Armutlu'daki Açlık Grevi
Günlüğü'nden
Armutlu’da Yıkımlara ve
Tutuklamalara Karşı Açlık Grevi Devam Ediyor
23.
gün / 10 Mart Nöbetim için mahalleye geldiğimde bambaşka
duygular içindeydim yine. Mahallenize her gelişimde aynı duyguları
yaşarım. Arkadaş sıcak bir çay doldurarak karşıladı. Sobanın
başında hem sohbet ediyor hem de çayımızı yudumluyoruz.
Az önce
bir amca dört küçük sandığın ikisini bize bırakıp gitti.
Sobanız sönmesin diyerek. İşte
Armutlu...
Bir taraftan sohbet, öbür yandan okuma devam ediyor. Arada
sobamıza tahta atıyoruz.
Gaziden genç bir arkadaş nöbete geldi. 12
Mart hazırlıkları devam ediyormuş. Gazili arkadaşların selamı
var dedi.
Hava karardı. İşinden erken dönmeyi başaranlar
selam veriyor çadırın yanından geçerken. Allah size güç
versin diyor abla. Grup Yorum eşliğinde sohbet ediyoruz. Cemo
çalıyor şu anda.
Yanan sobanın başında sohbetler ediyoruz. Zaman
hızla ilerliyor. Çadırdaki görevimizi yavaş yavaş nöbetçi
arkadaşlara devrediyoruz.
…
21.
gün
Yıkımlara ve tutuklamalara karşı kurduğumuz
çadırımızın 21. günüdeyiz. Saat 11.00 'da nöbet değişimi oldu.
Açlık grevine başlamak için nöbeti devraldık.
Nöbeti
devraldıktan sonra çadırımızı temizledik. Öğleden sonra Armutlu
halkı çadırı ziyaret etmeye başladı. Bu ziyaretlerde sohbetler edildi
elbette. Sohbetler daha çok Armutlu'nun dünü, bu günü ve son
baskında tutuklamalarla ilgiliydi. Baskının ve tutuklamaların
konuşmalarda yer alması sahiplenmenin de bir göstergesi. Tüm
bunların yanında hareketlerde, konuşmalarda bir öfke ve kin var. Ki bu
normal değil mi? Armutlu halkı tarihinden bugüne yaşadıklarıyla
bilemiş duygularını. Doğal olarak halkın duygularını hissetmek,
görmek mümkün.
Bir amca, çadırın önünden her geçişinde tahta
kasa bırakıyor yakmamız için. Bunu o kadar doğal yapıyor ki sanki
kasaları evine getiriyor... Biz de gelen kasaları kırarak sobamızı
tutuşturuyoruz. Hava öğleden sonra birden soğuyuveriyor. Sobamızı daha
harlı yakıyoruz. Misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamalıyız. Yanan
sobada suyumuzu da kaynatıyoruz ve çaylarımızı demliyoruz. Sık sık
demlenen çayları misafirlere ikram ediyoruz. Her ne kadar misafir desek de
onlar bu çadırın asıl sahipleri...
Mahallenin gençleri sık sık
çadırı ziyaret ediyorlar. Gençlerin mahallelerini sahiplenmeleri güzel.
Onlardan mahalle hakkında bilgiler alıyoruz. Bilmediğimiz,
öğreneceğimiz daha çok şey var.
Şehit ailelerimiz geliyor
çadıra. Armutlu'da birçok şehit ailesi oturuyor. Bu yanıyla da bize
ait olan bir mahalle. Her sokağında, taşında kanımız, canımız var...
Şehit ailelerimizi tanımak, onların mahalleyi, çocuklarını
sahiplenmelerini görmek yapılan hiçbir şeyin boşuna olmadığını
gösteriyor.
Akşam oluyor ve sobanın başında çay içerek
konuşmaya, tartışmaya devam ediyoruz. 1 Mayıs mahallesinden bir abimiz
geliyor çadıra. Daha önce de gelmiş. Hemen konuya girerek yıkımlarla
ilgili konuşmaya başlıyor. Ümraniye ile birlikte birkaç yer daha
söylüyor ve bunların ilk elden yıkılacağından bahsediyor. Gerekçesi
ise deprem tehlikesi. Tabi herkes bunun bir yalan ve aldatmaca olduğunu
biliyor. Ayazma deresi geliyor aklımıza. Ali Ağaoğlu'nun
"Yapacağız dedik yaptık" sözü... Bu sözü ağzına
tıkayacağız onun!
Artık gelenler seyrekleşiyor çadıra. Gece
yarısı yaklaşıyor. Açlık grevi yapanlar ve mahalleden arkadaşlarla
konuşmaya devam ediyoruz.
20. gün
Çadıra
yeni pankart astık. Pankartta "Yıkımlara ve Tutuklamalara Karışı
Açlık Grevindeyiz" yazıyordu. Sohbetler başladı saatler
ilerliyordu. Öğlene doğru çadırımız kalabalık oldu. Sohbet ederken
Yol TV geldi. Açlık grevinde olduğumuzu duyurmak için geldiklerini
söylediler. Neden açlık grevinde olduğumuzu, neden direndiğimizi, ne
istediğimizi sordular. Halk başladı neden direndiklerini neden açlık
grevinde olduğunu anlatmaya. Bir ananın konuşması çok dikkatimi çekti:
"Gelsinler bizleri yaksınlar, öldürsünler ama evlerimizi
yıkmasınlar. Biz bu evleri devrimcilerle beraber bedel ödeyerek kazandık.
AKP iktidarı kentsel dönüşüm deyip TOKİ'ye peşkeş çekişiyor.
Biz böyle yıllardır hem devletle hem de evimizi elimizden almak isteyen
mafyayla mücadele ettik bedeller ödedik. Armutlu Sevcan'dır,
Şenay’dır, Gülsüman'dır, İpek Yücel'dir,
Hüsnü'dür. Armutlu, namustur namusumdur. Canımızdan başka
kaybedecek başka hiç bir şeyimiz yoktur ama devletin vardır. Armutlu
halkının evlerini yıkanın villasını yıkarız"
dedi… Sonra tek tek devam etti röportaj. Armutlu'da
büyüyen iki kardeş geldiler. Okula giderken "Sevcan"
türküsünü söylediler. Saatler ilerliyordu, çay yaptık sobada, hem
sohbet ediyoruz hem de çayımızı yudumluyoruz. Hava kararmaya
başladı.
18. gün
Bugün çoğunluk olarak
mahallenin kadınları geldi çadırımıza. İmza kampanyamıza da yavaş
yavaş tabep oluyor.
Akşama doğru mahallenin anaları burada
yıkımlardan ve diğer sorunlardan konuşuyorlardı... Beni mutlu eden bu
mahallede can bedelle çalışan devrimcilerin eseri bu.
Armutlu
halkının bize olan güveni hiç eksilmemiş. Çünkü bu mahallede biz
devrimcilerin kanı var, bir tohum gibi işlemiş.
Buraya her gelen
bizlere olan sevgisinden geliyor, ben Armutlu halkında bunu
gördüm.
17. Gün
Merhabalar yozlaşmaya
karşı ve AKP'nin gecekonduları yıkmak ve sermayeye peşkeş çekmek
için yaptığı hazırlıkları boşa çıkarmak için
buradayım.
Bugün çadırımız geceye kadar hiç ziyaretçisiz
kalmadı. Yoldan geçenlerin selamları, ayak üstü uğrayıp
ihtiyacımızı soranların ve gelip bizimle sohbet edenlerin gözlerinden
anlaşılıyordu ki biz bu verdiğimiz mücadelede halkımızla birlikte ve
olması gerektiği gibi duruyorduk .
Ülkemizde işbirlikçi iktidar
açık açık kentsel dönüşüm adı altında 1 milyon evi yıkacağını
söylüyor. Biz her zaman olduğu gibi halkımızın yakıcı sorununda onun
yanında ONUNLA birlikteyiz.
Sobamızın başında yapılan sıcak ve
samimi sohbetler adeta dondurucu soğuğu unutturdu çoğu zaman. Sobanın
üzerinde kurutulup tekrar sobada yakılan odunların kokusu o eski
yıllardaki sobalarımızı hatırlattı. Gece boyunca nöbete kalan 3
arkadaşımla yatmak yerine sabah saat 06.00'ya kadar sohbetimiz devam
etti.
…
14. Gün
Açlık grevine
Okmeydanı'ndan gelerek katıldım. Sabah erken saatte 10.30'da
gelerek diğer arkadaşlarımdan nöbeti devraldık. Arkadaşlarımız
çadırın temizliğini yapıyorlardı ve gelen insanlarla sohbet ediyorlar.
Mahallenin kuruluşunda yer almış insanlarımız gelerek geçmişten bazı
olaylar anlattılar. Yıkımlar üzerine konuştuk. Biraz, halkın bu konuda
pasif kalmasının nedenleri üzerine tartıştık, halkın yıkımlara
karşı mücadelede nasıl daha etkin olacağı konusunda düşüncelerimizi
paylaştık. Bu tartışmada çıkan sonuç ise insanlara sabır ve ısrar
gerektiği idi. Mahallenin kuruluşunda yer alan insanlarımızın ne kadar
sıcak olduğunu bir kez de Armutlu'daki çadırda yeniden tatmış
olduk.
Kaynak: halkinsesi.tv
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder