25 Haziran 2010 Cuma

5. GELENEKSEL İVME DAYANIŞMA PİKNİĞİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

5. GELENEKSEL İVME
DAYANIŞMA PİKNİĞİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ




href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CZGR%7E1%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"
rel="File-List" /> style="font-family: Arial;">5.Geleneksel İvme Dayanışma Pikniği 20
Haziran Pazar günü

İstanbul boğazı manzaralı style="font-family: Arial;"> Tarabya Üstü, Erguvan Tepesi'nde
düzenlendi. 23 Mayıs tarihinde yapılması planlanan, ancak olumsuz
hava koşulları nedeniyle 20 Haziran tarihine ertelenen dayanışma
pikniği, yaklaşık 110 ivme okuru ve dostunun katılımıyla
gerçekleştirildi.





style="font-size: small;">Sabahın erken
saatlerinde piknik alanına giden arkadaşlarımız ön
hazırlıklarını gerçekleştirdi. Pankart asıldı, İvme standı
kuruldu, masalar dizildi, kahvaltılıklar ve çaylar hazırlandı.
Sabah saatlerinde, boğazın halen yeşil kalabilmeyi başarmış
kıyılarına nazır piknik alanına saat 09.00 gibi gelmeye başlayan
katılımcılar, güzel manzaraya karşı, demli çay eşliğinde
yapılan kahvaltı ve sohbetlerle pikniğe ısınmaya başladılar. Yapılan
kahvaltıdan sonra rengarenk misketler dağıtıldı.
Çocukluklarının vazgeçilmez misket oyunlarıyla
katılımcılar çocukluklarına olan özlemlerini bir nebze olsun
giderdiler.


style="font-size: small;"> Öğle
vakitlerinde, beraberce kurulan sofralarda yenilen öğle yemeklerinden
sonra, piknik nostaljik havasından coşkulu, eğlenceli bir havaya evrildi.
Türküler söylendi, halaylar çekildi. Koca koca adamlar
ufacık çuvallara girerek düşe kalka  bitiş
çizgisine ulaşmaya çalıştılar. Halat çekme
yarışıyla beraber rekabet üst düzeye çıktı.
Türkülerin söylendiği, Halayların çekildiği,
halatların çekildiği, mendillerin kapılmaya
çalışıldığı bu sıcak ortamda "dayanışma"nın,
"dostluğun" ne olduğu bir defa daha güzel anılarla
zihinlere işlendi.


style="font-size: small;">Akşam
çiselemeye başlayan yağmurla Erguvan Tepesi'ndeki bu güzel
güne, bir sonraki piknikte buluşmak üzere saat 19.30'da veda
edildi. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamadan dolu dolu
yaşadığımız 5. pikniğimizi de geride bırakmış olduk.


 

 



24 Haziran 2010 Perşembe

İtalya Genel Greve Gidiyor

İtalya Genel Greve
Gidiyor

 Avrupa'nın bir çok ülkesini
sarsan kriz ile sermaye devletleri kamu harcamalarında kesintilere gidiyor.
Kriz döneminde kapitalistlere yapılan yardımların oluşturduğu
yük işçi ve emekçilere yükleniyor.

İtalya'da da hükümet devletin borç
yükünü hafifletmek ve borçlarını ödemek
gerekçesiyle sosyal kısıtlamalara giderken buna karşı
İtalya'da 25 Haziran Cuma günü genel greve gidiliyor.

Grevin çağrısını 5 milyon üyesi ile İtalya'nın en
büyük sendikası olan  İtalyan Sendikalar Birliği CGİL
yaptı. Kamu sektöründe memurlar 24 saatliğini iş bırakacaklar.
Özel sektörde de işçiler 4 saat greve gidecek. 10.00-14.00
saatleri arası uçaklar çalışmayacak, kamu ulaşımı ise
14.00-16.00 saatleri arası duracak.

Grevde, hükümetin tasarruf adı altında ücretleri 2013
yılına kadar dondurması ve kamu sektöründe 400 bin işyerinin
tasfiye edilmesi protesto edilecek.

Roma'da grevin yanında cuma günü büyük bir
yürüyüş de gerçekleşecek.

Kültürel faaliyet gösteren kurumlar da hükümetin
kemer sıkma politikalarını protesto ediyorlar. 29 Haziran Salı
günü kültürel alanda yapılacak kısıtlamaları protesto
etmek için opera binaları ve tiyatroların kapıları kapalı
kalacak. Bununla beraber Roma'da Kültür Bakanlığı
önüne protesto yürüyüşü
gerçekleştirildi, eylemde "İtalya'da kültür
öldü, gömmek için para yok!" pankartı
taşındı.

 

Kaynak: Kızılbayrak

 

Devrimci Alevi Komitesi: 2 Temmuz'da Sivas'tayız!

Devrimci Alevi Komitesi: 2
Temmuz'da Sivas'tayız!

 Devrimci Alevi Komitesi
yayınladığı bildiri ile 2 Temmuz'da Sivas'ta olalım çağrısında
bulundu. 21 Haziran 2010 tarihli bildirinin tam metni şöyle: 

İnanç Özgürlüğümüz
İçin

Adalet Özlemimiz İçin

2 Temmuz'da Sivastayız! 

 

Halkımız! Sivas'ta Madımak Oteli'nde yakılalı, 17
yıl oldu. 

İnsanlarımızı yakan ateş içimizdedir hala. Fakat, Madımak
bizim için yalnız acılarımız değil sorulacak
hesabımızdır! 

Asıldık, yılmadık. Yakıldık, sinmedik. İnançlarımızla,
düşüncelerimizle, hesap soran öfkemizle 2 Temmuz'da yine
Sivas'ta olacağız. 

 

Siz nerede olacaksınız? 

Alevi ve Sünni Halkımız! 

 

Saflar nettir. Bir yanda yakanlar, bir yanda yakılanlar var. Kimse arada
değildir. 

 

Yakılan biziz. Halktır. Yakanlar, emperyalistler, onların
ülkemizdeki işbirlikçileri, oligarşinin düzen partileri,
ordusu, polisidir. AKP iktidarının yeri tartışmaya yer vermeyecek
biçimde yakanların safındadır. 

 

Açılım oyununu oynayanlar, yakanların
safındadır! 

Yakanlar, kanlı elleriyle bu kez Alevi halkımıza açılım
oyununu oynuyorlar. Katliamlarla, sürgünlerle sindiremedikleri
Alevi halkımızı bu kez Açılım oyunu ile teslim almaya
çalışıyorlar. Devşirdikleri üç-beş soysuzu
kullanarak, değerlerimizi kullanıyor, bizi aldatıyorlar. 

AKP iktidarının oyununu bozalım. Açılım oyununa ortak olmak,
yakanların oyununa gelmektir. Mazlumun zalime elini uzatmasıdır.
Reddetmeliyiz bu oyunu! 

Yalanlara, yakanlara, aldatanlara, değerlerimizin üstünde
tepinenlere aldanmayalım! 

 

Madımak manevralarına son! 

Tam 17 yıldır; insanlarımızın yanık tenlerinin kokularına kebap
kokuları karışırken, "Binayı alamadık, aldık ödenek
çıkaramadık... müze mi olsun, çiçekçi mi
olsun..." diye diye alay ettiler. 

Hala ediyorlar. Madımak üzerine yıllardır yaptıkları manevralar
gerçeği gizlemek içindir. At izi it izine karışsın
istiyorlar. Yaktıklarını unutturmak istiyorlar. Ertuğrul Günaylar,
yakanların temsilcisidir. Onların icazetine, iznine muhtaç değiliz.
Madımak, tartışmasız, koşulsuz, müze olmalıdır. Ama oyun oynamaya
devam ederlerse, gerekirse Madımak'ı yıkıp yerle bir edelim, gerekirse
müzemizi başka yerde yapalım, ama yakanlara minnet
etmeyelim! 

 

Madımak'taki yakan ellerden biri de emperyalizmin
elidir 

Her karışında kanımız ve alınterimizin olduğu Anadolu'yu bizim
için yaşanmaz hale getirmek istediler. Dersim'de binlercemizi
katlettiler, yerimizden sürdüler. Maraş'ta, Çorum'da
katlettiler. Sivas'ta yaktılar. Gazi'de kurşunladılar. 

Yaşadığımız bunca zulüm, bilin ki, emperyalizmden bağımsız
olmamıştır. Bizi yakanlara Amerikan emperyalizmi onay verdi. Avrupa
emperyalizmi onay verdi. İnançlarımızın yasaklanmasına onay
verdiler. Şimdi haklarımızı savunuyor gözükmeleri tarihi bir
riyakarlıktır. 

Alevi halkımız, emperyalizme karşı hem kendi içimizde
birleşmeli, hem de her inançtan ve milliyetten Türkiye halkları
ile birlikte omuz omuza mücadele etmeliyiz. 

Unutmayalım, emperyalizmin kovulmadığı bir ülkede ne inanç
özgürlüğü olur, ne adalet! 

 

Alevi Halkımız! 

 

17 yıldır hep unutmamızı istediler. AKP'nin Sivas Valisi,
"Sivas'a gelmeyin, gelirseniz 'sakıncalı' olabilir" diye bizi
yine tehdit ediyor. Yaktınız, daha başka ne yapabilirsiniz? diye
karşılarına çıkalım. 

Tehditleriniz sökmeyecek, diri diri yakılanlarımıza sahip
çıkacağız; diyerek Madımak'ta olalım. 

Alevi halkımız ve bin yıllık kardeşliğimizi savunan Sünni
halkımız, 2 Temmuz'da Sivas'ta olmak için bir çok nedenimiz
var: 

- 2 Temmuz'da Dersim'de, Maraş'ta, Çorum'da katledenlerden,
Sivas'ta yakanlardan, Gazi'de kurşunlayanlardan hesap sormak için
Sivas'ta olalım! 

- 2 Temmuz'da "ABD defol, bu vatan bizim" demek için
Sivas'ta olalım! 

- 2 Temmuz'da bizi açılım oyunu ile oyalayanların oyunlarını
bozmak için Sivas'ta olalım! 

- 2 Temmuz'da tecrit zulmüne dur demek için Sivas'ta
olalım! 

 

2 Temmuz'da Sivas'ta olalım. 

Diri diri yakıldığımız Madımak, birliğimizin, dirliğimizin simgesi
olsun. 

Pir Sultanlar gibi dövüşerek, Madımaktakiler gibi
ölümlere meydan okuyarak, Gazi halkı gibi direnerek
yürüyelim canlar... 

 

21 Haziran 2010 

Devrimci Alevi Komitesi 

 

 

Kaynak: Halkinsesi.tv

 

Bu Fotoğraf İlk Kez Ortaya Çıktı

Bu Fotoğraf İlk Kez Ortaya
Çıktı

 İlk defa İkinci Dünya Savaşı sırasında
Naziler'in Fransız direnişçileri kurşuna dizmelerinin
fotoğrafları yayınlandı. Fotoğrafın Adıyaman'a kadar uzanan hikayesi
ise, bir dönemin tarihinin bir kesitini oluşturuyor.

Paris'in eteklerinde Nazi askerlerinin Fransız
direnişçileri kurşuna dizdikleri bir anın fotoğrafları ortaya
çıktı. Fotoğraflar, 21 Şubat 1941'de, işbirlikçi
hükümetin de katkısıyla Naziler'in Fransa'yı
işgalinden birkaç ay sonra, Mont-Valerien kalesinde,
çalıların arkasında gizlenen bir Alman askeri tarafından
çekildi. O dönemde "düşmanın karşı-propaganda
için kullanabileceği" gerekçesiyle fotoğraf
çekmek yasaktı.

Mont-Valerien, binden fazla Fransız direnişçinin kurşuna
dizilmesiyle bilinen bir yer. Bugün de Mont-Valerien'de Fransız
direnişçilerinin anısına dikilmiş bir anıt yer almakta.

Yeni ortaya çıkan ve Mont-Valerian kalesinde sergiye konulan
fotoğraflar çekildiği sırada Fransız direnişçiler hem Nazi
işgalcilerine, hem de işbirlikçi Vichy hükümetine karşı
savaşıyorlardı. Dört yıllık işgalin ve direnişin ardından, 1944
Ağustos'unda, ülkelerini kurtardılar.

Naziler, yakaladıkları direnişçileri kamyonlarla Paris'in
batısındaki bu kaleye getiriyorlar ve idam etmeden önce bir mabette
tutuyorlardı. Mabedin duvarlarında bazı direnişçilerin kazımış
oldukları mesajlar, yakın zamanda restore edildi.

Naziler erkek direnişçileri açıklıktaki tahta direklere
bağlıyor ve kurşuna diziyorlardı. Kadınlar ise genellikle
Almanya'ya gönderiliyor ve kafaları kesiliyordu.

Bu fotoğrafı, açıklığa getirilen esirlere motorsikletle eşlik
eden Alman askerlerinden Clemens Ruter çekti. Ruter, kimseye bundan
söz etmemişti. Fotoğraf, 40 yıl boyunca Ruter'in Minox marka
fotoğraf makinesinde saklı kaldı.

Katolik inancına sahip Ruter, ölümünden kısa süre
önce hacca gittiği sırada bir başka hacıya fotoğraflardan bahsetti.
Bu kişi, fotoğrafların negatiflerini çıkardı. Ancak fotoğraf bir
süre daha kamuoyunun bilgisine açılmadı.

Ta ki, Fransa'nın ünlü Nazi-avcısı Serge Klarsfield
fotoğrafların varlığından haberdar oluncaya kadar. Klarsfield,
fotoğrafta idam edilenlerin, Paris'te Ermeni şair Missak
Manukyan'ın liderlik ettiği bir direniş hücresinden partizanlar
olduğunu duyurdu.

Missak Manukyan, 1906 Adıyaman doğumluydu. Birinci Dünya
Savaşı'nda babasını yitirince önce Suriye'ye, ardından
Fransa'ya gitti. Burada fabrikalarda işçi olarak
çalışırken Komünist Parti'ye katıldı.

Manukyan, savaş başlayınca önce Göçmen
İşçiler isimli silahlı örgütün Ermeni kolunun
başına geçti, ardından FTP-MOI direniş
örgütünün liderlerinden oldu. 28 Eylül 1943'te
SS Generali Julius Ritter'i, Manukyan'ın grubu
öldürdü. Suikast büyük ses getirdi.

Bu fotoğraftaki infazların yapıldığı sırada Manukyan henüz
yakalanmamıştı. Ancak Manukyan da 22 yoldaşıyla beraber 1944'te
Naziler'in eline düştü. Gruptaki 21 erkek günler
süren işkencenin ardından kurşuna dizilirken, tek kadın olan Olga
Bancic Stuttgart'a gönderilerek giyotinle
öldürüldü.

Naziler'in Manukyan'ı suçlamak üzere Paris
sokaklarına astıkları afişte şöyle yazıyordu: "Manukyan,
Ermeni, çete lideri, 56 saldırı, 150 ölü, 600
yaralı."

Kaynak: SOL

 

Kooperatiflere Hükümet Kıskacı

Kooperatiflere Hükümet
Kıskacı

 Türkiye'de 7,5 milyon ortaklı, doğrudan 100
bin kişinin çalıştığı kooperatifleri yeni bir tehlike
bekliyor.

Kooperatifçilik Haftası, Meclis'ten çıkan bir
"sürpriz"le karşılanıyor. Hükümet, siyaset
tansiyonunun yüksek olduğu bir zamanda Kooperatifçilik
Yasası'nı değiştirdi. Neden ve nasıl değişti? Tarım yazarı Ali Ekber
Yıldırım, Meclis'ten geçirilen ve dikkatlerden kaçan yasa
değişikliğiyle kooperatiflerin hükümetin denetimine
açıldığını yazdı.

 

KOOPERATİFLER HÜKÜMETİN DENETİMİNE
GİRİYOR

Yıldırım şöyle diyor: "Türkiye'de 7.5 milyon
ortaklı 72 bin kooperatif var. Kooperatiflerin doğrudan yarattığı
istihdam 100 bin kişinin üzerinde. Tarımda da kooperatifçilik
çok yaygın. Tarım kredi, tarım satış, köy kalkınma,
hayvancılık, sulama ve daha bir çok alanda kooperatifler var.
Rakamlara ve yaygınlığına bakıldığında kooperatifçiliğin ne
kadar geliştiği, örgütlenmede ne denli ilerlediğimiz
söylenebilir. Fakat gerçek durum böyle değil. En azından
kooperatiflerin büyük bölümü sorunlarına karşı
yeterince duyarlı değil.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 3 Haziran
2010'da 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nda önemli
değişiklikler yapıldı. Bir çok kooperatif yöneticisinin
bundan haberi bile olmadı. Haberi olanlar ise, fazla bir şey yapamadı.

 

Yapılan değişikliklerden birisi, yapı kooperatiflerinin Sanayi
Bakanlığı'ndan alınarak Bayındırlık Bakanlığı'na
bağlanması oldu. Asıl önemli değişiklik ise,
kooperatifçiliğin özünü oluşturan özerk ve
demokratik yapının ortadan kaldırılarak kooperatiflerin siyasal
iktidarın denetimine sokulması oldu. Öyle bir değişiklik ki, ilgili
bakanlığa (siyasal iktidara) denetim adı altında kooperatif
yöneticilerini yargı kararı olmadan görevden alma yetkisi bile
verildi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yasa değişikliğini onayladı.
Resmi Gazete'de 13 Haziran'da yayınlanarak
yürürlüğe girdi."

 

"ÖZERK KOOPERATİFÇİLİK ARTIK
YAPILAMAZ"

Tarımdunyasi.net sitesi yazarı Yıldırım yeni değişikliği
şöyle anlatıyor: Kooperatifleri siyaset kurumuna bağlayan yasa
maddesi şöyle: İlgili bakanlık; kooperatiflerin, kooperatif
birliklerinin, kooperatif merkez birliklerinin ve Türkiye Milli
Kooperatifler Birliği'nin işlem ve hesaplarını ve varlıklarını
müfettişlere, kooperatif kontrolörlerine veya denetim için
görevlendirilecek olan personele denetlettirebilir.

 

Kontrolörlerin seçilme ve çalışma usul ve esasları
ile görev ve yetkileri tüzükle tespit olunur.

Birinci fıkradaki teşekküller, denetim sonuçlarına
göre ilgili bakanlıkça verilecek talimata uymak zorundadırlar.
Yapılan denetimler sonucunda, kooperatiflerin, kooperatif birliklerinin,
kooperatif merkez birliklerinin, Türkiye Milli Kooperatifler
Birliği'nin ve bunların iştiraklerinin yönetim kurulu
üyeleri ile üst düzey yöneticilerinin, hukuka
açıkça aykırı eylem ve işlemlerinin tespit edilmesi
durumunda, ilgili Bakanlık, kamu yararı ve hizmet gerekleri dikkate
alınarak gecikmesinde sakınca görülen hallerde ileride telafisi
güç veya imkansız zararlara yol açılmasının
engellenmesi amacıyla bu kişilerin görevlerine tedbiren son verebilir.
Bu durumda ilgili Bakanlık, bir yıl içerisinde olağanüstü
genel kurul toplantısının yapılması için gerekli tedbirleri
alır.

Kooperatifler ve üst kuruluşlarına kredi veren kamu kurum ve
kuruluşları ile belediyeler ve ilgili bakanlıklar; verilen kredilerin
açılış gayesine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını,
plan ve projesine uygunluğu, teknik özellikleri ve kalite
açısından denetleyebilirler."

 

Bu madde ile demokratik ve özerk kooperatifçiliğin
yapılması mümkün değil. Konut yapı kooperatiflerinde yaşanan
sorunlara devlet denetimi getiriliyor gibi sunulan bu madde, aslında
kooperatif yönetimlerinin de ele geçirilmesini amaçlıyor.
Siyasi iktidar her alanda olduğu gibi kooperatifçilikte de aykırı
ses ve eylem istemiyor.

 

Yapılan yasa değişikliğinin sakıncalarını birkaç duyarlı
kooperatifçi dile getirdi. Konuyu gündemde tutmaya
çalıştı. O kooperatifçilerden biri olan Türkiye Milli
Kooperatifler Birliği Başkanı Muammer Niksarlı, yapılan değişikliğin
uluslararası kooperatifçilik standartları ve ilkeleri ile
bağdaşmadığını ve Uluslar arası Çalışma Örgütü
(İLO)'nün 193 sayılı Hükümetlere Tavsiye Kararına da
aykırı olduğunu söylüyor.

 

Türkiye kooperatifçiliğini uluslararası arenada da temsil
eden Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Başkanı
Cafer Yüksel ise, kooperatifçiliğin teknik bilgi gerektiren bir
hizmet olduğunu belirterek, denetim konusunda kooperatifçilik
üst kuruluş temsilcilerinin de yer alacağı bağımsız bir
düzenleme ve denetleme kurumunun oluşturulmasını istiyor.

 

Denetim konusunun bu kadar basite alınmasını "onarılması
mümkün olmayan hukuki sonuçlar doğurabilir" diye
yorumlayan Cafer Yüksel'in görüşü özetle
şöyle: "Kooperatifler, ülkemizde demokrasinin en güzel
ve en doğru yaşandığı demokratik örgütlerdir. İyi
çalışmayan ve usulsüzlük yapan yöneticilerin ortaklar
tarafında her zaman azledilmesi ve yerlerine yenilerinin seçilmesi
mümkündür. Bu yetki varken ve kooperatif ortaklarına ait iken
ilgili bakanlığın herhangi bir personelinin bu yetkilerle donatılması
hukuki açıdan doğru değildir. Çünkü; bir kişinin
suçlu olup olmadığına ancak mahkemeler karar verebilir.
Suçun cezası da mahkemelerce takdir edilebilir. Bu görevden alma
olduğu gibi başka bir ceza da olabilir.

 

Koperatifçilerin siyasi kıskaçtan kurtulması için
son bir umut var. Muhalefet partileri yasanın iptali için Anayasa
Mahkemesi'ne giderse ve mahkeme bu maddeyi iptal ederse kooperatifler
siyasi kıskaçtan kurtulabilir."

 

KOOPERATİFÇİLİK HAFTASI'NI NASIL
KUTLAYACAKLAR?

Kooperatifler birbirlerine meslek, sanat, toplumsal çıkar
bağları olan grupların kendi aralarında kurdukları kuruluşlar. Temel
amaç kâr değil, işbirliği ve dayanışma. "Sosyal bir
oluşum" olarak da ifade edilen kooperatifçilik ilk olarak 21
Aralık 1844 tarihinde İngiltere'de kuruldu.

 

Osmanlı topraklarında Mithat Paşa tarafından "Memleket
Sandığı" adı ile 1863 yılında kuruldu. Bu sandıklarda
çiftçilerin ürettiği mallar satılır, elde edilen para o
çiftçinin sermayesi olarak sandığa yatırılırdı.

 

 

Kaynak: ETHA

 

"Sıra beklemek emeklilere sosyal aktivite"

"Sıra beklemek emeklilere
sosyal aktivite"

 PTT Genel Müdürü Osman
Tural, emekli maaşını alabilmek için saatlerce emeklilerin
saatlerce kuyrukta beklemesini "çile" değil, "sosyal
aktivite" olarak değerlendirdi.

Antalya'da konuşan PTT Genel Müdürü Osman Tural, "Biz
isteyenlere evinize getirelim maaşınızı dedik, rağbet olmadı"
diyerek, emeklilerin kendi istekleriyle her ay saatlerce maaş sırasında
beklediklerini savundu.

Tural, maaşı sırasını bekleyen emekliler için "Onlar
kendi aralarında sohbet ediyorlar, kendi aralarında randevulaşıyorlar,
kendi aralarında aktiviteler düzenliyorlar" dedi.

 

Kaynak: SOL

 

Askerler 2 köyü yaktı

Askerler 2 köyü
yaktı

OHAL tartışmalarının yaşandığı şu günlerde
OHAL uygulamalarını aratmayan olaylar yaşanmaya devam ediyor. 90'lı
yıllarda duymaya alıştığımız köy yakmalar ve boşaltmalar
bugün de sürüyor.
Batman'ın Hasankeyf İlçesi'ne bağlı iki
köyün bugün askerler tarafından ateşe verildiği
öğrenildi. Yangına müdahale etmek isteyen köylülerin de
askerler tarafından engellendiği öğrenildi.

Hasankeyf İlçesi'ne bağlı Keçeli (Bizinka) ve
Palamutlu (Xerbekar) köylerinin askerler tarafından ateşe verildiğini
belirten köylüler, İHD Siirt Şubesi'ne başvurarak, yardım
talebinde bulundu. Köylerinin başvurusunun ardından meydana gelen
olayı yerinde incelemek amacıyla Diyarbakır'da oluşturulan bir
insan hakları heyeti adı geçen köylere doğru yola
çıktı.

İHD Diyarbakır Şube Yöneticisi Av. Serdar Çelebi,
GÖÇ-DER Başkanı Muzaffer Özdemir, Mazlumder Diyarbakır
Şube Başkanı Av. Selahattin Çoban ve Şube Yöneticisi Mustafa
Saruhan'dan oluşan heyet, İHD Siirt Şubesi ile birlikte yakılan iki
köyde incelemede bulunacaklar.
Kaynak: href="http://www.halkingunlugu.net/guncel/askerler_2_koyu_yakti.html">halkingunlugu.net
/>
24 Haziran 2010