22 Kasım 2012 Perşembe

Yağma durmak bilmiyor: EGO Hangarları da satışa çıkarıldı

Yağma durmak bilmiyor: EGO
Hangarları da satışa çıkarıldı

href="http://uzam.net/images/haberler/kas%C4%B1m_2012/ego_hangarlari.jpg"
rel="lightbox[id_535]" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px;
margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px;
padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; border-top-width: 0px;
border-right-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px;
border-style: initial; border-color: initial; border-image: initial;
outline-width: 0px; outline-style: initial; outline-color: initial;
background-image: initial; background-attachment: initial; background-origin:
initial; background-clip: initial; background-color: transparent;
text-decoration: none; color: rgb(97, 97, 97); -webkit-transition-property:
color; -webkit-transition-duration: 0.1s; -webkit-transition-timing-function:
ease-in; -webkit-transition-delay: initial; " target="_blank" title="Ego
Hangarları satışa çıkarıldı<span>Ego Hangarları satışa
çıkarıldı</span>">Ego Hangarları satışa çıkarıldı class="imgcut" height="376"
src="http://uzam.net/cache/5/2551facac76c33a5c998016d6c1f2bfd.jpg"
style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width:
0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial;
border-image: initial; outline-width: 0px; outline-style: initial;
outline-color: initial; background-image: initial; background-attachment:
initial; background-origin: initial; background-clip: initial;
background-color: transparent; vertical-align: top; " title="Ego Hangarları
satışa çıkarıldı" width="610" />

Ankara'da kent
merkezinde yer alan ve 1930'larda inşa edilmiş olan EGO
Hangarları'nın bulunduğu 124 bin metrekarelik arsa Ankara
Büyükşehir Belediyesi tarafından satışa çıkarıldı. 529 milyon TL
muhammen bedel ile satışa çıkarılan arsada alışveriş merkezi,
rezidans, kongre merkezi, büro ve iş merkezi inşa
edilebilecek.

style="color: rgb(97, 97, 97); font-family: Geneva, Tahoma, 'Nimbus Sans L',
sans-serif; font-size: 13px; line-height: 22px; background-color: rgb(255,
255, 255); ">Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin internet sitesinde yer
alan ilana göre Yenimahalle İlçesi sınırlarında bulunan 63865 ada 2
parseldeki arsanın toplam alanı 124.475 m2. 4.50 emsal verilen arsa 529
milyon TL muhammen bedel ile ihaleye çıkarılacak. 29 Kasım 2012 günü
yapılacak olan ihale kapalı zarf usulü ile gerçekleştirilecek. style="color: rgb(97, 97, 97); font-family: Geneva, Tahoma, 'Nimbus Sans L',
sans-serif; font-size: 13px; line-height: 22px; background-color: rgb(255,
255, 255); " />
Powerpoint sunusuyla
pazarlanıyor

Satışa
çıkarılan arsa Eski Hipodrom Alanı'nda bulunan Atatürk Kültür
Merkezi'nin karşısında, Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne 100
metre, Tren Garı ve Ankara Arena Kapalı Spor Salonu'na 500 metre, 19
Mayıs Stadyumu'na ise 600 metre mesafede bulunuyor. Oldukça merkezi bir
alanda bulunan arsanın satışı için Ankara Büyükşehir Belediyesi bir
powerpoint sunusu hazırlamış. Büyükşehir belediyesinin internet
sitesindeki ilanda ek olarak yayınlanan sunuda arsanın uydu
fotoğraflarıyla birlikte bölgeye ulaşım olanakları da detaylı bir
şekilde anlatılıyor.


style="color: rgb(97, 97, 97); font-family: Geneva, Tahoma, 'Nimbus Sans L',
sans-serif; font-size: 13px; line-height: 22px; background-color: rgb(255,
255, 255); ">Sunuda verilen bilgilere göre söz konusu arsa Ankara
Büyükşehir Belediyesi'nin inşa etmekte olduğu Çiftlik
Bulvarı'nın güzergahı üzerinde bulunuyor. Çiftlik Bulvarı'nın
yanı sıra arsanın yakınında bulunan ve yakın zamanda tamamlanması
düşünülen Hızlı Tren Garı, Hayvanat Bahçesi ve yeni metro hattı
projeleri de arsanın pazarlanmasında kullanılan unsurlar arasında.
Aslında söz konusu arsa için belirlenen muhammen bedel satış için
yeterli cazibe sunuyor. Kent merkezinde son derece kıymetli bir arazi için
belirlenen bedel, üç kuruşa peşkeş çekilen kamu arazileri kervanına
EGO Hangarları arsasının da ekleneceğinin kesin göstergesi
durumunda.

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width:
0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial;
border-image: initial; outline-width: 0px; outline-style: initial;
outline-color: initial; font-size: 13px; background-image: initial;
background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip:
initial; background-color: rgb(255, 255, 255); color: rgb(97, 97, 97);
font-family: Geneva, Tahoma, 'Nimbus Sans L', sans-serif; line-height: 22px;
">Endüstri mirasını kentsel dönüşüm alanı ilan ettiler style="color: rgb(97, 97, 97); font-family: Geneva, Tahoma, 'Nimbus Sans L',
sans-serif; font-size: 13px; line-height: 22px; background-color: rgb(255,
255, 255); " />Satışa çıkarılan arsada
Ankara'nın en eski endüstri yapılarından biri olan EGO Hangarları
bulunuyor. 1930'larda inşa edilmiş olan yapılar inşa edildiği zaman,
söz konusu alan kent çeperinde yer alıyordu. Kentin büyümesiyle birlikte
kent merkezinde kalan ve rant değeri artan arsa Bakanlar Kurulu'nun 7
Temmuz 2010 tarihli kararıyla kentsel dönüşüm alanı ilan edildi.
Böylece hali hazırda EGO'nun kullandığı arsanın alışveriş ve
konut alanına dönüştürülmesinin yolu açılmış oldu. Oysa 70-80
yıllık bu yapıların endüstri mirası olarak tescil edilmeleri ve
korunmaları gerekiyor. Restore edilmesi halinde müze, kültür merkezi,
eğitim merkezi gibi kamusal kullanımlarla yeniden işlevlendirilmesi
mümkün olan arsa, yapılan plan değişikliği ve emsal artışıyla ranta
açılmış oldu.


style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width:
0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial;
border-image: initial; outline-width: 0px; outline-style: initial;
outline-color: initial; font-size: 13px; background-image: initial;
background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip:
initial; background-color: rgb(255, 255, 255); color: rgb(97, 97, 97);
font-family: Geneva, Tahoma, 'Nimbus Sans L', sans-serif; line-height: 22px;
">kaynak:Uzam.net

21 Kasım 2012 Çarşamba

AKP, DEMOKRASİ MÜCADELESİNİN ETKİN ÖRGÜTLERİNDEN TMMOB’NE KARŞI AÇTIĞI SAVAŞI KAZANAMAYACAK!../ DİSK

AKP, DEMOKRASİ
MÜCADELESİNİN ETKİN ÖRGÜTLERİNDEN TMMOB'NE KARŞI AÇTIĞI SAVAŞI
KAZANAMAYACAK!../ DİSK

DİSK Genel Başkanı Erol
Ekici’nin, TMMOB’nin AKP tarafından tasfiye edilmesi
politikalarına karşı yaptığı basın açıklaması:

align="center"> 

AKP, DEMOKRASİ MÜCADELESİNİN ETKİN
ÖRGÜTLERİNDEN TMMOB’NE KARŞI AÇTIĞI SAVAŞI
KAZANAMAYACAK!

 

  • Bağımsız ve
    demokratik meslek kuruluşlarının tasfiyesine izin
    vermeyeceğiz!

 

Ülkemizde, “Taşeron
Cumhuriyeti”ne adım atan AKP, bu yeni rejimde faşizan baskıları,
otokratik buyurganlığı, gericiliği, emperyalist işbirlikçiliği ve
piyasacılığı daha da derinleştiriyor, iktidarını ete kemiğe
büründürmeye çalışıyor.

 

Bu strateji doğrultusunda
hareket eden AKP iktidarı demokrasiyi, özgürlükleri ve hakları
geliştireceği demagojisiyle en geniş kitleleri kış uykusuna yatırmaya
çalışırken; uyumayı reddeden, anlattığı masalların ve yalanların
gerçek yüzünü açığa çıkartan muhalif örgütlere karşı ise hak,
hukuk, adalet tanımadan saldırılarını
sürdürüyor.

 

AKP’nin ekonomide liberal, siyasette
faşizan politikalarına karşı direnen dinamiklerden birisi de Türk
Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)’dir. TMMOB’un
yapısı, demokratik işleyişi ve demokrasi mücadelesindeki konumu
nedeniyle emperyalizmin yeni taşeronu AKP iktidarının neşesini ve
iştahını kaçırmaktadır.

 

  • TMMOB, kamusal hizmet
    gören, demokratik bir kitle örgütüdür. Emekten ve halktan
    yanadır.

 

  • TMMOB, meslek ve üyelerinin
    sorunlarının, ülkenin ve halkın sorunlarından ayrılamayacağını kabul
    eder; üyesinin ve halkın çıkarlarını
    korur.

 

  • TMMOB, sanayileşme ve demokratikleşme
    alanlarında durum tespitleri yapar, çözüm önerileri üretir. Ülkenin
    demokratikleşmesi için çaba sarf eder. Kamuoyu oluşturmaya yönelik
    çalışmalar içinde tartışmasız yer
    alır.

 

  • TMMOB, emek örgütleri, demokratik
    kitle örgütleri ve demokrasi güçleriyle ilkeli ve demokratik işbirliği
    içerisindedir.

 

  • TMMOB, anti-emperyalisttir,
    Yeni Dünya Düzeni teorilerinin, ırkçılığın ve gericiliğin
    karşısındadır. Savaş karşıtıdır. İnsan hakları ihlallerine
    karşıdır, insanlık onurunun korunmasından
    yanadır.

 

  • İşte TMMOB, bugün, bütün bu
    özelliklerinden dolayı da siyasi iktidarların hedef tahtasına
    yerleştirdiği demokratik/dinamik muhaliflerden
    biridir.

 

Her genel kurul dönemi seçimler
aracılığıyla TMMOB’u ve odaları ele geçirmeye çalışan AKP, bu
konuda başarı elde edemeyince örgütü etkisizleştirme girişimlerini
çeşitli politikalarla arttırmıştır.

 

İşte bu
nedenle de içinden geçtiğimiz bu dönem TMMOB ve bağlı odalar siyasal
iktidar tarafından yeniden düzenlenen mevzuatlar ve peş peşe çıkarılan
Kanun Hükmünde Karanamelerle baskı altına alınmaya, güçsüzleştirilip
etkisizleştirilmeye çalışıldı. Bu kapsamda gerek mühendislik,
mimarlık, şehir plancılığı hizmetleri ve gerekse TMMOB mevzuatının
Anayasa ve yasalara açıkça aykırılık oluşturacak bir şekilde Çevre
ve Şehircilik Bakanlığı tarafından düzenlenmesi öngörüldü. Bu
düzenlemelerle, Anayasa ve idare hukuku çerçevesinde merkezi idare ile
özerk yerinden yönetim kuruluşları arasında olması gereken vesayet
denetimini aşan, otoriter bir yönetim anlayışı ile bazı özerk kamu
tüzelkişiliklerinin özerkliği ortadan kaldırılmış, bazıları da
doğrudan bazı bakanlıkların bünyesine
katılmıştır.

 

Bununla da yetinmeyen AKP hazırladığı
torba yasa tasarısı içerisinde TMMOB Yasası’nda değişiklik
öngören maddeleri de ekledi.

 

TMMOB Yasası’nı
değiştirme ya da ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerle mühendislik,
mimarlık, şehir plancılığı hizmetlerini kamusal niteliğinden
arındırarak rant politikalarına açma amacı güdüldüğü gibi, TMMOB,
siyasi iktidarların ve siyasi partilerin rant ve rekabete dayalı
müdahalelerine açık bir yapıya ve arka bahçelerine dönüştürülmek
istenmektedir.

 

Ancak AKP, TMMOB’ne karşı
açtığı bu haksız savaşı
kazanamayacaktır!

 

Bağımsız ve demokratik meslek
kuruluşlarının tasfiyesine izin vermeyecek, demokrasi mücadelesinde dost
ve kardeş örgütümüz TMMOB’nin yanında olmaya devam
edeceğiz!

 

Kaynak: disk.org.tr

ÇHD: AKP Polisi İşçilere İşkence Yapmaya Devam Ediyor

ÇHD: AKP Polisi İşçilere
İşkence Yapmaya Devam Ediyor

 

BASINA ve KAMUOYUNA

AKP POLİSİ İŞÇİLERE İŞKENCE YAPMAYA DEVAM
EDİYOR!

Tazminatları ve
hakları ödenmeksizin işten çıkarılan Hey Tekstil işçilerine polis bir
kez daha müdahale etti.

Türkiye Odalar
ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Aynur
BEKTAŞ’ın sahibi olduğu Hey Tekstil adlı firma, 2012 yılı Şubat
ayında 420 işçiyi, kıdem ve ihbar tazminatları ile diğer özlük
haklarını ödemeksizin işten çıkardı.

Ödenmeyen haklarını alabilmek için 285 gündür kesintisiz olarak
direnen Hey Tekstil işçileri, geçtiğimiz hafta eylemlerini
Levent'teki TOBB İstanbul Hizmet Binası önüne taşımış ve 15
Kasım Perşembe günü polisin sert müdahalesi ile karşılaşmıştır.
Müdahalelere rağmen eylemlerini sürdüreceklerini ilan eden Hey Tekstil
İşçileri, 16 Kasım Cuma günü Levent'teki TOBB İstanbul Hizmet
Binası önüne gelerek basın açıklamasında bulunmuş ve çadır kurarak
hakları ödeninceye kadar süresiz olarak eylemlerini devam ettireceğini
ilan etmiş; ancak 16 Kasım Cumartesi günü akşam saatlerinde bir kez daha
polis müdahalesi ile karşılaşmış ve çadırları polis tarafından
parçalanmıştır.

19 Kasım Pazartesi
günü (dün) yeniden TOBB önüne gelerek basın açıklaması yapmak
isteyen Hey Tekstil işçilerine polis bir kez daha müdahale etmiştir. Her
müdahalesinde bir önceki müdahalesine nazaran şiddetini artıran polis,
bu kez tanımlanamayan kimyasal gaz kullanmış, TOMA aracı ile tazyikli su
sıkmış ve işçilere copla müdahale ederek 11 işçiyi gözaltına
almıştır.

Polisin insanlık dışı
müdahalesi sonucu birçok işçinin yanı sıra, ÇHD İstanbul Şubesi
Başkanı Av. Taylan TANAY, ÇHD İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Av.
Gülvin AYDIN,  İstanbul Barosu İşkence ve Kötü Muamele ile
Mücadele Kurulu üyeleri Av. F. Elif KORU, Av. Şükriye ERDEN ve Av. Naciye
DEMİR’de yaralanmıştır.

Yaşanan tüm bu süreç bize gösteriyor ki; TOBB, Aynur BEKTAŞ’ı
korumaya ve bu uğurda İstanbul Emniyet Müdürlüğü eli ile işçilere
işkence yapmaya devam ediyor. Kısacası sermaye kendisini korumak için
AKP’yi büyütmeye, AKP ise işçilere, emekçilere, devrimcilere,
sosyalistlere işkence etmeye ve devlet terörünü bir çıta yukarı
taşımaya devam ediyor.

ÇHD İstanbul
Şubesi olarak Hey Tekstil direniş sürecinin takipçisi olacağımızı ve
işçilerin, ezilenlerin, devrimcilerin yanında yer alacağımızı; devler
terörüne ve faşizme karşı mücadele edeceğimizi bir kez daha
yineliyoruz.

Saygılarımızla,
20.11.2012

Çağdaş Hukukçular
Derneği İstanbul Şube

Çağdaş Hukukçular Derneği
İstanbul Şubesi
Progressive Lawyers
Association
style="font-size: x-small; ">ORHAN ADLİ APAYDIN SK. NO:11/3
BEYOĞLU/İSTANBUL
Tel/Faks + 90 (212) 245 04
40
style="font-size: x-small; ">www.chd.org
style="text-align: justify; ">kaynak:halkinsesi.tv

Bu yasada yok yok!

Bu yasada yok
yok!

 

Öyle aflar geliyor ki...

Gülümhan GÜLTEN /
VATAN

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
kamuoyunda çok tartışılması muhtemel, İmar Kanunu, Mera ve Orman Kanunu
ile Kıyı Kanunu’nda radikal değişiklikler içeren Torba Yasa
Taslağı hazırladı.

style="margin-top: 25px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; line-height: 19px; text-align: justify; ">Kıyılara yeni bir imar affı getirilecek. Sahillerde 10
metreye kadar yapılaşmaya izin çıkacak. Evinin değeri artan devlete para
ödeyecek. Site ve AVM’lerde mescit zorunlu olacak.
style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, Verdana, Helvetica,
sans-serif; font-size: 14px; " />
/>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
tarafından Yapı Denetimi Kanunu’nun yeni baştan yazılması
amacıyla başlayan çalışmadan 68 maddelik bir torba yasa çıktı. Kısa
süre önce taslağı tamamlanan torba yasa, İmar Kanunu, Mera ve Orman
Kanunu, Kıyı Kanunu başta olmak üzere çok sayıda yasada kritik ve çok
tartışmalı değişiklikler öngörürken, kamuoyunda büyük tartışma
yaratacağı tahmin ediliyor. 2013 bütçesinin görüşmelerinin
tamamlanmasının ardından en kısa sürede Meclis’e sevkedilmesi
planlanan Torba Yasa Taslağı’nda bugüne kadar zaman zaman zaman
gündeme gelen ancak bir türlü hayata geçirilemeyen bir dizi değişiklik
öngörülüyor.




92’den önce
yapılan kaçak yapılara af

style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, Verdana, Helvetica,
sans-serif; font-size: 14px; " />Yasa
taslağının en tartışmalı hükümlerinden biri kıyalarda 1992 yılına
kadar yapılmış kaçak yapılara af getirmesi oldu. Buna göre yasa
taslağı, özellikle kıyı ve sahil şeridinde 11 Temmuz 1992 tarihinden
önce inşa edilmiş yapıların korunmasını ve bunlara yapı ruhsatı
verilmesini öngörüyor.

style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, Verdana, Helvetica,
sans-serif; font-size: 14px; " />Taslağın bu haliyle yasalaşması halinde, özellikle Bodrum, Antalya,
Marmaris gibi turizm bölgelerinde çok sayıda yapı kaçak olmaktan
kurtulacak, bu yapılara af getirilmiş olacak.


Kıyılar doldurulacak santral yapılabilecek

Kıyı Kanunu’nun “Yapı yasağı ve kıyıda yapılacak
yapılar” başlıklı kıyıları koruyucu ve yapıları yasaklayıcı
hükümleri değiştirilerek, sahillere artık enerji santrali
kurulabilmesine olanak sağlanıyor. Mevcut yasadaki, “Kıyıda, imar
planı kararı ile iskele, liman, barınak, yanaşma yeri, rıhtım,
dalgakıran, köprü, menfez, istinat duvarı, fener, çekek yeri,
kayıkhane, tuzla, dalyan, tasfiye ve pompaj istasyonları gibi, kıyının
kamu yararına kullanımı ve kıyıyı korumak amacına yönelik alt yapı
ve tesisler yapılabilir” hükmü genişletildi. Bu hükme,
“Ulaşıma yönelik yapı ve tesisler ile park ve açık alan
düzenlemeleri, üretim, teşhir, pazarlama, depolama ve yetiştirme
tesisleri kamu kurum ve kuruluşlarında işletilen akaryakıt istasyonları
ve enerji tesisleri” de eklendi. Böylece hükümet, yasal olarak da
bir engel kalmayacağından kıyılara büyük depolar, istasyonlar ve en
önemlisi enerji santralleri kurabilecek. Bu düzenleme, özellikle
hükümetin nükleer santral projeleriyle ilişkilendiriliyor. Yine aynı
taslakta, kıyıları doldurma ve bu alanı kullanma hakkı genişletilirken,
Şehircilik Bakanlığı’nın yetkisi genişliyor.
style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, Verdana, Helvetica,
sans-serif; font-size: 14px; " />
style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, Verdana, Helvetica,
sans-serif; font-size: 14px; ">Silahlı Kuvvetler’in arazileri
Maliye’ye

Torba yasa taslağının
18. maddesiyle İmar Kanunu’nun 11. maddesinde değişiklik yapılarak,
askeri bölgelerle ilgili radikal bir düzenlemeye gidiliyor.
style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, Verdana, Helvetica,
sans-serif; font-size: 14px; " />
/>Buna göre mevcut yasada imar
planlarında meydan, yol, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma
istasyonu ve terminal gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerlere rastlayan
yerler, Hazine ve özel idarenin teklifiyle belediyelere devredilebiliyor.
Ancak bu durumdan “Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait
gayrimenkuller ile askeri yasak bölgeler, güvenlik bölgeleri ile ülke
güvenliği ile doğrudan doğruya ilgili Türk Silahlı Kuvvetleri’ne
(TSK) ait harekat ve savunma amaçlı yerler” hariç tutuluyor. Yani
askeri yasak bölgeler, güvenlik bölgeleri ile ülke güvenliği ile
doğrudan doğruya ilgili TSK’ya ait harekat ve savunma amaçlı
yerlerin, Hazine ya da özel idarenin teklifi de olsa hiçbir şekilde
belediyelere devredilmesi mümkün olamıyordu. Yeni taslakta ise, askeri
yerlerin hariç olmasını sağlamayan hükmü kaldırıyor. Böylece
“askeri yasak bölgeler, güvenlik bölgeleri ile ülke güvenliği ile
doğrudan doğruya ilgili Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait harekat ve
savunma amaçlı yerler” de aynı prosedürle belediyelere
devredilebilecek.


Meralar kentsel
dönüşüme açılıyor


Bir veya birkaç köye ve
beldeye hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis
edilen veya öteden beri bu amaçla kullanılan araziler, yeni taslak bu
haliyle yürürlüğe girerse, büyük bir tehlikeyle karşı karşıya
kalacak. Köylünün mera alanları kentsel dönüşüm için Şehircilik
Bakanlığı tarafından kamu yararı” gerekçesiyle alınarak, başka
kurumlara tahsis edilebilecek.

style="color: rgb(51, 51, 51); font-family: Arial, Verdana, Helvetica,
sans-serif; font-size: 14px; " />Yeni
taslakla, mevcut Mera Kanunu’nun “Tahsis amacı
değiştirilmedikçe mera, yaylak ve kışlaktan bu Kanunda gösterilenden
başka şekilde yararlanılamaz” hükmüne ekleme yapılıyor.
Taslakta, kentsel dönüşüm için rezerv alan oluşturmak amacıyla Çevre
ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “kamu yararı” kararı
alınarak, 15 gün içinde bu alanların mera vasfının değiştirileceği
ve ilgili kurum ile kuruluşlara devredileceği, hüküm altına
alınıyor.


Değeri artan evden ekstra
yüzde 45 pay


Mevcut taslak, daha önce
de gündeme gelen değer artış payının da hayata geçirilmesini
öngörüyor. Buna göre yapılan yatırımlarla bir bölgedeki
taşınmazlarda değer artışı olursa, o bölgede taşınmazı olan
vatandaşlardan, artan değerin yüzde 45’i kadar para alınacak.
Değer artış payı denilen bu paranın yüzde 30’unu Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı alacak. Geri kalan yüzde 70’i plan
değişikliğini onaylayan idareye aktarılacak. Ancak eğer plan
büyükşehir belediye sınırları içindeyse, bu tutar büyükşehir
belediyesi ve ilgili ilçe belediyesi arasında eşit olarak
paylaştırılacak. Eğer değer artışına yol açan plan değişikliği
bakanlıkça onaylanmışsa, değer artış payının tamamı bakanlığa
ödenecek. 


Site ve AVM’lere
zorunlu mescit


Yasa taslağının en
dikkat çekici hükümlerinden biri de çok konut içeren sitelerde, mescit
kurma zorunluluğu getirilmesi. Taslak bu haliyle yasalaşırsa, bağımsız
bölümü 100’den fazla olan konut kullanım alanlarında, park ve spor
alanı gibi mescit kurma zorunluluğu getirilmiş olacak. Taslakla, mevcut
İmar Kanunu’na şu madde ekleniyor: “100’den fazla
bağımsız bölümü bulunan konut alanlarında, alışveriş merkezi,
işhanı, bür, yönetim binası gibi umumi ve resmi binalarda, sanayi
tesislerinde düğün salonu , lokanta, gazino, sinema, tiyatro, müze,
kütüphane ve kongre merkezi, yurt binaları, spor tesisleri gibi sosyal ve
kültürel yapı ve tesislerde eğitim yapılarında hastane ve benzeri
sağlık tesislerinde havaalanı liman terminal, tren garı, metro istasyonu
gibi ulaşım yapı ile tesislerinde oteller ve benzeri turizm tesislerinde
çalışanların ve müşterilerin ihtiyaçlarının amacıyla mescit, bebek
emzirme yeri, çocuk bakım ve oyun alanı; milli park, tabiat parkı, bölge
parkı, mesire alanı piknek alanı açık spor alanları gibi yerlerde ise
mescit, bebek emzirme yeri ve umumi hela için gerekli mekan
ayrılır.”


50 metrelik kıyı
çizgisi 10’a iniyor


Bugüne kadar çok
tartışma yaratan benzer düzenlemelerin Anayasaya aykırılık nedeniyle
yüksek mahkemeden dönmesine rağmen, söz konusu taslakta radikal bir adım
atılarak, sahil şeridi imara açılıyor. Mevcut Kıyı Kanunu’nda,
“Sahil şeritlerinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en
fazla 50 metre yaklaşabilir” hükmü değiştirilerek, yeni taslakta
sahil şeridinde, kıyı kenar çizgisine 10 metre mesafede yapılaşmaya
izin veriliyor. Taslakta yer alan düzenleme şöyle: “Sahil
şeritlerinde yapılacak yapılar, kıyı kenar çizgisinden kara yönünde
en fazla 10 metrelik mesafede genel olarak deniz seviyesine göre 5 metre
yükselen yerlerde veya dar kıyılarda kıyı kenar çizgisine en fazla 20
metre, diğer alanlarda en fazla 50 metre
yaklaşabilir.“

style="margin-top: 25px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; font-family: arial, sans-serif; font-size: 17px; line-height: 19px;
text-align: justify; ">kaynak:haber.gazetevatan.com

 

Niyetleri her tarafı hapishane yapmak

Niyetleri her tarafı
hapishane yapmak

 

class="spot" style="margin-top: 20px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px;
margin-left: 0px; padding-top: 5px; padding-right: 5px; padding-bottom: 5px;
padding-left: 8px; border-top-width: 0px; border-right-width: 0px;
border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px; border-style: initial;
border-color: initial; border-image: initial; font: inherit; vertical-align:
top; text-align: left; line-height: 20px; font-family: verdana; font-weight:
bold; ">Grup Yorum'un solisti Selma Altın ve 
id="linkz1">kemancısıDilan Balcı, 17 Eylül'den bu yana İdil Kültür
Merkezi'nde 
id="linkz0">ev hapsinde.

src="http://www.cumhuriyet.com.tr/medya.php?mn=112403"
style="border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width:
0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial;
border-image: initial; width: 280px; float: right; padding-left: 15px;
padding-bottom: 5px; font-family: arial; font-size: 14px; line-height: 18px;
text-align: left; " />

 

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width:
0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial;
border-image: initial; font: inherit; vertical-align: top; font-family:
arial; line-height: 18px; text-align: left; ">

href="http://www.cumhuriyet.com.tr/?yer=kent&aranan=Cumhuriyet"
style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width:
0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial;
border-image: initial; font: inherit; vertical-align: baseline;
text-decoration: none; word-wrap: break-word; color: rgb(22, 83, 110);
font-family: tahoma; font-weight: bold; line-height: normal;
">Cumhuriyet
- Şimdiye dek çoğu yurtdışında olan 6 konsere
katılamadılar. Yorumla birlikte, 8 yıldır
id="linkz3">şarkılar söyleyen Selma Altın,
“Mesele 
sadecebize yapılan değil. 20 bin
elektronik kelepçe siparişi verilmiş. Amaç, herkesi kendi kendinin
gardiyanı yapmak. Evlerin duvarlarını hapishanenin duvarlarına
çevirmek” 

dedi. Altın
ve Dilan Balcı,canlı
bomba İbrahim Çuhadar’ın
cenazesinin Adli Tıp’tan alınması sırasında basın açıklaması
yapmak isteyen gruba yönelik polis müdahalesinin ardından 22 kişiyle
birlikte gözaltına alındı. Emniyet’e götürülürken işkence
gördüler. Altın’ın sol kulak zarı patlatıldı, Balcı’nın
da parmakları ezildi. Altın ve Balcı hakkında  style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width:
0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial;
border-image: initial; font: inherit; vertical-align: baseline; line-height:
18px; ">“konutu terk etme” ve style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width:
0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial;
border-image: initial; font: inherit; vertical-align: baseline; line-height:
18px; ">“yurtdışına çıkış” yasağı konuldu.
Müzisyenler 2 aydır, aynı zamanda evleri olan İdil Kültür
Merkezi’nden dışarı çıkamıyor. Haklarında bir de 12 polisi darp
ettikleri iddiasıyla soruşturma açılmış.
/> 

Orası ev
değil

Altın, uygulamadaki keyfiliğe dikkat
çekti: “Şimdi bize
İdil Kültür Merkezi’nde kalamazsınız, orası ev değil deniliyor.
Yasada ev koşulları belirtilmemiş. Biz dahil 9 kişi hakkında bu karar.
Bir arkadaşımız Marmara Üniversitesi öğrencisi, sınavlarına
giremiyor. İşi olanlar çalışamıyor. Amaç, herkes kendi kendinin
gardiyanı olsun, evlerin duvarları hapishanenin duvarları
olsun...”

 

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width:
0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial;
border-image: initial; font: inherit; vertical-align: baseline; line-height:
18px; ">Doktorlar suça ortak oldu

İki aydır 6 konserde
şarkı söyleyemediğini anlatan Altın şöyle konuştu: style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width:
0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial;
border-image: initial; font: inherit; vertical-align: baseline; line-height:
18px; ">“Her pazar 14.00’te burada konser var. Yeni albümü de
bitirmek üzereyiz. Kayıtları burada yapıyoruz, dışarıda yapmamız
gereken kayıtlar da var. Ev hapsi kararını tanımadığımızı ilan
ettik. Kaldırılması için itiraz ettik. Mesele, anayasal hak ihlali,
iktidarın sanatçılara ve halka yönelik tehdidi, keyfiliği... Bunu boşa
çıkarmaya çalışıyoruz. Baskıya karşı mücadelenin tek yolu
dayanışma, örgütlenme.” Yorumcular  style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width:
0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial;
border-image: initial; font: inherit; vertical-align: baseline; line-height:
18px; ">Caner Bozkurt, Ali Aracı veDilan Balcı’nın da yargılandığı davanın 26
Kasım’da başlayacağına dikkat çeken Altın style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; border-top-width: 0px; border-right-width: 0px; border-bottom-width:
0px; border-left-width: 0px; border-style: initial; border-color: initial;
border-image: initial; font: inherit; vertical-align: baseline; line-height:
18px; ">, “Yorumculara toplam 110 yıl hapis isteniyor. Neden?
Katıldıkları basın açıklamaları nedeniyle. Yorum, ölüm oruçları
üzerine şarkılar yapsın, sonra bu açıklamaya katılmasın olabilir
mi?” diye konuştu. “26
Kasım’da bulunduğunuz her yerde Grup Yorum şarkıları
dinleyin” 
çağrısı yaptıklarını belirten Altın
şunları kaydetti: “Amaç,
‘Sen hapsediyosun ama herkesin kulağında’ demek. Onların bizi
suçladığı, bizim gururla taşıdığımız şeyler. Haseki’nin
doktorları da işkenceye ortak oldular. Gerçek muayene yapılmadı. Her
gün doktora gidiş geliş de işkenceye dönüştü. Her gidişte ters
kelepçe takıldı. Herkesin bileklerinde kesikler
oluştu.” 


id="linkz4">

 

21 Kasım 2012

kaynak:cumhuriyet.com.tr

20 Kasım 2012 Salı

ÇHD: Devlet Artık Basın Açıklamalarına Saldırıda Kimyasal Madde Kullanıyor

ÇHD: Devlet Artık Basın
Açıklamalarına Saldırıda Kimyasal Madde
Kullanıyor

BASINA ve KAMUOYUNA

align="center">DEVLET ARTIK BASIN AÇIKLAMALARINA SALDIRIDA KİMYASAL
MADDE KULLANIYOR!

Beyazıt Meydanında basın açıklaması
yapan gençlere polis geçtiğimiz gün ne olduğu henüz belli olmayan bir
kimyasal madde sıktı. Gençlerin anlatımlarına göre yapışkan ve çok
acı veren bu madde vücuda yapışıp kalıyor. AKP polisi böylece artık
basın açıklamalarına saldırırken kimyasal maddeler kullanmaya
başlamıştır.

12 Eylül faşist darbesinin ürünü olan ve bugün
halen yürürlükte bulunan 1982 Anayasasında dahi, önceden izin
almaksızın silahsız ve saldırısız bir biçimde toplantı ve gösteri
yürüyüşü düzenlemek, herkes için en temel haklardan biri olarak
düzenlenmiş ve güvence altına alınmıştır.

Ancak, “12
Eylül darbesiyle hesaplaşma” ve ülkeye “ileri demokrasi”
getirme iddiasında olan AKP’nin 10 yıllık iktidarı döneminde,
toplumsal olaylara, demokratik kitle eylemlerine yönelik saldırılar,
bugüne kadar hiç olmadığı kadar artmış; parasız eğitim isteyen
öğrenciler, hakkını arayan işçiler, sendikacılar, devrimciler,
Kürtler, kısacası toplumsal muhalefet, sokağa her çıktığında,
polisin faşizan uygulamalarına hedef olmuştur.

Toplumsal olaylarda
polisin faşizan uygulamaları öyle boyutlara ulaşmıştır ki, eylem
alanları, her seferinde, polisin başvurduğu biber gazı, gözyaşartıcı
gazlar ve tazyikli su gibi uygulamalar nedeniyle savaş alanına
dönmüştür. Polisin toplumsal olaylarda kullandığı biber gazı ve
gözyaşartıcı gazlar, Hopa’da Metin Lokumcu’nun,
Bursa’da Çayan Birben’in ölümüne neden olmuş, ancak buna
rağmen, polis bu gazları kullanmaktan geri durmamış, İçişleri Bakanı,
bu gazların sağlığa zararlı olmadığını iddia ederek polise sahip
çıkmış ve toplumsal olaylarda gaz kullanımını desteklemiş, polisin
kullanımına tahsis edilmek üzere gaz alımı için bütçeden daha fazla
pay ayırmış, yeni yeni gaz türlerini polisin envanterine kazandırarak
AKP’nin ‘’ileri demokrasi’’sini daha da ileri
götürme konusunda ne kadar istekli olduğunu ortaya
koymuştur.

Siyasal iktidarın bu desteğini arkasına alan polis, son
olarak, hakkını arayan Heyteks işçilerine ve ‘’parasız
eğitim’’ isteyen Gençlik Federasyonu üyelerine müdahale
ederken, toplumsal olaylara müdahale konusunda bir adım daha ileri giderek
kimyasal gaz kullanmaya başlamıştır. Polisin kullandığı bu gaz, salep
kıvamında, kokusuz, vücuda yapışarak yakan ve çok uzun bir süre
etkisini yitirmeyen, değdiği yeri kızartıp şişiren ve dayanılmaz
acılar yaşatan bir gazdır.

12 Eylül faşist darbesinin ürünü
olan 1982 Anayasasında dahi, güvence altına alınmış olan temel hak ve
özgürlüklerin kullanımına tahammül edemeyen siyasal iktidarı ve
siyasal iktidarın talimatları doğrultusunda hareket ederek, toplumsal
olaylara biber gazı, gözyaşartıcı gaz ve son olarak kimyasal gaz
benzeri, insan sağlığına zararlı gazlar kullanarak, faşizan
yöntemlerle müdahale eden polisin bu tavrını kınıyor, sorumluların
cezalandırılması için ÇHD olarak sürecin takipçisi olacağımızı
ilan ediyoruz.

Saygılarımızla, 20.11.2012

Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şube

Kimyasal AKP/Eren Buğlalılar

Kimyasal AKP/Eren
Buğlalılar

 

href="http://www.haberfabrikasi.org/s/?p=21409" rel="bookmark"
style="margin-top: 6px; margin-right: 0px; margin-bottom: 10px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; color: rgb(41, 41, 41); outline-style: none; outline-width: initial;
outline-color: initial; font-size: 28px; float: left; clear: both; width:
676px; " title="Permanent Link to Kimyasal AKP">Kimyasal AKP

class="entry" style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px;
margin-left: 0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px;
padding-left: 0px; float: left; width: 676px; overflow-x: hidden; overflow-y:
hidden; line-height: 1.7; font-size: 13px; clear: left; color: rgb(33, 31,
31); font-family: Arial, Helvetica, sans-serif; text-align: left;
background-color: rgb(255, 255, 255); ">

“Şöyle bahçe
ilaçlanmasında kullanılanlar gibi bir boru içinde katı uhu gibi
yapışkan bir madde püskürttüler üzerimize. Bu madde yapıştı
elbiselerimizden tenimize işledi… Gözlerimizi açamadık.
Vücudumuzdaki sızı günlerce geçmedi. Nasıl anlatsam herhalde kezzap
gibi bir şeydi bu, derimizi parçalıyordu.”

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; line-height: 1.5; ">Bunlar İsrail’in kimyasal silahlarla
yaptığı saldırının ardından yaralanan bir Filistinlinin ifadeleri
değil. Olay Türkiye’de, ülkemizde geçiyor ve yaşları 17 ile 22
arasında değişen gençlere karşı, yapışkan ve
cildi yakan bu kimyasal silahı kullanan AKP’nin polisinin ta
kendisi.

Gençlerin
suçları ise ağır: “Parasız eğitim, sınavsız gelecek”
istemek, bunun için sokağa çıkmak. Daha önce parasız eğitim isteme
gafletinde bulunanlar on yıllara varan hapis cezalarına
çarptırılmıştı; bu ağır suçu işlediği için halen yargılanan
gençler var.

Temel eğitimini ABD ve İsrailli
uzmanlardan alan AKP’nin polisi, şimdi yine bu ülkelerden ithal
ettiği kimyasal sıvılarla gençlerimize sokak ortasında işkence
yapıyor. Bu işkenceyi şöyle anlatıyor bir genç:

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; line-height: 1.5; ">“Gaz şerbet kıvamındaydı,
dokunduğu yeri uyuşturuyor, vücuda yapışıyordu, nefes darlığı
yaratıyor. Gazdan sonra da beni ambulans ile Haseki Hastanesi’ne
götürdüler, bu kimyasal gaz aşırı yanma hissi yaratıyor, gece
uyutmuyor, güneş altında deri kabarıyor, yıkama ile çıkmıyor, süt
ile çıkmıyor, üzerinden iki gün geçmesine rağmen hala
yanıyorum.”

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; ">Şaşırtıcı değil, çünkü AKP devlet terörü alanında pek çok
ilki uygulamış bir iktidar. Teknolojiyi de yakından takip
ediyor. Birkaç ay önce polise demir coplar alınmış ve vicdanlarını
görev duygusuyla törpülemiş etmiş polisler, televizyonlarda bu copların
faydalarını anlatan  href="http://www.youtube.com/watch?v=BDMUV_JebzI" style="margin-top: 0px;
margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; padding-top: 0px;
padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; color: rgb(22,
110, 150); text-decoration: none; outline-style: none; outline-width:
initial; outline-color: initial; font-weight: bold; ">haberlere konu
olmuşlardı. Daha sonra “Sessiz Bekçi” adı verilen ve
hakkını arayan kitlenin üzerine mikrodalga vererek, insanların tenini
yakan  style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; color: rgb(22, 110, 150); text-decoration: none; outline-style: none;
outline-width: initial; outline-color: initial; font-weight: bold; ">araçlar
satın alındı
ğını öğrendik.

Demokratik eylem yapanların yüzüne gözüne şerbet kıvamlı kimyasal
gazlar sıkılarak müdahale edilmesi ise AKP’nin bir başka ilki
oldu. Durmak yok: halka sıfır tolerans, işkenceye
devam.

Fakat bu kimyasal
terör işinin AKP iktidarını çok hayıflandıracak bir başka yönü
var. Türkiye’de halka ve devrimcilere karşı
kimyasal gaz kullanan ilk iktidar, ne yazık ki, AKP değil.

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; line-height: 1.5; ">Tarih ilginç tekrarlar, kesişimlerle dolu. style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; line-height: 1.5; ">AKP’nin polisi İstanbul’da devrimci
gençlerin üzerine ABD/İsrail yapımı kimyasal bulamaçlar
fışkırtırken, yargısı bir başka davanın peşindeydi. Dava, ülkede
ilk kez kimyasal silahın kullanılarak insanların diri diri
yakıldığı  href="http://halkinsesi.tv/index.php/haberler/7906-uemraniye-katliam-davasna-devam-edildi.html"
style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; color: rgb(22, 110, 150); text-decoration: none; outline-style: none;
outline-width: initial; outline-color: initial; font-weight: bold;
">Ümraniye Katliamı davasıydı. Katliama tanıklık eden tutsakların
anlattığına göre, 19 Aralık 2000 tarihinde başlayan ve  style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; ">28 devrimcinin katledildiği “Tufan Operasyonu”nda
kullanılan bu kimyasallar, insanların etini parça parça eritiyor ama
elbiselere zarar vermiyordu.

Bu kimyasal bombaların ne olduğunu katliamdan ancak 8 sene sonra, 27
Aralık 2008 tarihinde İsrail’in Gazze’ye düzenlediği
saldırıda öğrenebildik. Gazze’nin üzerine atılan fosfor
bombaları da, Filistin halkının üzerinde benzer bir etki
yapmıştı. Besbelli ki 19-22 Aralık 2000
katliamı, aynı zamanda İsrail bombalarını test etme sahası olarak
kullanılmıştı.

Ve işte AKP, bir
yandan Ümraniye Katliamı’nı yargılar görünürken, diğer yandan
da kimyasal silahla baskı ve tedhiş yöntemlerini devralmış, halkın
üzerine kara bir korku salmayı sürdürüyor.

Türkiye’de böyle bir zulüm yaşanıyor ama,
AKP’yi duyarsızlıkla suçlama hakkımız yok.
 Örneğin
Başbakan Erdoğan bu hafta Mısır’daydı. Adaletten, vicdandan,
çocuk katilliğinden ve İsrail’den dem vuruyordu. İsrail’in
Gazze’ye düzenlediği yeni saldırı konusunda bakın  href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1108356&CategoryID=81"
style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 0px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; color: rgb(22, 110, 150); text-decoration: none; outline-style: none;
outline-width: initial; outline-color: initial; font-weight: bold;
">Başbakan Erdoğan ne diyordu:

“Onlar 9 aylık yavruları vuracak kadar
acımasız. Cumhurbaşkanlarına malum Davos’ta da söylemiştim.
‘Siz çocukları öldürmeyi gayet iyi bilirsiniz. Siz orantısız
güç kullanmayı gayet iyi bilirsiniz. Çünkü sizde adalet diye bir şey
yok. İnsaf diye bir şey yok. Siz zulmederek, ezerek yükselmeyi hep
kendinize ideal edinmişsiniz.”

Evet, uçaklardan bombalar yağdırarak küçücük çocukları
katledenlerin adaleti olmaz. Halka,
gençlere zulmedenlerin, başka halkların toprağını ilhak edip, onlara
bomba yağdıranların insafı, vicdanı olmaz.
Onlar çocukları,
devrimcileri, ezilen halkları yakmayı, katletmeyi çok iyi bilir, bunu
sürekli birbirlerine öğretirler.

Böyle iktidarların meşruiyeti de, geleceği de yoktur.

style="margin-top: 0px; margin-right: 0px; margin-bottom: 15px; margin-left:
0px; padding-top: 0px; padding-right: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left:
0px; line-height: 1.5; ">Eren Buğlalılar

kaynak:haberfabrikasi.org