11 Haziran 2013 Salı

TÜM MÜHENDİS MİMARLAR TAKSİM'E

TÜM MÜHENDİS MİMARLAR
TAKSİM'E

Saat 14:00 itibari ile taksim meydanı
çevresi binlerce insanla dolmaya başladı. İstanbul'un her tarafından
insanlar Taksim Meydanını sahiplenmek için Taksim'e geliyor. Tüm
basın Taksim meydanını gezi parkı direnişinden ayırmak için seferber
olmuş durumda. Basına göre meydandakiler marjinal, parktakiler "olgun
insanlar". Son 13 gündür tüm Türkiye'de 3 tane slogan vardı:
HÜKÜMET İSTİFA, FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA, HER YER TAKSİM HER YER
DİRENİŞ. Bugün de halk, bu üç sloganın peşinden taksime
geliyor.

Tüm mühendis mimar
dostlarımızı Makine Mühendisleri Odası önünde buluşmaya ve bizim
olanı almaya çağırıyoruz.
style="color: rgb(69, 69, 69); font-family: 'Helvetica Neue', Helvetica,
Arial, sans-serif; font-size: 12px; background-color: rgb(255, 255,
255);"> 
 MÜHENDİSİZ
MİMARIZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ
style="color: rgb(69, 69, 69); font-family: 'Helvetica Neue', Helvetica,
Arial, sans-serif; font-size: 12px; background-color: rgb(255, 255,
255);"> 
DEVRİMCİ
MÜCADELEDE MÜHENDİS MİMARLAR

1 Haziran 2013 Cumartesi

TÜM MÜHENDİS MİMARLARA ÇAĞRIMIZDIR: AKP FAŞİZMİNE KARŞI TÜM GÜCÜMÜZLE ALANLARDAYIZ!

TÜM MÜHENDİS MİMARLARA
ÇAĞRIMIZDIR: AKP FAŞİZMİNE KARŞI TÜM GÜCÜMÜZLE
ALANLARDAYIZ!


style="color: rgb(0, 0, 0);">Tüm mühendis mimarlara çağrımızdır: AKP
faşizmine karşı tüm gücümüzle
alanlardayız.
 
Bu ülkenin tüm aydınları!Eski, yeni tüm
dostlarımı! 
Her gün faşizmi
yaşıyoruz. 
Her
gün gözaltılarla, biber gazlarıyla, tutuklamalarla karşılaşıyoruz.
Dün bir arkadaşımız daha tutuklandı, 
style="color: rgb(0, 0, 0);">Vatanımızı parsel parsel satıyorlar.Gün bu
vatana sahip çıkma günüdür. 
Suriye'de kardeş Suriye halkının kanını
akıtıyorlar. 
Reyhanlı'da 100'ün üzerinde insanımızı
öldürdüler. 
Taksim'de insanların çadırlarını yakıyorlar, sokak ortasında
işkence ediyorlar. 
Bu zulme, bu pervasızlığa sessiz
kalmayacağız. 
AKP'nin faşist polislerini Taksim Meydanından atana kadar
Taksimdeyiz.
 
AKP FAŞİZMİNE BOYUN
EĞMEYECEĞİZ.
 
MÜHENDİSİZ MİMARIZ HAKLIYIZ
KAZANACAĞIZ.
 
DEVRİMCİ MÜCADELEDE MÜHENDİS
MİMARLAR
 

 

31 Mayıs 2013 Cuma

BASIN AÇIKLAMASINA ÇAĞRI: HALKIN MÜHENDİSİ EGEMEN AKKUŞ TUTUKLANDI

BASIN AÇIKLAMASINA ÇAĞRI:
HALKIN MÜHENDİSİ EGEMEN AKKUŞ TUTUKLANDI

color="#212121"> style="font-size: 9pt">BASIN AÇIKLAMASINA ÇAĞRI: HALKIN MÜHENDİSİ
EGEMEN AKKUŞ TUTUKLANDI

color="#333333">29
Mayıs Çarşamba günü Tayyip Erdoğan'ın Okmeydanı'na gitmesi
ile çıkan olaylardan sonra Artı İvme Dergisi Yayın Kurulu üyemiz ODTÜ
Makine Mühendisliği Öğrencisi Egemen AKKUŞ Okmeydanı'ndan
kaçırılarak gözaltına alınmıştır. Gözaltı sırasında işkence
görmüştür. 
color="#454545">Halkın mühendisi Egemen Akkuş'un kılına gelecek zarardan AKP
iktidarı
sorumludur.

color="#333333">Egemen AKKUŞ 31 Mayıs Cuma günü çıkarıldığı mahkemece
tutuklanmıştır.

color="#333333">Yapılan bu hukuksuz tutuklamaya
karşı arkadaşımızın serbest bırakılması için 1 Haziran Cumartesi
günü saat 14:30'da Ankara Yüksel Caddesinde yapacağımız basın
açıklamamıza tüm halkımız
davetlidir.

face="lucida grande, tahoma, verdana, arial, sans-serif"> style="font-size: 9pt">GÖZALTILAR, TUTUKLAMALAR, BASKILAR BİZİ
YILDIRAMAZ

face="lucida grande, tahoma, verdana, arial, sans-serif"> style="font-size: 9pt">EGEMEN AKKUŞ SERBEST
BIRAKILSIN

face="lucida grande, tahoma, verdana, arial, sans-serif"> style="font-size: 9pt">MÜHENDİSİZ, MİMARIZ HAKLIYIZ
KAZANACAĞIZ

 

DEVRİMCİ MÜCADELEDE MÜHENDİS MİMARLAR

AÇIKLAMA NO 73: HALKIN MÜHENDİSİ EGEMEN AKKUŞ DERHAL SERBEST BIRAKILSIN

AÇIKLAMA NO 73: HALKIN
MÜHENDİSİ EGEMEN AKKUŞ DERHAL SERBEST BIRAKILSIN

style="text-align: justify;">29 Mayıs  tarihinde
Okmeydanı'nda polis tarafından kaçırılarak gözaltına alınan ODTÜ
Makine Mühendisliği öğrencisi ve aynı zamanda +İvme Dergisi Yayın
Kurulu üyesi Egemen Akkuş derhal serbest bırakılmalıdır. Halkın
mühendisi Egemen Akkuş'un kılına gelecek zarardan AKP iktidarı
sorumludur.

src="http://ivmedergisi.com/files/imagecache/CokBuyukGosterim_w450/resim/tutsak_0.jpg"
/>

style="font-size:24px;">DEVRİMCİ MÜCADELEDE MÜHENDİS
MİMARLAR

30 Mayıs 2013 Perşembe

AÇIKLAMA NO 72: KAPİTALİZMİN KAR HIRSI EN AZ 10 CANIMIZI DAHA ALDI...

AÇIKLAMA NO 72:
KAPİTALİZMİN KAR HIRSI EN AZ 10 CANIMIZI DAHA ALDI...

style="text-align: justify;">KAPİTALİZMİN KAR HIRSI EN AZ 10
CANIMIZI DAHA ALDI...

29.05.2013
akşamı saat 18.30 sularında bu sefer Adıyaman'dan gelen bir haber
kapitalizmin kar hırsının yeni kurbanlarını bizlere duyurdu. Adıyaman
yakınlarında meydana gelen "kaza"da tarım işçilerini taşıyan
minibüs Adıyaman yakınlarındaki Çakal Köprüsü'nde henüz tam
olarak belirlenemeyen bir nedenle kontrolden çıkmış ve kaza sonucunda
olay yerinde 6 sonrasında ise 4 kişinin daha eklenmesiyle toplamda 10
emekçi hayatını kaybetmiş; 13 kişi de ,ki bunların büyük
çoğunluğunun hayati tehlikesi devam etmekte olup, kazadan yaralı olarak
kurtulmuştur. Yaşanan bu iş cinayeti sonrasında gerek burjuva
basın, gerekse de sistem yetkilileri  klasik söylem demagojilerini
yinelemiş, göstermelik üzüntüler beyan etmiş ve yaşanan bu iş
cinayeti sıradan bir kaza gibi gösterilmek istenmiştir.

style="text-align: justify;">Kaza sonrası Adıyaman Valisi'nin;
"Kazanın nedenine ilişkin gerekli çalışma yürütülüyor. 10
insanımızı kaybetmemiz hepimizi çok üzdü. Minibüsün lastiğinin
patlamasından dolayı kontrolden çıktığı ve kazanın bu nedenle olduğu
ifade ediliyor. Daha önce de aynı noktada kaza olduğu için köprüde
teknik inceleme yaptıracağız. Ancak, minibüste kapasitesinin üzerinde
insanın bulunduğunu da unutmamak gerekiyor."
şeklinde yaptığı
açıklama bu tarz iş cinayetlerinin ne kadar basite indirgendiğini bir kez
daha göstermiştir. Özetle bu iş cinayetinin  sadece yüzeysel
sebepleri-ki bu yolun durumu ve araca olması gerekenden fazla insan binmesi
neticesinde tekerleklerin patlamış olabileceğidir.-üstünde durulmuş, o
araç içinde balık istifi şeklinde  işlerine giden tarım
emekçilerine  reva görülen bu çalışma ve ulaşım
koşullarını,onlara kimin veya  neyin  dayattığının
sorgulanmaması için bu elim olay sıradanlaştırılmaya 
çalışılmıştır. Aynı şekilde kent içi ulaşımında da; belediye
otobüslerinde, halk otobüslerinde, metrobüste ve minibüslerde
 emekçi halkımız "çuval" gibi
taşınmaktadır. Sömürüye dayalı kapitalist sistemin halka verdiği
değer işte bu kadardır. Sistemin gözünde bu cinayet işin doğası
gereği olabilecek sıradan  bir olay ve "takdiri
ilahidir".

Ancak biz
biliyoruz ki, bu olay münferit ve ya sıradan bir "kaza"
değildir.  Bu olay yine tam anlamıyla bir iş cinayetidir. 10 tarım
işçisi bu koşullarda işe gidip gelmeye zorlandıkları  için 
göz göre göre katledilmiştir.
Tıpkı onlarca insanımızın kum
çuvalı olarak kullanıldığı tersanelerde yada yerin yüzlerce metre
altında hiç bir güvenlik tedbiri alınmadan çalıştırıldığı gibi.
Son çalıştığı yer kendisine mezar olan, cesedi bile soğumadan
üretime  devam ettirilen maden ocaklarında olduğu gibi. Kışın
ortasında  zor koşullarda çalışan işçilere, barınması
için  reva görülen naylon çadırların tutuşarak onlarca bedeni
kömüre çevirdiği AVM inşaatlarında, atölyelerde, fabrikalarda
defalarca kez olduğu gibi...

Bu güne
kadar yaşanan ve binlerce insanımızın hayatına mal olan, on
binlercesinin yaralandığı, sakat kaldığı diğer iş cinayetlerinde
olduğu gibi bu olay da kapitalizmin kar hırsının sonucu olarak yeterli
sayıda araçla insanca işine ulaşımı sağlanmayan adeta birer
hayvanmış gibi görülerek taşınan ve çalıştırılan tarım
işçilerinin katledilmesidir.

İktidar sermayenin istekleri doğrultusunda yeni
düzenlemelerle canımızı ve emeğimizi değersizleştirirken bizlere
düşense; bizleri yaralayan, sakat kalmamıza neden olan, katleden bu sözde
iş kazalarını yaratan sisteme karşı sınıf bilinciyle mücadeleyi
yükseltmektir.
Bunu yapmadığımızda daha pek çok emekçi
dostumuzu, kardeşimizi, eşimizi kapitalizmin doymak bilmeyen kar hırsına
kurban vereceğiz.

Bizler Halkın
Mühendis Mimarları olarak, emekçilerin safında ve haklı mücadelelerinin
içinde yer almaktan dün olduğu gibi bugün de vazgeçmeyeceğiz.
Sömürenlere karşı isyan bayrağını yükseltecek her türlü direnişte
emekçilerle omuz omuza olacağız ve onların her türlü oyununu birlikte
bozacağız!

Adıyaman'da hayatını kaybeden tarım işçilerinin
ailelerine başsağlığı yaralılara da geçmiş olsun dileklerimizi her
zaman yanlarında olacağımızı belirterek iletiyoruz.

style="text-align: center;">Devrimci
Mücadelede Mühendis Mimarlar

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Bir Karış Toprağımız Dahi ABD'ye Peşkeş Çekilemez!

Bir Karış Toprağımız
Dahi ABD'ye Peşkeş Çekilemez!

27.05.2013

Bir Karış
Toprağımız Dahi ABD'ye Peşkeş Çekilemez!

AKP
faşizmi ile yönetilen belediyelerde ne halka, ne doğaya, ne tarihe, ne de
bilime değer verilmektedir. İmar planları kendi çıkarlarına göre
değiştirilmiş, hasbelkader toplu taşıma esasına göre hazırlanmış
ulaşım ana planları ise çöpe atılmıştır. Tüm bunların yerlerine
rant odaklı ve yandaşlarını zengin etme planları
konulmuştur.

Halka hizmet etmeyen ancak yandaşlarının ceplerini
para doldurmak için onaylanmış ve uygulanan projelerle İstanbul nasıl
yaşanılmaz hale getirilmişse, Ankara’da da aynı senaryo uygulanmaya
çalışılmaktadır.Ankara halkı belleğinde yer edinmiş Akün ve Şinasi
Sahneleri ortadan kaldırılmaya çalışılırken, Ankara’nın yeşil
kalan ender yerleri ODTÜ arazisi, Eymir Gölü ve Atatürk Orman Çiftliği
(AOÇ) arazisi yağmalanmak istenmektedir.

Atatürk Orman Çiftliği,
“Ankara Çanağı” denilen coğrafi yapı gereği tüm Ankara
vadilerinin ve derelerinin toplanarak Ankara Çayı‘na katıldığı
alanda bulunmaktadır.Bu nedenle Ankara'nın
akciğerleri niteliğinde olup bu hava koridoru şehre temiz hava
sağlamaktadır. Ayrıca ilk yıllarında bilimsel tarım yapma amacı
güderek Anadolu köylüsüne rehber olması, yeni tarım tekniklerinin ilk
olarak bu çiftlikte kullanılması ve vatandaşlara tarım kurslarının
verilmesi açısından önemli bir yerde durmaktadır. Bölgede bulunan
gazino, piknik alanı, lokanta, plaj gibi işletmeler halen daha Ankara
halkının sosyal yaşamına katkıda bulunmaktadır.

AOÇ arazisi
istisnasız her iktidar döneminde parça parça talan edilmiştir. Ne zaman
kamu binası veya özel bir kuruluş inşaa edilmek istense akla ilk AOÇ
arazisi gelmiştir. Sayıştay’ın AOÇ ile ilgili 2011 değerlendirme
raporunda Atatürk Orman Çiftliği’nin 1937 yılında yaklaşık 55
bin 539 dekar olan arazilerinin; 2011 yılı sonu itibarıyla 33 bin 256
dekara gerilediği bildirilmiştir. Aynı raporda, 1937 yılından 2011
yılı sonuna kadar satış ya da devir yoluyla arazi alan kurumlar şöyle
sıralanmistir: “Tekel, Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye Zirai
Donatım Kurumu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, TRT, Sümerbank,
Hazine, Devlet Demir Yolları, Orman Genel Müdürlüğü, Karayolları Genel
Müdürlüğü, Ankara Belediyesi, Etibank, Makine ve Kimya Endüstrisi,
Toprak Mahsulleri Ofisi, Ankara EGO, Maden Tetkik Arama, Bayındırlık
Bakanlığı, Gazi Üniversitesi, Kauçuk Sanayi, çeşitli kooperatifler,
özel kişiler, yöredeki çiftçiler.”. Bunların yanında; AŞTİ
Terminali, Stadyumlar, Kapalı spor salonları, Benzin istasyonları, Marmara
Oteli, Devlet Mezarlığı, Hastaneler, Eğitim tesisleri, Askeri alanlar,
Jandarma Hizmet Binası ve lojman alanı,  bowling salonu, TOBB
Üniversitesi, sanayi ve ticari üniteler, mantar gibi türeyen büfeler,
köfteciler, kokoreççiler yeni 100.000 kişilik stadyum projeleri, TOKİ
ucubeleri, katlı kavşaklar, yeni bulvarlar, MİT, Orman Genel
Müdürlüğü, dünyanın en büyük ve en yapay hayvanat bahçesi,
Hipodrom, TRT antenleri, Hava Müzesi, özelleştirilen çimento fabrikası,
manej ve diğer demiryolu tesisleri ile lojmanları, Gimat‘ın önemli
bir bölümü de bu  AOÇ  arazisinin içinde yapılan ya da
yapılanması düşünülen projelerdir.

Tüm bu talanlara ek ve ön
açıcı olarak 8 Mart 2013 tarihli Resmi Gazetede Özelleştirme Yüksek
Kurulu (ÖYK),  AOÇ sınırlarındaki toplam yüzölçümü 91 bin 195
metrekare olan 1. Dereceden Doğal ve Tarihi Sit Alanını imara
açtı.

TMMOB Mimarlar Odası her ne kadar bu durumu mahkemeye
taşımış olsa da, AKP iktidarı “AK-SARAY” olarak
adlandırılan başkanlık binasının temellerini atmış hatta inşaatı
bitirme aşamasına kadar gelmiştir. 150 dönüm üzerine inşa edilen
binanın yapımında,  3000 civarında ağacın kesildiği ve yapımı
için yaklaşık 650 milyon TL harcandığı çeşitli haber sitelerinde yer
almaktadır.

src="http://ivmedergisi.com/files/resim/ghtyh_0.png" style="width: 500px;
height: 250px;" />

 

AKP’nin Atatürk Orman Çiftliği
arazisi ile ilgili son marifeti ise ABD büyükelçiğine çiftlik
arazisinden yer tahsis etmesi oldu. TMMOB Mimarlar Odası'nın
açıklamasına göre, Çukurambar mevkiindeki AOÇ arazisi, Genel
Müdürlük tarafından 1983 yılında Gazi Üniversitesi'ne Tıp
Fakültesi yapılması amacıyla tahsis edilmiş o tarihten beri hiçbir şey
yapılmamış. Ardından TOKİ’ ye devredilen alan ABD
Büyükelçiliği için tahsis edilmiştir.

1 şubat 2013 tarihinde
Ankara ABD büyükelçiliğine DHKP/C tarafından yapılan saldırı sonrası
gündeme gelen ABD büyükelçiliğinin güvenlik zaafiyetinin, çiftlik
arazisine yapılacak yeni büyükelçilik binası ile giderileceği
hesaplanmaktadır.

Halkın çıkarları için kullanılması gereken
bir yer tüm dünya halklarının baş düşmanına peşkeş çekilmektedir.
ABD büyükelçiliklerinin güvenlik zaafiyeti yeni binalar yapmakla ortadan
kalkmayacaktır. Tüm dünya halklarına azgınca saldıran emperyalist bir
devlete karşı dünya halklarının da her zaman  mutlaka verilecek
cevabı olacaktır.

AKP iktidarı çiftlik arazisinin yağmalanmasına
efendisi ABD’yi de dahil etmekle uşaklığını bir kez daha
kanıtlamıştır. Arazinin ABD büyükelçiliğine devri için aracı olan
Gazi Üniversitesi ise uşaklık konusunda AKP’yle yarışmaktadır.
Değil Atatürk Orman Çiftliği’nde, bu ülkenin en çorak arazisinde,
en ücra köşesinde bile ABD’nin tek bir karış toprağımızı
kullanması meşru değildir. Tüm topraklarımız yalnızca Türkiye
halklarının çıkarları için kullanılmalıdır.

align="center">+ İvme Dergisi Kentsel Dönüşüm
Komisyonu

 

   src="http://ivmedergisi.com/files/resim/fre.png" />

 

21 Mayıs 2013 Salı

"ALIN VERİN EKONOMİYE CAN VERİN" (!)

"ALIN VERİN EKONOMİYE CAN
VERİN" (!)

"ALIN
VERİN EKONOMİYE CAN VERİN"(!)

 

 

dir="ltr"
style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;"> id="docs-internal-guid-6de91fc8-c795-dfe0-48d5-7965766b8231"
style="font-weight:normal;">“Atlantis 2 yaşında 10 çift tatil
hazırlığında.”

style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;"> id="docs-internal-guid-6de91fc8-c795-dfe0-48d5-7965766b8231"
style="font-weight:normal;">“Rüyanızdaki yaşam merkezi,
Panora”

style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;"> id="docs-internal-guid-6de91fc8-c795-dfe0-48d5-7965766b8231"
style="font-weight:normal;">“ANKAmall etkisi, gözlerinizi
kamaştırıyor”

style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;text-align:
justify;"> style="font-weight:normal;">Alış veriş merkezileri kısaca
AVM’ler  hayatımızın içine o kadar girmiş vaziyetteler ki,
rüyalarımıza, tatillerimize, göz zevkimize kadar herşeyin
içerisindeler. Peki ne oldu da şu son 10 yılda AVM’lerden başka bir
“sosyal-kültürel” alan göremez olduk

dir="ltr"
style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;text-align:
justify;"> style="font-weight:normal;">2010 yılı verilerine göre
Türkiye’de 240 AVM, 2011 yılındaki verilere göre ise 278 ve 2012
yılında ise bu sayının 350’yi bulması öngörülmektedir (Sabah
gazetesinin haberine göre 2012 de 310 AVM faaliyette bulunmaktadır).
Hizmete giren AVM’lerin %80’i Ankara ve İstanbul’da
bulunuyor. İstanbul’da AVM sayısı 150 civarında. Bu sayılar son 10
yılda inşa edilen AVM sayısı 5 kat arttığını bunun yanında AVM
cirolarının 2009 sonuna bakıldığında bir önceki yıla göre % 5,5
artarak, 2,1 milyar ulaştığı ve 2010 yılı sonunda da 25 milyara
ulaşılması bekleniyordu.

style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;text-align:
justify;"> style="font-weight:normal;">Avrupa ülkelerinde bin kişi başına
düşen kiralanabilir AVM alan ortalamasının 200 metrekare,
Türkiye’de ise bu oranın 78 metrekare olması ve bunun yanı sıra 42
ilde halen bir AVM olmayışı patronların ağızlarını sulandıran neden
olmaktadır.

style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;text-align:
justify;"> style="font-weight:normal;">Yine aynı verilerde bin kişiye düşen
AVM alanının metrekare dağılımında başı Ankara’nın çektiği
görülmektedir. Ankara'da bin kişiye düşen alan 215 metrekare iken,
Ankara'yı İstanbul 155 metrekare, Denizli 122 metrekare, Eskişehir 120
metrekare, Tekirdağ 105 metrekare, Gaziantep 100 metrekare ve Bursa 100
metrekareyle takip ediyor.

style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;text-align:
justify;"> style="font-weight:normal;">Türkiye’de sayıları son yıllarda
hızla artan alışveriş merkezleri kentsel yaşamın önemli bir parçası
haline gelmişlerdir. Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere gibi
 emperyalist ülkelerde  elli yılönce ortaya çıkmış olan
AVM'ler Türkiye’de 1980 darbesinden sonra işçi sınıfının
oligarşi karşısında güç kaybetmesi ile birlikte ortaya çıkmıştır.
Tüketim alışkanlığı, tüketim nesneleri ve hizmetleriyle kısıtlı
kalmamış, mekanlara da yansımış ve yeni bir
style="font-size: 16px; font-weight: bold; vertical-align: baseline;
white-space: pre-wrap;">"anlayış" olan AVM’lerle
tanışmamıza vesile olmuştur. 1988 yılında Türkiye’deki ilk
alışveriş merkezi olan Galleria açılmıştır. Küresel ölçekte
bakıldığında AVM yatırımları özel sermaye kaynaklı olmasına
rağmen, Galleria devlet tarafından yap-işlet-devret modeli ile
yaptırılmıştır.

style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;text-align:
justify;"> style="font-weight:normal;">Galleria’nın açılışını daha
sonraki yıllarda İstanbul’da açılan Nova Baran (1990), Atrium
(1992), Capitol (1993), Carrefour (1993), ve Ankara’da açılan Atakule
(1988) ile Karum (1993) Akmerkez (1993) izlemiştir.

dir="ltr"
style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;text-align:
justify;"> style="font-weight:normal;">Kamusal alan olarak
tanıtılan ve “halkın her kesimine” hitap edip insanları ortak
bir noktada buluşturduğunu iddia eden AVM’ler gerçekten bunun
yansıması mıdır?

style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;text-align:
justify;"> style="font-weight:normal;">"AVM denilen kapalı
alanlar her açıdan bakıldığında kamusal alanların kentlerin içinde
yer alan açık kamusal alanlar ile karsılaştırılamayacağı kesindir.
Meydanlar, parklar, caddeler, sokaklar gibi açık alanlardan oluşan alanlar
her yastan, kesimden kentlinin bir araya özgürce gelebileceği, istediği
faaliyetlerde bulunabileceği, kendini ifade edebileceği alanlarken
AVM’ler her ne kadar mimari şemaları toplanma alanları, etkinlik
sahneleri ve geçiş koridorları ile kentsel yapıyı taklit etse de
sonuçta kontrollü ve kapalı alanlardır. Güvenlik ve fiziksel kontrolün
yani sıra ciddi seviyede sosyal kontrolü de barındırırlar. Kullanıcı
kitle söz konusu alışveriş merkezleri için belli ekonomik, kültürel ve
sosyal seviyelerden gelen bir ortalamaya sahiptir. Özellikle markaların
outletleri ile sezon mağazalarının İstanbul genelindeki alışveriş
merkezlerinde konumlanış biçimleri bile bu seviyelerin nasıl
tutulduğunun göstergesidir. Tüm alışveriş merkezlerinde ise temel amaç
alışveriş ya da vitrin izlemedir. Bunlar dışında (yani mimarinin
tanımladığı eylemler dışında) hareketlerde bulunulması uygun
değildir. Bu nedenle bir alışveriş merkezi asla gerçek bir kentsel
kamusal alan özelliği gösteremez. Sadece, içinde yaşadığımız imaj ve
tüketim çağı içinde plastik bir şekilde "kamusal"mış
sanmamızı sağlar. Yine de alışveriş merkezlerinin uzantılarıyla
kentsel alan bağlantısını doğru kurgulamak ve bir şekilde kamusal alana
katılımını sağlamak çok da imkânsız olmamalıdır."
style="font-size: 16px; vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">
(Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi / Şehir ve
Bölge Planlama Bölümü Araştırma Görevlileri Bahar Aksel Enşici ve
İnci Şahin Olgun)

style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;text-align:
justify;"> style="font-weight:normal;">AVM piyasasını uzun yıllardır bu
sektörde yatırımcılara birçok konuda danışmanlık hizmeti sunan Gaya
Gayrimenkul'ün Genel Müdürü Fırat Murathanoğlu kendisiyle yapılan
bir röportajda
style="font-size: 16px; font-weight: bold; font-style: italic;
vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">Türkiye'de AVM
kültürünün geliştiğini söyleyebilir miyiz? Krizler bu kültürün
oluşmasını engelliyor mu?” sorusuna 2001 krizinde bankalar bile kapanırken
AVM’lere yeni insanların geldiğini belirterek AVM kültürünün
yavaş yavaş oturduğu cevabını vermiştir.

style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;text-align:
justify;"> style="font-weight:normal;">Alışveriş Merkezleri Yatırımcıları
Derneği Başkanı Hulusi Belgü, İstanbul'da 20 bin metrekarenin
üzerindeki 4 alışveriş merkezinde sıkıntı yaşandığını söyledi.
Belgü, "Bunlardan biri finansal sıkıntı nedeni ile kapalıyken biri
belediye hizmet binası olarak hizmet veriyor. Diğerleri de şu anda hizmet
vermiyor" dedi.

style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;text-align:
justify;"> style="font-weight:normal;">Bir taraftan AVM sayısının artmasında
teşvikler arttırılırken bir yandan da var olan AVM’lerin
kapandığı ve krizde olduğu da görülmektedir. Yine de yatırım
şirketleri İstanbul'a 250 AVM'nin yapılabileceğini
savunmaktalar.

style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;text-align:
justify;"> style="font-weight:normal;">EVA Gayrimenkul Değerleme Şirketi Genel
Müdürü Cansel Turgut Yazıcı fonksiyonunu yitiren AVM'lerin
Anadolu'da 120 bin metrekareye çıktığını önümüzdeki 3 yılda
bunun 3 kat artacağını söyledi. Yazıcı, "Türkiye'de şu anda
23 AVM kapandı. Geriye kalan birçok AVM'de de ofis, dershane ya da
hastaneye dönme çabalarını görüyoruz" açıklamasını
yaptı.

style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;text-align:
justify;"> style="font-weight:normal;">Uruguay'lı sosyalist yazar Eduardo
Galeano Tepetaklak adlı kitabında AVM'ler için şöyle
diyor:
style="font-size: 15px; font-family: Calibri; font-style: italic;
vertical-align: baseline; white-space: pre-wrap;">“Alışveriş
merkezi, bütün vitrinlerin vitrini, köle eden varlığını dayatıyor.
Kalabalıklar, kafileler halinde tüketim ayininin bu büyük tapınağına
akın ediyor. Bir tarafta, alıcı azınlık durmak bilmeyen, zayıf
düşürücü arz bombardımanına maruz kalırken, diğer tarafta
inananların büyük bölümü kendinden geçerek cüzdanlarının gücünün
yetmediği malları seyrediyorlar. Kalabalık yürüyen merdivenlerden inip
çıkarken dünyayı dolaşıyor. Bu huzur mabetlerinde, kirli ve tehditkâr
açık havaya çıkma ihtiyacı duymadan her  şey yapılabilir, uyumaya
kadar. Los Angeles ve Las Vegas'taki yeni model alışveriş merkezleri
otel ve jimnastik salonu hizmeti de sunuyor. Soğuk ve sıcak nedir bilmeyen
alışveriş merkezlen kirlilik ve şiddetten de muaf. Doktor Michael A.
Petti bilimsel önerilerini "Uzun Yaşam" adlı köşesinde uzunca
bir süre yayımladı. "Hava kalitesi düşük" şehirlerde, uzun
yaşamak isteyenlere Doktor Petti tavsiye ediyor: "Alışveriş
merkezlerinde yürüyüş yapın." Mexico City, Sâo Paulo, Santiago
gibi kentlerin üzerinde atomik bir kirlilik bulutu salınıyor ve
başlarında soyguncular pusuya yatmış bekliyor: Ama filtre edilen havası
ve nezaret altında Los Angeles'ta, Bangkok'ta, Buenos Aires'te
ya da Glasgow'da alışveriş merkezlerinin hepsi az çok aynı. Bu
aynılık müşteri çekmek için yeni mıknatıslar icat etmekte rekabet
etmelerine engel değil. Örneğin Veja Dergisi 1991'in sonlarında,
Porto Alegre'deki Praia de Belas alışveriş merkezinin yeniliklerinden
birini şöyle göklere çıkarıyordu: "Bebeklerin rahatı için, bu
küçük tüketicilerin gezintisini kolaylaştırmak için size bebek
arabaları sunuluyor." ”

style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;text-align:
justify;"> style="font-weight:normal;">17 mayıs'ta Çankırı'da bir
alışveriş merkezinin açılışına katılan AKP milletvekili Mahir Ünal
; “Alışveriş merkezleri Türkiye'nin gelişmişliğinin bir
göstergesidir”diyor.AKP'nin gelişmişmekten ne anladığını da
özetlemiş oluyor böylece.

style="line-height:1.1500000000000001;margin-top:0pt;margin-bottom:10pt;text-align:
justify;"> style="font-weight:normal;">AVM'ler kapitalizmin tüketim
merkezleridir. Herşeyiyle insanları tüketime teşvik etmek için
tasarlanmıştır. Şehirler bir taraftan güvensizleştirilirken diğer
taraftan alışveriş merkezleri, yüksek güvenlikli siteler
yapılmaktadır. Bu alışveriş merkezleri, siteler, rezidanslar şehirden
tamamen kopuk, yapay, ruhsuz, plastik mekanlardır.Hepsi kendi içinde
tasarlanmış, dışarıyla, şehirle olan tüm ilişkileri asgariye
indirilmiştir. Alışveriş merkezleri insanların birbiriyle değil
yalnızca tüketim mallarıyla iletişim kurmasını hedefleyen, insanı
asosyalleştiren mekanlar olarak kapitalizmin şehircilik anlayışının da
en somut örneklerini oluşturmaktadır. AVM'lerin insanlığa kattığı
hiçbirşey yoktur, insanoğlunun sahip olduğu kaynaklar AVM yapmak için
daha fazla çarçur edilmemelidir.