğun ne
yumurtanın ve ne de etin.. Siz oysa bilmek istersiniz, değil mi?”
diyerek tüketicileri, ‘sorup öğrenmeye’ çağırdı.
{İSTANBUL, RADİKAL}

sizset="40">kaynak:radikal.com.tr
sizcache="348" sizset="41">
sizset="41">

class="temizle" /> 

 

Balıktan ineğe her yer GDO

<h1><a href=http://www.ivmedergisi.com/node/7987>Balıktan ineğe her yer
GDO</a></h1><div class="header-left"><p class="date" style="text-align:
justify">03/01/2012 2:00</p></div><div class="header-right" sizcache="348"
sizset="36">Prof. Dr. Ceylan: GDO&#39;lu yemle balık ve inekler de
besleniyor. 2010&#39;da 1.2 milyon ton mısır ithal ettik, çoğu
GDO&#39;luydu.</div><div class="news-middle" sizcache="349" sizset="79"><div
class="news-left" sizcache="348" sizset="38"><div class="news-body"
sizcache="348" sizset="38"><div><p style="text-align: justify"><img
alt="Balıktan ineğe her yer GDO" class="news-pic"
src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2012/01/02/fft5_mf887757.Jpeg" /></p><p
style="font-size: 12px; padding-bottom: 25px; color: #4c4c4c; line-height:
14px; text-align: justify">Bir şey olmaz Prof. Dr. Ceylan, Mısırda 40 bin
gen oluyor. 41 bininci geni aktarıyorsunuz. Ağzınıza aldıktan sonra DNA
parçalanır. İnsanlar ve hayvanlar zaten gıda ve yem olarak binlerce
yıldır DNA tüketiyor. Tüketmekle bir şey olmaz diyor.</p></div><div
sizcache="348" sizset="38" style="text-align: justify">&nbsp;</div><div
sizcache="348" sizset="40" style="margin-bottom: 5px; text-align:
justify">ANKARA - Tekrar tartışma konusu olan GDO&rsquo;lu yemlerin
gıdanın olduğu her yere ulaştığı anlaşıldı. Profesör Doktor
Necmettin Ceylan, GDO&rsquo;lu yemlerle balıkların, ineklerin ve
kanatlıların beslendiğini belirtirken, &ldquo;Ama korkmaya gerek yok.
Bütün dünyada bu böyle, Avrupa Birliği&rsquo;nde de böyle bir durum
söz konusu&rdquo; dedi.<br />Ceylan, &ldquo;Zaten mesela mısırda 40 bin
adet gen oluyor, 41 bininci geni aktarıyorsunuz. Ağzınıza aldıktan sonra
da DNA parçalanıyor. Dolayısıyla bunları tüketmekle hiçbir şey
olmaz&rdquo; diye konuştu. Ceylan, GDO&rsquo;yla beslenen bir hayvanın da
dışarıdan anlaşılamayacağını söylerken, bu yemlerle beslenen
hayvanların etiketlenmesine gerek olmadığını söyledi.<br
/>Türkiye&rsquo;de yapılan hayvancılıkta mısırdan buğdaya, arpadan
soyanın işlenmiş tanesi <strong><font color="#ee6603">ve
</font></strong>küspesine kadar birçok farklı unsurun kullanıldığını
belirten Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Necmettin Ceylan, 5 milyon ton mısır üreten Türkiye&rsquo;nin 2010
yılında 1.2 milyon ton da mısır ithalatı yaptığını ve ithal edilen
mısırın büyük ölçüde GDO&rsquo;lu olduğunu söyledi.&nbsp;<br /><br
/><strong>Soyanın yüzde 95&rsquo;i GDO&rsquo;lu </strong><br />Soyada da
benzeri bir durum olduğunu kaydeden Ceylan, &ldquo;2010 yılında 2.2 milyon
ton soya ithalatı gerçekleştirdik. Bunun yüzde 95&rsquo;i GDO&rsquo;lu.
Çünkü ticarete sunulan soyanın yüzde 95&rsquo;i GDO&rsquo;lu&rdquo; diye
konuştu. Mısır ve soyanın yem olarak et ve yumurta tavuklarında,
balıklarda ve ineklerde kullanıldığını belirten Ceylan, &ldquo;Mısır
kullanımı süt ineklerinin yemlerinde genellikle yüzde 10-20
aralığında. Fiyatına göre değişir. Soya ise inek yemlerinde yüzde
10&rsquo;dan daha az düzeyde kullanılır. Balık yemlerinde de, soya ve
ürünleri kullanılır. Mısır ve soyanın kanatlıların beslenmesindeki
yeri ise yüzde 50 ve hatta daha fazla olabilir&rdquo; dedi.&nbsp;<br /><br
/><strong>1996&rsquo;dan beri kullanılıyor </strong><br />GDO&rsquo;lu yem
kullanımına 1996&rsquo;da başlandığını ve kullanım miktarının
giderek arttığını belirten Ceylan, &ldquo;Ama tüm dünyada bu böyledir
ve normal bir uygulamadır. AB de bu yöntemleri kullanıyor. Avrupa Birliği
27 milyon ton GDO&rsquo;lu soya kullanıyor. Toplam 150 milyon tonluk bir yem
potansiyelleri var, 6-7 milyon ton da GDO&rsquo;lu mısır
kullanıyorlar&rdquo; dedi. Türkiye&rsquo;de ise kayıtlı 11.5 milyon ton
hayvan yemi üretimi olduğunu belirten Ceylan, &ldquo;İthalat rakamlarını
ve kullanım oranlarını dikkate aldığımızda karma yemin yaklaşık
yüzde 25&rsquo;i GDO&rsquo;lu yemdir&rdquo; diye konuştu.&nbsp;<br /><br
/><strong>Havadan, sudan gelmiş </strong><br />GDO ile ilgili olarak
yapılan araştırmaların da eksik aktarıldığını savunan Ceylan,
&ldquo;2006 yılında İtalya&rsquo;da yapılan bir araştırmada market
sütleri toplanmış ve GDO&rsquo;ya rastlanmış deniliyor. Ancak bu
araştırmayı yapan araştırıcılar buldukları DNA parçacıklarının
&lsquo;bulaşmadan kaynaklandığını&rsquo; belirtiyorlar. Bu da havadan,
sudan, gübreden bulaşıyor demektir. Toprağı elinize sürdüğünüzde de
benzeri bir durum oluşabilir&rdquo; dedi.<br />Mısır bitkisinde 40 bin
adet genin bulunduğunu ifade eden Ceylan, &ldquo;GDO yöntemiyle bir gen
daha aktarılıyor. O genin de doğru aktarılıp aktarılmadığı 8-10
testle inceleniyor. Bitkide de olsa, hayvanda da olsa, bakteride de olsa
genlerin yapısı benzerdir, dolayısıyla tüm genler aynı yolla
sindirilir. Bu nedenle endişe etmek gerekmiyor, insanlar ve hayvanlar 10
binlerce yıldır gıda ve yem tüketerek sürekli zaten DNA tüketiyorlar.
Tüketmekle bir şey olmaz&rdquo; dedi.&nbsp;<br /><br /><span
style="font-weight: bold; font-size: 15px; color: #c41425">&lsquo;Yem
sanayicilerinin danışmanı değilim&rsquo; </span><br />Kendisiyle ilgili
olarak Türkiye Yem Sanayicileri Birliği&rsquo;nin danışmanlığını
yaptığı yönünde bilgiler olduğunu belirten Ceylan, &ldquo;Bu birlik
tüm Türkiye&rsquo;nindir. Türkiye&rsquo;nin ve Türk üreticisinin
haklarını korur, başka bir gayesi yoktur. Ben bu birliğin yem
üreticilerini aydınlatmak için senede 4 defa çıkarılan bilimsel
dergisinin yayın kurulunda yer alıyorum ve gönüllü olarak yer alıyorum,
dergide basılmak üzere akademisyenlerden gelen makaleleri diğer üyelerle
birlikte değerlendiriyoruz. Bunun için bir kuruş dahi almışlığım
yok&rdquo; dedi.<br /><br /><span style="font-weight: bold; font-size: 15px;
color: #c41425">Sanal âlemde sor öğren kampanyası </span><br
/>Türkiye&rsquo;deki Slow Food Hareketi üyeleri, GDO&rsquo;ya karşı
sosyal medyada kampanya başlattı. Slow Food/Fikir Sahibi Damaklar Grubu
üyeleri, Türkiye&rsquo;deki et, süt ve yumurta üreticisi şirketlere
internet ve tüketici hattı numaralarını arayarak GDO&rsquo;lu yem
kullanıp kullanmadığını soruyor. Grup, internet sayfasında
&ldquo;Biyogüvenlik Kurulu 13 GDO&rsquo;lu mısır çeşidine, onay verdi.
Bu yemleri kullananlar etiketine yazmayacaklar ürettikleri ne tavuğun ne
yumurtanın ve ne de etin.. Siz oysa bilmek istersiniz, değil mi?&rdquo;
diyerek tüketicileri, &lsquo;sorup öğrenmeye&rsquo; çağırdı.
{İSTANBUL, RADİKAL}</div><div sizcache="348" sizset="40"
style="margin-bottom: 5px; text-align:
justify">kaynak:radikal.com.tr</div><div id="divAdnetKeyword2" sizcache="348"
sizset="41"><div class="BlackContent" sizcache="348" sizset="41"><div
class="fck_li" id="metin2" sizcache="348" sizset="41"><p style="text-align:
justify"><br class="temizle"
/>&nbsp;</p></div></div></div></div></div></div><p>&nbsp;</p>

Bir kantin asla sadece kantin değildir/PINAR ÖĞÜNÇ

<h1><a href=http://www.ivmedergisi.com/node/7986>Bir kantin asla sadece
kantin değildir/PINAR ÖĞÜNÇ</a></h1><p style="text-align: justify"><span
class="black_font20 bosluk cl">&nbsp;</span></p><p style="text-align:
justify"><img alt="Bir kantin asla sadece kantin değildir"
src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2012/01/01/fft5_mf886925.Jpeg" /></p><p
style="text-align: justify"><span class="acikgri_font8">Starbucks ı işgal
eden Boğaziçililer, geçen çarşamba Rektör Çaldıran ile
görüştü.</span></p><p style="text-align: justify"><span
class="acikgri_font8">F</span><span class="acikgri_font8">otoğraflar:
starbuckssenligi.blogspot.com</span></p><div class="left yArial"
style="text-align: justify"><br /><strong>Türkiye / 02/01/2012</strong><br
/>&nbsp;</div><div class="bosluk cl" style="text-align: justify">Rektör tam
beş saat Starbucks işgalcileriyle konuştu, ODTÜ&#39;de kantin boykotu
büyüyor.</div><div class="black_font11" id="haberDetayYazi"><p
style="text-align: justify">Bazıları mesela okudukları kitapları
seçmeyi, nasıl düşüneceklerini öğretmeyi, liselilere ders vermeyi
tercih ediyor. Oysa ki geçen yıl Sarıyer Behçet Kemal Çağlar Lisesi
öğrencileri ne güzel bir ders vermişti anlamak isteyene. &ldquo;Paylaşma
kültürünü yaygınlaştırmak istiyoruz&rdquo; diyerek kantin
fiyatlarını boykot etmişler, &ldquo;Nereden bilelim bunların içinde
uyuşturucu olmadığını?&rdquo; seviyesinde eli ayağı dolaşan okul
idaresi simitleri parçalamıştı. Fiyatlar indi ama liselilerin birkaçına
da gözaltına alınmanın neye benzediğini öğrettiler o arada.<br
/>Üniversite ve yurt kantinlerinde ara ara filizlenen bir boykot kökü
mevcuttur. Hayat kantinlerde döner, hayata kantinden müdahale edilir
çünkü. Kantin deyince kiminin gözünde sadece kaşarlı tostla çay
canlanabilir. Ama bir kantin asla sadece kantin değildir.&nbsp;<br /><br
/><strong>Kara kitap da ne? </strong><br />ODTÜ İnşaat
Fakültesi&rsquo;nin 1000 civarında öğrencisi var. Ve söylenene göre
yüzde 90&rsquo;ının desteklediği kantin boykotu 14 Aralık&rsquo;tan beri
sürüyor. Farklı bölüm kantinlerinde işletmeciye göre değişen
fiyatlardan, okul yönetiminin yüksek tuttuğu kantin kiralarının
ceremesinin öğrencilere ödetilmesinden şikâyetçiler. Boykotun
başladığı İnşaat Fakültesi&rsquo;nde çay 60 kuruş, kahve 1 lira.
Yiyecek fiyatları 8 liraya kadar çıkıyor. Diyorlar ki İstatistik
Bölümü kantininde çay nasıl 25 kuruş olabiliyor o zaman?<br />İnşaat
Fakültesi&rsquo;nde gayet demokratik bir biçimde, önce boykota dair anket
yaparak bu kararı almış. Boykotun sıçradığı Jeoloji Bölümü
kantininin bir özelliği de buranın aynı zamanda çalışma salonu
olması. Hakiki bir okul kime aittir mücadelesi bu. Şu anda ya annelerine
yemek, poğaça, kek yaptırıyorlar ya da ellerinden ne gelirse işte...
&lsquo;Mide&rsquo; isimli kutularında toplanan parayla ertesi günün
ihtiyaçları alınıyor. Bunun karşılığında da okuldan soruşturma
tehdidi alıyorlar, &ldquo;Kara kitapta yaptığınızın yeri yok&rdquo;
cümlesini işitiyorlar.&nbsp;<br /><br /><strong>&lsquo;Nötr&rsquo; alanda
buluşma </strong><br />Boğaziçi Üniversitesi&rsquo;ndeki Starbucks
işgali, bir kahve zinciri özelinde üniversitelerin
AVM&rsquo;leştirilmesine, öğrencilerin pasifleştirilmesine tepki olarak 6
Aralık&rsquo;tan beri sürüyor. Tuhaftır, dertlerini çeşitli
etkinliklerle daha önce dile getirdilerse de ciddiye alınmaları ortak
kararla &lsquo;işgale&rsquo; girişmeleriyle oldu.<br />Ve ne oldu? Geçen
çarşamba Rektör Prof. Dr. Kadri Özçaldıran &lsquo;nötr bir
alanda&rsquo; öğrencilerle görüşmeyi kabul etti. Temsilci seçmeyi
tercih etmedikleri için spor salonu hazırlandı. 300 öğrencinin arasına
oturan rektör tam beş saat boyunca onları dinledi. Öncelikle Starbucks
ihalesinin iptal edilmesini, Eski Çarşı kantin alanının yeniden
düzenlenmesini istediler. Öğrenci Kooperatifi&rsquo;nin idaresinde kâr
amacı gütmeyen bir kantin talep ediyorlardı. Özçaldıran, önümüzdeki
çarşamba yazılı cevap verecekmiş taleplere. Ama kooperatif kantini
kısmında sorun yok gibi. Mesele Starbucks ihalesi; iptali tazminat demek
olduğundan öğrenciler bir &lsquo;çeşit&rsquo; olarak Starbucks&rsquo;ın
da durmasına ikna edilmeye çalışılıyor. Çarşambayı bekleyelim.<br
/>Öğrenciler yeni yıla da işgal alanında girdi. Uludere katliamı ruh
hallerine de tesir etmişti. Daha çok bir arkadaş evinde buluşmuş gibi,
kendi yaptıkları yemekleri yiyerek 2012&rsquo;ye girdiler. Zaten işgal
alanı bir süredir evleri gibi olmuştu.<br />Son not da &lsquo;ahu gözlü
devrimci&rsquo; Camila Vallejo hatırına Şili öğrenci hareketini yakinen
takip eden basınımıza. Şili deyince hâlâ onun fotoğraflarını
basıyorsunuz. Vallejo, bir ay kadar önce Öğrenci Federasyonu
başkanlığını Gabriel Boric&rsquo;e bıraktı, aklınızda olsun. O da
yakışıklı bir genç ama sizi keser mi
bilemem.</p></div><p>KAYNAK:RADİKAL.COM.TR</p>

Bir kantin asla sadece kantin değildir/PINAR ÖĞÜNÇ

Bir kantin asla sadece
kantin değildir/PINAR ÖĞÜNÇ

 

Bir kantin asla sadece kantin değildir src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2012/01/01/fft5_mf886925.Jpeg"
/>

Starbucks ı işgal eden
Boğaziçililer, geçen çarşamba Rektör Çaldıran ile
görüştü.

F class="acikgri_font8">otoğraflar:
starbuckssenligi.blogspot.com

/>Türkiye / 02/01/2012
 
Rektör tam beş saat Starbucks işgalcileriyle konuştu, ODTÜ'de
kantin boykotu büyüyor.
id="haberDetayYazi">

Bazıları mesela okudukları kitapları seçmeyi,
nasıl düşüneceklerini öğretmeyi, liselilere ders vermeyi tercih ediyor.
Oysa ki geçen yıl Sarıyer Behçet Kemal Çağlar Lisesi öğrencileri ne
güzel bir ders vermişti anlamak isteyene. “Paylaşma kültürünü
yaygınlaştırmak istiyoruz” diyerek kantin fiyatlarını boykot
etmişler, “Nereden bilelim bunların içinde uyuşturucu
olmadığını?” seviyesinde eli ayağı dolaşan okul idaresi
simitleri parçalamıştı. Fiyatlar indi ama liselilerin birkaçına da
gözaltına alınmanın neye benzediğini öğrettiler o arada. />Üniversite ve yurt kantinlerinde ara ara filizlenen bir boykot kökü
mevcuttur. Hayat kantinlerde döner, hayata kantinden müdahale edilir
çünkü. Kantin deyince kiminin gözünde sadece kaşarlı tostla çay
canlanabilir. Ama bir kantin asla sadece kantin değildir. 
/>Kara kitap da ne?
ODTÜ İnşaat
Fakültesi’nin 1000 civarında öğrencisi var. Ve söylenene göre
yüzde 90’ının desteklediği kantin boykotu 14 Aralık’tan beri
sürüyor. Farklı bölüm kantinlerinde işletmeciye göre değişen
fiyatlardan, okul yönetiminin yüksek tuttuğu kantin kiralarının
ceremesinin öğrencilere ödetilmesinden şikâyetçiler. Boykotun
başladığı İnşaat Fakültesi’nde çay 60 kuruş, kahve 1 lira.
Yiyecek fiyatları 8 liraya kadar çıkıyor. Diyorlar ki İstatistik
Bölümü kantininde çay nasıl 25 kuruş olabiliyor o zaman?
İnşaat
Fakültesi’nde gayet demokratik bir biçimde, önce boykota dair anket
yaparak bu kararı almış. Boykotun sıçradığı Jeoloji Bölümü
kantininin bir özelliği de buranın aynı zamanda çalışma salonu
olması. Hakiki bir okul kime aittir mücadelesi bu. Şu anda ya annelerine
yemek, poğaça, kek yaptırıyorlar ya da ellerinden ne gelirse işte...
‘Mide’ isimli kutularında toplanan parayla ertesi günün
ihtiyaçları alınıyor. Bunun karşılığında da okuldan soruşturma
tehdidi alıyorlar, “Kara kitapta yaptığınızın yeri yok”
cümlesini işitiyorlar. 

‘Nötr’ alanda
buluşma

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Starbucks
işgali, bir kahve zinciri özelinde üniversitelerin
AVM’leştirilmesine, öğrencilerin pasifleştirilmesine tepki olarak 6
Aralık’tan beri sürüyor. Tuhaftır, dertlerini çeşitli
etkinliklerle daha önce dile getirdilerse de ciddiye alınmaları ortak
kararla ‘işgale’ girişmeleriyle oldu.
Ve ne oldu? Geçen
çarşamba Rektör Prof. Dr. Kadri Özçaldıran ‘nötr bir
alanda’ öğrencilerle görüşmeyi kabul etti. Temsilci seçmeyi
tercih etmedikleri için spor salonu hazırlandı. 300 öğrencinin arasına
oturan rektör tam beş saat boyunca onları dinledi. Öncelikle Starbucks
ihalesinin iptal edilmesini, Eski Çarşı kantin alanının yeniden
düzenlenmesini istediler. Öğrenci Kooperatifi’nin idaresinde kâr
amacı gütmeyen bir kantin talep ediyorlardı. Özçaldıran, önümüzdeki
çarşamba yazılı cevap verecekmiş taleplere. Ama kooperatif kantini
kısmında sorun yok gibi. Mesele Starbucks ihalesi; iptali tazminat demek
olduğundan öğrenciler bir ‘çeşit’ olarak Starbucks’ın
da durmasına ikna edilmeye çalışılıyor. Çarşambayı bekleyelim. />Öğrenciler yeni yıla da işgal alanında girdi. Uludere katliamı ruh
hallerine de tesir etmişti. Daha çok bir arkadaş evinde buluşmuş gibi,
kendi yaptıkları yemekleri yiyerek 2012’ye girdiler. Zaten işgal
alanı bir süredir evleri gibi olmuştu.
Son not da ‘ahu gözlü
devrimci’ Camila Vallejo hatırına Şili öğrenci hareketini yakinen
takip eden basınımıza. Şili deyince hâlâ onun fotoğraflarını
basıyorsunuz. Vallejo, bir ay kadar önce Öğrenci Federasyonu
başkanlığını Gabriel Boric’e bıraktı, aklınızda olsun. O da
yakışıklı bir genç ama sizi keser mi
bilemem.

KAYNAK:RADİKAL.COM.TR

1 Ocak 2012 Pazar

Yeni Yıla Direniş Çadırında Girdiler

Yeni Yıla Direniş
Çadırında Girdiler

Beşiktaş Belediyesi'nin Beltaş
şirketinde çalışan ve sendikalaştıktan sonra işten çıkarılan
taşeron işçiler, direnişlerini sürdüreceklerini yeni yıla girerken de
tekrarladı. Direnişteki işçilere DİSK yönetimi de katıldı.

class="yazar">
Emir ÇELİK
class="clear"> 
İstanbul -
BİA Haber Merkezi
01 Ocak 2012, Pazar
class="text"> 

origheight="250" origwidth="490"
src="http://www.ivmedergisi.com/resim/olcekle/31533/490/250" width="490"
/>

Genel İş Sendikası'na üye olmalarının ardından işten
çıkarılan Beşiktaş Belediyesi taşeron işçileri yeni
yıla belediye önünde kurdukları direniş çadırında
girdi.

Belediyeye bağlı Beltaş'ta park ve bahçe
düzenlemelerinde çalışan 178 işçiden 105'ine, Cuma (30
Aralık) günü iş akitlerinin feshedildiğine dair kağıtlar
ulaştı. İşçiler ise Sanatçılar Parkı'ndan Beşiktaş
Belediyesi'ne yürüyerek, direnişe başladı.

İki gündür
çadırda kalan işçilerle birlikte, Devrimci İşçi Sendikaları
Konfederasyonu (DİSK) yönetimi, Genel İş Sendikası
İstanbul şubeleri, Beşiktaş Belediyesi'nde çalışan bazı
işçiler ve çeşitli
sendikalardan temsilciler de dün (31 Aralık) gece yarısı
eylemdeydi.

"Sendika hakkımız engellenemez", "Zafer
direnen emekçinin olacak" sloganları atan işçiler,
ateş yakıp türküler söyleyerek, halaylar çekerek
2012'yi yağmur altında karşıladı.

Görgün:
"Ucuz işgücü cenneti" yaratmak
istiyorlar

Eylemde DİSK Genel
Sekreteri Tayfun Görgün şöyle
konuştu.

"Mensup oldukları partinin genel başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu'nun sendikalaşma ve taşeron ile ilgili söylediklerini
gözardı ederek, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin uygulamalarına teslim
olan belediye başkanlarını kınıyoruz. Bizler bu yaptıklarınıza teslim
olmayacağız."

Eylemin başlamasıyla, Aytar Caddesi ve Başlık
Sokak çevresindeki sokak lambaları ve yılbaşı
aydınlatmalarının söndürülerek, eylemcilerin karanlıkta
bırakılması dikkat çekti. Telefonla ulaştığımız Beşiktaş
Belediyesi'nden bir yetkili ise aydınlatmaların kapanmasının
"tesadüfen olmuş bir arıza olabileceğini"
söyledi.

Ekici: Tek çözüm işçilerin işe geri
alınması

DİSK'e bağlı Genel İş
Sendikası başkanı Erol Ekici ise, Belediye
Başkanı İsmail
Ünal'ın işçilerle ilgili kendilerini arayarak
"İşin çözülmesini talep ettiğini" söyledi. Yanıt
olarak, "tek çözümün 105 işçinin işe geri alınması
olduğunu" ilettiklerini belirten Ekici, belediyede 10 yıla yakın
zamandır çalışan işçilerin "yeni ihaleyi Beltaş'ın
alamadığı" öne sürülerek çıkarıldığını, fakat asıl nedenin
işçilerin örgütlülüğünü kırmak
olduğunu vurguladı.

CHP'nin birçok belediyesinde
sendikalaşma sorunları yaşandığına dikkat çeken Ekici,
"CHP istese kendi belediyelerinde sendikalaşmayı desteklediğini ve
taşerona karşı olduğunu ortaya koyabilir. Sendikalaşmak isteyenler,
diğer parti belediyelerinde de aynı akıbetle karşılaşılıyor"
dedi.

"Sendikalı işçi oranını düşürmek için bir
oyun"

bianet'e konuşan işçi Ekrem
Tuncer
de "Sendikalı işçi oranı yüzde 50'yi geçince,
sendikaya yetki veriliyor. İşten çıkarmalar, oranı düşürmek için
yaptıkları bir oyun" dedi.

Tuncer, belediyenin kadrolu
işçilerinden ve diğer belediyelerden destekler aldıklarını söyleyerek,
çevrede yaşayanların da belediyeye tepkili olduklarını
belirtti.

Maltepe Belediyesi, Kampana Deri ve Samsun Gazi Devlet
Hastanesi işçilerinin de yılbaşına direnişte
girdiklerini hatırlatan Tuncer, "Bu tablo tüm emekçilerin
bir arada olduğunu gösteriyor" dedi.

Paşabahçe Devlet
Hastanesi'nde işinden çıkarılan ve 118 gün boyunca hastane önünde
direnmesinin ardından işe iade davasını kazanan Türkan
Albayrak
da, yılbaşı gecesi belediye işçilerine destek olanlar
arasındaydı. (EÇ/NV)

* Fotoğraf: Devrimci İşçi
Hareketi

kaynak.bianet.org

Yeni Yıla Direniş Çadırında Girdiler

<h1><a href=http://www.ivmedergisi.com/node/7985>Yeni Yıla Direniş
Çadırında Girdiler</a></h1><p style="text-align: justify">Beşiktaş
Belediyesi&#39;nin Beltaş şirketinde çalışan ve sendikalaştıktan sonra
işten çıkarılan taşeron işçiler, direnişlerini sürdüreceklerini
yeni yıla girerken de tekrarladı. Direnişteki işçilere DİSK yönetimi
de katıldı.</p><div class="yazar"><div class="isim" style="text-align:
justify">Emir ÇELİK</div></div><div class="clear" style="text-align:
justify">&nbsp;</div><div class="bilgi"><div class="from" style="text-align:
justify">İstanbul - BİA Haber Merkezi</div><div class="yer"
style="text-align: justify">01 Ocak 2012, Pazar</div></div><div class="text"
style="text-align: justify">&nbsp;</div><div class="item"><p
style="text-align: justify"><img height="250" imgid="31533" origheight="250"
origwidth="490" src="http://www.ivmedergisi.com/resim/olcekle/31533/490/250"
width="490" /></p><p style="text-align: justify">Genel İş Sendikası&#39;na
üye olmalarının ardından işten çıkarılan&nbsp;Beşiktaş
Belediyesi&nbsp;<u>taşeron&nbsp;işçileri</u> yeni yıla belediye önünde
kurdukları direniş çadırında girdi.</p><p style="text-align:
justify">Belediyeye bağlı Beltaş&#39;ta park ve bahçe düzenlemelerinde
çalışan&nbsp;178 işçiden 105&#39;ine, Cuma (30 Aralık) günü iş
akitlerinin feshedildiğine dair kağıtlar ulaştı.&nbsp;İşçiler
ise&nbsp;Sanatçılar Parkı&#39;ndan Beşiktaş Belediyesi&#39;ne
yürüyerek, direnişe başladı.</p><p style="text-align: justify">İki
gündür çadırda kalan işçilerle birlikte, Devrimci İşçi Sendikaları
Konfederasyonu (<strong>DİSK</strong>) yönetimi, Genel İş Sendikası
İstanbul şubeleri, Beşiktaş Belediyesi&#39;nde çalışan bazı
işçiler&nbsp;ve&nbsp;çeşitli
sendikalardan&nbsp;temsilciler&nbsp;de&nbsp;dün (31 Aralık) gece yarısı
eylemdeydi.</p><p style="text-align: justify">&quot;Sendika hakkımız
engellenemez&quot;, &quot;Zafer direnen emekçinin olacak&quot; sloganları
atan işçiler, ateş&nbsp;yakıp&nbsp;türküler söyleyerek,
halaylar&nbsp;çekerek 2012&#39;yi&nbsp;yağmur
altında&nbsp;karşıladı.</p><h2 style="text-align:
justify"><strong>Görgün: &quot;Ucuz işgücü cenneti&quot; yaratmak
istiyorlar</strong></h2><p style="text-align: justify">Eylemde&nbsp;DİSK
Genel Sekreteri&nbsp;<strong>Tayfun Görgün </strong>şöyle konuştu.</p><p
style="text-align: justify">&quot;Mensup oldukları partinin genel başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu&#39;nun sendikalaşma ve taşeron ile ilgili
söylediklerini gözardı ederek, Adalet ve Kalkınma Partisi&#39;nin
uygulamalarına teslim olan belediye başkanlarını kınıyoruz. Bizler bu
yaptıklarınıza teslim olmayacağız.&quot;</p><p style="text-align:
justify">Eylemin başlamasıyla, Aytar Caddesi ve Başlık
Sokak&nbsp;çevresindeki&nbsp;sokak lambaları ve yılbaşı
aydınlatmalarının söndürülerek,&nbsp;eylemcilerin&nbsp;karanlıkta
bırakılması dikkat çekti.&nbsp;Telefonla ulaştığımız Beşiktaş
Belediyesi&#39;nden bir yetkili ise aydınlatmaların kapanmasının
&quot;tesadüfen olmuş bir arıza olabileceğini&quot; söyledi.</p><h2
style="text-align: justify"><strong>Ekici: Tek çözüm işçilerin işe geri
alınması</strong></h2><p style="text-align: justify">DİSK&#39;e bağlı
Genel İş Sendikası&nbsp;başkanı&nbsp;<strong>Erol Ekici</strong>
ise,&nbsp;Belediye Başkanı&nbsp;İsmail
Ünal&#39;ın&nbsp;işçilerle&nbsp;ilgili&nbsp;kendilerini arayarak
&quot;İşin çözülmesini talep ettiğini&quot;&nbsp;söyledi. Yanıt
olarak, &quot;tek çözümün 105 işçinin işe geri alınması
olduğunu&quot; ilettiklerini belirten Ekici, belediyede 10 yıla yakın
zamandır çalışan işçilerin &quot;yeni ihaleyi Beltaş&#39;ın
alamadığı&quot; öne sürülerek çıkarıldığını, fakat asıl nedenin
işçilerin örgütlülüğünü kırmak olduğunu&nbsp;vurguladı.</p><p
style="text-align: justify">CHP&#39;nin birçok belediyesinde sendikalaşma
sorunları&nbsp;yaşandığına dikkat çeken&nbsp;Ekici, &quot;CHP istese
kendi belediyelerinde sendikalaşmayı desteklediğini ve taşerona karşı
olduğunu ortaya koyabilir. Sendikalaşmak isteyenler, diğer parti
belediyelerinde de aynı akıbetle karşılaşılıyor&quot; dedi.</p><h2
style="text-align: justify">&quot;<strong>Sendikalı işçi oranını
düşürmek için bir oyun&quot;</strong></h2><p style="text-align:
justify">bianet&#39;e konuşan işçi&nbsp;<strong>Ekrem Tuncer</strong> de
&quot;Sendikalı işçi oranı yüzde 50&#39;yi geçince, sendikaya yetki
veriliyor. İşten çıkarmalar, oranı düşürmek için yaptıkları bir
oyun&quot;&nbsp;dedi.</p><p style="text-align: justify">Tuncer, belediyenin
kadrolu işçilerinden ve diğer belediyelerden destekler aldıklarını
söyleyerek, çevrede yaşayanların da belediyeye tepkili olduklarını
belirtti.</p><p style="text-align: justify">Maltepe Belediyesi, Kampana Deri
ve Samsun Gazi Devlet Hastanesi işçilerinin de yılbaşına direnişte
girdiklerini&nbsp;hatırlatan&nbsp;Tuncer, &quot;Bu tablo tüm emekçilerin
bir arada olduğunu gösteriyor&quot; dedi.</p><p style="text-align:
justify">Paşabahçe Devlet Hastanesi&#39;nde işinden çıkarılan ve 118
gün boyunca hastane önünde direnmesinin&nbsp;ardından işe iade
davasını&nbsp;kazanan <strong>Türkan Albayrak </strong>da, yılbaşı
gecesi belediye işçilerine destek olanlar
arasındaydı.&nbsp;(EÇ/NV)</p><p style="text-align: justify">* Fotoğraf:
Devrimci İşçi Hareketi</p></div><p>kaynak.bianet.org</p>

Bu Kantinde Boykot Var!/bianet.org

Bu Kantinde Boykot
Var!/bianet.org

ODTÜ İnşaat Mühendisliği bölümü
öğrencileri 14 Aralık'tan beri kantin boykotundalar. "Boykot
sadece yememe hali değil bir tavırdır" diyorlar.

class="yazar">
href="http://www.ivmedergisi.com/yazar/serhat-korkmaz">Serhat
KORKMAZ
href="mailto:korkmazserhat7@gmail.com">korkmazserhat7@gmail.com
class="clear"> 
Ankara - BİA
Haber Merkezi
01 Ocak 2012, Pazar
class="item">

origwidth="501" src="http://www.ivmedergisi.com/resim/olcekle/31536/501/260"
width="501" />
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mühendislik
Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümü öğrencileri kantin
fiyatlarını pahalı buldukları gerekçesiyle 14 Aralık'tan beri
kantin boykotundalar. Boykot kararına gidilmeden önce kantin sahibiyle
görüşmüşler.

Kantinin pahalı olduğunu söylediklerinde,
işletmeciden aldıkları yanı şu olmuş: " "Kira bedeli çok
yüksek". Bu sorunu çözmek için Rektörlük'ten üç kez
görüşme talep etmişler fakat hep randevu verilmemiş.

Boykot
kararı alınmadan önce afişler hazırlanmış, anket yapılmış. Ankete
katılan 250 öğrenciden 170'i boykot seçeneğini işaretlemiş ve height="302" imgid="31535" origheight="400" origwidth="300"
src="http://www.ivmedergisi.com/resim/olcekle/31535/300/400" width="227"
/>böylece boykot kararı alınmış. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) ve
Eğitim Sen de öğrencilere destek olmuş.

"Mide"
ismini verdikleri bir bağış kutuları var. Kolektif çalışıyorlar,
kendi çaylarını kendileri demliyorlar. Bazen evden bir şeyler
getiriyorlar, boykot masasında topluyorlar. "Boykot sadece yememe hali
değil bir tavırdır" diyorlar.

Bir süre önce kantin
iştetmecisinin, bölüm başkanı ve yardımcısının, üç öğrencinin ve
rektör yardımcısının katılımıyla bir toplantı
gerçekleştirilmiş.  Rektörlük öğrencileri ceza vermekle tehdit
etmiş.

İdareden eylemi "köylü işi şey" diye eleştiren
olmuş. Kantin işletmecisi de işi inada bindirmiş, "fiyatları
düşürmeyeceğini" söylemiş. Ancak öğrenciler kararlı, "Biz
de oldukça inatçıyız, fiyatlar düşmeden boykot son bulmaz"
diyorlar.    

* Öğrenciler seslerini
http://twitter.com/#!/kantinboykotu adresinden de duyuruyor.