4 Eylül 2012 Salı

Bilgi Üniversitesi'nde direniş var

Bilgi Üniversitesi'nde
direniş var

 

class="news-single-img" style="float: right; margin-left: 5px; color: rgb(41,
58, 77); font-family: verdana, arial, helvetica, sans-serif; font-size: 12px;
line-height: 13px; "> href="http://www.kizilbayrak.net/index.php?eID=tx_cms_showpic&file=uploads%2Fpics%2Ffft64_mf1103174.Jpeg&width=500m&height=500&bodyTag=%3Cbody%20bgColor%3D%22%23ffffff%22%3E&wrap=%3Ca%20href%3D%22javascript%3Aclose%28%29%3B%22%3E%20%7C%20%3C%2Fa%3E&md5=0ea110cd32ce6e206fe7348ab0fe1659"
style="color: rgb(0, 0, 102); text-decoration: none; "
target="thePicture"> src="http://www.kizilbayrak.net/typo3temp/pics/db0acc6c95.jpeg" title=""
width="240" />

 

style="color: rgb(41, 58, 77); font-family: verdana, arial, helvetica,
sans-serif; font-size: 12px; line-height: 20px; margin-right: 0px;
margin-left: 0px; margin-top: 12px; margin-bottom: 12px; ">(04.09.12) - Bilgi
Üniversitesi'nde işçi düşmanlığı sürüyor. Bugün üniversitenin
rektörlük binası önünde yapılan eylemle üniversite yönetimi protesto
edildi.

Basın açıklamasında sendika düşmanlığının sürdüğü, keyfi
gerekçelerle işten çıkarmaların uygulandığı ifade edildi. Eylemde
söz alan DİSK Genel Başkanı Erol Ekici, işçilerin taleplerinin
karşılanması gerektiğini ifade etti. Ekici, Bilgi Üniversitesi'ne
şöyle seslendi: “Burada eylem ve etkinliğin sona ermesi isteniyorsa,
başlayacak öğretim yılında, işten atılan insanların ailelerin ve
bizim mücadelemizle karşılaşmak istemiyorsanız bu talebimizi bugün
hemen yerine getirin. Aksi taktirde Bilgi Üniversitesi’nde bugün
başlattığımız eylem arkadaşlarımız işe geri dönene kadar devam
edecektir”

İşten çıkartılan 16 işçiden bir olan Mehmet
Işık ise şunları ifade etti: “Biz diyoruz ki, biz bunu haketmedik.
Çünkü okulun varolmasında emeğimiz çok büyük. Yeri geldi hamallık
yaptık yeri geldi inşaatta çalıştık, okul yöneticilerinin evlerine
kadar girip şahsi işlerini tek bir kuruş para almadan yaptık. Buna
rağmen bizi işten attılar. Biz işimize geri dönmek istiyoruz ve geri
dönene kadar burada direneceğimizi ilan ediyoruz.”

style="color: rgb(41, 58, 77); font-family: verdana, arial, helvetica,
sans-serif; font-size: 12px; line-height: 20px; margin-right: 0px;
margin-left: 0px; margin-top: 12px; margin-bottom: 12px; ">Eylemde söz alan
Sosyal-İş Sendikası İstanbul Şube Başkanı Mustafa Ağuş da,
“Üniversite yönetimine bir an önce işten çıkarılan işçilerin
işe geri alınması çağrısında bulunduk. Ancak üniversite yönetimi
çağrımıza yanıt vermediği gibi son bir haftada 10’a yakın
personeli daha işten çıkarmıştır. İşten çıkarmaların devam etmesi
de bekleniyor” diyerek keyfi işten çıkarmaların süreceğini ifade
etti. Açıklamalardan sonra rektörlük önünde oturma eylemi
başlatıldı.

Eylemde “İşten atılan işçiler geri alınsın!”
pankartının açıldığı eylemde “Direne direne
kazanacağız!”, “Susma haykır sendika haktır!”,
“İşten atılanlar geri alınsın!” sloganları sıklıkla
atıldı.

 

kaynak:kızılbayrak

Ovacık'ta Basılan Köyler Ziyaret Edildi

Ovacık'ta Basılan Köyler
Ziyaret Edildi

 

Ovacık’ta Köy Baskınları

style="font-family: Tahoma, Verdana; font-size: 16px; text-align: justify;
background-color: rgb(255, 255, 255); ">28 Ağustos salı günü saat 16.30
civarında Dersim' in Ovacık ilçesine
bağlı Kızık köyü askerler ve özel timler
tarafından basıldı. Kızık köyünde Murat İncioğlu, Hıdır Güneş,
İbrahim Aslan isimli köylülerin evleri basıldı. Köyün etrafı önce 4
panzer ve askerler tarafından çevrildikten sonra köye giriyorlar. Askerler
basacakları evlerin etrafını sararak 'teslim
olun'
 diye bağırıyorlar.'ihbar var evlerinizi
arayacağız. evlerinize girip çıkanları uçaklarla tespit
ettik.' 
diyorlar. Köyün basıldığı saatlerde evlerde
sadece kadınlar ve çocuklar bulunuyor. Çocukları korkutuyorlar. Kızık
köyünde evleri basılan ailelerin hepsi 1994'teki köy
boşaltmalarında köyleri boşaltılan ve sonradan Kızık köyüne
yerleşmiş aileler.

31
Ağustos günü de Ovacık' a
bağlı Hanuşağı köyü basılıyor. Burada
erkekleri kahveye topluyorlar. Basacakları evlerin kadınlarını da önden
eve zorla sokuyorlar. Arama iznini soran kadınlara 'ne arama
izni' 
deyip silah doğrultuyorlar ve eve zorla sokuyorlar. Yine
arama izni soran hamile bir kadını tartaklıyorlar.
Köylüleri '94' teki gibi
yapacağız'
 diyerek katletmekle tehdit
ediyorlar.

Tüm bu
yaşananlar yabancı olduğumuz olaylar değildir. Ne zaman ki ezenler ortaya
çıkmış, işte ta o zamandan bu yana eziliyoruz, vuruluyoruz, işkence
görüyoruz, katlediliyoruz. Bunları en iyi bilenlerdendir Dersim halkı. Ve
yine bütün bu zulme karşı direnmekten ve direnenlerin yanında olmaktan
başka çare olmadığını en iyi bilenlerdendir Dersim halkı. Dostunu
düşmanını iyi tanır. Değil bir defa bin defa da bassanız köyleri
Dersim halkını yıldıramazsınız. Halk o kapılarını halk
düşmanlarına değil halkın evlatlarına her daim açmaya devam
edecektir.

Ovacık’ta Basılan Köyleri Ziyaret

style="font-family: Tahoma, Verdana; font-size: 16px; text-align: justify;
background-color: rgb(255, 255, 255); ">Ovacık' ta Kızık ve
Hanuşağı köylerinin basılmasının ardından 1 Eylül cumartesi günü
basılan iki köy, aralarında Halk Cephesi'nin de bulunduğu devrimci
kurumlar tarafından ziyaret edildi. Basılan evler ziyaret edilerek
ailelerle sohbet edildi. Köylüler baskınlara olan öfkelerini anlatarak bu
durumun köydeki çocukları etkilediğini anlattılar. Hanuşağı'ndaki
köylüler baskının ertesi günü savcılığa giderek suç duyurusunda
bulunduklarını anlattılar. Ayrıca köylerdeki bütün evler dolaşılarak
pazartesi günü Ovacık'ta yapılacak olan basın açıklamasına
çağrı yapıldı.

kaynak:halkinsesi.tv

Adli Tıp Kurumu’nu Teşhir Ediyoruz!

Adli Tıp Kurumu'nu
Teşhir Ediyoruz!

 

style="font-family: Tahoma, Verdana; font-size: 16px; text-align: justify;
background-color: rgb(255, 255, 255); ">
style="font-size: 10px; " valign="top">Salı, 04 Eylül 2012
05:49

src="http://halkinsesi.tv/images/stories/Logolar/TKMP-logo-k.jpg"
style="border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width:
0px; border-left-width: 0px; border-top-style: none; border-right-style:
none; border-bottom-style: none; border-left-style: none; border-color:
initial; border-image: initial; float: left; margin-left: 10px; margin-right:
10px; " />Tecrite Karşı Mücadele Platformu (TKMP), devrimci tutsakların
tecrit altında insanlık dışı koşullarda yaşatılmasına ve adına
tecrit denilen işkencenin ortadan kaldırılmasına karşı verdiği
mücadelesine devam ediyor.

Tecrit adlı işkencenin bir ayağı da,
neredeyse ölümün eşiğine gelmiş hasta tutsaklara, hastanede kalabilir
raporu vererek katledilmelerine sebep olan Adli Tıp Kurumu (ATK)’dur.
ATK, bugüne kadar F Tipi hapishanelerde ölen tüm tutsaklardan sorumludur.
ATK’yı ve içerisinde görev yapan faşizmin işbirlikçisi
doktorları teşhir için ATK önünde olacağız. Duyarlı herkesi bizimle
birlikte bu suç şebekesini, halk düşmanı kurumu protesto etmeye
çağırıyoruz.

Tarih: 5 Eylül 2012
Çarşamba

Yer: Adli Tıp Kurumu /
Yenibosna

Saat: 13.00

kaynak:halkinsesi.tv

Haberlere abone ol|Eski sayfalara git|RSS Ağustosta 71 İşçi Öldü

Haberlere abone
ol|Eski sayfalara git|RSS Ağustosta 71 İşçi
Öldü

 


Dizi setleri, inşaatlar,
madenler, fabrikalar, elektrik direkleri; ağustos ayında en az 71 işçi
hayatını kaybetti.


İstanbul - BİA Haber Merkezi
style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px;
padding-left: 0px; margin-top: 0px; margin-right: 10px; margin-bottom: 0px;
margin-left: 0px; float: right; color: rgb(143, 143, 143); ">04 Eylül 2012,
Salı
 
http://bianet.org/images/dot_h.png); background-attachment: initial;
background-origin: initial; background-clip: initial; background-color:
rgb(255, 255, 255); font-family: Helvetica, Arial; font-size: 12px;
text-align: left; background-position: 0% 100%; background-repeat: repeat
no-repeat; ">

origwidth="480" src="http://bianet.org/resim/olcekle/40034/480/250"
style="padding-top: 0px; padding-right: 3px; padding-bottom: 0px;
padding-left: 3px; margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px;
margin-left: 0px; border-top-style: none; border-right-style: none;
border-bottom-style: none; border-left-style: none; border-width: initial;
border-color: initial; border-image: initial; " width="490" />

style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px;
padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px;
margin-left: 0px; ">İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi raporuna
göre, ağustos ayında en az 71
işçi
 hayatını kaybetti.

Yaz mevsimi devam
ettiği için mevsimlik tarım-orman işçilerinin ölüm haberleri de
gelmeye devam ediyor. Bu ay 18 mevsimlik işçi hayatını kaybetti.
Muğla'da orman yangınını söndürme çalışmalarını yürüten
helikopter düşerek yandı ve beş işçi öldü.

İnşaatlarda çoğunluğunu düşmelerin neden olduğu 14 ölüm
yaşandı. Enerji sektöründe elektrik çarpması sonucu dokuz işçi
öldü. Madenlerde ve büro-eğitim-sinema sektöründe altışar, nakliye ve
metalde ise beşer işçi hayatını kaybetti.

Sette üç işçi öldü

style="padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px;
padding-left: 0px; margin-top: 10px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px;
margin-left: 0px; ">Üç işçi Eflatun
Film'in yaptığı ve TRT'de gösterilecek olan "Şubat"
dizisinin hazırlıklarında bayramın 2. günü trafik kazası geçirerek
öldü. İşçiler, 20-21 saat çalışıyordu.

Yaşanan
ölümler üzerine set işçileri sordu:

"Eflatun
Film'in "Şubat" dizisi setinde kaç sigortalı var soruldu mu
hiç? Sorulmadı sorulmayacak. Sigortasız, kötü şartlarda, kötü
yemeklerle, parasını alamadan, günlerce düzensiz yaşayarak uyku bile
uyumadan setlerde sürünen insanların içler acısı hali devam
ediyor.

"İnsanlar evinde akşamları 45 dakika yerine
90 dakika eğlensin, kanal reklam yayınlasın, patron para kazansın diye
hayatlarına kıyılan insanlar adına soruyoruz. Daha kaç kişi ölmelidir?
Günlerini feda edip bilmediği bir işin içine bırakılıp, işi
yetiştiremediği için patronundan fırça yiyen ve uykusuz bir şekilde
bayram gecesi evine gönderilirken ölen işçiler adına soruyoruz: Daha
kaç kişi ölmelidir?"

Meclis,  işçi sağlığı
ve güvenliğinin patronlar tarafından bir maliyet unsuru olarak
görülemeyeceğini belirtti.

Meclis'e göre, 2012
yılının ilk sekiz ayında tüm iş alanlarında 559 işçi öldü.
(NV)

kaynak:bianet.org.tr

2 Eylül 2012 Pazar

“Biz” Neden Solcu Olduk?/Hüseyin Kete

"Biz" Neden Solcu
Olduk?/Hüseyin Kete

 

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 20px; margin-left:
0px; padding-top: 7px; padding-right: 0px; padding-bottom: 15px;
padding-left: 16px; width: 676px; ">

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; color: rgb(33, 31, 31); font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times,
serif; font-size: 11px; text-align: left; ">Sağcı olmayı beceremediğimiz
için mi, içinde yaşadığımız sosyo-kültürel ortamlardan ötürü mü,
yoksa anne babamız solcu hadi biz de solcu olalım madem diye bir karar
almamızdan ötürü mü? Şüphesiz solculuğumuzun sorduğum ve benzer
sorulara cevap sayılabilecek kökenleri illa ki vardır ancak bunların
hiçbiri gerçek ve doğru manada “inandığımız” ideolojinin
içselleştirilmesine katkıda bulunmaz, bilakis ezberlerimizi alabildiğine
pekiştirir, suya sabuna çok bulaşmadan öylece yaşayıp gitmemize
öncülük eder. Solcu musun, solcuyum gibi…

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; line-height: 1.5; ">Bu satırları yazmama vesile olan şey yaklaşık yedi aydır
İMO’daki işinden “performans eksikliği” gerekçesiyle
atılan, kadın ve emek mücadelesi veren Cansel Malatyalının hak arama
eylemi ve İMO’nun kendisini az çok “sol” bir gelenekle
tanımlamasıdır.

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; color: rgb(33, 31, 31); font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times,
serif; font-size: 11px; text-align: left; ">İktidarların her dönem
uyguladıkları işçi kıyımlarına karşı birlikte kurtuluş için
alanlara çıkıp Mahir’in, Hüseyin’in, Deniz’in adını
zikreden bir solcu meslek odası nasıl olur da, bir işçiyi işten
çıkarıp kapitalistlerle pişti olur. Sonuçta İMO ne bir şirkettir, ne
kar amacı giden bir sermaye grubu… Solcu olduğunu
düşündüğümüz bir odanın performans eksikliği gerekçesiyle bir
işçiyi yaşamından etmesini hangi meşru gerekçe
açıklayabilir.

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; color: rgb(33, 31, 31); font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times,
serif; font-size: 11px; text-align: left; ">Performans eksikliği
kapitalistlerin dili, özlük hakları elinden alınıp taşeron firmaların
önüne köle gibi atılan emekçilere devletin uyguladığı büyük bir
zulmün öteki adı değil midir? İşçiler iskelelerden düşüp ölürken
iskeleyi “sağlam yapamayan” ustabaşı mahpusu, işçi de
mezarı boylarken de fatura işçilere kesilmez mi? Son kertede erk sahibi
olanlar, bu tür olumsuz durumlarda vicdanlarını rahatlatmak ve meşru
görünmek için kefen parası gibi sakladığı bir kılıfa bürünmekte
ustalaşmıştır. Solcularsa bu tür durumlara muhalefet etmek için vardır
diye biliyorum.

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; color: rgb(33, 31, 31); font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times,
serif; font-size: 11px; text-align: left; ">Kadın işçi Cansel Malatyalı,
odanın temizlik ve mutfak işlerinden sorumludur. Bakın kendisi nasıl
anlatıyor neler olduğunu: “Sırf bana laf söylemesinler diye normalde sekizde başlayan
mesaime yarım saat erken geliyordum, kışın üşüyen ayaklarımı
ısıttığım sobama bile el koydular. Demlediğim çayın tadını ve
temizlediğim koltukların “lekelerini” gerekçe gösterip
sürekli üstüme geliyorlardı ve sonunda işime son verdiler.
“ 
Gazına, jopuna, üniformasına maruz kaldığımız
polisin saldırması ve üzerine araba sürülmesi, sözlü tacizlerde
bulunulması da cabası.

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; color: rgb(33, 31, 31); font-family: Georgia, 'Times New Roman', Times,
serif; font-size: 11px; text-align: left; ">Velev ki demlediği çay mideyi,
temizlediği yerler odanın huzurunu bozuyordu, eksik performans
gösteriyordu. Performans dediğimiz şeyin kimlerin dili olduğu cepte
zaten, eşiği nedir peki? Yoksa solcu odanın, herkesten yeteneğine göre,
herkesin ihtiyacına göre sloganı Cansel Malatyalı’yı kapsamıyor
mu?

İMO’nun yapması gereken sermayesi kadar
gerekçeler bulmak yerine Cansel Malatyalı’yı tekrar işe almaktır.
Yoksa biz niye solcu olduk sorusunu sormaya devam edeceğiz. Sahi,
“biz” niye solcu
olduk?

kaynak:haberfabrikasi.org

ÇHD Ankara Şubesi: POLİS İNFAZLARINA BİR YENİSİ DAHA EKLENDİ! CEM AYGÜN KATLEDİLDİ!

ÇHD Ankara Şubesi: POLİS
İNFAZLARINA BİR YENİSİ DAHA EKLENDİ! CEM AYGÜN
KATLEDİLDİ!

Baran Tursun, Çağdaş Gemik, Soner Çankal, Emrah
Gezer ve şimdi Cem Aygün…

Cem Aygün 29.08.2012 Günü,
Keçiören’de dur ihtarına uymadığı gerekçesiyle polis tarafından
katledildi. Polisin GBT’sine baktığı ve hakkında 
“yakalama” kararı olduğunu söylediği iddia edilen Cem Aygün
paniğe kapılarak koşmaya başlayınca arkasından defalarca ateş edilerek
öldürüldü!

Yargılandığı bir dosyadan ifadesi alınarak serbest
bırakılması için çıkarılan “yakalama kararı” Cem’in
sokak ortasında katledilmesine gerekçe oldu. Cem Aygün’ün
“dur ihtarına“ uymadığını iddia eden polis, arkasından 10
el ateş ederek “durdurma” değil katletme amacıyla hareket
etmiştir.

Halka düşmanlıkta sınır tanımayan iktidarın, sokağa
saldığı polisleri eliyle işkence ve infazlar her geçen gün
artıyor.

Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunda (PVSK) 2007 yılında
yapılan değişikliğin ve hemen tüm infazlarda aklanan katillerin
ardından, polisin silah kullanmaktan, sokak ortasında insanlara işkence
yapmaktan ve katletmekten çekinmeyeceği, yargısız infazların artacağı
şüphe götürmeyecek kadar açıktı.

İktidarın ve mahkemelerin
sokak ortasında işkence yapma ve katletme özgürlüğü verdiği polis, bu
“hakkını” fazlasıyla kullanıyor. Yargı kararlarıyla
aklanarak sırtı sıvazlanan işkenceci ve katil polislere her geçen gün
bir yenisinin eklenmesi şaşırtıcı değil…

Cem Aygün ve
ondan önceki tüm infazların sorumlusu, polis infazlarını ve şiddetini
yasalar ve yargı kararları yoluyla aklayan siyasi iktidar ile polisi
kollayan yargıdır.

Cem Aygün’ün polis tarafından
öldürülmesi ilk değildir. İnfazı gerçekleştiren polisin aklanması
için hem polis teşkilatının hem de yargının her yolu deneyeceğini
biliyoruz Çağdaş Hukuklar Derneği olarak devletin bütün aygıtları ile
meşrulaştırdığı işkence ve infazların cezasız kalmaması için her
koşulda mücadele edeceğiz. Bundan önceki polis infazlarında olduğu gibi
şimdi de Cem Aygün’ün katilinin cezalandırılması için davanın
takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyururuz.

Saygılarımıza.
01.09.2012

Çağdaş Hukukçular
Derneği

Ankara
Şubesi

 

Kaynak:
halkinsesi.tv

Polis Bu Kez Roseteks İşçilerine Saldırdı

Polis Bu Kez Roseteks
İşçilerine Saldırdı

LEVENT’DE  POLİS
TERÖRÜ

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde
hiçbir  hakları  ödenmeden işten çıkarılan Roseteks
işçileri  yedi haftadır Roseteks  patronunun sahibi olduğu
Köşebaşı isimli lüks restaurant önünde oturma eylemi yaparak
haklarını talep ediyorlar. Önce işçilerin haklarını istemeleri 
“Gasp”  meşru  eylemleri  “Korsan
Gösteri” sayıldı. Üstelik  hiçbir delil  bulunmadan
sadece Köşebaşı nın verdiği  dilekçe  üzerine birer
birer  evleri  basılarak  gözaltına  alındılar. Tüm
baskılara karşın eylemlerin den vazgeçmediler. Polis  bir kez
Roseteks işçilerini meşru eylemlerini engellemeye karar vermişti. Önce
Levent’de giden  tüm yollar tutuldu, sonra restaurantda 100 metre
kala yüzlerce polisten oluşan barikat kuruldu. İşçiler,
“İşçilere Değil Hırsızlara Barikat“
sloganıyla
tam dört hafta direndiler. AKP’nın polisi tüm  baskılarına
karşı işçilerin  direnişini kararlı  bir şekilde
sürdürmelerini hazmedemedi. Roseteks işçileri 1 Eylül 2012 
tarihinde hakları  için  bir kez daha Köşebaşına geldiklerin
de önce polis barikat kurdu. Ardından işçilere  alçakça 
saldırdı. Bizzat Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürü tarafından 
yönetilen saldırıda polis  işçilere dakikalarca  gaz sıktı.
Saldırı nedeniyle birçok işçi yaralandı. İki işçi hastaneye 
kaldırıldı. Aynı zamanda müvekkillerinin yanında bulunan  Avukat
Taylan Tanay ile Avukat Şükriye Erden de saldırıya maruz kaldılar.
İşçiler saldırıya rağmen “Direne Direne
Kazanacağız”, “İşçiyiz Haklıyız Kazanacağız”,
“İşkence Yapmak Şerefsizliktir”
sloganlarıyla
eylemlerini saat 24.00’de kadar  sürdürdüler.

Roseteks
işçileri tüm baskılara karşı hakları için direnmeye devam ediyor.
Halkımızı Roseteks işçilerine  destek  vermeye,  onurlu
mücadelelerini paylaşmaya çağırıyoruz.

Kaynak:
halkinsesi.tv