29 Ağustos 2011 Pazartesi

Orhanlı'da yıkıma izin vermeyecekler

<h1><a href=http://www.ivmedergisi.com/node/7365>Orhanlı'da yıkıma izin
vermeyecekler</a></h1><div id="haber"><h1 style="text-align: justify;"><span
class="Apple-style-span" style="font-weight: normal; font-size: small; color:
#000000;">TOKİ Tuzla'nın Orhanlı Mahallesi'ne de gözünü dikti.
Orhanlı, yeni gözde: Geniş alanlar, temiz hava, düzenlenmiş yollar...
Orhanlı'da bir çok geniş arazi var ama TOKİ bu alanlara değil, evleri
tapulu 5 bin kişiye yöneldi. Onbinlerce kişiyi yerinden etmek istiyor.
Orhanlı'da yeni bir "Barınma hakkı" mücadelesi başlıyor ve orada da
kadınlar ön saflarda.</span></h1><div class="detail_photo"
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small; color:
#000000;"><img
src="http://media.etha.com.tr/images/2011/08/29/cache/etha-20110826-orhanli-eylem-31_display.jpg"
alt="Orhanlı'da yıkıma izin vermeyecekler 6" id="news_main_photo"
/></span><div><span style="font-size: small; color: #000000;"><br
/></span></div></div><p style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small; color: #000000;">FATMA KELLECİ- Orhanlı Mahallesi'nde 2 yıldır
söylenti halinde duyulan "istimlak çalışmaları" TOKİ'nin pazarlık
tebligatlarının ev sahiplerine ulaşması ile gerçeğe
dönüştü.</span></p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small; color: #000000;">TOKİ "pazarlık tebligatı" ile ev
sahiplerini 15 gün süre zarfında pazarlık görüşmeleri için TOKİ
Genel Merkezi'ne davet etti. Görüşmeye gidilmemesi halinde ise,
tebligatlara, "Tahliye için dava açılacaktır" notunu ekledi.</span></p><p
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small; color:
#000000;">Yaklaşık 5 bin kişiye ulaşan tebligatların ardından ise
mahalle halkı toplantılar yaptı ve sonuç olarak, ortak hareket etmek
amacıyla, kendi öz yönetimlerini kurdular. Adını ise "Dayanışma
Komisyonu" olarak deklare ettiler. Komisyonun belirlediği kişiler, TOKİ
ile görüşme yaptı ancak, görüşmelerden, hak sahiplerini memnun edecek
bir sonuç çıkmadı. Bunun üzerine emekçiler, evleri üzerinde
yürütülen, kendilerinin dışarıda tutulduğu senaryolara karşı,
eylemlere başladı. Taleplerini daha gür ifade etmek ve
kararlılıklarını göstermek için kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk
sokaklara döküldüler.</span></p><p style="text-align:
justify;">&nbsp;</p><h2 style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small; color: #000000;">ÇİLEYİ ÇOK ÇEKENLER DAHA ÖFKELİ</span></h2><p
style="text-align: justify;">&nbsp;</p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small; color: #000000;">"Barınma hakkı" için mücadele
edenlerin sayısı son yıllarda artarak devam ediyor. Sokaklara çıkan
emekçiler arasında kadınlar daha görünür halde. Orhanlı'da da durum
farklı değil. Çünkü, Orhanlı'nın çilesini ençok kadınlar çekmiş:
Çamuru, susuzluğu, yolsuzluğu, elektriksizliği... Hepsi düzene girmiş,
şimdi ellerinden alınmak isteniyor. Kadınlar, şimdilik evlerinin
ellerinden alınması "girişimine" dahi tahammül edemiyorlar. Olası bir
yıkım anında ise korkmayacaklarını ve izin vermeyeceklerini
anlatıyorlar. "Bu iş asla gerçekleşmeyecek" diyorlar.</span></p><p
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small; color:
#000000;">Yaşları 40'ın üzerinde, hatta 60'a merdiven dayamış kadınlar
ile "o ihtimali" konuştuk. İhtimaline dahi öfkeliler, oldukça
kararlılar...</span></p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small; color: #000000;">Zeliha Şahin, 8 nüfuzlu
Orhanlı'da yaşıyor. 48 yaşında, sosyal güvenceleri bulunmuyor. Eşinin
inşaatlarda çalışıp kıt kanaat kazanarak biriktirdikleri ile 14 yılda
ancak bir gecekondu yapabilmişler. Şahin, "2 yıldır Orhanlı'da
oturuyorum ama iki senedir de ağzımın tadı ile oturamadım. Biz burayı
yaptık, yıkılacak diye başladılar. Ben yıktırmak istemiyorum. Elin
villasından üstün benim gecekondum. Onun için komşumla birlikte eylem
yapıyoruz" diyor.</span></p><p style="text-align: justify;">&nbsp;</p><h2
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small; color:
#000000;">'NİYE SEÇİMDEN SONRA?'</span></h2><p style="text-align:
justify;">&nbsp;</p><p style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small; color: #000000;">Emine Aydın, "Yemedik içmedik, bir adamın
çalışması ile sonradan ev sahibi olduk. Şimdi elimizden alıyorlar. Biz
nereye gideceğiz?" diye soruyor. Yıkılacak söylentileri nedeni ile
psikolojilerinin bozulduğunu anlatan Aydın, "İki senedir uyku
uyuyamıyoruz. Niye yetkili kimse gelmiyor? Yetkili biri gelsin de doğru
dürüst bir ilişki kursun. Belediye ile kaç kere görüştük. Hep sorduk,
'Öyle bir şey yok' dediler. Niye seçimden sonra? Neden böyle?" diye
soruyor. Ama cevabını yine kendisi veriyor: "Mahsus böyle yapıldı. Ama
kesinlikle, kimse de burada pes etmeyecek. Burası bizim kaçak yerimiz
değil, tapusuz yerimiz değil. Vergilerimiz ile fazlası ile ödeniyor.
Kesinlikle durmayacağız, beklemeyeceğiz."</span></p><p style="text-align:
justify;">&nbsp;</p><h2 style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small; color: #000000;">'BU YOLA BAŞ KOYDUK'</span></h2><p
style="text-align: justify;">&nbsp;</p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small; color: #000000;">Gönül Ertopçu, 20 yıldır
Orhanlı'da oturduğunu anlatıyor. Askari ücret olan maaşlarını
biriktirerek kendilerine ev yapmışlar. "Dişimizle, tırnağımızla,
emeğimizle yaptık, kendi evimiz" diyor. Ertopçu, kararlılığını,
"Kesinlikle yıktırmayı düşünmüyoruz. Bu yola baş koyduk. Sadece
evimizi değil, Orhalı'yı bu hale getirene kadar çok uğraştık. Herkesin
alınteri var burada. Kesinlikle yıktırmayız" sözleri ile belirtiyor.
Orhanlı'nın çehresi 20 yılda çok değişmiş. Bu değişim ise yine
Orhanlı'da yaşayanların emekleri ve çabaları ile olmuş. Ertopçu,
Orhanlı'nın değişen çehresini, "Çamurdu, su yoktu, yollar bile yoktu.
Nasıl anlatayım! Marketimiz bile yoktu. Burayı biz bu hale getirdik. Biz
başkanı (Belediye Başkanı) yola getirdik. Başkan sahip çıkmıyor bize"
diye anlatıyor ve soruyor: "Bizim iyi yerlerde oturma hakkımız,
şansımız yok mu? Bir sürü boş arazi var Orhanlı'da oraları
yapsınlar, evlerimize niye göz dikiyorlar?"</span></p><p style="text-align:
justify;">&nbsp;</p><h2 style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small; color: #000000;">'BUNU BÖYLE BİLSİNLER'</span></h2><p
style="text-align: justify;">&nbsp;</p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small; color: #000000;">Asiye Doğan, "Kimse bizi bölemez.
Kimse bizi yıkamaz" diye anlatıyor. 24 yıldır Orhanlı'da oturduğunu
söylüyor. Eskiden, 5 km uzaklıktan su taşıdığını, çocuklarını
bile taşıdığı su ile yıkayabildiğini söylüyor. "Dört tane
fıtığım var, inan ki ameliyat olamıyorum. Evimizi yıktıramayız. Bunu
böyle bilsinler. Korkmuyoruz biz onlardan ya! Onlar kim ki? Direneceğiz,
sonuna kadar. Gerekirse ölürüm ben o ev için, yine de yıktırmam" diyor.
20 yıldır oturduğu evi için "Ne çileler ile yaptım. Çoluk çocuğumun
rızkıdır. Vermeyeceğiz. Sonuna kadar savaşacağız" diyor.</span></p><p
style="text-align: justify;">&nbsp;</p><h2 style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small; color: #000000;">'HAZİNE MALI DEĞİL Kİ HAKLILAR
DİYELİM'</span></h2><p style="text-align: justify;">&nbsp;</p><p
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small; color:
#000000;">Kibar Dilekli, istimlak edilmesine karşı kendilerinden neden
vergi alındığını soruyor: "Hazine malı değil ki haklılar diyelim. Biz
kendimiz yapmışız, kendi biriktirdiklerimiz ile inşa etmişiz. Neden
şimdi elimizden almak için uğraşıyorlar? Uğraşsınlar bakalım, biz de
vermeyeceğiz."</span></p></div><div id="haber-ekstralar" style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><p style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small; color: #000000;">&nbsp;kaynak:Etkin Haber Ajansı / 29 Ağustos 2011
Pazartesi, 11:25</span></p>

Bayramı işe başladıklarında kutlayacaklar

<h1><a href=http://www.ivmedergisi.com/node/7364>Bayramı işe
başladıklarında kutlayacaklar</a></h1><p style="font-weight: bold;
text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Yarın Ramazan
Bayramı. İnsanlar akraba dost ziyaretleri ile bayramı geçirecek, onlar
ise direniş çadırında. Bayrama işsiz giren işçiler buruk. Ama hakları
için mücadelede kararlılar. "Ben böyle 2-3 bayram daha geçiririm
parasız, ama hiçbir şekilde geri adım atmayacağım" diyen direnişteki
işçiler, kendileri için asıl bayramın işe başladıkları gün
olduğunu söylüyor.</span></p><div class="detail_photo" style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;"><img
src="http://media.etha.com.tr/images/2010/10/17/cache/etha-20101017-tekel-destek-09_display.jpg"
alt="TEKEL dayanışması İstiklali aydınlattı 10" id="news_main_photo"
/></span></div><p class="qn" style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;"><br /></span></p><p style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">İSTANBUL- Ramazan Bayramı'nın
arefesindeyiz. Bayram alışverişleri yapıldı, hazırlıklar tamam. Yarın
sabahtan itibaren bayram ziyaretleri başlayacak. Ancak bir bayrama daha
işsiz giren, bayramı gelecek kaygısıyla geçiren işçiler var.
Çocuklarına bayramlık dahi alamayan işçiler, bayramı da direniş
çadırında geçirecek. Düzce'de, Gebze'de, Samsun'da, Adana'da direnişte
olan işçiler, bayrama buruk girse de mücadelede kararlılar.</span></p><p
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Uğur Kartal,
Düzce'de kurulu bulunan fabrika önünde, 120 arkadaşıyla birlikte işe
geri dönme mücadelesi veriyor. Birleşik Metal-İş Sendikası'na üye
oldukları için işten atılan işçiler adına konuşan Uğur Kartal,
"Bütün işçi kardeşlerimin gelecek bayramını kutluyorum. Nice bayramlar
diliyorum" dedi.</span></p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Kartal, bayrama işsiz olarak girdiklerini söyledi
ve ekledi: "Cebinde beş kuruş parası olmadan bayrama giren
arkadaşlarımız var. Bayrama parasız girmemiz bir şeyi değiştirmez.
Mücadelemize her türlü devam edeceğiz. Bu işverenin yanına kar
kalmayacak. Ben böyle 2-3 bayram daha geçiririm, nice bayramlar geçiririm
parasız ama hiçbir şekilde geri adım atmayacağım. Arkadaşlarımla
sonuna kadar direneceğiz."</span></p><h2 style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">'BAYRAMIN TADINI ÇIKARAMIYORUZ'</span></h2><p
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Gebze Organize
Sanayi Bölgesi'nde kurulu bulunan Legrand fabrikası önünde 104 gündür
direnişte olan Selcan Binnetoğlu, sömürünün her şekilde devam
ettiğini söyledi, "İnsanlar işsizlik, yoksullukla boğuşurken gerçekten
bir şeyin tadını çıkaramıyor. Bu anlamda bayramlar da buruk geçiyor.
Birçok insan işsiz olarak giriyor bayrama. Çocuğunun ihtiyaçlarını
karşılayamıyor, eşini dostunu ziyaret edemiyor. İnsan gibi yaşamak,
bayramların gerçekten bayram gibi olması için mücadeleyi hayatımızın
merkezine oturtmamız gerekiyor işçiler olarak" dedi.</span></p><h2
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">'BİZİM
BAYRAMIMIZ İŞE BAŞLADIĞIMIZ GÜNDÜR'</span></h2><p style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Samsun Devlet Hastanesi'nde hem
işleri için, hem de taşeronluğa karşı 217 gündür direnişte olan 6
işçiden Cemalettin Kömpe, "Bayrama bu koşullarda girmek istemezdik. Hala
maaş alamadan bayrama giren arkadaşlarımız var. İşsizlerin bayramı
işe tekrar başladıkları gündür. Bizim bayramımız işe
başlayacağımız gündür" diye konuştu.</span></p><p style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Dev Sağlık-İş Sendikası üyesi
Kömpe, "Bu kadar güvencesiz çalıştırmanın olduğu, yoksulluğun
fakirliğin büyüdüğü bir ortamda, üretenler daha fazla direnmelidir"
diye ekledi.</span></p><h2 style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">'FAKİRİN BAYRAMI OLUR MU?'</span></h2><p
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Sürekli
direnişte olmasalar da neredeyse her günleri taşeronluğa karşı eylemle
geçen Adana Balcalı Hastanesi işçilerinden Atilla Kara, tüm işçi ve
emekçilerin bayramını kutladı. Kara, şöyle konuştu: "Bayram her zaman
için parası olana bayramdır. İnsanlar asgari ücretle çalışırken,
açken, neyi kutlayabilir, nereye gidebilir? Fakirin bayramı olur mu?
Cebinde paran yok, bayramı nasıl kutlayacaksın. Çoluk çocuğuna bir
bayram hediyesi alamadıktan sonra... Bayram, tatil zengine mahsustur,
emekçiye asgari ücretliye bayram olmaz."</span></p><h2 style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">'EŞİT VE ÖZGÜR BAYRAMLAR
İSTİYORUM'</span></h2><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Fabrika önündeki direnişini, 162. gününde,
birkaç gün önce sonlandıran Ontex işçisi Gamze Kayhan, "Bizler işten
atılan ve haklarımızı alamayan işçileriz" dedi ve ekledi: "Her bayramda
olduğu gibi herkesin evinde iyi bir yemek, misafirlerini iyi ağırlama
imkanı olmalı. Bu bayramda bizim böyle bir imkanımız
olmayacak."</span></p><p style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small;">"Ama bu bayramlar işçilerin asıl bayramları değil, bizim
bayramlarımız 1 Mayıs ve 8 Mart. Bizler iyi bir geleceğe sahip
olduğumuzda, 1 Mayıs'ları, 8 Mart'ları daha iyi ve daha özgür
kutladığımızda bizim bayramımız olacak" diyen Kayhan, şöyle devam
etti:</span></p><p style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small;">"Bu bayramlar insanların bir araya geldiği, dostlukların yeniden
kazanıldığı, küslüklerin giderildiği günlerdir. Herkes dost
sıcaklığıyla bir birine yaklaşmalı, daha dostça bir yaşam kurmak
için herkesin bayramını kutluyorum. Herkesin mutlu, huzurlu, eşit ve
özgür bayramlar geçirmesini isterim."</span></p><p style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-size:
small;">kaynak:Etkin Haber Ajansı / 29 Ağustos 2011 Pazartesi,
10:54</span></span></p>

Şehir Şehir Nereye Kadar?

<h1><a href=http://www.ivmedergisi.com/node/7363>Şehir Şehir Nereye
Kadar?</a></h1><div id="content-image"><img
src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes//Haber/2011/08/26/1-1.jpg.jpeg"
width="475" /></div><p style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small;"><strong>Atelier Olschinsky'nın bilim kurgu tarzı ile
kavramsallaştırdığı, kentleşmeyi fantastik biçimde resmettiği
çizimlerine "Şehirler" ismini vermiş.</strong></span><br /><br /></p><p
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">"Bunlar varolan
şehirler değil," sürekli yoğunluğu artan, karmaşık blok düzeninde
bölünerek büyüyen ve yükselen şehirler. Sürekli genişliyorlar. Bakan,
tekdüze bir yerleşim, farklılaşmayan birebir aynı artifikatlardan oluşa
paradoksal kümeler görüyor. Bu şehirler, günümüz kentlerinin, hiç
olmayan sosyo ekonomik ve politik bir sisteme benzer, radikal bir yansıması
olarak gözüküyor.</span></p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;"><img
src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/Haber/2011/08/26/2.jpg-677897243.jpeg"
alt="" border="0" /></span></p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;"><img
src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/Haber/2011/08/26/7.jpg.jpeg"
alt="" border="0" /></span></p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">İlustrasyonlar, bir "eskiz mimarı" olan Lebbeus
Woods' un neşeli fakat hiç bir zaman gerçekleşemeyecek bilgisayardan
alınan bir görüntüyü andıran çizimlerine çok şey borçlu. Woods ve
onun gibiler, mimarlığın imkansız denen bu diğer izdüşümsel
alanının politik ve teknolojik alanda güçlü ve yaratıcı bir söylevi
olduğunu keşfetmişler.</span></p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;"><img
src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/Haber/2011/08/26/3.jpg.jpeg"
alt="" border="0" /></span></p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Benzer olarak, "Şehirler" projesi geleceğin
büyüyen kentlerinin, değişime zorlanırsa, iyi ya da kötü nasıl
olabileceğine dair bir şeyler söylüyor. Gördüğümüz şey belki
çılgınca gelebilir, belki de distopyan, belki çok fazla fakat biraz
yakından bakarsak belki birşeyler size de çekici gelebilir. Uçsuz
bucaksız bu şehirlerde size de olabilecek gelen, alternatif birşeyler
elbet olacaktır. Olmalı!</span></p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;"><img
src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/Haber/2011/08/26/4.jpg.jpeg"
alt="" border="0" /></span></p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;"><img
src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/Haber/2011/08/26/5.jpg.jpeg"
alt="" border="0" /></span></p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;"><img
src="http://galeri3.arkitera.com/var/resizes/Haber/2011/08/26/6.jpg.jpeg"
alt="" border="0" /></span></p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">kaynak:arkitera.com</span></p>

Metrobüs özelleştiriliyor

<h1><a href=http://www.ivmedergisi.com/node/7362>Metrobüs
özelleştiriliyor</a></h1><p style="text-align: justify;">&nbsp;</p><p
style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: small;"><a
href="http://www.mimdap.org/wp-content/uploads/metrobus5.jpg"><img
src="http://www.mimdap.org/wp-content/uploads/metrobus5.jpg" alt=""
title="metrobus" width="300" height="200" class="alignnone size-full
wp-image-69335" /></a></span></strong></p><p style="text-align:
justify;">&nbsp;</p><p style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small;">&nbsp;Karara göre, İETT bünyesinde metrobüs hatları İstanbul
Büyükşehir Belediyesi şirketi olan İstanbul Otobüs A.Ş'ye
devredilerek özel sektör işletmesine açılacak.</span></p><p
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">29 Ekim'de
hizmete açılması planlanan Avcılar-Beylükdüzü hattındaki 100
metrobüsün işletme hakkı özel sektöre devredilecek. Daha sonra ise
diğer hatlardaki metrobüslerinde ihale yoluyla 10-15 yıllığına özel
sektöre kiralanması planlanıyor. Bu kararla İETT hatları yanında
metrobüsün özelleştirilme süreci de resmen başlamış
oluyor.</span></p><p style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small;">Gazeteport'un haberine göre; İstanbul Otobüs A.Ş, önümüzdeki
günlerde Avcılar-Beylükdüzü hattında çalışacak 100 metrobüsün
kiralama yöntemi ve tarihi hakkında karar verecek.</span></p><p
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">İstanbul
Otobüs A.Ş Genel Müdürü Abdullah Yasir Şahin, kiralama yöntemine
henüz karar vermediklerini hattaki otobüsleri bir süre İOAŞ adına
çalıştırıp daha sonra özel sektöre devredebileceklerini
söyledi.</span></p><p style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small;">Avcılar-Beylikdüzü hattındaki metrobüslerin özel sektöre
devrinin ardından sıra Avcılar- Edirnekapı, Edirnekapı-Zincirlikuyu ve
Zincirlikuyu- Söğütlüçeşme hattındaki metrobüslere
gelecek.</span></p><p style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small;">İBB, aldığı bu kararla bir anlamda İETT'nin özelleştirilmesi
yolundaki ilk ciddi adımı da atmış oluyor.</span></p><p
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Koordinasyon ve
denetim açısından İETT bağlı olan metrobüslerin özel sektöre
devrinin ardından hangi kuruma bağlı olacağı ise henüz net değil. Buna
yine İBB ve UKOME karar verecek.</span></p><p style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Ancak, şahıs ve şirketler
tarafından işletilecek metrobüslerin koordinasyon ve denetiminin de bir
süre sonra İstanbul Otobüs AŞ'ye devredilmesine de kesin gözüyle
bakılıyor.</span></p><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Böylelikle metrobüsler İETT bünyesinden
koparılarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına ulaşım,
taşımacılık ve işletmecilik hizmeti verecek olan İstanbul Otobüs
AŞ'nin yetki ve sorumluluğuna verilecek.</span></p><p style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">İBB'nin özelleştirilen İDO,
İspark ve Ulaşım AŞ'den sonra bu sektörde dördüncü şirketi olan
İstanbul Otobüs AŞ, raylı taşımacılık dışında karayolu ve havayolu
üzerinde her türlü toplu taşıma araçlarını bünyesinde bulundurmak
amacıyla kuruldu. Şirket, toplu ulaşım ve taşımacılığın
koordinasyonu, entegrasyonu ve denetimini de yapabilecek. Ayrıca, şirket
her türlü kara ve hava aracı alım satımı yanında bu araçları diğer
şahıs ve şirketlere kiralayabilecek.</span></p><p style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Kaynak: ntvmsnbc</span></p><p
style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small;">kaynak.mimdap.org</span><strong><span style="font-size: small;"><br
/></span></strong></p><p style="text-align: justify;">&nbsp;</p><p
style="text-align: justify;">&nbsp;</p><p style="text-align:
justify;">&nbsp;</p>

ÇEMİŞGEZEK TOPLU MEZAR KAZILARINA İLİŞKİN ZORUNLU BİR AÇIKLAMA

<h1><a href=http://www.ivmedergisi.com/node/7361> ÇEMİŞGEZEK TOPLU MEZAR
KAZILARINA İLİŞKİN ZORUNLU BİR AÇIKLAMA</a></h1><div style="text-align:
center;">&nbsp;</div><div style="text-align: center;"><span style="font-size:
small;"><strong>ÇEMİŞGEZEK TOPLU MEZAR KAZILARINA
İLİŞKİN</strong></span></div><div style="text-align: center;"><span
style="font-size: small;"><strong>ZORUNLU BİR
AÇIKLAMA</strong></span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Devletin, her türlü devrimci muhalefeti ve Kürt
Yurtsever hareketini imhaya yöneldiği günlerde önemli bir başarı elde
edildi. Çemişgezek toplu mezarlarını açtık. İleride ayrıntılı
olarak raporlanacağı gibi, toplu mezarların açılması mücadelesinde
önemli bir eşik aşıldı, iki tam günlük kazı çalışmasında teknik,
tıbbi ve hukuksal deneyimler biriktirdik.</span></div><div
style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Süreç boyunca ve hemen ardından
meydana gelen bazı tutumların tanımlanmasına ve eleştirilmesine ihtiyaç
doğmuştur.</span></div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Kazının
bütün sorunlarının yanı sıra, konusu CHP Dersim Milletvekili Hüseyin
AYGÜN olan bir tartışmaya itilmeye çalışıldık. Eğer sorun sadece
Dersim yerelinde başlarına getirdikleri "seçim yenilgisini"
hazmedemeyen, bunların yanında mesleki rant elde etmeye çalışan
avukatların kuyruk acısından ibaret olsaydı çok önem
vermeyebilirdik.</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Ancak iki ayrı günlük gazete ve ülke düzeyinde
çalışan bir haber ajansının da&nbsp; saygısız, şehitlere saygısız,
tahammülsüz&nbsp; ve sorumsuz tavra&nbsp; ortak olması ve birtakım
hezeyanların " Dersim Demokrasi Platformu" adı altında
genelleştirilerek yaygınlaştırılması karşısında gerçekleri anlatmak
bir görev haline gelmiştir. Her ne kadar adına platform denilenin, EMEP
ile BDP'nin il teşkilatlarından ibaret olduğu ortadaysa da&nbsp;
"Dersim" ve "Demokrasi" kavramlarının&nbsp; kafa karışıklığı
yaratması engellenmelidir.&nbsp;</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Toplu mezarların açılması mücadelesine destek
vermemiş her zamanki gibi daha önemli gündemleri bulunan EMEP'in, söz
konusu olan devrimcilere küfretme, karalama olunca hazır ve nazır olması
bizim açımızdan şaşırtıcı bir durum değildir. Bu siyaset tarzının
sadece devrimci mücadeleye değil kendilerine de, bir milletvekiline sahip
olma dışında, faydasının bulunmadığı ve terk edilmesi gereği uzun
süredir açıkça görülmektedir.</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Evrensel ve
Gündem gazetelerinin Çemişgezek Toplu mezarı ile ilgili verdikleri
haberleri inceleyen herkesin göreceği gerçek, bu haberlerde ne Ölüm
Orucu vardır ne de toplu mezarların neden açıldığına ilişkin bir
cevap.</span></div><div style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small;">Politikasızlık, haberciliğin 5 N 1 K kuralını dahi
unutturmuştur. "Ne olmuş da savcılık mezarı açmaya karar vermiş?"
sorusunun cevabı,&nbsp; cevabın kendi siyasetsizliklerini teşhir
edeceğinden korkanlar tarafından yok saymıştır. Eylemin ve elde edilen
başarının gerçek akışını, kendi gazeteleri yerine burjuva basından
takip etmek zorunda kalanlar herhalde bu karşılaştırmayı daha
sağlıklı yapabilecek olanlardır.</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><strong>1.
</strong></span></div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">11 Nisan 1997
tarihinde Dersim Çemişgezek ilçesinde katledilen ve içlerinde DHKC
gerillası Ali YILDIZ'ın da bulunduğu 19 gerillaya ait toplu mezarın
açılması mücadelesini kamuoyu yakından takip etti.</span></div><div
style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Yargı çevresini oluşturan
Malatya (özel yetkili), Elazığ, Dersim ve Çemişgezek C.
Başsavcılıklarına yapılan tüm hukuksal başvurular reddedildi. En son
Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen takipsizlik kararı
ile mezarların açılmasına ilişkin hukuksal girişimlerin sonuçsuz
kalacağı görüldü.</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small;"><strong>2.</strong></span></div><div style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Hukukun tükendiği noktada Ali
Yıldız'ın ağabeyi Hüsnü Yıldız Dersim'de süresiz açlık grevine
başladı. 45. gününde eylemini ölüm orucuna çevirdi.</span></div><div
style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Bugün tahammülsüz ve de sorumsuz
açıklamalar yapanların o gün takındıkları tutum olayla ilgisi bulunan
herkesin bilgisi dahilindedir; <strong><em>"…biz öğrendik, savcıyla
konuştuk, mezarlar açılmayacak, zaten savaş yükseliyor bu mezar
açılmaz, boşa ölüyorsun, çoluğun çocuğun var, bu eylemi
bırak…"</em></strong><em> </em>demekten utanıp
sıkılmadılar.</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Kazıdan kısa bir süre önce savcıyla konuşup
<strong><em>"mezarın açılmayacağına" </em></strong>ikna olan ve
direnişçiyi de buna ikna etmeye çalışan Avukat KULOĞLU herhalde bu
konuşmayı unutmamıştır.</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Eylemi bıraktıramayacaklarını fark edenler
arasında <strong><em>"madem sizin tek mezarınız var o zaman kampanyaya
toplu mezarlar yazmayın, bizim mezarımız açılsın
yazın…"</em></strong> demek saygısızlığını gösterenler dahi
olmuştur.</span></div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Hüsnü
YILDIZ'ın eylemine son verdiği konuşmasında <strong><em>"hepsini
benim kardeşim kabul ediyorum ve Ali'yi bulamamış bile olsak eylemimi
başarılı sayıyorum"</em></strong> demesi bunun için yeterli bir
cevaptır.</span></div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Bu sözler
gizlice veya kapalı kapılar ardında değil, Dersim çarşısının
ortasında onlarca tanığın önünde söylenmiştir, muhatapları her
istediğinde yüzleşme yolu açıktır.</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Bugün bilgileri çarpıtarak gerçekleri
saklayacaklarını zannedenlerin direniş çadırına "kaç kere
uğradıkları" sorulmalıdır.&nbsp;</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;"><strong>3.
</strong></span></div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Aynı dönemde TAYAD'lı ailelerin
öncülüğünde ülkenin birçok yerinde ve yurtdışında aralarında
destek açlık grevi, basın açıklaması, imza toplama, faks çekme, fiili
direnme bulunan onlarca eylem hayata geçirildi.</span></div><div
style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Avukat Taylan TANAY bizzat Adalet
Bakanı ile görüştü. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuruldu.
Avukat Özgür YILMAZ, TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyesi milletvekili
Hüseyin AYGÜN ile birlikte parlamentoda bir basın açıklaması
yaptı.</span></div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Her şeyden
önce muhataplarının bizzat kendi deneyimleri ile bildikleri gibi,
"çadır kurulmasına izin verilmeyeceği" bildirilen bir alanda, 65 gün
boyunca Direniş Çadırı kuruldu ve her türlü tehdide rağmen kesintisiz
sahiplenilerek çalıştırıldı. Sadece bu çadır bile binlerce imza
topladı, sorunu anlattı ve sahiplenilmesini sağladı.</span></div><div
style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;"><strong>4.</strong></span></div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Tüm bu eylem ve
faaliyetlerin gücüyle 10 Ağustos 2011 tarihinde Malatya Cumhuriyet
Başsavcılığı (özel yetkili) savcısı telefonla Avukat TANAY'a
ulaşarak toplu mezarın açılması kararı verdiklerini
iletti.</span></div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">"Hayır,
mezarın açılmasında ölüm orucu eyleminin ve bu anlatılanların etkisi
yoktur. Mezarın açılmasını biz şu girişimimizle sağladık' diyecek
olan varsa, buyursun dinliyoruz. Utanması olan herkesin bilebileceği gibi
gerçek birkaç gazetede ve internet sitesinde çarpıtılmakla
saklanamayacak kadar ortadadır.</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Emek ve
mücadele vererek, bedel ödeyerek ve daha büyük bedelleri göze alarak
kararlılık gösterenlere çamur atmak bugün kestirme bir yol gibi
görünüyor olabilir; ama ne Dersim halkından ne de ülke kamuoyundan
gerçeğin gizlenmesi mümkündür.</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;"><strong>5.
</strong></span></div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Hüseyin AYGÜN'le hesaplarını seçimde,
çarşıda, sokakta göremeyenler herhalde fırsat bu fırsattır deyip
yapılan işin tarihsel önemini hiçe sayarak "küfür, hakaret ve
saldırganlık" &nbsp;keskinlik ve şovu politika kabul
etmişlerdir.</span></div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Sözü
edilenlerin, milletvekili AYGÜN ile ilgili sıkıntıları kendilerini
ilgilendirir. Söylenmesi gereken TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyesi
AYGÜN'ün Çemişgezek toplu mezar alanının açtırılması konusunda
tüm bu kişisel iddia sahiplerinden daha fazla emek sahibi
olduğudur.</span></div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Bir düzen partisi milletvekili olarak Toplu mezar
meselesini kullanmaya ve devrimcileri etkisizleştirmeye de
çalışmıştır. Ama bu toplu mezar alanında yapılanları hiçbir
şekilde haklı çıkarmaz.</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Kazı alanında meydana gelenler başka yönlerden
de ibret vericidir;</span></div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Aysel DOĞAN isimli kişi; ailelere kazı
alanındaki çalışmalar hakkında bilgi vermek üzere yanlarına yaklaşan
ÇHD Genel Başkanı Avukat Selçuk KOZAĞAÇLI'ya <strong><em>"Defol
Git!"</em></strong> demiştir.&nbsp;</span></div><div style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Aynı kişi bu tutumunun nedenini
soran bir şehit yakınına <strong><em>"siktir git!"</em></strong>
diyebilmiştir.</span></div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Polis müdürlerine giderek <strong>kazının
durdurulmasını, mezarların açılmasını istemediklerini, kazı alanında
çalışan insanların çıkarılmasını "rica
edebilmiştir</strong>".</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Bozuk tarzı tüm ilişkilerine yansımış olan bu
kişinin;</span></div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Kendi avukatları Barış YILDIRIM ve Reyhan Helin
KULOĞLU'na <strong><em>"Hüseyini çıkaramadınız, kazıyı
durduramadınız, yazıklar olsun, sınıfta kaldınız"</em></strong> diye
bağırışı, Dersim Baro Başkanı'na <strong><em>"Heval Fatma,
beceremiyorsunuz, bu mezarlar böyle açılırsa herkes hesabını
verecek"</em></strong> sözleri kazı alanındaki onlarca kişinin
tanıklığıdır. Böyle tarihsel bir işin asla ihtiyaç duymayacağı bir
insan, bir tarz varsa o da budur.</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Dahası B bölgesinde süren kazıları
<strong>"orada yatanlar TİKKO gerillaları…"</strong> diye durdurmaya
çalışanlara karşı " hepsi bizim yoldaşımız, kardeşimiz,
aradığımız " diyerek kazı çalışmasının devamını sağlayanları
suçlayacak kadar pervasızlaşacaksınız.</span></div><div
style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><strong>6.
</strong></span></div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Avukat Barış YILDIRIM, herhalde kendisine
yüklenen bu "başarısızlık" ile baş etmenin bir yolu olarak,
"sınıfı geçmek" için, <strong>ölüm orucunun 64. gününde bulunan
Hüsnü YILDIZ'ın üzerine yürümüştür. BUNUN ADI
ÇÜRÜMEDİR</strong>.</span></div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Mezara saygı duymamak, direnişe saygı duymamak,
rant hevesi insanları bu noktaya getirebilmektedir.</span></div><div
style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Eğer yakında bulunanlar ve ÇHD
Genel Başkanı araya girerek bu fiziki saldırıyı durdurmuş olmasalar,
bugün bir ilki, yani devlet ve linç güruhu dışında ölüm orucu
direnişçisine saldırmış bir avukatın durumunu değerlendiriyor
olacaktık.</span></div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">İşte Dersim İHD temsilciliğinin sürece
katkısı budur.</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><strong>7.
</strong></span></div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Aralarında Dersim Belediye Başkanı Edibe
ŞAHİN'in de bulunduğu bir grubun kazı alanına torbalara doldurdukları
ekmek, domates ve saireden oluşan yemeği, 64 gündür onurlu eylemini
sürdüren Hüsnü YILDIZ'ın bulunduğu şemsiyenin altına getirişleri
bir başka akılda kalıcı andır. Ama aklımızda kalan yemek
değil<strong>, "Aç olan var mı?", "Gelin yemek yiyin"
çağrılarına Hüsnü YILDIZ'ın oğlu Ağdoğan'ın verdiği
cevaptır: "Evet aç olan var. 64 gündür aç olan babam var. Hiç
değilse biraz ileride yiyin ne yiyecekseniz!" </strong></span></div><div
style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><strong>8.
</strong></span></div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Avukat TANAY bu
kişilerle birlikte çalışmadığı için kazıyı "sabote
etmekle"&nbsp; karalanmaktadır.</span></div><div style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;"><strong>KİMİNLE BİRLİKTE
ÇALIŞACAKTI? </strong></span></div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Direnişçi Hüsnü YILDIZ'ı heyetle ziyaret
edip <strong><em>"sen bu eylemi bırak"</em></strong> diyen
<strong>MEYA-DER'le mi? </strong></span></div><div style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Savcıyla konuşup
<strong>"mezarın açılmayacağına" ikna olmuş,</strong> insanları da
ikna etmeye çalışan <strong>Avukat Reyhan Helin KULOĞLU</strong>
<strong>ile mi?</strong></span></div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Bir kez çadıra uğramamış, direnişe destek
sunmamış, süreçte hiç bir emeği bulunmayan, <strong>ölüm orucu
eylemcisine kabadayılık etmekten sıkılmayan Avukat Barış YILDIRIM'la
mı?</strong></span></div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Kazı alanında<strong> mezarları açtırmamak
için sağa sola talimat, hakaret, küfür yağdırmak dışında tek bir
katkı sunmamış Aysel DOĞAN'la mı? </strong></span></div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Kazının ikinci
günü saat 16:00'ya kadar alana gelmeye bile tenezzül etmeyenlerle
mi?</span></div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small;"><strong>HAYIR.</strong></span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Avukat Taylan TANAY, mezarların usulüne uygun
açılması için iki gün kesintisiz mücadele etmiş Adli Tıp Uzmanları
Derneği başkanı ve hekimleriyle, ÇHD üyesi Avukat meslektaşlarıyla,
Diyarbakır Baro Başkanıyla, şehit aileleriyle, ölüm orucu
direnişçisiyle, Dersim ve Bingöl milletvekilleriyle, elde kazma kürek
sıcağın altında çalışan, yani o gün oradaki işi toplu mezarları
açılması olan herkesle çalışmıştır.</span></div><div
style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Çalışmaya niyeti olmayanların
"Provokasyonları"na ilgisiz kalmak çalışan herkesin hakkı ve
görevidir.</span></div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Bu kişilerin mensubu oldukları siyasi hareketler
veya çevreler, bu tavırlara, bu sözlere ilişkin bir açıklama
yapmalıdırlar. Bu sözler ve tavırlar savunulmakta
mıdır?</span></div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Başta Dersim
halkı olmak üzere, tüm ilgililerinin gözünün önünde cereyan eden bu
olaylar herkes tarafından meydana geldiği gibi hatırlanacak ve
anlatılacaktır. Gerçeğin gücü aşılamaz.</span></div><div
style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Direnişin ve mücadelede ısrarın
tarihsel başarısı, bu gibi asılsız saçmalıklarla değerinden hiçbir
şey kaybetmeyecektir.</span></div><div style="text-align:
justify;">&nbsp;</div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small;"><strong>9.</strong></span></div><div style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Demokrasi platformu içinde sadece
BDP ve EMEP'in imzaladığı açıklama yetmemiş olacak ki; direnişte,
doğal olarak da kazanımda bir payı bulunmamanın hıncıyla Özgür
gündem gazetesi, Taylan TANAY'a saldırmak için bu açıklamayı dahi
çarpıtma gereğini duymuştur. Mesela açıklamada olmayan yeni suçlamalar
üretilmiş, "kirli siyaset yürütmek", " şehit ailelerinin kazı alanında
bulunmasını istememeleri" bunlardan sadece ikisi. Hepimiz oradaydık tüm
ailelerin bize direniş nedeniyle teşekkür etmelerinden başka bir şey
duymadık. Bu nasıl bir ahlak ki, yalanı kendine rehber edinmiş. Burjuva
gazetelerine mi özenilmektedir? Şayet böyleyse bundan
vazgeçin.</span></div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Son olarak,
açık bir siyasetsizlik örneği olan açıklamada direnişi kendimize mal
etmekle suçlanıyoruz. Söz konusu olan politik olarak biz isek;&nbsp; söz
konusu olan Halk Cephesi ise, evet bu direniş ve tüm kazanımları bize
aittir. Çünkü bu direnişte Hüsnü YILDIZ'ın 65 günlük açlığı,
ak saçlı analarımızın emeği, Dev-Genç'lilerin cüreti vardır. Yok,
söz konusu edilen avukat olarak Taylan TANAY ise, bu mücadelenin iyi
dilekçe yazmakla kazanılan bir avukat başarısı olmadığını biliyoruz,
bunu defalarca söyledik. 20 yılı aşan devrimci avukat geleneğini
taşıyan Halkın Hukuk Bürosu'nun bir mensubu olan Avukat Taylan
TANAY'ın böyle bir anlayışı hiçbir zaman olmadı, olmayacaktır
da.</span></div><div style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small;">Gerçeklere ve mücadeleye saygılı olun.</span></div><div
style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;"><strong>Avukat Taylan
TANAY</strong></span></div><div style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">DHKP/C gerillası Ali YILDIZ'ın ailesinin
avukatı</span></div><div style="text-align: justify;">&nbsp;</div><div
style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small;">kaynak:http://cemisgezektoplumezar.blogspot.com/</span></div><p
style="text-align: justify;">&nbsp;</p>

Gaz Bombası BDP'li Ayhan'ı Öldürdü

<h1><a href=http://www.ivmedergisi.com/node/7360>Gaz Bombası BDP'li Ayhan'ı
Öldürdü</a></h1><p>Çukurca'daki oturma eylemine yapılan polis
müdahalesi sonucu, atılan gaz bombasıyla yaralanan BDP Van İl Meclisi
üyesi Ayhan hayatını kaybetti.</p><p>&nbsp;</p><p><img
src="http://bianet.org/resim/olcekle/28487/490/254" width="490" height="254"
/></p><p>Hakkari'nin Çukurca ilçesinde Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK)
düzenlediği hava harekatına karşı eylem yapan gruba polis biber gazıyla
müdahale etti. Yaralanan Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Van İl Meclisi
üyesi Yıldırım Ayhan hayatını kaybetti.</p><p>Operasyonların ve
çatışmaların durması için Şırnak'ın Silopi ilçesi ile Hakkari'nin
Çukurca ilçesinde 16 ilden gelen ve aralarında BDP'li milletvekilleri,
belediye başkanları, sivil toplum örgütleri, barış anneleri inisiyatifi
ve kadın derneklerinin de bulunduğu yaklaşık 1500 kişiye Şırnak ve
Hakkari valiliklerince izin verilmedi.</p><p>Habur Sınır Kapısı'na gitmek
için Silopi'nin Başverimli beldesinden yola çıkanlar asker ve polis
tarafından engellenirken, Hakkari'de bir araya gelenler sabah saatlerinden
itibaren yolda çeşitli engellemelere rağmen Çukurca ilçesine doğru yola
koyuldu.</p><p>Vali Muammer Türker'in emri ile Çukurca'ya girmelerine izin
verilmeyen grup ilçeye 10 kilometre kala Narlı köyü yakınlarında oturma
eylemi yaptı. Burada BDP'li milletvekillerinin Valilik, Kaymakamlık ve
askerlerle yaptıkları görüşmeden sonuç çıkmayınca oturma eylemine
başlandı.</p><p>Güvenlik güçleri gruba gaz bombalarıyla müdahale etti.
BDP Van İl Genel Meclisi üyesi Ayhan ağır yaralandı. Çukurca Sağlık
Ocağı'na götürülen Ayhan, buradan önce Hakkari Devlet Hastanesi'ne
sonra da helikopterle Van Yüzüncü Yıl Araştırma Hastanesi'ne
kaldırıldı. Ayhan burada hayatını kaybetti.</p><p>BDP'liler, Yıldırım
Ayhan'ın panzerinden açılan ateşle yaralandığını öne sürdü.
Sağlık ocağı bahçesinde toplanan bir grup, Narlı köyüne doğru
yürüyüşe geçti. Çukurca ilçe merkezinde de esnaf kepenk kapattı.
(AS)</p><div class="bilgi"><div class="from">kaynak:Hakkari - BİA Haber
Merkezi</div><div class="yer">28 Ağustos 2011, Pazar</div></div><div
class="text">&nbsp;</div><p>&nbsp;</p><p>&nbsp;</p>

28 Ağustos 2011 Pazar

'Kimin gazeteci olduğunu bakanlık belirleyemez'

<h1><a href=http://www.ivmedergisi.com/node/7357>'Kimin gazeteci olduğunu
bakanlık belirleyemez'</a></h1><p style="font-weight: bold; text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma
Platformu Sözcüsü Necati Abay, Adalet Bakanlığı'nın 'terörist
gazeteciler' açıklamasına tepki gösterdi, "Kimin gazeteci olduğunu
bakanlık belirleyemez" dedi. Abay, herkesi tutuklu gazetecilerle
dayanışmak için bayram kartı göndermeye davet etti.</span></p><div
class="detail_photo" style="text-align: justify;"><span style="font-size:
small;"><img
src="http://media.etha.com.tr/images/2011/07/11/cache/etha-20110711-tgs-02_ext.jpg"
alt="Tutuklu gazetecilerle dayanışma günü 2" id="news_main_photo"
/></span><div style="margin: 0pt auto; width: 100%; clear: both; text-align:
left; color: #c82447; background-color: #fdfdf2; padding:
5px;">&nbsp;</div></div><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">İSTANBUL- Adalet Bakanlığı'nın 4 gazeteci
dışındaki tutuklu bulunan tüm gazeteciler için "yazdıkları yazılardan
ve gazetecilik faaliyetlerinden dolayı değil, basınla ilgisi olmayan
suçlardan tutuklu ya da hükümlü" açıklamasına Tutuklu Gazetecilerle
Dayanışma Platformu Sözcüsü Necati Abay da tepki gösterdi.</span></p><p
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">Yazılı bir
açıklama yapan gazeteci Abay, "Adalet Bakanlığı'nın bu açıklaması da
devlet yetkililerinin tutuklu gazeteciler konusunda geleneksel devlet
politikasına dört elle sarıldığını gösteriyor. Bu açıklamada da 4
gazetecinin tutuklu bulunduğu itirafının dışında yeni hiçbir şey
yok.Öncelikle belirtmek gerekir ki, Adalet Bakanlığı'nın kimin gazeteci
olup olmadığını belirleme yetkisi yoktur" dedi.</span></p><p
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">"Türkiye ve
dünya kamuoyunun baskısıyla devlet yetkilileri tutuklu gazeteciler
konusunda savunmaya geçmiş durumdadır" diyen Abay, açıklamasında şu
ifadelere yer verdi: "Bir başka ifadeyle kendilerini savunmak zorunda
kalmışlardır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 7 Haziran'da
Polonya'da yaptığı konuşmada Türkiye cezaevlerinde tutuklu gazetecinin
bulnmadığı şeklindeki açıklaması, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan'ın ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın son
zamanlarda sıklıkla bu yönlü açıklamaları devlet yetkililerini tutuklu
gazeteciler konusunda savunmacı psikolojiyle konuşmaya itmiştir.
Geleneksel devlet politikasıdır, düzen muhalifi gazeteciler gazetecilik
görevleri nedeniyle değil, tıpkı şimdi Ahmet Şık ve Nedim Şener'e,
8 yıl önce bana yapıldığı gibi, 12 Mart döneminde Altan Öymen'e
yapıldığı gibi asılsız iddialarla, polis komplolarıyla 'terör
örgütü üyesi', 'terör örgütü yöneticisi' olmakla suçlanıyor,
tutuklanıyor ve yargılanıyor. Susturulmak istenen gazeteciler böylesi
hileli bir yöntemle terörize ediliyor. Sanırız gazetecilik görevleri
nedeniyle gazeteciler tutuklandığında basın özgürlüğü, düşünce ve
ifade özgürlüğü ihlalleri nedeniyle dünya aleme rezil olunacağı
düşünüyor. Ama güneş balçıkla sıvanamıyor ki. Böylesi hileli bir
yöntem ilelebet etkili olamaz. Nitekim olmuyor da."</span></p><h2
style="text-align: justify;"><span style="font-size: small;">'BAYRAM KARTI
GÖNDERELİM'</span></h2><p style="text-align: justify;"><span
style="font-size: small;">Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu
sözcüsü Necati Abay, gazetecilerin bu bayramı da cezaevinde
karşıladığını belirterek, dayanışmak amacıyla gazetecilere kart ya
da faks gönderilmesini istedi.</span></p><p style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;">Abay'ın açıklamasında
gazetecilerin isimleri ve adresleri de yer aldı:</span><br /><span
style="font-size: small;">"* Abdulcabbar Karadağ, Azadiya Welat Gazetesi
Mersin Temsilcisi, Mersin E Tipi Kapalı Cezaevi</span><br /><span
style="font-size: small;">* Ahmet Akyol, DİHA Adana Muhabiri, Adana
Kürkçüler F Tipi Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">*
Ahmet Birsin, Gün TV Genel Yayın Koordinatörü, Diyarbakır D Tipi
Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">* Ahmet Şık,
Gazeteci-Yazar, Silivri 2 Nolu L Tipi Cezaevi</span><br /><span
style="font-size: small;">* Ali Buluş, DİHA Mersin Muhabiri,
Karaman-Ermenek M Tipi Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">*
Ali Çat, Azadiya Welat Gazetesi Mersin Çalışanı, Mersin E Tipi Kapalı
Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">* Ali Konar, Azadiya
Welat Gazetesi Elazığ Temsilcisi, Malatya E Tipi Cezaevi</span><br /><span
style="font-size: small;">* Baha Okar, Bilim ve Gelecek Dergisi Editörü,
Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">*
Barış Açıkel, İşçi-Köylü Gazetesi Eski Sahibi ve Yazı İşleri
Müdürü, Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi, KOCAELİ</span><br /><span
style="font-size: small;">* Barış Pehlivan, Odatv İnternet Sitesi Genel
Yayın Yönetmeni, Silivri 1 Nolu L Tipi Cezaevi</span><br /><span
style="font-size: small;">* Barış Terkoğlu, Odatv İnternet Sitesi Haber
Müdürü, Silivri 1 Nolu L Tipi Cezaevi</span><br /><span style="font-size:
small;">* Bayram Namaz, Atılım Gazetesi Yazarı, Edirne 1 Nolu F Tipi
Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">* Bayram Parlak, Gündem
Gazetesi Mersin Temsilcisi, Karaman-Ermenek M Tipi Cezaevi</span><br /><span
style="font-size: small;">* Bedri Adanır, Aram Yayınları Sahibi ve Genel
Yayın Yönetmeni, Kürtçe Hawar Gazetesi Yazı İşleri Müdürü,
Diyarbakır D Tipi Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">*
Behdin Tunç, DİHA Şırnak Muhabiri, Diyarbakır D Tipi Cezaevi</span><br
/><span style="font-size: small;">* Cihan Gün, Yürüyüş Dergisi
çalışanı, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA</span><br /><span
style="font-size: small;">* Coşkun Musluk, Odatv İnternet Sitesi Yazarı,
Silivri L Tipi Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">* Dılşa
Ercan, Azadiya Welat Gazetesi Mersin Çalışanı, Adana Karataş Kadın
Kapalı Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">* Dilek Keskin,
Atılım Gazetesi Muhabiri, Karataş Kadın Kapalı Cezaevi, ADANA</span><br
/><span style="font-size: small;">* Doğan Yurdakul, Odatv İnternet Sitesi
Yazarı, Silivri L Tipi Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">*
Emine Altınkaya, DİHA Ankara Muhabiri, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi,
ANKARA</span><br /><span style="font-size: small;">* Ensar Tunca, Azadiya
Welat Gazetesi Iğdır Çalışanı, Iğdır Kapalı Cezaevi</span><br
/><span style="font-size: small;">* Erdal Süsem, Eylül Dergisi Editörü,
Edirne F Tipi Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">* Erdoğan
Altan, DİHA Batman Muhabiri, Diyarbakır D Tipi Cezaevi</span><br /><span
style="font-size: small;">* Erol Zavar, Odak Dergisi Sahibi ve Yazı İşleri
Müdürü, Şair, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA</span><br /><span
style="font-size: small;">* Faysal Tunç, DİHA Şırnak Muhabiri, Mardin E
Tipi Kapalı Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">* Feyyaz
Deniz, DİHA Ankara Muhabiri, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi</span><br /><span
style="font-size: small;">* Füsun Erdoğan, Özgür Radyo Eski Genel Yayın
Koordinatörü, Kandıra 2 Nolu T Tipi Cezaevi, KOCAELİ</span><br /><span
style="font-size: small;">* Hakan Soytemiz, Red ve Enternasyonal Dergilerinin
Yazarı, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi</span><br /><span style="font-size:
small;">* Halit Güdenoğlu, Yürüyüş Dergisi Sahibi ve Yazı İşleri
Müdürü, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA</span><br /><span
style="font-size: small;">* Hamdiye Çiftçi, DİHA Hakkari Muhabiri, Bitlis
E Tipi Kapalı Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">* Hasan
Coşar, Atılım Gazetesi Yazarı, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi,
ANKARA</span><br /><span style="font-size: small;">* Hatice Duman, Atılım
Gazetesi Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Gebze M Tipi Cezaevi,
Gebze/KOCAELİ</span><br /><span style="font-size: small;">* Hıdır Gürz,
Halkın Günlüğü Gazetesi Yazı İşleri Müdürü, Adana Kürkçüler F
Tipi Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">* İsmail Avan,
Halkın Günlüğü gazetesi İzmir Muhabiri, Kırıklar F Tipi
Cezaevi/İZMİR</span><br /><span style="font-size: small;">* Kaan Ünsal,
Yürüyüş Dergisi çalışanı, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi,
ANKARA</span><br /><span style="font-size: small;">* Kadri Kaya, DİHA
Diyarbakır Bölge Bürosu Temsilcisi, Batman M Tipi Kapalı
Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">* Kenan Karavil, Radyo
Dünya Yayın Yönetmeni, Adana Kürkçüler F Tipi Cezaevi</span><br /><span
style="font-size: small;">* Mahmut Güleycan, Özgür Halk Dergisi
Çalışanı, Van F Tipi Cezaevi</span><br /><span style="font-size:
small;">* Mehmet Karaaslan, DİHA Mersin Muhabiri, Karaman-Ermenek M Tipi
Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">* Mehmet Karabaş, Batman
Postası yazarı, Batman M Tipi Cezaevi</span><br /><span style="font-size:
small;">* Mehmet Yeşiltepe, Devrimci Hareket Dergisi Çalışanı,
Gazeteci-Yazar, Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Cezaevi</span><br /><span
style="font-size: small;">* Musa Kurt, Kamu Emekçileri Cephesi Dergisi Yazı
İşleri Müdürü, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA</span><br /><span
style="font-size: small;">* Mustafa Gök, Ekmek ve Adalet Dergisi Ankara
Temsilcisi, Sincan 1 Nolu F Tipi Cezaevi, ANKARA</span><br /><span
style="font-size: small;">* Müyesser Yıldız, Odatv İnternet Sitesi
Yazarı, Silivri L Tipi Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">*
Nedim Şener, Milliyet Gazetesi Muhabiri, Silivri 2 Nolu Kapalı L Tipi
Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">* Nuri Yeşil, Azadiya
Welat Gazetesi Tunceli Çalışanı, Malatya E Tipi Cezaevi</span><br /><span
style="font-size: small;">* Ozan Kılınç, Azadiya Welat Gazetesi Eski
İmtiyaz Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü, Diyarbakır D Tipi
Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">* Sait Çakır, Odatv
İnternet Sitesi Yazarı, Silivri 2 Nolu L Tipi Cezaevi</span><br /><span
style="font-size: small;">* Sedat Şenoğlu, Atılım Gazetesi Genel Yayın
Koordinatörü ve Gazeteci- Yazar, Edirne 1 Nolu F Tipi Cezaevi</span><br
/><span style="font-size: small;">* Seyithan Akyüz, Azadiya Welat Gazetesi
Adana Temsilcisi, Adana Kürkçüler F Tipi Cezaevi</span><br /><span
style="font-size: small;">* Sinan Aygül, DİHA Bitlis Muhabiri, Muş E Tipi
Kapalı Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">* Soner Yalçın,
Odatv İnternet Sitesi İmtiyaz Sahibi, Gazeteci-Yazar, Silivri 1 Nolu L Tipi
Cezaevi</span><br /><span style="font-size: small;">* Şahin Baydağı,
Azadiya Welat Gazetesi Çalışanı, Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi</span><br
/><span style="font-size: small;">* Turan Özlü, Ulusal Kanal Genel Yayın
Yönetmeni, Silivri 2 Nolu L Tipi Cezaevi</span><br /><span style="font-size:
small;">* Vedat Kurşun, Azadiya Welat Gazetesi Eski Yazı İşleri
Müdürü, Diyarbakır D Tipi Cezaevi"</span></p><p style="text-align:
justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-size:
small;">kaynak:Etkin Haber Ajansı / 28 Ağustos 2011 Pazar,
09:31</span></span></p><p style="text-align: justify;">&nbsp;</p>