6 Ağustos 2012 Pazartesi

İşkencecilerin Yeri Devlet Koltukları Değil, Sanık Sandalyeleridir! / KESK

İşkencecilerin Yeri Devlet
Koltukları Değil, Sanık Sandalyeleridir! / KESK

Selim Ay,
90’lı yıllarda bilfiil gerçekleştirdiği işkence suçlarından
daha önce aldığı komik cezalar ile resmen affedilmiş, daha sonra
başında bulunduğu ekip işkence yöntemleri arasına tecavüzü de
ekleyerek, 12 Eylül darbeciliği zihniyetinin kendisine açtığı yolda
yürümeye devam etmiştir. Bugün ise kendisine açılan yolun AKP
hükümeti ile, Terörle Mücadeleden Sorumlu İstanbul Emniyet Müdür
Yardımcılığına kadar ulaşmış olduğunu görüyoruz.

class="rteleft">İnsanlık suçlarını zaman aşımına uğratan, sözde
yargılama süreçleri ile darbeye alkış tutanları ve onların emirleriyle
işkenceler yapanları görmezden gelen, Bahçelievler Katliamı tutuklusu
katillerin salıverilmesine göz yuman AKP hükümeti, bugün tescilli bir
işkenceciyi de devlet teşkilatının baş kadrolarına “güvenlikten
sorumlu” görevi ile oturtmaktadır.

Dahası,
karakollarda Filistin askısına varan yöntemleri "Emir versek kötü
muameleyi önleriz ama o zaman da suç patlaması yaşanır" diyerek
savunan ve son valiler kararnamesinde Iğdır’a vali olarak atanan
Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Pek’in de atamalar arasında
yer alması, AKP’nin ileri demokrasi anlayışının somut bir diğer
örneği olarak karşımıza çıkmaktadır.

Gerçi,
“bin operasyon” yapmakla övünen, derin devletin eski emniyet
şefine ödül gibi cezası için hapishane ayarlayan, görev yaptığı
dönemde en demokratik haklarını dile getirmek isteyenleri İstanbul
sokaklarında gaz bombaları ile duman altında bırakarak engelleyenlere
milletvekilliği kapılarını açanların bu son adımları şaşırtıcı
değildir.

Buradan soruyoruz, AKP hükümeti
toplumda huzuru ve düzeni sağlamayı, insanların can ve mal güvenliğini
korumayı ve insanların hak ve özgürlüklerini güven altına almayı
işkenceciler ve tecavüzcüler ile mi sağlayacaktır?

class="rteleft">Bu utanç tablosuna bir an önce son verilmeli, gerçek yeri
sanık sandalyesi olan ve insanlığa karşı en ağır suçlardan birinin
gerçek faili olan işkencecilerin bir an önce görevlerine son
verilmelidir.

İşkenceleri meşru gören,
işkencecilerin yargılanması talebine “arkadaşlarımızı
yedirmeyiz” ifadeleri ile karşılık vermekten kaçınmayan bir
iktidar şunu iyi bilmelidir ki, 12 Eylül darbesinin kucağında büyüyüp
gelişirken, kendisi sistemin bütün özünü bu zihniyetin izinde
sürdüren bir yapının daha fazla öznesi ve uygulayıcısı konumuna
gelmektedir. Karşısına aldığı kesim ise sadece işkence mağdurları
ile sınırlı değil, eşitlik, özgürlük ve adalet isteyen Türkiye
halkları ve insanlık onurudur.

class="rteleft">YÜRÜTME KURULU

2 Ağustos 2012 Perşembe

DMMM: ‘BEDAŞ İşçisi Yalnız Değildir!’

DMMM: 'BEDAŞ İşçisi
Yalnız Değildir!'

src="http://halkinsesi.tv/images/stories/haber/Agustos2012/DMMM-bedas-destek-20120730.jpg"
style="float: left; margin-left: 10px; margin-right: 10px;" />30 Temmuz 2012
günü, Adana'da 151,  İstanbul'da  71 gündür
direnişlerini sürdüren BEDAŞ işçilerini Devrimci Mücadelede Mühendis
Mimarlar ziyaret etti.

İstanbul Taksim BEDAŞ Genel Müdürlüğü
önündeki direniş çadırında gece gündüz demeden kavgalarını
sürdüren BEDAŞ işçilerini "BEDAŞ İşçileri yalnız
değildir!", "İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız!"
sloganlarıyla selamlayan Devrimci Mücadelede Mühendis Mimarlar, her
koşulda ve her zaman haklı mücadelelerinin yanında olduklarını,
kararlı ve baş eğmez bir direnişin her koşulda başarılı olacağını
vurguladıkları konuşmalar yaptı. Enerji-Sen Genel Başkanı Kamil Kartal
da direnişin geldiği noktadaki gelişmeleri detayıyla anlatarak
“mutlaka, ama mutlaka
kazanacaklarını”
söyledi.

Kaynak:
halkinsesi.tv

İMO işini geri isteyen çalışanını gözaltına aldırdı

İMO işini geri isteyen
çalışanını gözaltına aldırdı

Çıkarıldığı işini
geri almak için 6 aydır oturma eylemi yapan Cansel Malatyalı'ya destek
için pankart açılınca, protestoların muhatabı İnşaat Mühendisleri
Odası (İMO) polis çağırdı. "Solcu ve demokrat kimliğe" sahip
olarak bilinen İMO Yönetimi, Çevik Kuvvet'in gözaltına aldığı
Malatyalı'dan şikayetçi oldu.

src="http://cdn1.cnnturk.com/handlers/file.ashx?FileID=622471&Width=292&Height=0&BlackWhite=False&Quality=80"
/>

bianet'ten Ayça Söylemez'in haberi göre, class="kyw">Ankara'da İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Genel
Merkezi'ndeki işinden çıkarıldıktan sonra bina önünde 6 aydır
oturma eylemi yapan Cansel Malatyalı bugün gözaltına alındı.
/>Avukat Evrim Deniz Karatana, bianet'e yaptığı açıklamada,
Malatyalı'ya destek olan grubun İMO binasına astığı pankart
nedeniyle İMO yönetiminin polisi aradığını, polisin Malatyalı da dahil
10 kişiyi darp ederek gözaltına aldığını söyledi.
/>Pankartta, "İMO Yönetimi tarafından keyfi olarak işten
çıkarıldım, işimi geri istiyorum. Cansel Malatyalı" yazıyordu. />
Malatyalı ve diğer 9 kişi ifadesi alınmak üzere Emniyet
Müdürlüğü'ne götürülürken, üç İMO yöneticisi ile danışma
görevlisi de şikayetçi sıfatıyla ifade verdi.

İMO Yönetim
Kurulu Üyesi Levent Darı, "Kamu kurumu niteliğinde bir kurum
olduğumuzdan şikayetçiyim, mala zarar verildi" dedi.
/>Kurumun kapıları, pankart asanları gözaltına almak isteyen çevik
kuvvet ekiplerinde kırılmıştı.

Cansel Malatyalı'nın
kardeşi Özkan Kayöz, oğlu Deniz Malatyalı, eşi Mehmet Malatyalı ile
Ezgi Antmen, Ali Altunsoy, Uğur Can Güneş, Serhat
Parlak, Mahir Çağlar ve İsmail Ozan Demirel gözaltı işlemlerinin
ardından serbest bırakılacak.

Gözaltına alınanlar, 2911
sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet ve
"mala zarar vermek" ile suçlanıyor.

Olayla ilgili
aradığımız İMO Genel Merkezi, internet
sitelerinde yayınlanan yazılı açıklama haricinde, sözlü olarak bir
yorum yapmayacaklarını belirtti.

İMO, class="kyw">internet sitesinde "Odamız bugün alçakça bir
saldırıya uğradı" başlıklı bir açıklama yayınladı.
Açıklamada, "Bu sabah saat 07.00 civarında bir grup tarafından
danışma görevlisi personelimiz darp edilerek binamıza zorla girilmiş,
merdiven ve asansör kullanımı engellenmiş, binanın 8. katı maddi hasar
verilerek kullanılamaz hale getirilmiştir" denildi.
/>"Bugün yaşanan olay bir süredir kasıtlı olarak devam ettirilmekte
olan Odamıza yönelik saldırıların fiziki şiddete dönüşmesidir.
Yapılan saldırı ile çalışanlarımızın ve üyelerimizin Odamıza
girmeleri engellenmiş, Odamız adeta tarumar edilmiştir." />Desteklemek de suç!

İMO Genel Merkezi'nin işten
çıkardığı Malatyalı, işe geri alınmak için 31 Ocak'tan beri İMO
binası önünde oturma eylemi yapıyordu.

İMO'da yaklaşık
beş yıl boyunca temizlik ve çay servisi görevlisi olarak çalışan
Malatyalı, "performans düşüklüğü" gerekçesiyle işinden
atılmıştı. İşyerine açtığı mobbing ve işe iade davaları
sürüyor. 41 yaşında, iki çocuk annesi Malatyalı, Türkiye Ticaret
Kooperatif, Eğitim, Büro ve Güzel Sanatlar
İşçileri Sendikası (Tez Koop İş) üyesiydi.

Bina önünde
kurduğu küçük çadırda 24 saat oturan Malatyalı, 17 Temmuz'da
basına hitaben yazdığı mektupta, İvme Dergisi Yayın Kurulu Üyesi
İnşaat Mühendisi Barış Önal'ın da kendisini desteklediği için
tutuklandığını belirtmişti.

İMO'dan açıklama:
"Siyasal olarak yıpratmak amaçlı"

/>İMO'dan yapılan basın açıklamasında ise, Cansel Malatyalı ve ona
destek olanların, bina çalışanlarını darp ederek, binaya zorla
girdikleri ve yönetim kurulu odasının kullanılmaz hale getirildiği ileri
sürüldü. Zarar görenin kendileri olduğu öne sürülen açıklamada,
eski çalışan Malatyalı saldırgan olarak nitelendi. Açıklamada,
yaşanan sürecin "İMO'yu siyasal olarak yıpratmak amaçlı
olduğu" iddia edildi ve suç duyurusunda bulunulacağı da
tekrarlandı.

Kaynak: cnnturk.com

TMMOB’de çürümede son nokta! / TMMŞP

TMMOB'de çürümede son
nokta! / TMMŞP

TMMOB’de çürümede son nokta!

align="center" style="margin-bottom: 0in;">TMMOB’ye Alçakça
Saldırı

 

TMMOB İnşaat
Mühendisleri Odası çalışına iken işten çıkartılan

align="center" style="margin-bottom: 0in;"> src="http://www.kizilbayrak.net/uploads/pics/c3c436d934.jpg"
style="border-width: 0px; border-style: solid; width: 240px; height: 180px;
float: right;" />

ve buna karşı direnişini sürdüren
Cansel

Malatyalı destekçileriyle birlikte 1 Ağustos
Çarşamba günü gözaltına alındı.

Ankara'da
İnşaat Mühendisleri Odası önünde 164 gündür direniş
kararlılığını sürdüren Cansel Malatyalı, oda binasının 6. katına
astığı pankartla İMO yönetimini protesto etti. “İMO yönetimi
tarafından keyfi olarak işten çıkarıldım. İşimi geri istiyorum”
pankartını açan Cansel Malatyalı'nın eylemine İMO yönetiminin
çağrısı üzerine polis saldırdı. Cansel Malatyalı'yla birlikte
eyleme destek veren 8 kişi bina içinden ve direniş çadırından
gözaltına alındı.

İMO Genel Merkezi'nde beş
yıla yakın süre boyunca temizlik ve çay servisi görevlisi olarak
çalışan Cansel Malatyalı için "performans düşüklüğü"
gerekçesi ile işten çıkartılmıştı.

Polisle
yakınlığı geçtiğimiz dönemlerde çevik kuvvet kordonu altında
yaptığı “Küçük Kurul” vesilesiyle ortaya çıkan İMO
yönetimi pervasızlığını bu kez kendi binası içine çevik kuvvet sokup
gözaltı için istekte(!) bulunma noktasına taşımıştır. Cansel
Malatyalı’nın direnişine 62. gününde de polisle saldırma yolunu
seçen İMO beyleri, bir kez daha ama daha pervasızca saldırarak kendileri
için yepyeni bir sayfa açmıştır. Daha önce hiçbir örneği bulunmayan
bu saldırganlıkla, Cansel Malatyalı’ya karşı TMMOB’nin
bürokratik kastı ve onun amigolarının tam desteğini alan ve genel kurul
sürecini sorunsuz atlatan İMO yönetimi deyim yerindeyse vites büyütmüş
örgüt tarihine silinmez kara bir leke çalmıştır. Tüm bunlar yetmezmiş
gibi oda yönetimi tüyler ürperten bir açıklama yaparak safını açık
ve net olarak ortaya koymakta bir sakınca görmemiştir. “Odamız
bugün ALÇAKÇA bir saldırıya uğradı” başlıklı açıklama
emekten yana dem vurup emeğe saldıranların ortada olduğu bir yerde
saldırının kimden geldiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

class="news">Evet, İMO 1 Ağustos 2012 Çarşamba günü ALÇAKÇA bir
saldırıya uğramıştır:

- Saldırıyı
gerçekleştirenler, polis ve onu oraya davet eden ve odayı çiftlikleri
sanan İMO yönetimidir!

- Asıl alçaklık kendi
işçisinin 6 aydır Ankara’nın soğuğunda ve yazın yakıcı
güneşinin altında sürdürdüğü direnişine iftira atıp TMMOB gibi bir
örgütü de buna alet etmektir.

- Bu ülkede polisin ne
olduğunu ve ne işe yaradığını bile bile bir emekçiyi ve onun
destekçilerini bu polise teslim edenler alçaklıktan hele hele solculuktan
hiç bahsedemezler. İMO yönetimi ülkenin dört bir yanından polisin
yargısız infaz haberlerinin geldiği bir ortamda, yaptıklarıyla aslında
Sedat Selim Ay gibilerin eteği altına sığınmıştır.

class="news">- İMO yönetiminin açıklamasında koltuğa nasıl
bağlandığı itiraf etmiştir. Cansel Malatyalı’nın eylemi
“Oda” ya karşı değil bizzat onlara karşı yapılmıştır.
Meseleyi “odaya saldırdılar” boyutuna çekmeye çalışmak
yalan söylemektir ve meseleyi çarpıtmaktan öte bir şey değildir. class="news">- Açıklama yazıp buna üç beş fotoğrafı iliştirmek
yönetimi aklayamaz. Yönetime çöreklenen bu tatlısu solcuları, 80
öncesi artığı oldukları için iyi bilirler ki patrona karşı işçi
sınıfının eylemi de bu eylemin önünde duranlara karşı şiddeti de
meşrudur. Kaldı ki “odamız kullanılamaz hale geldi” diye
ağlayanların yalancılıklarını bildiğimiz için mevcut zararın polis
tarafından verildiğini düşünmememiz için en ufak bir neden de
yoktur.

- Kürsülerde atıp tutanlara, meydanlarda
çatallaşmış seslerle hamaset yapanlara ve rakı masasında devlet yıkıp
devlet kuranlara, ikiyüzlülüklerine rağmen birilerine
“ahlak”, ilke dersi vermeye kalkanlara kimin korumalarla
gezdiğini hatırlatmak isteriz. Odaya çöreklenen ve türlü yolsuzluğa
bulaşıp koltuğu kaybetmemek için her türlü pis yöntemi meşru
görenler artık yüreklerinin yetmediği işlere kalkışmayı bırakıp
çekip gitmelidir.

Bu saldırı TMMOB’deki
sıkıntının ne boyuta geldiğini göstermektedir. Ancak mevcut durum
birçoklarını rahatsız etmemekte tersine savunulabilmektedir. ENTES
direnişi sürecinde Ahmet Tarık Uzunkaya’yı militanca savunanlar
hatta bizim üzerimize yürümeye cesaret edenler aslında örgütü yöneten
zihniyetin ne olduğunu göstermektedir. Bu zihniyet emekçiye saldırmayı
meşru görmektedir. Zira kendi çalışanını işten atanı savunmakta,
sigorta ödemelerindeki usulsüzlükleri normal bulmakta ve bunları
yapanları ödüllendirerek oda yönetimlerine hatta onur kurullarına
atamaktadır. Yıllardır süregiden bu çürümeye yapılan çağrılar
artık anlamsızlaşmıştır. Zira çağrıların muhatapları tercihini
burjuvaziden yana çoktan yapmış durumdadır. Ortaya koydukları politika
da bunu kanıtlamaktadır.
Geçtiğimiz aylarda “Ücretli
Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları ve İşsizlik Kurultayı”
vesilesiyle de “çürümede son nokta” başlığını kullanmış
ve kurultayı bu çerçevede değerlendirmiştik. Düştüğümüz hatayı
Cansel Malatyalı’ya yapılan saldırı üzerinden fark ettik. Bizim o
günkü değerlendirmemizin naif kaldığını ve “bu son noktadır
herhalde” düşüncemizi “umarız ki bu son nokta olur”
şeklinde değiştirilmesi gerektiğini anladık. Çünkü TMMOB’yi ele
geçiren bürokrat beylerin düştükçe düşmekte olduğunu sarsılarak bir
kez daha hatırladık. Zaten oda beylerinin de bize unutturmak bizim de
unutmak gibi bir niyetimiz yok. Şurası oldukça berraktır ki
TMMOB’yi bugün durduğu noktada tutan ne şanlı tarihi ne de bu
şanlı tarihin ekmeğini yiyen bürokratik kastıdır. TMMOB hala emekten
yana bir saf tutuyorsa bunun sebebi içinde barındırdığı ilerici
öznelerdir. Bürokratik kastın dümen suyundan beslenen bir dizi
“sol, muhalif görünümlü” özneyi dışta tutarsak örgüt
içindeki dinamiklerin beslendiği tek odak TMMOB içindeki muhalif
güçlerdir. Onların her şeye rağmen çıkan sesleridir.

class="news">Cansel Malatyalı’ya, İMO’ya ve TMMOB’ye
karşı yapılan bu ALÇAKÇA SALDIRIYI kınıyoruz. Yıllarca polisi bu
kurumlardan uzak tutmak için mücadele eden bu uğurda gözaltına alınan,
tutuklanan ve hayatını kaybedenlerin yarattığı değerler adına İMO
yönetimini bir daha o koltuklara dönmemek üzere istifaya çağırıyoruz.
Cansel Malatyalı şahsında Türkiye’nin ve dünyanın dört bir
yanında burjuvaziye karşı bayrak açan ve direnişe geçen işçileri bir
kez daha selamlıyoruz.

Toplumcu Mühendis, Mimar &
Şehir Plancıları

Kaynak:
kizilbayrak.net

Açıklama 60: İMO Yönetimini Emek Düşmanı Politikalardan ve İhbarcılıktan Vazgeçmeye Çağırıyoruz!

Açıklama 60: İMO
Yönetimini Emek Düşmanı Politikalardan ve İhbarcılıktan Vazgeçmeye
Çağırıyoruz!

İMO YÖNETİMİNİ EMEK
DÜŞMANI POLİTİKALARDAN

VE
İHBARCILIKTAN VAZGEÇMEYE ÇAĞIRIYORUZ

align="center"> 

     4,5 yıl boyunca çalıştığı İnşaat
Mühendisleri Odası Genel Merkezinden keyfi gerekçelerle işten
çıkarılan Cansel Malatyalı, işini geri alabilmek için 20 Şubat
tarihinden itibaren İMO Binası önünde mesai saatleri içerisinde oturma
eylemine başlamış, 17 Nisan tarihinden itibaren ise çadır açarak
eylemini 24 saatlik oturma eylemine çevirmişti. Cansel Malatyalı'nın
işine geri dönme talepli eylemi hala devam etmektedir.

style="text-align: justify;">     Kendini "emekten
ve demokrasiden yana" olarak tanımlamaktan geri durmayan İMO
yönetiminin bir emekçinin hakkını gasp etmesi kabul edilemez bir durumdu
ve Cansel Malatyalı'nın bu emek düşmanı anlayışa karşı işini
geri kazanabilmek için direnmesi en doğal hakkıydı. Malatyalı'nın
şu ana kadar 165 günü bulan haklı direnişinde, ailesi, dostları ve
emeğin gerçek savunucuları olan devrimciler hep yanı başında
oldular.

    
Mühendislerin mesleki demokratik kitle örgütü olması gereken İMO;
kurultaylarda, salonlarda emekten, sınıftan bahsetmeyi ihmal etmez ve
"solculuğu" elden bırakmazken, kapısının önünde 165 gün
boyunca direnen emekçiyi ısrarla görmezden geldi.Yok sayarak, umursamaz
görünerek direnişi bitirebileceğini zanneden İMO yönetimi, Cansel
Malatyalı'nın kararlılığı ve direnişin basında da yer bulması
sonucu kontrolden çıkarak, Malatyalı ve onu sahiplenenlere karşı farklı
karalama ve saldırı politikalarına yöneldi. Direnişin giderek daha fazla
insan tarafından takip edilmesinden ve taktıkları sol maskenin
düşmesinden rahatsız olan İMO Yönetimi ve bir kısım oda çalışanı
tarafından direniş çadırına saldırıldığı, destekleyenlerin üzerine
araba sürüldüğü zamanlar oldu. Bazı geceler alkollü bir şekilde
çadırdakilere sözlü ve fiziki tacizde bulunuldu. İMO yönetiminin benzer
karalama ve saldırılarının devam ettiği süreçte, düzen güçleri de
boş durmadı. Cansel Malatyalı ve direnişi destekleyenlere 3 kez polis
saldırdı, onlarca kişi işkenceyle gözaltına alındı.

style="text-align: justify;">     164 gün süren
direniş boyunca, İMO yönetimi kendi yarattığı sorunun çözümüne
yönelik herhangi bir adım atmadı, bu yöndeki girişimleri de görmezden
geldi. Yapılan görüşmelerde sürekli bir oyalama politikası izlendi,
süre uzadıkça direnişin kendiliğinden biteceği hesaplarına
girildi.Böyle bir süreçte,164 gün kararlılıkla direnen Cansel
Malatyalı ve kendisine destek veren üç devrimci, 1 Ağustos Çarşamba
günü saat 07.00 civarında İMO Genel Merkezinin 8.katına "İMO
Yönetimi tarafından keyfi olarak işten çıkartıldım, İŞİMİ GERİ
İSTİYORUM" yazılı ve Cansel Malatyalı imzalı bir pankart asarak
işe geri alınma talebini yeniden dile getirdi. Pankart yaklaşık 1 saat
İMO binasında asılı kaldı.

     Hak arama eylemini hazmedemeyen İMO
yönetiminin tavrı ise, AKP'nin polisine ihbarda bulunarak Malatyalı ve
direnişi destekleyenleri işkence ile gözaltına aldırmak oldu. Böylece
"emekten" ve "demokrasi"den yana olduğu iddia eden,
AKP'yi baskıcı uygulamaları nedeniyle eleştiren İMO yönetimi;emek
ve devrimci düşmanı politikalarda AKP iktidarıyla aynı zeminde
buluştuğunu da gösterdi.Direniş çadırına ve asılan pankarta yönelik
gerçekleştirilen polis saldırısında; Cansel Malatyalı, eşi, kardeşi,
oğlu ve kendisine destek için çadırda bulunan aralarında Devrimci
Mücadelede Mimar ve Mühendislerden iki kişinin de olduğu toplam 10 kişi
işkenceyle, yerlerde sürüklenerek gözaltına alındı.

style="text-align: justify;">     Ülkemizde devrimci,
demokrat, ilerici güçlere yönelik coplu, biber gazlı, panzerli polis
saldırıları hiç eksik olmamaktadır. Bu anlamda, halk düşmanlarının
işkenceleri, gözaltılarıda şaşırtıcı değildir.Ancak, pankart asma
eylemi yaparak sesini duyurmak isteyen Cansel Malatyalı'nın eylemi
sırasında İMO yöneticileri ve bir kısım çalışanın tavrı, ibretlik
olmuştur. Direnişin kararlılığı karşısında AKP'nin polisinden
medet umar hale gelen İMO Yönetimi, devrimcileri ve Malatyalı'nın
ailesini polise ihbar etmiş, hedef göstermiştir. Hatta İMO Genel Merkezi
Sekreter üyesi, çadıra yapılan saldırı sonrası bazı eşyaları
toplamaya çalışan Cansel Malatyalı'nın eşi Mehmet
Malatyalı'yı polise işaret etmiş, "bunu da alın" diyerek
yaşanan gözaltının bizzat sorumlusu olmuştur. Kendisine "solcuyum,
demokratım" diyebilenlerin ihbarcılığa, polis işbirlikçiliğine
soyunması nasıl açıklanabilir? Bırakın demokratlığı, sola ait
değerleri;toplumsal ahlakta bile yeri olmayan ihbarcılık her zaman
halkların lanetlediği, insanları küçülten, değersizleştiren bir olgu
olmuştur. İMO Yönetimine bu pespaye tavırları sergileten nasıl bir kafa
yapası, nasıl bir ruh halidir? Bu nasıl bir çürümedir ki; bir
yandanAKP'nin işkenceci polisine devrimcileri ihbar ederken; bir
yandan"emek, demokrasi, sol, sınıf vs.." kelimeleri ağza
alınabilmektedir?

     Sola ait tüm değerlerden uzaklaşmış,
halktan kopmuş İMO Yöneticilerinin ihbarcılığı ve devrimci
düşmanlığı bu kadarla da sınırlı kalmamıştır. Gözaltılar
sonrası Çankaya Karakolu'na gelinmiş, Cansel Malatyalı ve devrimciler
hakkında yalanlar söylenerek şikayette bulunulmuştur. İMO Genel
Sekreteri Levent Darı bianet'te yayınlanan açıklamasında: "Kamu
Kurumu niteliğinde bir kurum olduğumuzdan şikayetçiyim, mala zarar
verildi" demiştir. Her şeyden önce, TMMOB yöneticileri bu oyuna
artık bir son vermeli ve "ne olduklarına" bir karar vermelidir.
İşine geldiklerinde, icazetçi politikaları eleştirildiğinde "kamu
kurumu niteliğinde bir kurum"; farklı platformlarda ise "emek ve
demokrasi güçlerinin bir bileşeni" olabilmektedirler. Nitekim pankart
asma eylemini "alçakça bir saldırı" olarak niteleyen TMMOB
Başkanı Mehmet Soğancı konuya ilişkin yaptığı açıklamada,
TMMOB'ye bağlı odaları "emekten, halktan yana birer demokrasi
mevzisi" olarak tanımlamıştır.

     Yaşananlar sonrasında İMO başta olmak
üzere TMMOB'ye bağlı odaların açıklamaları ise aynı emek
düşmanı politikalarının devamı niteliğindedir. Tamamen uydurma
gerekçelerle bir emekçiyi işten atan, aynı emekçinin 164 gün süren
direnişini görmezden gelen, direnişi sahiplenenleri ise polise ihbar eden
anlayış, yapılan açıklamalarda adeta "emeğin ve demokrasinin
yılmaz savunucusu" ilan edilmiştir. Devrimcileri karalamaya yönelik
yalan ve iftira dolu açıklamalar, düzen güçlerinin
manipülasyonlarından hiç farklı olmamıştır.İMO tarafından yapılan
ve en üst düzeyde TMMOB Başkanı tarafından sahiplenen açıklamada,
pankart asma eylemi "alçakça bir saldırı" olarak
değerlendirilmiştir. İMO Danışma görevlisinin darp edildiği, eylemi
gerçekleştirenler tarafından kapıların ve pencerelerin kırıldığı,
üyelerin ve çalışanların odaya sokulmadığı iddia edilmiş ve
pankartın asıldığı 8.katın fotoğrafları internet sitesinde
yayınlanarak odanın tarumar edildiği ifade edilmiştir. Yapılan
açıklamada söylenenler, en hafif ifadeyle yalandır. Öncelikle,danışma
görevlisine hiçbir fiziki müdahalede bulunulmamıştır. Fotoğraflara
yansıyan, binada bazı eşyaların tahrip olduğu manzaranın sorumlusu ise
AKP'nin polisi ve onu odaya "davet eden" İMO yönetimidir.
Polisin gaz bombalı, işkenceli saldırısı sonucu eşyalar bahsedilen hale
gelmiştir. Gözaltına alınanların avukatlarının ifadelerine göre,
bizzat polis tutanaklarında bu durum aynen bu şekilde kayıt altına
alınmıştır. (Polisler, kapıları kendilerinin kırdığını vs..
belirtmiştir)Bir emekçinin hak arama eylemini alçakça bir saldırı
olarak kınayan İMO Yönetimi ve yandaşları, polisin bir demokratik kitle
örgütünü dağıtmasına, içeride bulunanlara gazla saldırmasına sessiz
kalmaktadır! Sanırız AKP iktidarı, icazetçi İMO yöneticilerini
fazlasıyla korkutmaktadır!

     Öte yandan, İMO açıklamasının hemen
ardından TMMOB'ye bağlı 20 odanın ortak açıklamayla eylemi
kınayarak 'İMO'ya saldırı' olarak nitelendirmesi, sömürü
düzenine karşı ortak mücadele örmekten, üyesinin haklarını korumaktan
aciz kesimlerin; devrimcilere saldırma noktasında nasıl bir arada
durduklarını göstermektedir.İMO haricindeki diğer 19 oda yönetimi,
hangi veriye ve bilgiye dayanarak, gerçekleştirilen hak arama eylemini
kınamaktadır? Polis işbirlikçilerinin, ihbarcılarının
açıklamalarının altına sorgusuz sualsiz imza atarak, ihbarcılığı
sahiplendiklerinin farkındalar mıdır?Olayın, başta Cansel Malatyalı
olmak üzere, tüm muhataplarıyla görüşmüşler midir? Kendisine
"demokratım, devrimciyim" diyen hiç kimse ya da hiçbir kurumun,
bir emekçi direnişini karalayıcı bu tip açıklamalarda bulunma hakkı
olmamalıdır.

    
Yıllardır üyesinden kopmuş, mücadeleden uzaklaşmış ve etkin yönetim
anlayışının elinde sınıfsal özünü giderek kaybeden TMMOB'ye
bağlı odalarda, bu gibi emek düşmanı tutumlar yaygınlaşır olmuştur.
Bu anlayış,devrimci-demokrat-muhalif mimar ve mühendislerin
bildiği ve maalesef alışık olduğu anlayışlardır.Bu anlayış,
kendisine muhalif üyesini odaya sokmayan, söz hakkı vermeyen
anlayıştır. Bu anlayış keyfi bir şekilde işten attığı
çalışanının, kendisine direnmesine tahammül edemeyen anlayıştır. Bu
anlayış, ücretli-işsiz üyelerinin kendi iradeleriyle aldığı
kararları tanımayan anlayıştır. Bu anlayış, yetkin mühendisliğe
karşı olduğu için odasının öğrenci komisyonunu fesheden
anlayıştır. TMMOB Başkanı'nın bahsettiği"emekten, halktan
yana bir demokrasi mevzisi"ninbu şekilde olamayacağı, böyle bir
anlayışın üyelerinin haklarını savunamayacağı açıktır.

/>CANSEL MALATYALI YALNIZ
DEĞİLDİR!

MÜHENDİSİZ, MİMARIZ HAKLIYIZ
KAZANACAĞIZ!

 

DEVRİMCİ
MÜCADELEDE MÜHENDİS VE MİMARLAR

1 Ağustos 2012 Çarşamba

Sessizlikten seyirliğe Şemdinli / Berrin KARAKAŞ

Sessizlikten seyirliğe
Şemdinli / Berrin KARAKAŞ

Radikal Hayat /
02/08/2012

 

 
 
id="haberDetayYazi">

Vali 'Haberim yok' diyor,
kaymakam telefonlara çıkmıyor, savcı bile adliyeyi terk
etmiş...

10 gündür çok şey oluyor da son üç beş gündür
soruluyor anca buralarda: “Şemdinli’de neler oluyor?”
Hükümetten ses yok. TSK’dan ses yok. En önemli işlevi bu tür
sessizliklerde konuşmak olan medyadan “kobrayı dolarım
boynuna”nın ötesi yok. Zaten Şemdinli diye bir yer de yok. Uzakta.
Kürtler var orda.
Bu gidişle yakına da gelemeyecekler. Zira
yakılabilebilirler. İktidarlarını nefretle, üzüntüyle ayakta tutanlar
dimdik ayakta oldukça her yer, son ‘manşet olaylarla’
Alevilerin taşlandığı Malatya, Kürt işçilerin taşlandığı Ayazağa,
Hıristiyanların uzaklaştırılmaya çalışıldığı Denizli… />Sırtında ’Bizim istediğimiz kadar bizdensin’ tarihleriyle bu
parantez içine her itirazları çözüm yerine nefret üretile üretile
uzaklaştırılanlar, yaklaşmaya kalktıkça böyle. ‘Uzak’
sihirli kelime. Malatya’da ’sorun çıkaran aile’ uzak
olursa sorun kalmaz. Kürt işçiler Ayazağa’dan giderse sorun kalmaz.
Denizli’dekiler de en azından şu kiliseyi kapatsınlar. Valisi,
emniyeti, askeri gerekirse gaz bombası, gerekirse son teknoloji askeri
araçları, uzaklaştırma görevlerini canla başla icradalar. Sokaktan
‘hassas vatandaş’ da taşla, sopayla beklemede
‘sınırları’ .
Bir sınır Şemdinli’den de
gidiyorlar. Yine eskisi gibi köylerini terk ediyor insanlar. Hayvanlarını,
yaşam ekip biçtikleri tarlalarını bırakıyorlar. Şemdinli’de
neler olduğunu elbette ki böyle uzaklardan konuşan değil, yakının
kendisinden biri daha iyi bilmeli. Lakin yakını da uzak etmişler. Petrol
yüklü yorumlardan ötesini dinlemeye Şemdinli Belediye Başkanı Sedat
Töre’yle telefon sohbetimden çıkan bu. />“Şemdinli’de neler oluyor?” sorusuna
‘Savaş’ cevabını veriyor Töre. “Zaten uzundur savaş
yok mu oralarda?” sorumun cevabı: “Bu defa başka, mevzi
savaşı” Bu mevzi savaşının açıklaması yeni korkular
yaratılarak, içine İran, Irak, Suriye katılarak çok yakında ekranlarda
haritalar üzerinden stratejistlerce verilecektir. Baki kalan bize yine bir
sessizlik olacak.
Şemdinli’deki şimdiki sessizliğe dönersek,
Töre’nin bilgi alabileceklerinden aldıkları şöyle: “
Hakkâri Valisi ‘Haberim yok’ diyor, kaymakam telefonlara
çıkmıyor, savcı saat 15.30’da adliyeyi terk etmiş, bulunmuyor.
Polis memurları var ortalıkla. Panzerler yolumuzu kesmiş. Evime 300 metre
uzakta çatışma bölgesiyle alakası olmayan mahalledeki 25 haneyi ziyaret
edemiyorum. Özdal Üçer milletvekili olarak, ben Belediye Başkanı olarak
ziyaret edeceğiz, izin yok. Her gece ilçe merkezinden yüzlerce top mermisi
atılıyor.”
Töre sözünü bitirince “OHAL’den
suskun bu hal” diyorum. “O dönemde valiler, kaymakamlar gelip
görünüyorlardı en azından. Neler olup bittiğiyle ilgili
milletvekilleri, basın yayın organları ulaşabiliyordu bilgiye. Bu,
OHAL’den de kötü” diyor. “Peki diyorum orada ajanslardan
muhabirler yok mu?” sorusunun cevabı: “Var da, kullanan yok.
Havuza atıyorlar haberleri ama…”
Bu havuz problemiyle baş
başayken uzaktakiler, yakındakilerden Sedat Töre de aynı sırrın
içinden diyor ki: “Karşılıklı yüzlerce ölü haberi geliyor.
Kimse gerçeği bilmiyor. Kamuoyunun haber alma hakkı sansür ediliyor.
‘Bu çatışma nedir? Kaç gündür başladı? Ne kadar bir
alanda?’ sorularına cevap yok. Köyünü boşaltan insanlara bir vurgu
yok. Tekrar normal yaşama dönüşle ilgili hiçbir şey
yok…”
Şimdilik tek resmi bilgi iki şehit haberi.
Şemdinli’de savaş gürülderken, Genelkurmay
Başkanlığı’nın sitesinden gelen haberlerden biri mesela, olması
gerektiği gibi Necdet Özel ve eşinin ev sahipliğinde, 264 şehit
yakınına verilen iftar yemeği. Savaş o sessizliğe gömülenlere böyle
bir şey olmalı. İnsansız . Birbirlerini öldürenler ellerindeki silah
kadar cansızlar, kansızlar
kan akıtırken.
Yazının sonlarına
yaklaşırken bir ana haber bülteninden vızır vızır “Kuzey Irak
yönüne top atışları… “yla, ‘Bölge
denklemleri’yle geçiyordu Şemdinli. Bir muhabir, gizeminden değil
savaştan dumanlı Goman Dağı fonunda anlatırken, sessizlik seyirlik
olmuş, akıyordu ekrandan.

Kaynak: Radikal

 

BASIN AÇIKLAMASINA ÇAĞRI

BASIN AÇIKLAMASINA
ÇAĞRI

 

GÖZALTINDAKİLER
DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!

 

Cansel
Malatyalı uydurma gerekçelerle işten atıldığı İnşaat Mühendisleri
Odası önünde 164 gündür "İşimi Geri İstiyorum" talebiyle
oturma eylemindeydi. 164 gündür İMO yönetimi  tarafından sorunun
çözümü için tek bir adım atılmadı. 1 Ağustos, Çarşamba günü
sabah saat 07.00 civarında Cansel Malatyalı ve 4 arkadaşı İMO'nun 6.
katından pankart asarak işimi geri istiyorum talebini dile getirdi. Bu
eylemin hemen ardından İMO yönetiminin polise ihbar etmesiyle halk
düşmanı AKP polisinin saldırısı gerçekleşti. Önce çadırda
bekleyenlere saldırıp gözaltına alan polis, ardından da İMO'ya
girerek, pankart asanları işkenceyle gözaltına
aldı.

 

Gözaltına alınanların
isimleri;

 

Çadırdan
alınanlar:

Ezgi Antmen
Özkan
Kayöz
İsmail Ozan Demirel
Deniz
Malatyalı
Ali Altunsoy
Mehmet
Malatyalı

İMO'dan alınanlar:

/>

Cansel Malatyalı
Uğur Can Güneş
Serhat
Parlak
Mahir ...

 

Gözaltına alınanların
serbest bırakılması talebiyle 01 Ağustos günü
(bugün) saat:19.00'da İMO önünde basın
açıklaması yapacak, oturma eylemine devam edeceğiz. Duyarlı olan herkesi
eyleme katılmaya
çağırıyoruz.

 

 

GÖZALTINDAKİLER
DERHAL SERBEST BIRAKILSIN!

CANSEL MALATYALI İŞİNE
GERİ
ALINSIN!

 

 

 

Eylem
Tarihi : 01 Ağustos 2012 - Çarşamba

Eylem Saati :
19.00

Eylem Yeri : İMO
Önü