26 Nisan 2011 Salı

3. Jeogenç Öğrenci Üye Kurultayı

3. Jeogenç Öğrenci Üye
Kurultayı

Jeoloji Mühendisleri Odasının 20. Dönem Genel Kurulunda kabul
edilen “TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Öğrenci Üye
ve Örgütlülüğü Yönetmeliği”nde
belirtildiği üzere iki yılda bir yapılan “Öğrenci
Üye Kurultayları”nın
üçüncüsünün, Öğrenci Üye
Örgütlülüğü JeoGenç’in
çalışma programında da yer aldığı şekliyle, 30 Nisan
2011’de Ankara’da yapılması kararlaştırılmıştır.

KURULTAYIN AMACI

Jeoloji Mühendisliği öğrencilerinin:

    * Öğrenciliğe, eğitime, üniversitelere ve
meslek alanlarına ilişkin sorunlarının tartışılması,
çözüm önerilerinin üretilmesi,
    * Mesleki demokratik kitle örgütü olan
odamızda, Oda-Öğrenci ilişkisinin güçlendirilerek
birlikte tartışma, üretme, karar alma ve yönetme anlayışının
geliştirilmesi,
    * Jeoloji Mühendisliği öğrencilerinin
gelecekte çeşitli organlarında yer alabilecekleri Odamızın,
mesleki ve toplumsal alanlardaki çalışmalarını tanıma ve bu
çerçevede kendilerini ifade etmelerine ortam sağlanması, />
    * Öğrencilerin özgün sorunlarının ifade
edildiği özgür bir tartışma platformunun yaratılması,
    * Kastamonu Ilgaz’da gerçekleştirilen
kurultay hazırlık kampı sonrasında sağlanan birlikteliğin ve
dayanışmanın daha da geliştirilerek Jeoloji Mühendisliği
öğrencilerinin ileride gerçekleştirebilecekleri pek çok
çalışmaya zemin oluşturmasıdır.

KURULTAYIN ANA TEMASI     

“Eğitim ve Geleceksizlik”

KURULTAYIN TARTIŞMA BAŞLIKLARI

Kurultay kapsamında, çalışmaya hayatına mühendis olarak
hazırlanan öğrenciler ve toplumun farklı kesimleri
açısından, eğitimin ne anlam taşıdığı, rolü ve işlevi
değerlendirilmeye çalışılacaktır. Bu çevçevede
yürütülmesi amaçlanan tarışmalarla, eğitim
sisteminin vaadettiği gelecek üzerinden öğrencilerin beklentileri
ve öğrenim hayatı sonrası karşı karşıya kalınan koşullar
aşağıda sunulan alt başlıklar üzerinden değerlendirilecektir. />

    * Eğitim şart (mı?) Eğitim neden gereklidir, nasıl
ve hangi süreçlerden geçerek günümüzdeki
hâline gelmiştir? Başka türlü bir eğitim sistemi
mümkün müdür?
    * Paso her yerde geçer (mi?) Bir kimlik olarak
üniversite öğrencisi olmanın öğrenciler ve toplumun diğer
kesimleri açısından anlamı nedir? Üniversiteye girince
yaşanması beklenen değişimler nelerdir?
    * Eğitim dediğin böyle olmalı (mı?)
Üniversitede demokrasi var mı, YÖK bunun neresinde? Anadilde
eğitim bir ihtiyaç değil mi? Parasız eğitim mümkün
değil mi? AB-GATS süreci ile mühendislik eğitiminde neler
değişti? Öğrencilerin akademisyenlerden beklentileri,
akademisyenlerin yapabilecekleri nelerdir?
    * Üniversiteye kapak atmalı
(mı?)Üniversiteler artık girilmesiyle birlikte hayatları
değiştiren, bir gelecek vaadeden yerler miydi/midir? Ya da bir kısım
üniversite, geçmişin orta öğrenim kurumlarına denk hale
mi getirilmiş durumdadır? Farklı üniversite öğrencisi olmakla
gelen ayrımlar nelerdir?
    * İşini iyi yapana her türlü iş var
(mı?)Nereden mezun olursan ol, çalışır işini iyi yaparsan iş
bulur musun? Yetkin mühendisler piyasanın ihtiyaç duyduğu
elemanlar mıdır? Piyasanın kime ihtiyacı vardır? Piyasa için
işini iyi yapmanın tanımı nedir?
    * Önce ekmeğimizi elimize bir alalım (mı?)Belirli
bir mevkiye gelip de gücü eline alana kadar muhalif olmak anlamsız
mı? Okul hayatı sonrasında karşılaşılacak çalışma koşulları
nelerdir? Bu koşullar içerisinde insan kendine vakit ayırabilir mi?
Ekmeğini eline almak demek dilediğin gibi yaşamak mıdır?

64. TÜRKİYE JEOLOJİ KURULTAYI

64. TÜRKİYE JEOLOJİ
KURULTAYI

Jeoloji Mühendisleri Odası 25-29 Nisan tarihleri arasında MTA Genel
Müdürlüğü Kültür Sitesi'nde
gerçekleştiriliyor. Odadan yapılan çağrı şu şekilde;

İnsanoğluna yaşamı için gerekli bütün koşulları
sunmakla kalmayan Doğa, bunların sürdürülmesi için
gerekli mekanizmayı da bir sistemler bütünü olarak
milyarlarca yıldır işlete gelmektedir. Bu akıl almaz kusursuzluktaki
mekanizmanın küçücük bir halkası olan insan,
ayrıcalığının tek nedeni olan aklını bir yandan doğanın
nimetlerinden yararlanmaya, bir yandan da çıkarları uğruna kendi
neslini ve Doğa‘yı yok etmeye kullanmaktadır Milyarlarca yıllık
çizgisinde sadece bir noktayı temsil ettiğimiz dünyamızı ne
kadar tanıyoruz? Onu gelecek nesillere ya da bizden sonraki canlılara
atalarımızdan aldığımız gibi devredebilecek miyiz?

Doğa sunduğu nimetlerin yanı sıra insanoğluna engeller, hatta
çoğu zaman olanaksız afetler de vermiştir. İnsanoğlu dünya
üzerinde var olmaya başladığı günden bu yana engellerle baş
etmeye uğraşmış; bu uğraş milyonlarca yılın imbiğinden
süzülerek nesillere büyük tecrübeler
kazandırmıştır.

Doğa‘nın nimetlerinden daha çok ve daha iyi yararlanma,
engelleri aşma ve afetlerden korunma çabası Doğa‘yı daha iyi
tanıma gerekliliğini doğurmuş, böylece insan aklını kullanmanın
en iyi yolunu, bilimi keşfetmiştir. Doğa bilimlerinin en önemli
ayaklarından biri ise hepimizin bir ferdi olmaktan gurur duyduğumuz
Jeoloji‘dir.

Hepimizin şahit olduğu baş döndürücü bilimsel ve
teknolojik gelişmeler aklın ve bilimin insan ve toplum yararına
kullanılmasının ne denli önemli olduğunu açık bir
biçimde ortaya koymaktadır. Bu nedenle 64
üncüsünü düzenlediğimiz Türkiye Jeoloji
Kurultayı‘nın bu yılki ağırlıklı temalarından birini
"İnsan ve Toplum İçin Jeoloji" olarak belirledik. İstedik
ki bizlerin yaptığı işlerin insan ve toplum hayatındaki yeri bir kez
daha vurgulansın, insan ve toplum için gelecekte neler yapacağız
tartışalım. Kurultayımızın ikinci ağırlıklı teması gelişen
toplumun en önemli ihtiyaçlarından biri, "Enerji". Bu
oturumda fosil ve yenilenebilir Enerji kaynaklarının arama ve
işletilmesindeki gelişmeleri tartışacağız.

 

Jeoloji Kurultayları ülkemizin en uzun soluklu "Jeoloji
Şöleni"dir. Sizleri bu zengin içerikli şölene
katılmaya, katkı vermeye, dost meclislerinde tartışmaya davet
ediyoruz…

 

href="http://www.jmo.org.tr/resimler/ekler/be33440cb90915d_ek.pdf">Program
İçin Tıklayınız

DİSK-AR: İŞSİZ SAYISI 25 İLİN NÜFUSUNA DENK.. İŞSİZ NÜFUSU BAŞKENTİ GEÇİYOR!

DİSK-AR: İŞSİZ SAYISI 25
İLİN NÜFUSUNA DENK.. İŞSİZ NÜFUSU BAŞKENTİ GEÇİYOR!

İŞTE İŞSİZLİK GERÇEĞİ:

·               
GEÇİCİ İŞLERDE ÇALIŞANLAR İÇİN İŞSİZLİK
ARTIYOR

·               
1 MİLYON GEÇİCİ İŞÇİ İŞ BULAMADI

·               
GEÇİCİ İŞÇİLERDE İŞSİZLİK ORANI % 44

·               
GERÇEK İŞSİZ SAYISI 5 MİLYON 230 BİN

·               
İŞSİZ SAYISI KRİZ ÖNCESİNİN 765 BİN ÜZERİNDE

 
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma
Enstitüsü, Ocak 2011 dönemi için 17 Nisan 2011 tarihli
istihdam raporunu açıkladı. Raporun sonuçlarına göre
işsizlerin yüzde 33,6’sını oluşturan ve geçici bir
işte çalıştığı için işsiz kalanlar için işsizlik
oranı yüzde 44’ü buldu. Raporda bu verilere göre
güvencesiz ve kuralsız çalışmanın işsiz kalmanın bir diğer
adı olduğuna dikkat çekildi. Resmi işsiz sayısının,
içinde Karabük, Artvin, Erzincan, Kırşehir, Sinop’un da
bulunduğu 17 kentin nüfusunun toplamına eşit olduğu, umudu kesikler
dahil edildiğinde bu sayının 25 ile çıktığının ifade edildiği
raporda, umutsuz işsizlerle işsiz sayısının, Kayseri Manisa, Hatay,
Samsun gibi büyükşehirlerin nüfusunun toplamına ulaştığı
belirlendi. Başkent Ankara da 4 milyon 772 bin nüfusu ile geniş
tanımlı işsiz nüfusunun 426 bin gerisinde kalıyor.    />

DİSK-AR’ın TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi Ocak 2011
dönem sonuçları üzerinden yaptığı araştırmanın
sonuçlarına göre, başta umutsuzluk olmak üzere
çeşitli nedenlerle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan
ve işe başlamaya hazır olan umudu kesik işsizlerin de hesaba
katıldığı, geniş tanımlı işsizlik oranı bir önceki aya
göre 0.78 puan artışla yüzde 18.95 oldu. 1 saat bile
çalışsa işsiz sayılmayan, yetersiz ve eksik zamanlı istihdam
edilen gizli işsizler ilave edildiğinde bu oran yüzde 23
düzeylerine ulaşıyor. İşsiz sayısı ise resmi 3 milyon 44 bin
rakamına karşın, umutsuz işsizlerle 5 milyon 203 bin, gizli işsizlerle 6
milyon 370 bin düzeyinde. İşsiz sayısı Ocak 2008 dönemi ile
karşılaştırıldığında 453 bin, umudu kesik işsizler dahil
edildiğinde 765 bin artmış durumda.

Rapor yüksek işsizlik oranları ile boğuşan Türkiye’de
geçici bir işte çalıştığı için işsiz
kalanlarında yaşadığı trajediye de dikkat çekiyor. Rapora
göre geçici bir işte çalışan her 10 kişiye karşın,
geçici bir işte çalıştığı için işsiz kalmış
yaklaşık 4 kişi bulunuyor. Buna göre geçici işçiler
için işsizlik oranı yüzde 44 düzeyinde, geçtiğimiz
ay bu oran yüzde 39 düzeyindeydi. Resmi işsizlerin yüzde
33.6’sını da (1 milyon 23 bin kişi) geçici işte
çalıştığı için işsiz kalanlar oluşturuyor.

Ocak 2011 döneminde resmi işsizlerin yüzde 15.1’ini işten
çıkartılanlar, yüzde 18.8’sini ise kendi isteğiyle
işten ayrılanlar oluşturuyor. İşyerini kapatan 222 bin kişi ise
henüz iş bulabilmiş değil. Öğrenimine devam eden veya yeni
mezun işsizlerin sayısı ise 304 bin düzeyinde.  

 
 

width="463">

OCAK 2011 DÖNEMİ

Durumlarına göre işsizler

Kişi sayısı (bin)

Oran (Yüzde)

Çalıştığı iş geçici olup işi sona erenler

1023

33,6

İşten çıkarılanlar

460

15,1

Kendi isteğiyle işten ayrılanlar

481

15,8

İşyerini kapatan/iflas edenler,

222

7,3

Ev işleriyle meşgul olanlar

262

8,6

Öğrenimine devam eden veya yeni mezun olanlar

304

10

Diğer nedenler

292

9,6

 

3044

100

 

Kaynak: TÜİK

İstihdamda temel sorun geçici iş ilişkisi olarak
görülüyor. Bu anlamda güvencesiz geçici işlerin
yoğunlaşması işsizlik verilerini olumsuz etkiliyor.
 

ÇARESİZLİĞE DÖNÜŞ, İŞSİZLİĞİ
GİZLEDİ

Rapora göre Türkiye’de kriz dönemi ile birlikte tarım
sektöründe istihdam edilenlerin sayısında bir patlama yaşandı.
Ocak 2008 dönemi ile karşılaştırıldığında yaratılan istihdamın
yaklaşık yarısı tarım kesiminde gerçekleşti.
Türkiye’de yoksulluğun en yoğun olarak yaşandığı tarım
kesiminde yaşanan bu artış, krizde halkın çaresizliğinin bir
göstergesi oldu. Krizin yıkıcı etkisi neden ile çaresizliğine
sığınan yüzbinlerce kişi, işsizlik girdabına kapılmamak
için ya tarımsal alana yöneldi ya da ek gelir imkanı olarak
kullandığı tarımsal faaliyetlerle geçimini sürdürmek
durumunda kaldı.

Son 3 yıllık dönemde yaratılan 2 milyon 663 bin kişilik
istihdamın, 1 milyon 318 bini tarım kesiminde gerçekleşti.
Tarımın istihdam içindeki payı yüzde 20,6’den yüzde
24’e fırladı. Tarımda istihdam edilenlerin yarısından çoğu
kadın olurken, bunların 84’ü ücretsiz aile işçisi
olarak istihdama katılmış sayıldı. Az gelişmişlik göstergesi
olarak kabul edilen tarımsal istihdamda bu artış yaşanmasa idi, işsizlik
oranları için olumsuz tablo iyice kendini gösterecekti. Bu durum
istihdam artışının dayandığı zeminin son derece sağlıksız olduğunu
ortaya koyuyor

Toplamda ise yeni istihdama dâhil olanların yaklaşık dörtte
biri ücretsiz aile işçisi olarak en kötü koşullarda
çalışma yaşamına dâhil oldu.

Yine son 3 yıllık dönemde umudu olmayan işsizlerin sayısı, diğer
nedenlerle birlikte işsiz sayılmayan ama çalışmaya hazır
olanlarla birlikte 312 bin kişi arttı. Bu kişiler işsiz sayılmadıkları
için işsizlik verilerine dâhil olmadılar. Kayıtdışı
çalışanların sayısı ise 1 milyon 130 bin kişilik devasa bir
artış gösterdi. Eksik ve yetersiz istihdam edilenlerin sayısı kriz
öncesinin 460 bin üzerinde gerçekleşti. Geçici
işlerde çalışanların sayısı da kriz öncesi döneme
göre 285 bin kişi arttı.

 

KENTLER DOLUSU İŞSİZ

Raporun sonuç bölümünde, hükümetin
açıklanan rakamları büyük bir kıvançla
karşıladıklarına dikkat çekilerek, buna karşın Avrupa-27
içerisinde işsizlik oranının ortalama yüzde 9,5 düzeyinde
bulunduğuna ve Türkiye’nin Avrupa’da en yüksek
işsizliğin olduğu ülkelerden biri olduğuna işaret edildi. Raporda
şu görüşlere yer verildi:  “Türkiye’de
çalışma koşullarının giderek ağırlaşması, düzenli bir
gelir getiren, güvenceli işlerde yaşanan azalış, yaygınlaşan
taşeron uygulamaları ve düşük ücretler nedeni ile
çalışma yaşamı bir cehenneme dönüştü. 3 yılda
istihdama katılanların yüzde 43’ü yani 1 milyon 130 bin
kişi kayıtdışı istihdam edilmiştir. Yapısal uyum politikaların
sonucunda tarımdan koparak kentlere akın eden milyonlarca insan,
çaresizlikleri nedeni ile yeniden tarımsal alana
sığınmışlardır.

Hükümet yapısal bir sorun olarak gördüğü ve
çözümü için ısrarla çalışma
yaşamını tahrip edecek yanlış reçeteleri gündeme getirdiği
işsizlik sorunu, aslında yapısal uyum politikalarının ve rekabet
ideolojisin yarattığı bir sonuçtur. Dolayısı ile esnekliğin ve
güvencesizliğin yaygınlaştırılması ile işsizlik daha da kanayan
bir yara hale gelecektir.

Özelleştirme, sendikasızlaştırma ve taşeronlaştırma, kısaca
örgütsüzleştirme politikaları, sendikal haklara ulaşmayı,
dolayısıyla işçinin güvenliği ve işyerlerinin denetimini
olanaksızlaştırmaktadır. Kamu hizmetlerinde sürekli kısıntıya
gidilmesi sonucunda, halkın ücretsiz, nitelikli ve ulaşılabilir kamu
hizmetlerinden faydalanmasını imkansız hale getirmekte, kamuda eksik,
yetersiz ve güvencesiz istihdam biçimlerinin yaygınlaşması,
yeni mezun binlerce gencin nitelikli iş olanaklarına kavuşmasının
önünü kesmektedir.

Bütün bunlar, emekçilerin büyük bir kesiminin,
çalışma ilişkilerinde sınırsız esneklik ve keyfiliğin
hüküm sürdüğü koşullarda, kuralsız ve
güvencesiz olarak çalıştırıldıklarını
göstermektedir.”

Raporda işsizlikle mücadele için çözüm
önerileri de sunuldu:

   1. Haftalık çalışma süresi gelir kaybı
yaşanmaksızın 40 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270
saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.
   2. Herkese en az 1 ay ücretli izin hakkı
tanınmalıdır.
   3. Herkes için iş güvencesi ayrımsız bir
biçimde uygulanmalıdır.
   4. Sendikal hak ve özgürlükler güvence
altına alınmalı, sendikal barajlar, noter şartı kaldırılmalı,
herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için
gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır
   5. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak
şekilde yeniden ele alınmalıdır
   6. Kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır. />
   7. Taşeronlaşma ve kayıtdışı istihdam
engellenmelidir.

 

Kaynak: Disk

TTB'den grev soruşturmasına karşı çağrı

TTB'den grev
soruşturmasına karşı çağrı

Türk Tabipleri Birliği Hukuk Bürosu, hekimlerin 19-20 Nisan
GöREV etkinliğinden sonra, müfettişler veya Sağlık Bakanlığı
yöneticilerince, etkinliğe katılıp katılmadıkları
yönünde sorgulanmaları ve belge imzalatma girişimleri
doğrultusunda, açıklayıcı bilgi notu hazırladı.

Değerli Hekimler,

19-20 Nisan'da yapılan “GöREV” etkinliğinden sonra
Sağlık Bakanlığı’na bağlı kimi sağlık kuruluşlarında,
müfettişler ya da yöneticiler tarafından eyleme katılıp
katılınmadığı yönünde soru sorulduğu, belge imzalatma
girişimleri olduğu ya da savunma istenildiği yönünde başvurular
gelmektedir.

Bu ve benzeri işlemlere karşı, hekimleri hukuki açıdan
aydınlatmak için TTB Hukuk Bürosu tarafından hazırlanan
aşağıdaki açıklamaların paylaşılmasında yarar
görülmüştür.

1-Kamu çalışanı olan hekimler, kamu sağlığının, hekimlerin
özlük haklarının, tıp eğitiminin korunması ve bu hizmetlerin
toplum ve çalışanlar yararına geliştirilip
yürütülmesi için “görev” etkinliğini
yapmıştır. Hekimler, Uluslararası Çalışma
Örgütü’nün Sözleşmeleri, Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi, Avrupa Sosyal Şartı ve Türkiye Cumhuriyeti
Anayasası uyarınca demokratik haklarını kullanmışlardır.

2-Mesleki hakları için yaptıkları, açıklama, toplantı,
süreli iş bırakma, iş yavaşlatma eylemleri için hekimler ve
diğer kamu görevlilerine disiplin cezası verilmesi hukuka
aykırıdır. Mahkeme kararları ve bu konudaki açıklayıcı bilgi
notumuz ilişiktedir.

3-Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kuruluşlarında, diğer
kamu kurumlarında ve üniversitelerde çalışan hekimlerin
savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Bunun için,
hakkındaki suçlamanın somut bir biçimde hekime bildirilmesi
ve en az 7 günlük süre verilmesi gerekir. Hekimin, hakkındaki
suçlamayı gösterir savunma isteğini yazılı olarak talep etme
hakkı vardır.

4-Sağlık Bakanlığı’na bağlı Teftiş Kurulunun asli görevi,
Sağlık Bakanlığına bağlı kuruluşların faaliyetleri ile ilgili
teftiş, inceleme ve soruşturma işlerini yürütmektir. Soruşturma
yaptıkları konularda yazılı ya da sözlü bilgi isteyebilirler.
Ancak 19-20 Nisan’da yapılan görev eyleminin amacı
“herkese sağlık, güvenli gelecek: sağlıkta
özelleştirmeye karşı iş güvencesi, gelir güvencesi, can
güvencesi, mesleki bağımsızlık, her türlü katkı-katılım
paylarının kaldırılması” şeklinde çok önceden
Türk Tabipleri Birliği tarafından yazılı ve sözlü olarak
açıklanmıştır.

Eylem süresince Türkiye'de daha önce de yaşanan Bayram
Tatili gibi genel tatillerdekine benzer biçimde sağlık hizmeti
sunulacağı, eylem süresince de  her yaştaki acil hastaların
tıbbi zarar görmemeleri için özel gayret
gösterileceği belirtilmiştir. Bu ilkelere, görev gereklerine
uygun bir biçimde etkinlik gerçekleştirilmiştir.

Etkinliğin amacı, kapsamı ve sonuçları, hak arama
özgürlüğü kapsamında önceden ilan edilen ve
bilinen bir durumdur. Buna rağmen Müfettiş görevlendirilmesi, bu
kurumun Yasadaki oluşturuluş amacı dışında kullanımıdır.
Müfettişler aracılığı ile hekimlerden açıklama istenmesi
bundan sonra demokratik haklarını kullanmak isteyenleri vazgeçirmeyi
hedefleyen bir uygulamadır.

Hekimlere önerimiz, kendilerine müfettişler tarafından eyleme
katılmalarına ilişkin sorulan sorulara Türk Tabipleri
Birliği’nin ekte yer alan 18 Nisan 2011 günlü görev
etkinliğine ilişkin yazı doğrultusunda hareket ettiklerini
bildirmeleridir. Bunun dışında ayrıntılı sorularla karşılaşmaları
halinde soruları yazılı olarak istemelerinde yarar bulunmaktadır. Bu
tür ayrıntılı sorular ile ya da yazılı savunma talebi ile
karşılaşan hekimlerimizden; Tabip Odalarının hukuk büroları ile
doğrudan temas kurmaları halinde kendilerine ayrıntılı hukuki destek
sunulacaktır. Tabip Odasında hukuk bürosu bulunmayan bölgelerdeki
hekimlerimiz ise doğrudan yazılı olarak ya da telefonla TTB Hukuk
Bürosu’na başvurmaları halinde kendilerine destek
verilecektir.

 

Kaynak: TTB

Çadırları da "Gözaltına" Aldılar, Emniyet'e Götürdüler

Çadırları da
"Gözaltına" Aldılar, Emniyet'e Götürdüler

Batman, Tunceli, Adıyaman, Diyarbakır, Bingöl, Antep, Şırnak,
Siirt, Mardin, Van, Muş, Ağrı, Adana, Mersin, İzmir, Manisa ve
Iğdır'daki Demokratik Çözüm Çadırlarına,
"kamu güvenliğini tehdit ettikleri" gerekçesiyle"
baskın yapıldı. Sökülen çadırlar Emniyet
müdürlüklerine götürüldü.

Sivil itaatsizlik kapsamında kurulan Demokratik Çözüm
Çadırlarına dün (25 Nisan) sabaha karşı 02:00'de
eşzamanlı baskınlar yapıldı. Batman, Tunceli, Adıyaman, Diyarbakır,
Bingöl, Antep, Şırnak, Siirt, Mardin, Van, Muş, Ağrı, Adana,
Mersin, İzmir, Manisa ve Iğdır'daki çadırlara baskın
yapıldı, hem çadırlara hem de içerisindeki eşyalara el
konuldu.

Baskınlar sırasında çok sayıda kişi gözaltına alındı,
Emek Özgürlük ve Demokrasi Bloğu bağımsız milletvekili
adayı Ferhat Tunç başından yaralandı.

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) ile sivil toplum kuruluşları bugün
çeşitli illerde ortak basın açıklaması yapacak.

Dün sabah da KCK soruşturması kapsamında yapılan bakınlarda,
Hakkari'de aralarında BDP'den belediye görevlileri ve il
başkanlarının da olduğu 35 kişi gözaltına alınmıştı.

Siirt'te Belediye Garajı yanındaki çadır, yaklaşık 500
polisle basıldı. Çadırda bulunan bütün eşyalara ve
sökülen çadıra el konuldu. Çadırda nöbet tutan
Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri çadırın kaldırıldığı
yerde oturma eylemi başlattı. Adıyaman'ın Karapınar
Mahallesi'nde kurulan çadır da aynı saatlerde basıldı, sekiz
kişi gözaltına alındı.

Şırnak'ın Silopi ilçesindeki baskında, çadırda
nöbet bekleyenler zorla dışarı çıkarıldı ve yaklaşık 3
saat arama yapıldı. Şırnak'ın Cizre, Nusaybin ve İdil
ilçelerindeki çadırlar da kaldırıldı.

Tunceli'nin Seyit Rıza meydanında kurulu çadıra yapılan
baskını duyan bağımsız aday Tunç, Tunceli Belediye Başkanı
Edibe Şahin ile BDP Tunceli İl Başkanı Suat Demir çadıra geldi.
Çadır içerisinde oturma eylemi başlatıldı. Bu sırada
polislerin tahliye ettiği eşyalardan bir demir direk Tunç'un
başına isabet etti. Tunç hafif şekilde yaralanırken,
sökülen çadır Tunceli Emniyet
Müdürlüğü'ne götürüldü.

Ayrıca, Adana, Mersin, Manisa, Malatya, İzmir, Iğdır, Antep, Batman,
Mardin'in Kızıltepe, Diyarbakır'ın Bağlar,
Bingöl'ün Karlıova, Muş'un Varto, Malazgirt ve Bulanık,
Ağrı'nın Patnos ile Doğubayazıt ilçelerindeki
çadırlar da söküldü, onlarca kişi gözaltına
alındı.

 

Kaynak: Bianet

Sosyoloji kongresi Diyarbakır’da başladı

Sosyoloji kongresi
Diyarbakır'da başladı

17. Sosyoloji Öğrencileri Kongresi Diyarbakır Dicle
Üniversitesi’nde başladı. Üç gün boyunca
sürecek kongre, Türkiye’nin dört bir yanından binin
üzerinde üniversite öğrencisinin katılımıyla
gerçekleşiyor.

Kongrenin açılış oturumunda konuşan Serhat Temel, sosyal bilimler
öğrencilerinin Uğur Kaymaz’ı anlatmak için bile izin
almak zorunda olduğunu, Tuzla’da çalışan işçilerin
çalışma koşullarından ötürü değil de yalnızca
ölüm oranları arttığı zaman araştırma konusu olabildiğini
belirtti. Temel, bu kongrede sosyal bilimler öğrencileri olarak bu
kongre boyunca insanı insana anlatmak için hep birlikte çaba
sarf edileceğine değindi.

2002’de Dicle Üniversitesi’nde gerçekleşmesi
planlanan ancak yasaklarla karşılaşan kongre dokuz yıl sonra
Diyarbakır’da olmanın coşkusuyla başladı. Bu sene kongrenin
başlangıç oturumları "Sosyal Bilimler Perspektifinde
Kürtler", "Kürt Meselesinde Kavramlar",
"İşçileşen Kürtler", "Kürtleşen
İşçi Sınıfı"  gibi başlıklarla gerçekleşecek.
Kongre kapitalizmden toplumsal cinsiyete, dinden kültüre
çeşitli başlıklar altında yapılacak sunum ve tartışmalarla
sürecek.

 

Kaynak: Evrensel

Balıkesir'de öğrencilere operasyon: 14 gözaltı

Balıkesir'de öğrencilere
operasyon: 14 gözaltı

Balıkesir'de öğrencilere yönelik gözaltı operasyonu
başlatıldı. 14 kişinin gözaltında olduğu ve arananlar olduğu
belirtiliyor. İHD Marmara Bölge Temsilcisi Uslu, her yıl sınav
döneminde bu tür gözaltılar olduğunu belirtiyor.
Balıkesir'de öğrenim gören demokrat, yurtsever
üniversite öğrencilerine yönelik operasyon başlatıldı. />

Balıkesir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele
Şubesi polislerinin, bugün 14 öğrenciyi gözaltına aldığı
öğrenildi. Polisin elinde bir arama listesi olduğu ve gözaltı
sayısının artabileceği belirtiliyor. Öğrencilerden bir kısmı saat
05.00'da evlerine yapılan baskında, bir kısmı ise yurtlardan
gözaltına alındı.

İHD Marmara Bölge Temsilcisi Haşim Uslu, gözaltılara ilişkin
ETHA'ya bilgi verdi.

Uslu, gözaltılarla ilgili derneğe başvuru geldiğini, 14 kişinin
ismine ulaştıklarını söyledi.

Uslu, Emniyet Müdürlüğü'nü aradıklarını,
bilgi alamadıklarını ancak saat 17.00 için randevu aldıklarını
kaydetti.

Uslu, sınavlar dönemi olduğuna dikkat çekerek, "Her yıl
sınavlar döneminde böyle öğrenci gözaltıları
yaşanıyor. Devrimci, demokrat, yurtsever öğrencilere yönelik
gözaltılar, sınavlara girmelerini engelliyor. Bu öğrenciler, 1
Mayıs'a hazırlık yapıyordu" dedi.

Gözaltına alınan öğrencilerin isimleri şöyle: Sevda
Serinyol, Barış Karakuş, Fatih Açıkkol, Alaaddin Sönmez,
Sevil Ağakaya, Helin Felekoğlu, Selim Ateş, Hüseyin Şimşek, Ercan
Denizhan, Ali Uğur, Mahir Gültekin ile soyisimleri öğrenilemeyen
Derya, Başak ve Serkan.

Gözaltına alınanlar Emniyet Müdürlüğü
Terörle Mücadele Şubesi'nde tutuluyor.

 

Kaynak: Etha