29 Şubat 2012 Çarşamba

YAKLAŞAN İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ GENEL KURULU ÜZERİNE DEĞERLENDİRMELER

YAKLAŞAN İNŞAAT
MÜHENDİSLERİ ODASI ANKARA ŞUBESİ GENEL KURULU ÜZERİNE
DEĞERLENDİRMELER

Yayınlanma: Cumartesi, 25 Şubat
2012

 

Bilindiği üzere Demokrat Mühendisler
Platformu olarak, İnşaat Mühendisleri Odası ve onun bir uzantısı olan
Ankara Şubesi yönetiminde hâkim olan anlayışı, yıllardır deşifre
etmekte ve eleştirmekteyiz. Bu eleştirilerin en önemlisi, bu yönetimlerin
demokratik işlerliği dinamitlemeleri ve odada bürokratik bir yapıyı
hâkim kılmış olmalarıdır.

1970’li
yılların başından itibaren oluşturulmaya çalışılan ‘kitlelerin
yönetime – yani tartışma ve karar sürecine-katılması’
anlayışı, son yıllarda odamız yönetim kurullarında bulunanlar
tarafından yok edilmiştir. Bunun en açık örneği, yıllardır İMO
Ankara Şubesinde bir gelenek olan “küçük kurul”larımızın
işletilmemesidir.

Platformumuzda yer almayan, şu veya bu
nedenle ‘yönetimdekilerin!’ listesine oy vermiş bulunan
devrimci-demokrat inşaat mühendislerince de eleştirilen bu durum, bu
yönetici! şahısları bir çözüm! arayışına zorlamış olacak ki;
kendilerince uygun buldukları kişileri toplayarak “küçük
kurul” toplantısı yaptıklarını iddia etmektedirler. 

align="JUSTIFY" style="margin-top: 0.21cm; margin-bottom: 0.38cm; color:
rgb(85, 85, 85); font-family: Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 13px;
line-height: 16px; background-color: rgb(255, 255, 255); margin-right:
-0.51cm; ">Farklı grupların, amaçları için bir araya gelmeleri elbette
haklarıdır, ancak kendilerini başkalarının da temsilcisi olarak
göstermeye çalışmaları ikiyüzlülüktür. 40 yıl öncesinden
başlayarak, odamızda devrimci demokrat geleneğin yaratılmasına katkı
koymuş insanları bile yok sayarak, yalnızca denetimleri altında olduğunu
düşündükleri insanları çağırarak toplantı yapmak ve böylece
geleneği sürdürdüklerini iddia etmek ikiyüzlülük değilse
nedir? 

Manipülasyon üzerine kurulu bu anlayış, 2010
yılında yapılan şube seçimlerinde, biz Demokrat Mühendisler grubunu
sağcı ve AKP’li gibi göstermeye çalışmışlardı. Bu günlerde
de, bizlerin sağcılara seçim kazanma şansı veren çalışmalar
yaptığımız yalanlarını söylemektedirler. Ne yapacağını şaşıran
yönetim anlayışı, ‘Ölümü gösterip sıtmaya razı etme’
ucuz politikasıyla insanları kendilerinden başka çare olmadığı
yalanına inandırmaya çalışmaktadır.

style="margin-top: 0.21cm; margin-bottom: 0.38cm; color: rgb(85, 85, 85);
font-family: Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height:
16px; background-color: rgb(255, 255, 255); margin-right: -0.51cm; ">Biz
inşaat mühendisleri bu seviyesiz politikaları hak etmiyoruz. Kabul de
etmiyoruz. Bu kişiler bizi temsil edemezler.

style="margin-top: 0.21cm; margin-bottom: 0.38cm; color: rgb(85, 85, 85);
font-family: Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height:
16px; background-color: rgb(255, 255, 255); margin-right: -0.51cm; ">Küçük
kurulu toplamadıkları, yalnızca kendilerine sorun çıkarmayacaklarını
umdukları kişileri çağırarak toplandıkları halde, bu durumda bile,
“yönetim kurulu adaylarının söz konusu toplantıya katılanların
iradesi ile belirleneceği” söylemleri de doğru değildir.

align="JUSTIFY" style="margin-top: 0.21cm; margin-bottom: 0.38cm; color:
rgb(85, 85, 85); font-family: Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 13px;
line-height: 16px; background-color: rgb(255, 255, 255); margin-right:
-0.51cm; ">Başka çareleri kalmadığı için oylama yapsalar ve
beklemedikleri biçimde, kendilerince istenmeyen bir/iki kişi aday olsa ve
seçilse bile sonraki süreçte bu kişileri tasfiye edecekleri de
geçmişteki örneklerle bellidir. Son iki dönemdir şube yönetimi, genel
merkezin kukla yönetimidir. İMO’nun başına çöreklenmiş anlayış
bunun dışında bir oluşuma asla razı olmaz. Bu yapılanmayı
değiştirip, odamızı yeniden üyenin odası haline getirebilmenin yegâne
yolu, üyelerimizin bu iradeyi gösterebilmesidir. Bu iradeyi birlikte
gösterelim.

Odamızı genel müdürlük olarak görmek
istemiyoruz. Tarafımızdan seçilen kişilerin bize efendilik
taslamalarını, ağalık yapmalarını istemiyoruz. Asli unsuru olduğumuz
odamıza teba muamelesi görerek, sorgulanarak, aşağılanarak girmek
istemiyoruz. Böyle bir zırvalığı reddediyoruz.

style="margin-top: 0.21cm; margin-bottom: 0.38cm; color: rgb(85, 85, 85);
font-family: Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height:
16px; background-color: rgb(255, 255, 255); margin-right: -0.51cm;
">Yılların getirdiği alışkanlıklarımız/geleneklerimiz var. 1973
yılında İMO yönetim kuruluna tek tek ‘sol görüşlü’
arkadaşlarımız girdiler. 1976’dan sonra ‘solcu’ yönetim
kurullarımız oldu. Uzun yıllar, üyesiyle birlikte merkezi yönetimlerin
saldırılarına direnen yönetimlere alıştık. 

style="margin-top: 0.21cm; margin-bottom: 0.38cm; color: rgb(85, 85, 85);
font-family: Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height:
16px; background-color: rgb(255, 255, 255); margin-right: -0.51cm; ">Halen
birçok arkadaşımızda, kendisini solcu olarak sunan mevcut yönetimin de
böyle olduğunu ummak eğilimi vardır. Odamızın ve şubemizin yönetim
kurullarında bulunanların artık devrimci, sosyalist vb gibi sıfatlardan
şiddetle kaçındıkları, kendilerine “çağdaş” diyerek her
yana çekilebilecek bir kavramla isimlendirdikleri bir gerçekse de,
çağdaş sözcüğü ile insanların bilincinde ‘sol’
kavramları çağrıştırmaya çalıştıkları da son derece açıktır.
 

“Bunlar solcudur; yalan söylemezler,
sahtekârlık yapmazlar, kendilerini üyelerin üzerinde görmezler”
gibi bir kolaycılığa kapılmak hakkına sahip değiliz.

align="JUSTIFY" style="margin-top: 0.21cm; margin-bottom: 0.38cm; color:
rgb(85, 85, 85); font-family: Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 13px;
line-height: 16px; background-color: rgb(255, 255, 255); margin-right:
-0.51cm; ">Yirmi binin üzerinde üyesi bulunan İMO Ankara Şubesi’nin
üyeleri güvencesiz ve düşük ücretlerle çalıştırılmaktayken, işten
atılırken, işyerlerinde bin bir türlü sorun yaşarken kılını bile
kıpırdatmayan bir anlayışın, nasıl emekten yana olduğunu
söyleyebilir? Oda çalışanlarına kendi rızaları olmaksızın öğlen
yemeklerini İMO lokalinden yemelerini dayatan ve bu yolla lokal
işletmecisine para kazandırmaya çalışan bir anlayışa karşı sessiz
kalmak hangi solculuğa, hangi demokratlığa, hangi devrimciliğe
sığar?

Yıllardır hiç ulaşmadığı, sorunları için
bir kez bile yanlarında olmadığı üyelerine; aidat borcu adı altında
“haciz” tehdidiyle gelen ve üyelerinin istifasına yol açan bir
yönetim anlayışı, mühendislerin örgütlenmesini sağlayabilir
mi? 

Bugün oda politikamıza yön verenler, solcu
anlayışta değildir. Faydacıdır. Üye ilişkileri ve yönetim erki
oluşturma biçimleri demokratik merkeziyetçi değil, tepeden
inmedir. 

Mesleğimizin ve meslektaşlarımızın
sorunlarını çözerken katılımcılığı esas alacak,

align="JUSTIFY" style="margin-top: 0.21cm; margin-bottom: 0.38cm; color:
rgb(85, 85, 85); font-family: Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 13px;
line-height: 16px; background-color: rgb(255, 255, 255); margin-right:
-0.51cm; ">Birlikte düşünme ve birlikte karar alma mekanizmalarını
harekete geçirecek,

Örgüt içi işleyişimizi en demokratik
şekilde kuracak, 

Emeğiyle geçinmek zorunda olan
mühendislerin çıkarlarını koruyacak,

style="margin-top: 0.21cm; margin-bottom: 0.38cm; color: rgb(85, 85, 85);
font-family: Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height:
16px; background-color: rgb(255, 255, 255); margin-right: -0.51cm;
">Üyelerimizi müşteri olarak görmek yerine, oda kaynaklarını
üyelerimizin hizmetine sunacak,

Demokratik,
şeffaf, katılımcı, gücünü üyesinden alan bir İMO Ankara Şubesi
yaratmak kendine saygısı olan, emekten ve halktan yana tüm inşaat
mühendislerinin görevidir.

Geçtiğimiz dönemlerde mevcut yönetim
anlayışına destek vermiş, ancak bu olumsuz gidişattan rahatsız olan ve
bir değişimi gerekli gören tüm meslektaşlarımızı da Demokrat İnşaat
Mühendisleri çatısı altında üyeden yana bu demokratik dönüşümü
birlikte gerçekleştirmeye çağırıyoruz.

style="margin-top: 0.21cm; margin-bottom: 0.38cm; color: rgb(85, 85, 85);
font-family: Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height:
16px; background-color: rgb(255, 255, 255); margin-right: -0.51cm;
">Soruyoruz! Biz böyle bir oda mı istiyoruz? Bu kişiler bizi temsil ediyor
mu? 

Biz geleceğin sömürüsüz, özgür, aydınlık
dünyasının kurulması için çaba harcayacak bir Oda istiyoruz.

align="JUSTIFY" style="margin-top: 0.21cm; margin-bottom: 0.38cm; color:
rgb(85, 85, 85); font-family: Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 13px;
line-height: 16px; background-color: rgb(255, 255, 255); margin-right:
-0.51cm; ">Gücünü üyelerinden alan, emekten ve halktan yana, demokratik
bir İMO Ankara Şubesi yaratma mücadelesinde birleşelim! align="JUSTIFY" style="margin-top: 0.21cm; margin-bottom: 0.38cm; color:
rgb(85, 85, 85); font-family: Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 13px;
line-height: 16px; background-color: rgb(255, 255, 255); margin-right:
-0.51cm; "> 

DEMOKRAT MÜHENDİSLER PLATFORMU

align="JUSTIFY" style="margin-top: 0.21cm; margin-bottom: 0.38cm; color:
rgb(85, 85, 85); font-family: Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 13px;
line-height: 16px; background-color: rgb(255, 255, 255); margin-right:
-0.51cm; ">kaynak: href="http://www.demokratinsaat.net/2012/index.php/bildirilerimiz/75-demo-content">http://www.demokratinsaat.net/2012/index.php/bildirilerimiz/75-demo-content

 

İMO yönetiminden Kızıl Bayrak'a yasak

İMO yönetiminden Kızıl Bayrak'a yasak

4 yılı aşkın süredir İnşaat Mühendisleri Odası'nda çalışan Cansel Malatyalı'yı keyfi gerekçelerle işten atan sözde demokrat oda yönetimi, Malatyalı'nın direnişini sayfalarına taşıyan gazetemize de protokol yasağı getirdi.

“İMO'ya Kızıl Bayrak giremez”

İMO'daki saltanatlarını işçi düşmanı politikaları devreye sokarak sürdüren oda beyleri, her hafta İMO Genel Merkezi'ne ulaştırılan Kızıl Bayrak gazetesini bundan sonra protokol olarak almayacağını bildirdi. TMMOB'ye bağlı diğer odaları arayarak Malatyalı'nın direnişini karalamaya kalkan yönetim sosyalist-devrimci basına yönelik düşmanlığını da göstermiş oldu.

Direniş 10. gününde

10 gündür İMO önünde direnişine devam eden Cansel Malatyalı ise Ankara’nın karına rağmen bugün direniş alanındaki yerini aldı. Direnişte kararlılığını sürdüren Malatyalı'yı gün içerisinde de birçok kurum ve kişi ziyaret ediyor.

İMO yönetimi de direnişten rahatsız olarak direnişi karalamaya çalışıyor. Yaptığı bir açıklamayla direnişi karalamak için kolları sıvamış durumdalar. 'Zorunlu bir açıklama' başlığıyla açıklama yapan İMO yönetimi, Malatyalı'nın yalan söylediğini, direnişi başka kişilerin İMO yönetiminin demokrat kimliğini yıpratmak için yaptığını iddia ediyor.

Malatyalı'nın sesi olacağız

Kızıl Bayrak gazetesi olarak, tüm baskı ve saldırılara karşı Cansel Malatyalı'nın yanında olduğumuzu ve direnişinin sesi, soluğu olmayı sürdüreceğimizi bir kez daha belirtiyoruz.

Kaynak: kizilbayrak.net

İMO yönetiminden Kızıl Bayrak'a yasak

İMO yönetiminden Kızıl
Bayrak'a yasak

href="http://www.kizilbayrak.net/index.php?eID=tx_cms_showpic&file=uploads%2Fpics%2FKB-2012-08-on-kapak-01_01.jpg&width=500m&height=500&bodyTag=<body
bgColor%3D"%23ffffff">&wrap=<a
href%3D"javascript%3Aclose()%3B"> |
<%2Fa>&md5=64dc7caf2536ffa20b9031b78cc608f0"
target="thePicture"> src="http://www.kizilbayrak.net/typo3temp/pics/5ef9f25aed.jpg"
style="border-width: 0pt; border-style: solid; width: 240px; height: 180px;
float: right;" title="" />4 yılı aşkın süredir İnşaat
Mühendisleri Odası'nda çalışan Cansel
Malatyalı
'yı keyfi gerekçelerle işten atan sözde demokrat
oda yönetimi, Malatyalı'nın direnişini sayfalarına taşıyan
gazetemize de protokol yasağı getirdi.
class="news">“İMO'ya Kızıl Bayrak
giremez”

İMO'daki saltanatlarını
işçi düşmanı politikaları devreye sokarak sürdüren oda beyleri, her
hafta İMO Genel Merkezi'ne ulaştırılan Kızıl Bayrak gazetesini
bundan sonra protokol olarak almayacağını bildirdi. TMMOB'ye bağlı
diğer odaları arayarak Malatyalı'nın direnişini karalamaya kalkan
yönetim sosyalist-devrimci basına yönelik düşmanlığını da
göstermiş oldu.

Direniş 10.
gününde

10 gündür İMO önünde direnişine
devam eden Cansel Malatyalı ise Ankara’nın karına rağmen bugün
direniş alanındaki yerini aldı. Direnişte kararlılığını sürdüren
Malatyalı'yı gün içerisinde de birçok kurum ve kişi ziyaret
ediyor.

İMO yönetimi de direnişten rahatsız olarak
direnişi karalamaya çalışıyor. Yaptığı bir açıklamayla direnişi
karalamak için kolları sıvamış durumdalar. 'Zorunlu bir
açıklama' başlığıyla açıklama yapan İMO yönetimi,
Malatyalı'nın yalan söylediğini, direnişi başka kişilerin İMO
yönetiminin demokrat kimliğini yıpratmak için yaptığını iddia
ediyor.

Malatyalı'nın sesi
olacağız

Kızıl Bayrak gazetesi olarak, tüm
baskı ve saldırılara karşı Cansel Malatyalı'nın yanında
olduğumuzu ve direnişinin sesi, soluğu olmayı sürdüreceğimizi bir kez
daha belirtiyoruz.

Kaynak:
kizilbayrak.net

28 Şubat 2012 Salı

Şemdinli'de de 'örgüt var ama bulunamadı' sendromu

Şemdinli'de de 'örgüt var
ama bulunamadı' sendromu

 

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width:
0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial;
border-image: initial; outline-width: 0px; outline-style: initial;
outline-color: initial; font-size: 13px; font-family: 'Trebuchet MS', Arial,
Helvetica, sans-serif; vertical-align: baseline; border-style: initial;
border-color: initial; line-height: 20px; text-align: left; background-color:
rgb(255, 255, 255); ">

style="color:#000000;">Şemdinli'de Umut Kitabevi'nin
bombalanmasıyla ilgili verilen hapis cezalarının gerekçeli kararı
açıklandı. Mahkeme, Dink davasının mahkemesinde olduğu gibi
Şemdinli'de de 'örgütü' gördü, ancak bunu
kanıtlayamadı.

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 15px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px;
padding-left: 0px; border-top-width: 0px; border-right-width: 0px;
border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; border-style: initial;
border-color: initial; border-image: initial; outline-width: 0px;
outline-style: initial; outline-color: initial; font-size: 13px; font-family:
'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; vertical-align: baseline;
border-style: initial; border-color: initial; line-height: 20px; text-align:
left; background-color: rgb(255, 255, 255); ">
style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width:
0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial;
border-image: initial; outline-width: 0px; outline-style: initial;
outline-color: initial; font-style: inherit; font-family: inherit;
vertical-align: baseline; border-style: initial; border-color: initial;
float: left; width: 420px; ">

style="color:#000000;">Şemdinli'de de 'örgüt var ama<br /> bulunamadı' sendromu src="http://i.radikal.com.tr/644x385/2012/02/28/fft5_mf927776.Jpeg"
style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; border-top-width: 1px; border-right-width: 1px; border-bottom-width:
1px; border-left-width: 1px; border-style: initial; border-color: initial;
border-image: initial; outline-width: 0px; outline-style: initial;
outline-color: initial; font-style: inherit; font-family: inherit;
vertical-align: top; border-style: initial; border-color: initial;
border-top-style: solid; border-right-style: solid; border-bottom-style:
solid; border-left-style: solid; border-top-color: rgb(199, 199, 199);
border-right-color: rgb(199, 199, 199); border-bottom-color: rgb(199, 199,
199); border-left-color: rgb(199, 199, 199); "
/>

 

 

 

 

 

 

 

 

style="color:#000000;">HAKKARİ’nin Şemdinli
İlçesi’nde eski 
PKK hükümlüsü Seferi
Yılmaz’a ait Umut Kitabevi’nin 9 Kasım 2005 yılında
bombalanmasıyla ilgili 39’ar yıl hapis cezasına çarptırılan
sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile 
face="'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif"> style="border-style: initial; border-color: initial; border-image: initial;
outline-style: initial; outline-color: initial; font-size: 15px;
border-style: initial; border-color: initial; line-height: 20px; text-align:
left; background-color: rgb(255, 255, 255);">PK face="'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif"> style="border-style: initial; border-color: initial; border-image: initial;
outline-style: initial; outline-color: initial; font-size: 15px;
border-style: initial; border-color: initial; line-height: 20px; text-align:
left; background-color: rgb(255, 255, 255);">K style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); "> itirafçısı Veysel Ateş’in gerekçeli kararı
tamamlandı. 

style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); ">353 sayfa olan gerekçeli kararda, sanıkların çelişkili
ifadelerine yer verilirken, Susurluk davası da emsal
gösterildi. 

style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); ">Sanıkların ayrıca ’Devletin birliğini ve ülke
bütünlüğünü bozmak’ suçlarını düzenleyen TCK 302/1 suçundan
değil, ’Suç işlemek için kurulmuş örgütün üyesi olma’
suçlarını düzenleyen TCK 220/2’den yargılandıkları; sanıkların
hukuk dışı terörle mücadelelerinin ise vatandaşla devletin karşı
karşıya getirilmesini isteyen PKK’nın amacına hizmet etiğine
dikkat çekildi. 


style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); ">Şemdinli’de eski PKK hükümlüsü Seferi
Yılmaz’a Umut Kitapevine bombalı saldırı yapılmış, saldırıda
Mehmet Zahir Korkmaz hayatını kaybetmişti. Bu olayla ilgili 7 yıldır
süren davada karar duruşuması ise 10 Ocak 2012’de 
face="'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif"> style="border-style: initial; border-color: initial; border-image: initial;
outline-style: initial; outline-color: initial; font-size: 15px;
border-style: initial; border-color: initial; line-height: 20px; text-align:
left; background-color: rgb(255, 255, 255);">Va face="'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif"> style="border-style: initial; border-color: initial; border-image: initial;
outline-style: initial; outline-color: initial; font-size: 15px;
border-style: initial; border-color: initial; line-height: 20px; text-align:
left; background-color: rgb(255, 255, 255);">n style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); "> 3’üncü ır Ceza
Mahkemesi
’nde yapıldı. Duruşma
sonrası mahkeme heyeti sanık Astsubaylar Ali Kaya, Özcan İldeniz
ve 
PKK itirafçısı Veysel Ateş’e
39’ar yıl 10’ar ay 27’şer gün hapis cezası verdi.
Yaklaşık 50 gün aradan sonra davanın gerekçeli kararı da tamamlandı.
353 sayfadan oluşan gerekçeli kararda, sanık, avukat ve tanıkların
emniyet, savcılık ve mahkeme sürecindeki ifadelerine geniş yer
verildi. 


style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); ">HUKUKA AYKIRI TERÖRLE MÜCADELE YAPILDI  style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); " />Olay ve dava sürecinin geniş bir
şekilde anlatıldığı gerekçeli kararda, sanıklar Ali Kaya, Özcan
İldeniz ve 
PKK itirafçısı Veysel
Ateş’in hukuka aykırı terörle mücadele yaptıkları belirtildi.
Sanıkların, ’Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü
bozmak’ suçlarını düzenleyen TCK 302/1 suçundan değil,
’Suç işlemek için kurulmuş örgütün üyesi olma’
suçlarını düzenleyen TCK 220/2’den yargılandıkları
hatırlatıldı. Sanıkların bu eyleminin bölgede faaliyet
gösteren 
PKK’nın kendi amaçları
doğrultusunda propaganda malzemeleri olarak kullanılmakta, olduğuna dikkat
çekilerek şöyle denildi: 

style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); " />"Örgütün kendi tabanı
tarafından bu suçlar insanların devletten uzaklaştırılması için bir
fırsat olarak değerlendirilmektedir. Her ne kadar sanıklar tarafından
işlenmiş bulunan suçlar 5237 sayılı TCK’nın 302. maddesindeki
neticelerin meydana gelmesini, terörist örgütün vatana ihanet ederek
ülke topraklarını bölmek şeklindeki amacını sonuçları itibariyle
kolaylaştırıyor, Devletle halkı karşı karşıya getiriyor, devletin
bölgedeki saygınlığını, egemenliğini ve bağımsızlığını zarara
uğratıyor, nihai olarak Üniter Devlet olgusu bir başka açıdan
zedeleniyor ise de; sanıkların bu amaç doğrultusunda hareket ettiklerine,
icra hareketlerini doğrudan bu amaçlara yönlendirdiklerine, suçları
doğrudan bu amaçlar doğrultusunda işlediklerine dair yeterli delil elde
etmek mümkün olamamıştır.


style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); ">Devletle ve özellikle de güvenlik güçleri ile vatandaşların
karşı karşıya geldiği, bu durumun da bölücü terör örgütünün
amaçlarından biri olduğu düşünüldüğünde sanıkların görünürdeki
amaçlarının; en azından yasadışı yollarla, keyfi ve hukuka aykırı
metotlarla terörle mücadele etmek olduğu konusunda şüphe
bulunmamaktadır. 

style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); ">Sanıkların bu tarzdaki yaklaşım ve eylemlerinin devletin
birliğinden çok birliğinin zayıflamasına, huzurdan çok huzursuzluğa,
güven ortamından çok güvensizliğe hizmet ettiği, devletin ve ülkenin
her yanında terörle mücadele eden güvenlik güçlerimizin amacının bu
olmadığı ve olamayacağı düşünüldüğünde sanıkların terörle
mücadeleden başka amaçlar taşıyor olabilecekleri şüphesi
doğmaktadır. 

style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); ">Ancak bu şüpheler kanıtlanamadığından şüpheden sanık
yararlanır ilkesi gereği sanıkların amaçlarının; "Devletin
birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik değil, terörle yasa
dışı, hukuka aykırı metotlarla mücadele etmek olduğunun kabulü
gerekmiştir. 

style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); ">MKE yapımı olmadıklarının anlaşılması nedeniyle sanıklarca
kabul edilmeyen el bombalarının araca sonradan konulduğunu ya da araçta
bulunan sanıkların bunlardan haberi olmadığını kabul etmek mümkün
görülmemekte, sanıkların TCK’nın 220’inci maddesi
kapsamında bir örgütün faaliyeti kapsamında anlaşarak anılan bombalama
- yaralama - öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarını birlikte
işlediklerini kanıtlamaktadır. Mahkememizce iddianameye konu fiillerin
açıklandığı şekilde gerçekleştiği sonuç ve kanaatine
varılmıştır." 

style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); ">ÖRGÜT VARLIĞINA DİKKAT ÇEKİLDİ  style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); " />Gerekçeli kararda açıklanan
örgütün, suç konusu olayın niteliği itibariyle, ülke genelinde veya
bölgedeki diğer kamu görevlilerini de kapsayacak ölçüde çok yönlü
araştırılması gerektiğine dikkat çekildi. 
style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); " />
Kararda bunun
devletin yetkili organları tarafından araştırılmasını ve yargı
önüne çıkarılması istenerek, "Sanıkların atılı suçları
işlemeleri öncesindeki, işlendiği sıradaki ve işlenmesi sonrasındaki
olaylar, basın yoluyla yapılan açıklamalar birlikte
değerlendirildiğinde, askeri bir emir komuta zinciri içinde bulunan
sanıkların böylesi bir eylemi terör eylemlerinin yoğun olarak
yaşandığı bir bölgede tek başlarına planlamaları ve uygulamaları
hayatın olağan akışına aykırı olup, olanak
dışıdır. 


style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); ">Nitekim sanıklar Ali Kaya ve Özcan İldeniz’in olay gününe
ilişkin görevlendirme yazısına göre, 9 kasım 2005 günü saat
08.00’den itibaren Yüksekova ve Şemdinli ilçeleri bölgesinde
bulunan örgüt mensupları hakkında bilgi elde etmek, istihbari ve
operasyonel faaliyetlerde bulunmak ve kendilerine gereken yardım ve
kolaylık sağlanmak üzere görevlendirildikleri
görülmektedir. 

style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); ">Gerekçeli kararda açıklanan örgütün suç konusu olayın
niteliği itibariyle, ülke genelinde veya bölgedeki diğer kamu
görevlilerini de kapsayacak ölçüde çok yönlü araştırılması
gerekmektedir. Ancak yargılama safahatında olayın arkasındaki
ilişkilerin çözülmesi mümkün olmamış, soruşturma ve kovuşturma
aşamalarında bu kişilerin varlığı tespit edilememiş, kendilerine
ulaşılamamıştır. Sanıklar dışında, izah edilen örgütü kuran,
yöneten, sanıklar dışında örgüte üye olan diğer kişilerin tespit
edilip, yargı önüne çıkarılmaları görevi devletin yetkili
organlarındadır" denildi. 
style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); " />SANIKLARIN ÇELİŞKİLİ
İFADELERİNE YER VERİLDİ 

style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); ">353 sayfadan oluşan gerekçeli kararda sanıkların emniye,
savcılık ve mahkemedeki ifadelerine geniş yer verilirken, bu ifadelerdeki
çelişkilere dikkat çekildi. 
style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); " />"Sanık Ali Kaya ilk önce olay
günlerine kadar Şemdinli İlçesi’ne sadece Hakkari İl Jandarma
Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde göreve başladığı ilk
ayları takip eden aylarda ilçeleri tanımak için 2004 yılı Ekim ayında
bir defa, yine 7 Kasım ve 9 Kasım günlerinde iki defa olmak üzere toplam
üç defa gittiğini, bundan başka hiç gitmediğini beyan ve savunmuş ise
de; sanık sorgu ifadesinde Seferi’ye gelecek pakete ilişkin olarak;
bunun örgütün stratejisini belirleyen ya da örgüte talimat veren bir CD
ya da doküman, ya da bomba ya da başka bir şey olabileceğinin
değerlendirildiğine, neticesinde 7 Kasım’da yine yanlarında Veysel
Ateş olduğu halde Özcan’la birlikte Şemdinli’ye gittiklerine,
burada şimdi isimlerini açıklayamayacağı 4-5 haber elemanıyla
görüştüklerine, bunlardan Seferi Yılmaz’ın tüm bilgileri
toplamak amacıyla Özcan’ın krokiye Seferi’nin evini, işyerini
caddenin yapısını işaretlediğine, daha önce Şemdinli’ye
gelişlerinde de son geldiği zamanki aracı kullandıklarına, beyaz renkli
Renault 19 marka araç olduğuna, plakanın da aynı plaka olduğuna,
yanında Özcan ve Veysel’in bulunduğuna ilişkin ayrıntılı ve
açık tevil yollu beyan ve ikrarda bulunmuştur. 
style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); " />
Bu tevil
yollu ikrarına göre Ali’nin yine diğer sanıklarla birlikte son
zamanlarda birçok defa Şemdinli’ye gittikleri açıkça ortaya
çıkmıştır. Şemdinli ilçesine gidiş amaçlarına ilişkin olarak;
sanık Ali Kaya Şemdinli Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde Hakkari
ili Şemdinli ilçesindeki son zamanlarda meydana gelen terör olayları
konusunda istihbari bilgi toplamak için görevlendirildiklerini söylemiş;
sanık Özcan İldeniz ise Şemdinli’de bulunan Seferi
Yılmaz’ın son günlerde 
PKK style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); "> örgütü ile olan irtibatını ortaya koymak için çalışma
yapmak amacıyla gittiklerini söylemiş." 
style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); " />
SUSURLUK
EMSAL OLDU 

Gerekçeli
kararda 3 Kasım 1996’da Susurluk’ta meydana gelen trafik
kazasıyla ilgili yürütülen soruşturma ve dava sürecinde alınan
karalarda emsal gösterildiği belirtildi. 
style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); " />
"Anayasanın 6. maddesindeki ’Hiçbir kimse veya organ
kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz’
hükmüne karşın bir örgütlenme ve yetki kullanımı yoluna gittiklerinin
görüldüğü, bunun ise hukuk devleti kuralları içinde savunulur yerinin
olamayacağı, terörle mücadele adı altında da olsa açıklandığı gibi
hukuk dışı bir örgütlenme ile devletin meşru güçleri gibi güç
kullanarak yürürlükteki yasalar yerine kendi güç ve kuralları ile
sözde yasalar oluşturmanın, devleti, hukuk devleti olmaktan
çıkaracağı, bu koşullarda da güçlünün sözünün geçtiği, nerede
başlayıp nerede sona ereceği belli olmayan her türlü yasadışılığın
egemen olduğu bir sistem oluşacağı, sonuçta yurttaş-devlet ilişkisinde
hukuk kuralları yerine korku ve kaygının geçerli olacağı, bunun da
bir 
Anayasa ve Yasa ihlalinin ötesinde tam bir
hukuk ihlali niteliği taşıyacağı ve hukuk devletinin bütünü ile
ortadan kalkması sonucunu doğuracağı göz önüne alındığında
mahkemenin sanıkların eylemlerinin TCK’nun 313. maddesine uyar
nitelikte görüp karar yerinde gösterdiği gerektirici nedenlerde de bu
nedenle bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilmiştir"
denildi. 


style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); ">AMAÇ İSTİHBARAT DEĞİLDİ 
style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); ">Sanıkların Şemdinli İlçesi’ne istihbarat amaçlı
gittiklerine yönelik yaptıkları savunmalarna da dikkat çekildi. Bu
kanaatin oluşmadı değerlendirilerek şu gerekçeler
belirtildi: 

style="font-family: 'Trebuchet MS', Arial, Helvetica, sans-serif; font-size:
15px; line-height: 20px; text-align: left; background-color: rgb(255, 255,
255); ">"Her ne kadar savunmalarda ve görevlendirmeye ilişkin
yazılarda sanıkların suçsuz oldukları ve sadece istihbaratla
görevlendirildikleri belirtilmiş ise de; sanıkların içinde bulundukları
araçta yapılan incelemede, aracın bagajında ele geçen üç adet
kalasnikof marka seyyar dipçikli dolu şarjör takılı tüfek, bir adet
dolu kalasnikof şarjörü, iki adet hücum yeleği, hücum yeleklerinin
ceplerinde altı adet kalasnikof şarjörü, ayrıca siyah bir evrak
çantasının içinde; üzerlerinde HGR Z DM LOS FMP-133 ve HGR Z DM LOS
FMP-134 ibareleri bulunan Almanya ülkesi yapımı iki adet el
bombasının; Şemdinli ilçesine operasyonel bir faaliyet için gidildiği
ve bulunulduğunun göstergesi olduğu, münhasıran istihbarat toplama
görevi ile bağdaşmadığı, yine ele geçen ve içinde; aşiretlerin ve
aşiret reislerinden 
AKP Milletvekili Mustafa Zeydan,
Ahmet Zeydan, Macit Piruzbeyoğlu, Gani Çallı, Abdurrahman Keskin, Kemal
Kaya, İskender Ertuş, Mehmet 
Adıyaman, Hasan Öztunç, Celi Özbek, Ömer
Keçeci, A. Hakim Turgut, Haydar Kaya, Hüsnü Timur ve Fuat Ediş’in
ve yine aşiret mensubu kişilerin isim listesi, ikamet bölgeleri ile
Şemdinli Bölgesi Genel Değerlendirmesi başlıklı evrakların
bulundu."

 

style="color:#000000;">Kaynak: radikal.com.tr

Şemdinli'de de 'örgüt var ama bulunamadı' sendromu

Şemdinli'de de 'örgüt var ama bulunamadı' sendromu

 

Şemdinli'de Umut Kitabevi'nin bombalanmasıyla ilgili verilen hapis cezalarının gerekçeli kararı açıklandı. Mahkeme, Dink davasının mahkemesinde olduğu gibi Şemdinli'de de 'örgütü' gördü, ancak bunu kanıtlayamadı.

Şemdinli'de   de 'örgüt var ama bulunamadı' sendromu

 

 

 

 

 

 

 

 

HAKKARİ’nin Şemdinli İlçesi’nde eski PKK hükümlüsü Seferi Yılmaz’a ait Umut Kitabevi’nin 9 Kasım 2005 yılında bombalanmasıyla ilgili 39’ar yıl hapis cezasına çarptırılan sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile PKK itirafçısı Veysel Ateş’in gerekçeli kararı tamamlandı. 

353 sayfa olan gerekçeli kararda, sanıkların çelişkili ifadelerine yer verilirken, Susurluk davası da emsal gösterildi. 

Sanıkların ayrıca ’Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçlarını düzenleyen TCK 302/1 suçundan değil, ’Suç işlemek için kurulmuş örgütün üyesi olma’ suçlarını düzenleyen TCK 220/2’den yargılandıkları; sanıkların hukuk dışı terörle mücadelelerinin ise vatandaşla devletin karşı karşıya getirilmesini isteyen PKK’nın amacına hizmet etiğine dikkat çekildi. 

Şemdinli’de eski PKK hükümlüsü Seferi Yılmaz’a Umut Kitapevine bombalı saldırı yapılmış, saldırıda Mehmet Zahir Korkmaz hayatını kaybetmişti. Bu olayla ilgili 7 yıldır süren davada karar duruşuması ise 10 Ocak 2012’de Van 3’üncü ır Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Duruşma sonrası mahkeme heyeti sanık Astsubaylar Ali Kaya, Özcan İldeniz ve PKK itirafçısı Veysel Ateş’e 39’ar yıl 10’ar ay 27’şer gün hapis cezası verdi. Yaklaşık 50 gün aradan sonra davanın gerekçeli kararı da tamamlandı. 353 sayfadan oluşan gerekçeli kararda, sanık, avukat ve tanıkların emniyet, savcılık ve mahkeme sürecindeki ifadelerine geniş yer verildi. 

HUKUKA AYKIRI TERÖRLE MÜCADELE YAPILDI 
Olay ve dava sürecinin geniş bir şekilde anlatıldığı gerekçeli kararda, sanıklar Ali Kaya, Özcan İldeniz ve PKK itirafçısı Veysel Ateş’in hukuka aykırı terörle mücadele yaptıkları belirtildi. Sanıkların, ’Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak’ suçlarını düzenleyen TCK 302/1 suçundan değil, ’Suç işlemek için kurulmuş örgütün üyesi olma’ suçlarını düzenleyen TCK 220/2’den yargılandıkları hatırlatıldı. Sanıkların bu eyleminin bölgede faaliyet gösteren PKK’nın kendi amaçları doğrultusunda propaganda malzemeleri olarak kullanılmakta, olduğuna dikkat çekilerek şöyle denildi: 

"Örgütün kendi tabanı tarafından bu suçlar insanların devletten uzaklaştırılması için bir fırsat olarak değerlendirilmektedir. Her ne kadar sanıklar tarafından işlenmiş bulunan suçlar 5237 sayılı TCK’nın 302. maddesindeki neticelerin meydana gelmesini, terörist örgütün vatana ihanet ederek ülke topraklarını bölmek şeklindeki amacını sonuçları itibariyle kolaylaştırıyor, Devletle halkı karşı karşıya getiriyor, devletin bölgedeki saygınlığını, egemenliğini ve bağımsızlığını zarara uğratıyor, nihai olarak Üniter Devlet olgusu bir başka açıdan zedeleniyor ise de; sanıkların bu amaç doğrultusunda hareket ettiklerine, icra hareketlerini doğrudan bu amaçlara yönlendirdiklerine, suçları doğrudan bu amaçlar doğrultusunda işlediklerine dair yeterli delil elde etmek mümkün olamamıştır.

Devletle ve özellikle de güvenlik güçleri ile vatandaşların karşı karşıya geldiği, bu durumun da bölücü terör örgütünün amaçlarından biri olduğu düşünüldüğünde sanıkların görünürdeki amaçlarının; en azından yasadışı yollarla, keyfi ve hukuka aykırı metotlarla terörle mücadele etmek olduğu konusunda şüphe bulunmamaktadır. 

Sanıkların bu tarzdaki yaklaşım ve eylemlerinin devletin birliğinden çok birliğinin zayıflamasına, huzurdan çok huzursuzluğa, güven ortamından çok güvensizliğe hizmet ettiği, devletin ve ülkenin her yanında terörle mücadele eden güvenlik güçlerimizin amacının bu olmadığı ve olamayacağı düşünüldüğünde sanıkların terörle mücadeleden başka amaçlar taşıyor olabilecekleri şüphesi doğmaktadır. 

Ancak bu şüpheler kanıtlanamadığından şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanıkların amaçlarının; "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya yönelik değil, terörle yasa dışı, hukuka aykırı metotlarla mücadele etmek olduğunun kabulü gerekmiştir. 

MKE yapımı olmadıklarının anlaşılması nedeniyle sanıklarca kabul edilmeyen el bombalarının araca sonradan konulduğunu ya da araçta bulunan sanıkların bunlardan haberi olmadığını kabul etmek mümkün görülmemekte, sanıkların TCK’nın 220’inci maddesi kapsamında bir örgütün faaliyeti kapsamında anlaşarak anılan bombalama - yaralama - öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarını birlikte işlediklerini kanıtlamaktadır. Mahkememizce iddianameye konu fiillerin açıklandığı şekilde gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varılmıştır." 

ÖRGÜT VARLIĞINA DİKKAT ÇEKİLDİ 
Gerekçeli kararda açıklanan örgütün, suç konusu olayın niteliği itibariyle, ülke genelinde veya bölgedeki diğer kamu görevlilerini de kapsayacak ölçüde çok yönlü araştırılması gerektiğine dikkat çekildi. 

Kararda bunun devletin yetkili organları tarafından araştırılmasını ve yargı önüne çıkarılması istenerek, "Sanıkların atılı suçları işlemeleri öncesindeki, işlendiği sıradaki ve işlenmesi sonrasındaki olaylar, basın yoluyla yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, askeri bir emir komuta zinciri içinde bulunan sanıkların böylesi bir eylemi terör eylemlerinin yoğun olarak yaşandığı bir bölgede tek başlarına planlamaları ve uygulamaları hayatın olağan akışına aykırı olup, olanak dışıdır. 

Nitekim sanıklar Ali Kaya ve Özcan İldeniz’in olay gününe ilişkin görevlendirme yazısına göre, 9 kasım 2005 günü saat 08.00’den itibaren Yüksekova ve Şemdinli ilçeleri bölgesinde bulunan örgüt mensupları hakkında bilgi elde etmek, istihbari ve operasyonel faaliyetlerde bulunmak ve kendilerine gereken yardım ve kolaylık sağlanmak üzere görevlendirildikleri görülmektedir. 

Gerekçeli kararda açıklanan örgütün suç konusu olayın niteliği itibariyle, ülke genelinde veya bölgedeki diğer kamu görevlilerini de kapsayacak ölçüde çok yönlü araştırılması gerekmektedir. Ancak yargılama safahatında olayın arkasındaki ilişkilerin çözülmesi mümkün olmamış, soruşturma ve kovuşturma aşamalarında bu kişilerin varlığı tespit edilememiş, kendilerine ulaşılamamıştır. Sanıklar dışında, izah edilen örgütü kuran, yöneten, sanıklar dışında örgüte üye olan diğer kişilerin tespit edilip, yargı önüne çıkarılmaları görevi devletin yetkili organlarındadır" denildi. 

SANIKLARIN ÇELİŞKİLİ İFADELERİNE YER VERİLDİ 
353 sayfadan oluşan gerekçeli kararda sanıkların emniye, savcılık ve mahkemedeki ifadelerine geniş yer verilirken, bu ifadelerdeki çelişkilere dikkat çekildi. 

"Sanık Ali Kaya ilk önce olay günlerine kadar Şemdinli İlçesi’ne sadece Hakkari İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde göreve başladığı ilk ayları takip eden aylarda ilçeleri tanımak için 2004 yılı Ekim ayında bir defa, yine 7 Kasım ve 9 Kasım günlerinde iki defa olmak üzere toplam üç defa gittiğini, bundan başka hiç gitmediğini beyan ve savunmuş ise de; sanık sorgu ifadesinde Seferi’ye gelecek pakete ilişkin olarak; bunun örgütün stratejisini belirleyen ya da örgüte talimat veren bir CD ya da doküman, ya da bomba ya da başka bir şey olabileceğinin değerlendirildiğine, neticesinde 7 Kasım’da yine yanlarında Veysel Ateş olduğu halde Özcan’la birlikte Şemdinli’ye gittiklerine, burada şimdi isimlerini açıklayamayacağı 4-5 haber elemanıyla görüştüklerine, bunlardan Seferi Yılmaz’ın tüm bilgileri toplamak amacıyla Özcan’ın krokiye Seferi’nin evini, işyerini caddenin yapısını işaretlediğine, daha önce Şemdinli’ye gelişlerinde de son geldiği zamanki aracı kullandıklarına, beyaz renkli Renault 19 marka araç olduğuna, plakanın da aynı plaka olduğuna, yanında Özcan ve Veysel’in bulunduğuna ilişkin ayrıntılı ve açık tevil yollu beyan ve ikrarda bulunmuştur. 

Bu tevil yollu ikrarına göre Ali’nin yine diğer sanıklarla birlikte son zamanlarda birçok defa Şemdinli’ye gittikleri açıkça ortaya çıkmıştır. Şemdinli ilçesine gidiş amaçlarına ilişkin olarak; sanık Ali Kaya Şemdinli Cumhuriyet Savcılığındaki ifadesinde Hakkari ili Şemdinli ilçesindeki son zamanlarda meydana gelen terör olayları konusunda istihbari bilgi toplamak için görevlendirildiklerini söylemiş; sanık Özcan İldeniz ise Şemdinli’de bulunan Seferi Yılmaz’ın son günlerde PKK
 örgütü ile olan irtibatını ortaya koymak için çalışma yapmak amacıyla gittiklerini söylemiş." 

SUSURLUK EMSAL OLDU 
Gerekçeli kararda 3 Kasım 1996’da Susurluk’ta meydana gelen trafik kazasıyla ilgili yürütülen soruşturma ve dava sürecinde alınan karalarda emsal gösterildiği belirtildi. 

"Anayasanın 6. maddesindeki ’Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz’ hükmüne karşın bir örgütlenme ve yetki kullanımı yoluna gittiklerinin görüldüğü, bunun ise hukuk devleti kuralları içinde savunulur yerinin olamayacağı, terörle mücadele adı altında da olsa açıklandığı gibi hukuk dışı bir örgütlenme ile devletin meşru güçleri gibi güç kullanarak yürürlükteki yasalar yerine kendi güç ve kuralları ile sözde yasalar oluşturmanın, devleti, hukuk devleti olmaktan çıkaracağı, bu koşullarda da güçlünün sözünün geçtiği, nerede başlayıp nerede sona ereceği belli olmayan her türlü yasadışılığın egemen olduğu bir sistem oluşacağı, sonuçta yurttaş-devlet ilişkisinde hukuk kuralları yerine korku ve kaygının geçerli olacağı, bunun da bir Anayasa ve Yasa ihlalinin ötesinde tam bir hukuk ihlali niteliği taşıyacağı ve hukuk devletinin bütünü ile ortadan kalkması sonucunu doğuracağı göz önüne alındığında mahkemenin sanıkların eylemlerinin TCK’nun 313. maddesine uyar nitelikte görüp karar yerinde gösterdiği gerektirici nedenlerde de bu nedenle bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilmiştir" denildi. 

AMAÇ İSTİHBARAT DEĞİLDİ 
Sanıkların Şemdinli İlçesi’ne istihbarat amaçlı gittiklerine yönelik yaptıkları savunmalarna da dikkat çekildi. Bu kanaatin oluşmadı değerlendirilerek şu gerekçeler belirtildi: 

"Her ne kadar savunmalarda ve görevlendirmeye ilişkin yazılarda sanıkların suçsuz oldukları ve sadece istihbaratla görevlendirildikleri belirtilmiş ise de; sanıkların içinde bulundukları araçta yapılan incelemede, aracın bagajında ele geçen üç adet kalasnikof marka seyyar dipçikli dolu şarjör takılı tüfek, bir adet dolu kalasnikof şarjörü, iki adet hücum yeleği, hücum yeleklerinin ceplerinde altı adet kalasnikof şarjörü, ayrıca siyah bir evrak çantasının içinde; üzerlerinde HGR Z DM LOS FMP-133 ve HGR Z DM LOS FMP-134 ibareleri bulunan Almanya ülkesi yapımı iki adet el bombasının; Şemdinli ilçesine operasyonel bir faaliyet için gidildiği ve bulunulduğunun göstergesi olduğu, münhasıran istihbarat toplama görevi ile bağdaşmadığı, yine ele geçen ve içinde; aşiretlerin ve aşiret reislerinden AKP Milletvekili Mustafa Zeydan, Ahmet Zeydan, Macit Piruzbeyoğlu, Gani Çallı, Abdurrahman Keskin, Kemal Kaya, İskender Ertuş, Mehmet Adıyaman, Hasan Öztunç, Celi Özbek, Ömer Keçeci, A. Hakim Turgut, Haydar Kaya, Hüsnü Timur ve Fuat Ediş’in ve yine aşiret mensubu kişilerin isim listesi, ikamet bölgeleri ile Şemdinli Bölgesi Genel Değerlendirmesi başlıklı evrakların bulundu."

 

Kaynak: radikal.com.tr

Karadağ'a Tahliye Yok

Karadağ'a Tahliye
Yok

Bir böbreği olmayan, diğeri de yüzde 18 çalışan hasta tutuklu
Yasemin Karadağ'a tahliye çıkmadı. Mahkeme, Adli Tıp Kurumu'ndan
sağlık raporu bekliyor. Duruşma 12 Haziran'da.

height="295" imgid="33067" origheight="295" origwidth="490"
src="http://bianet.org/resim/olcekle/33067/490/295" style="background-color:
rgb(255, 255, 255); font-family: Helvetica, Arial; font-size: 12px;
text-align: left; padding-top: 0px; padding-right: 3px; padding-bottom: 0px;
padding-left: 3px; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px;
margin-left: 0px; border-top-style: none; border-right-style: none;
border-bottom-style: none; border-left-style: none; border-width: initial;
border-color: initial; border-image: initial; " width="490" />

style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px;
padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px;
margin-left: 0px; font-family: Helvetica, Arial; font-size: 12px; text-align:
left; background-color: rgb(255, 255, 255); ">Yedi aydır Bakırköy
Cezaevi'nde kalan hasta tutuklu Yasemin
Karadağ
 tahliye edilmedi.

İstanbul Çağlayan Adliyesi 16. Ağır Ceza
Mahkemesi'nde görülen ikinci duruşmada, mahkeme Karadağ'ın
tutukluluğunun devamına karar verdi.

Mahkeme, Adli Tıp Kurumu'na yeniden yazı
göndererek, sağlık raporu işlemlerinin hızlandırılmasını talep
etti.

Bir böbreği olmayan, diğeri
yüzde 18 çalışan, kemik erimesi, kansızlık gibi hastalıkları olan
tutuklu Karadağ'ın serbest bırakılması için TAYAD'lı aileler,
uzun süredir mücadele ediyor.

İstanbul Tabip Odası da Karadağ'ın yaşam hakkının ihlal
edildiğini belirterek bir an önce serbest bırakılmasını talep
ediyor.

42 yaşındaki
Karadağ, hastalık nedeniyle 40 kiloya düştü, boyu da ye style="color:#000000;">di santim kısaldı.

style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px;
padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px;
margin-left: 0px; font-family: Helvetica, Arial; font-size: 12px; text-align:
left; background-color: rgb(255, 255, 255); ">Karadağ'ın, Devrimci Halk
Kurutuluş Partisi (DHKP-C) örgütü üyesi olmaktan 10 ila 15 yıl
arasında hapsi isteniyor.

Bir sonraki duruşma 12 Haziran'da.

 

Kaynak: bianet.org