13 Mart 2012 Salı

Armutlu'daki Açlık Grevi Günlüğü'nden

Armutlu'daki Açlık Grevi Günlüğü'nden

Armutlu’da Yıkımlara ve Tutuklamalara Karşı Açlık Grevi Devam Ediyor

23. gün / 10 Mart Nöbetim için mahalleye geldiğimde bambaşka duygular içindeydim yine. Mahallenize her gelişimde aynı duyguları yaşarım. Arkadaş sıcak bir çay doldurarak karşıladı. Sobanın başında hem sohbet ediyor hem de çayımızı yudumluyoruz.

Az önce bir amca dört küçük sandığın ikisini bize bırakıp gitti. Sobanız sönmesin diyerek. İşte Armutlu...

Bir taraftan sohbet, öbür yandan okuma devam ediyor. Arada sobamıza tahta atıyoruz.

Gaziden genç bir arkadaş nöbete geldi. 12 Mart hazırlıkları devam ediyormuş. Gazili arkadaşların selamı var dedi.

Hava karardı. İşinden erken dönmeyi başaranlar selam veriyor çadırın yanından geçerken. Allah size güç versin diyor abla. Grup Yorum eşliğinde sohbet ediyoruz. Cemo çalıyor şu anda.

Yanan sobanın başında sohbetler ediyoruz. Zaman hızla ilerliyor. Çadırdaki görevimizi yavaş yavaş nöbetçi arkadaşlara devrediyoruz.

21. gün

Yıkımlara ve tutuklamalara karşı kurduğumuz çadırımızın 21. günüdeyiz. Saat 11.00 'da nöbet değişimi oldu. Açlık grevine başlamak için nöbeti devraldık.

Nöbeti devraldıktan sonra çadırımızı temizledik. Öğleden sonra Armutlu halkı çadırı ziyaret etmeye başladı. Bu ziyaretlerde sohbetler edildi elbette. Sohbetler daha çok Armutlu'nun dünü, bu günü ve son baskında tutuklamalarla ilgiliydi. Baskının ve tutuklamaların konuşmalarda yer alması sahiplenmenin de  bir göstergesi. Tüm bunların yanında hareketlerde, konuşmalarda bir öfke ve kin var. Ki bu normal değil mi? Armutlu halkı tarihinden bugüne yaşadıklarıyla bilemiş duygularını. Doğal olarak halkın duygularını hissetmek, görmek mümkün.

Bir amca, çadırın önünden her geçişinde tahta kasa bırakıyor yakmamız için. Bunu o kadar doğal yapıyor ki sanki kasaları evine getiriyor... Biz de gelen kasaları kırarak sobamızı tutuşturuyoruz. Hava öğleden sonra birden soğuyuveriyor. Sobamızı daha harlı yakıyoruz. Misafirlerimizi en iyi şekilde ağırlamalıyız. Yanan sobada suyumuzu da kaynatıyoruz ve çaylarımızı demliyoruz. Sık sık demlenen çayları misafirlere ikram ediyoruz. Her ne kadar misafir desek de onlar bu çadırın asıl sahipleri...

Mahallenin gençleri sık sık çadırı ziyaret ediyorlar. Gençlerin mahallelerini sahiplenmeleri güzel. Onlardan mahalle hakkında bilgiler alıyoruz. Bilmediğimiz, öğreneceğimiz daha çok şey var.

Şehit ailelerimiz geliyor çadıra. Armutlu'da birçok şehit ailesi oturuyor. Bu yanıyla da bize ait olan bir mahalle. Her sokağında, taşında kanımız, canımız var... Şehit ailelerimizi tanımak, onların mahalleyi, çocuklarını sahiplenmelerini görmek yapılan hiçbir şeyin boşuna olmadığını gösteriyor.

Akşam oluyor ve sobanın başında çay içerek konuşmaya, tartışmaya devam ediyoruz. 1 Mayıs mahallesinden bir abimiz geliyor çadıra. Daha önce de gelmiş. Hemen konuya girerek yıkımlarla ilgili konuşmaya başlıyor. Ümraniye ile birlikte birkaç yer daha söylüyor ve bunların ilk elden yıkılacağından bahsediyor. Gerekçesi ise deprem tehlikesi. Tabi herkes bunun bir yalan ve aldatmaca olduğunu biliyor. Ayazma deresi geliyor aklımıza. Ali Ağaoğlu'nun "Yapacağız dedik yaptık" sözü... Bu sözü ağzına tıkayacağız onun!

Artık gelenler seyrekleşiyor çadıra. Gece yarısı yaklaşıyor. Açlık grevi yapanlar ve mahalleden arkadaşlarla konuşmaya devam ediyoruz.

20. gün

Çadıra yeni pankart astık. Pankartta "Yıkımlara ve Tutuklamalara Karışı Açlık Grevindeyiz" yazıyordu. Sohbetler başladı saatler ilerliyordu. Öğlene doğru çadırımız kalabalık oldu. Sohbet ederken Yol TV geldi. Açlık grevinde olduğumuzu duyurmak için geldiklerini söylediler. Neden açlık grevinde olduğumuzu, neden direndiğimizi, ne istediğimizi sordular. Halk başladı neden direndiklerini neden açlık grevinde olduğunu anlatmaya. Bir ananın konuşması çok dikkatimi çekti: "Gelsinler bizleri yaksınlar, öldürsünler ama evlerimizi yıkmasınlar. Biz bu evleri devrimcilerle beraber bedel ödeyerek kazandık. AKP iktidarı kentsel dönüşüm deyip TOKİ'ye peşkeş çekişiyor. Biz böyle yıllardır hem devletle hem de evimizi elimizden almak isteyen mafyayla mücadele ettik bedeller ödedik. Armutlu Sevcan'dır, Şenay’dır, Gülsüman'dır, İpek Yücel'dir, Hüsnü'dür. Armutlu, namustur namusumdur. Canımızdan başka kaybedecek başka hiç bir şeyimiz yoktur ama devletin vardır. Armutlu halkının evlerini yıkanın villasını yıkarız" dedi…  Sonra tek tek devam etti röportaj. Armutlu'da büyüyen iki kardeş geldiler. Okula giderken "Sevcan" türküsünü söylediler. Saatler ilerliyordu, çay yaptık sobada, hem sohbet ediyoruz hem de çayımızı yudumluyoruz. Hava kararmaya başladı.

18. gün

Bugün çoğunluk olarak mahallenin kadınları geldi çadırımıza. İmza kampanyamıza da yavaş yavaş tabep oluyor.

Akşama doğru mahallenin anaları burada yıkımlardan ve diğer sorunlardan konuşuyorlardı... Beni mutlu eden bu mahallede can bedelle çalışan devrimcilerin eseri bu.

Armutlu halkının bize olan güveni hiç eksilmemiş. Çünkü bu mahallede biz devrimcilerin kanı var, bir tohum gibi işlemiş.

Buraya her gelen bizlere olan sevgisinden geliyor, ben Armutlu halkında bunu gördüm.

17. Gün

Merhabalar yozlaşmaya karşı ve AKP'nin gecekonduları yıkmak ve sermayeye peşkeş çekmek için yaptığı hazırlıkları boşa çıkarmak için buradayım.

Bugün çadırımız geceye kadar hiç ziyaretçisiz kalmadı. Yoldan geçenlerin selamları, ayak üstü uğrayıp ihtiyacımızı soranların ve gelip bizimle sohbet edenlerin gözlerinden anlaşılıyordu ki biz bu verdiğimiz mücadelede halkımızla birlikte ve olması gerektiği gibi duruyorduk .

Ülkemizde işbirlikçi iktidar açık açık kentsel dönüşüm adı altında 1 milyon evi yıkacağını söylüyor. Biz her zaman olduğu gibi halkımızın yakıcı sorununda onun yanında ONUNLA birlikteyiz.

Sobamızın başında yapılan sıcak ve samimi sohbetler adeta dondurucu soğuğu unutturdu çoğu zaman. Sobanın üzerinde kurutulup tekrar sobada yakılan odunların kokusu o eski yıllardaki sobalarımızı hatırlattı. Gece boyunca nöbete kalan 3 arkadaşımla yatmak yerine sabah saat 06.00'ya kadar sohbetimiz devam etti.

14. Gün

Açlık grevine Okmeydanı'ndan gelerek katıldım. Sabah erken saatte 10.30'da gelerek diğer arkadaşlarımdan nöbeti devraldık. Arkadaşlarımız çadırın temizliğini yapıyorlardı ve gelen insanlarla sohbet ediyorlar. Mahallenin kuruluşunda yer almış insanlarımız gelerek geçmişten bazı olaylar anlattılar. Yıkımlar üzerine konuştuk. Biraz, halkın bu konuda pasif kalmasının nedenleri üzerine tartıştık, halkın yıkımlara karşı mücadelede nasıl daha etkin olacağı konusunda düşüncelerimizi paylaştık. Bu tartışmada çıkan sonuç ise insanlara sabır ve ısrar gerektiği idi. Mahallenin kuruluşunda yer alan insanlarımızın ne kadar sıcak olduğunu bir kez de Armutlu'daki çadırda yeniden tatmış olduk.

Kaynak: halkinsesi.tv

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder