25 Ocak 2011 Salı

Halkın Mühendisi Küçük Armutlu’da

Halkın Mühendisi Küçük
Armutlu'da

Yaklaşık dört aydır Küçük Armutlu
Mahallesi’nde bir çalışma yapıyoruz. Küçük
adımlarla başlattığımız çalışmada yol alıyor, sürekli
yeni adımlar atıyoruz. Çalışmamız alana yeni bir bakış
açısı, yeni bir soluk getiriyor. Halktan kopuk, halka burun
kıvıran, halkı küçümseyen, mühendislik mimarlığı
elit bir meslek olarak görenlere bir cevap oluyor.

Neden Mahalle?
Mühendis mimar, yalnızca teknik bilgi üreten insan değildir.
Bizim anladığımız anlamda mühendis mimar, bu teknik bilgiyi halkın
çıkarlarına kullanandır. Mühendis mimar halkın bir
parçasıdır. Burjuvazinin halkın çeşitli kesimlerini
bölüp parçaladığı, yalnızlaştırdığı ve
yalnızlaştırdıkça da daha kolay sömürüp
yönettiği bu koşullarda halkın tüm kesimlerinin birlikte
mücadele etmesinin zorunluluğu her geçen gün kendini daha
da dayatmaktadır. İşte bu sebeple bugün mühendisin halkın bir
parçası olduğu vurgusu daha büyük öneme sahiptir.
Halkın mühendisi, mimarı kavramının alanımızda oturtulması
önemlidir ve bunun en kolay somutlanacağı yerler mahallelerdir.
Halkın çok farklı kesimlerinin -mühendis mimarların da-
yaşadığı mahallelerde sistemin özellikle barınma hakkına
yönelik yoğun saldırıları devam ederken; mahallelere gitmek, teknik
bilgimizi halkla paylaşmanın, halkın mühendis mimarının
sorumluluklarını pratikte göstermenin en kolay yoludur.


style="width: 325px; height: 247px; margin: 5px; float: left;"
/>Mühendisin son süreçte hem halktan, hem de
mücadeleden kopmasının bir sonucu olarak -ki bunun en temel sebebi
mühendis mimarların en örgütlü olduğu TMMOB'nin şu
anki bürokratik, mücadele hedefi olmayan anlayışıdır- kitle
çalışması mantığından uzaklaşılmış, e-posta ve GSM
mesajları ile kitleye ulaşılmaya çalışılmaktadır.
Örgütlenme hedefinin zorunlu yöntemi kitle
çalışmasıdır ve kitle çalışması mantığının
oturtulmasının en kolay mekanı yine mahallelerdir.


Mühendis mimarın halkı tanıması mühendisin kendisini
tanımasıdır. Halkın aydını olarak mühendis mimar, bir yandan halka
bildiklerini anlatırken öte yandan halktan öğrenir. Halkın
açlığının, yoksulluğunun en çarpıcı örnekleri
mahallelerdedir. Mühendis mimar mahallelerde sınıfıyla
bütünleşir, yoksulluğu daha iyi kavrar, mücadeleyi,
direnişi özümser.


Neden Küçük Armutlu?
Armutlu, Boğaz’ın kenarında, belki de İstanbul en güzel
manzarasına sahip, arazisi değerli bir gecekondu mahallesidir. Bu
özelliğinden dolayı da kuruluşundan itibaren yoksul halk hep buradan
kovulmak istenmiş; sürekli yıkım tehdidi altında yaşamıştır.
Konduları birçok kez yıkılmış ancak halk daha yıkım ekipleri
gitmeden evlerini tekrardan imece usülüyle yapmıştır.


Küçük Armutlu src="http://www.ivmedergisi.com/files/resim/armutlu3.jpg" style="width:
262px; height: 355px; float: right; margin: 5px;" />Armutlu’nun bir
başka özelliği de,  barınma hakkı çerçevesinde
devrimciler tarafından kurulmuş bir mahalle olmasıdır. Mahalle halkı
örgütlü duruşunu korumaktadır. Çok farklı
coğrafyalardan insanlar vardır Armutlu’da ama eşiktekinden
beşiktekine, herkesin yıkım söz konusu olduğunda söylediği tek
cümle “Ölürüz de yıktırmayız!”
dır.
İşte gerek barınma hakkı çerçevesinde kurulması ve bu
durumunu devam ettirmesi, gerekse örgütlü bir mahalle olması
sebebiyle İvme K. Armutlu'dadır.


Ne Hedefliyoruz?
İvme'nin kuruluşundan itibaren mühendis mimarın sorunlarının
halkın diğer kesimlerinin sorunlarından bağımsız ele
alınamayacağını vurguladık. 4. sayımızın konusu olan Kentsel
Dönüşüm yıkımların çok yoğunlaştığı
dönemlerde çıktı. Dergimizin önemli bir
bölümünü mahallelerde dağıttık ve yoğun ilgiyle
karşılaştık. Yıkım sürecinde birçok panel, sempozyum, vb
etkinlikte söz aldık ve barınma hakkı ile ilgili bilgi verdik,
yıkımları tartıştık, direnişlerde yer aldık. Toplantılarda hep
yıkımların halkın barınma sorununu çözemeyeceğini
söyledik. Yapılmak istenen halkın şehrin dışına
sürülmesi ve rantı yüksek arazilerin tekellere peşkeş
çekilmesiydi. Halk yıllardır kırık dökük evlerde
oturuyor, kentsel dönüşüme inanmıyor ama mevcut halde de
yaşamak istemiyordu. Bize en sık sorulan soru ise “yıkımlar
olmasın ama alternafiniz nedir?”
idi.


Alternatifimiz mücadeleydi, dayanışmaydı. Kendi sorunlarımızı
kendimiz çözebilirdik. K. Armutlu'da elektriğinden suyuna,
kanalizasyonundan asfaltına mahallenin her şeyini halkın kendisi
yapmıştı.  Yaklaşık 20 yıl önce oluşturulan altyapıda
çıkan sorunları evleri yıkmadan, mahallenin dokusunu bozmadan
ıslah edebilirdik. Bu çalışma ne halka neler yapması gerektiğini
üstten tarifleyen, ne de  halk için ama halktan kopuk bir
çalışma olmalıydı. Çalışmamız mühendis mimarın
mahalle halkıyla ortak çalışması olmalı, birliktelik ve
dayanışmayı arttırmalıydı. İşte bu hedeflerle yola çıktık ve
devam ediyoruz. Burada elde edeceğimiz sonuçlar ile birçok
mahalle için bir alternatif yaratacağız.


Oluşturduğumuz Kent Komisyonu’na dâhil olan arkadaşlarla
hafta sonları Armutlu’ya giderek nasıl bir çalışma
yürütebileceğimizi tartışmıştık. Ve bu
görüşmelerden sonra da mahalleyi tanıma, mahallenin de bizi
tanıması ve asıl önemlisi de mahalledeki asıl sorunların neler
olduğunu belirleyebilmek için bir anket çalışması
başlattık.


Küçük Armutlu Gecekondu Yapımı src="http://www.ivmedergisi.com/files/resim/armutlu4.jpg" style="width:
274px; height: 187px; margin: 5px; float: left;" />Bugüne kadar
yaklaşık 120 civarında evin anketini tamamladık. Bu anketleri bazen 8-10
kişi ile bazen tek kişi ile yaptık ama hemen hiç aksatmadan her
hafta sonu Armutlu’daydık.
Mahalle bizi tanıdı ve bize alıştı. Çocuklar sokaklarda
mühendis abla ve ağabeylerinin geldiklerini bağırarak duyuruyor.
Armutlu insanı samimi, sıcak ve açık. Gözlerinden,
bakışlarından, yüz ifadelerinden anlaşılıyor ne demek
istedikleri.


Bu dört ay içerisinde bile sadece evlerine konuk olarak
çok şeyler paylaşabildik onlarla. “Sıkıyorsa gelip
yıksınlar, ben buradayken asla yıktırmam!”
diyen 17
yaşındaki genç kızın gözlerinde ateşi gördük. Ya
da kapitalist sistemin sevgi, aşk kavramını bile fazlasıyla
yozlaştırdığı ve bu yozluğun içinde bocalayıp bir
çıkış yolu bulamayan 15 yaşındaki Mahir’in intiharı ile
sarsılıp koştuk mahalleye. Yaşadığı acı ile bütün
dünyanın yükü omuzlarına yüklenmiş olan babasının
başını omzumuza yaslayıp içli içli ağlamasını dinleyip,
onu teselli etmeye çalıştık. Ortaktı hep endişelerimiz…
Bugün Mahir’di yitirdiğimiz ama hepimiz biliyorduk ki
gençlerimizi bu yoz kültürün içinden
çekip çıkarmazsak daha birçoğu Mahir’in izinden
gidecekti.


Bir başka evde kocasının iş bulamadığından bahsediyor bir teyze.
Etiler’e ev temizliğine gidiyor, o da bulabilirse. Bir-iki ev yetmiyor
tabi haftalık nafakasını çıkarmaya. Bunları anlatırken teyze
ocağında pişen bir kap yemeğini de ısrarla bizimle paylaşıyor.
"Hiç olur mu misafiri aç göndermek?
Paylaşacağız elbet."
Temizliğe giden başka bir abla ise
muhtarlığın dağıttığı kömürü bile gururuna yedirip
almaya gitmeyen kocasından bahsediyor.
Sokakta çevremizi saran insanlarla anket yaparken soğukta
üşüdüğümüzü düşünüp koşa
koşa eve gidip çay demleyip getiren “Mühendisler! Siz
öyle soğuğa dayanamazsınız,  biraz içiniz
ısınsın.’’
diyen güler yüzlü bir abla
biliyor mudur ki acaba içimizi ısıtan şeyin çay değil de
yüzünde ki o kocaman gülümsemenin olduğunu…


Küçük Armutlu Mahalle src="http://www.ivmedergisi.com/files/resim/armutlu5.jpg" style="width:
275px; height: 201px; float: right; margin: 5px;" />Birbirinden daha farklı
sorunları da olsa birçoğunun sorunu yoksulluk ve hepsinin ağız
birliği etmişçesine haykırdığı ortak tek bir şiarları var.
‘’Bu evler ve buralar bizim. Dişimizle tırnağımızla yaptık
biz bu evleri, asla yıktırmayız!’’.


Bize en önyargılı yaklaşanı bile bizi dinleyince bir süre
sonra merak içinde sorular soruyor ve ağzımızdan çıkan her
cümleyi dikkatle dinlemeye başlıyordu. Birlikte yapabileceğimiz
çok şey var Armutlu’da. Evlerinin üstüne yıkılan
toprakları durduran istinat duvarlarından tutun da çocukların
oynayacağı park ve bahçelere kadar birçok şeye
ihtiyaçları var.
Hep birlikte yıkık dökük bir gecekondu mahallesi olmaktan
çıkarıp yaşanılacak güzel bir mahalleye çevirebiliriz
Armutlu'yu.


Bir kişi, üç kişi, beş kişi ile değil, tüm İvme
okurları ve İvme dostlarını çalışmamıza omuz vermeye
çağırıyoruz…
Kendimizi Armutlu’da yaşıyormuş gibi hissedip, Armutlu’nun
ödediği tüm bedellere, yaşadığı acılara ve o acılar
içinde yeşeren kocaman umutlarına sahip çıkıp
çalışmamızı büyütelim diyoruz.


Artı İvme Dergisi
Kent Komisyonu

24 Ocak 2011 Pazartesi

TARTIŞIYORUZ: Kentsel Dönüşüm ve Yıkımlar

TARTIŞIYORUZ: Kentsel
Dönüşüm ve Yıkımlar

Konuşmacılar:

Av. Özgür Yılmaz (Çağdaş Hukukçular Derneği),
Kentsel Dönüşüme Hukuki Bakış

Arif Kandemir (Mamak Kültür ve Dayanışma Derneği), Kentsel
Dönüşüm Projeleri ve Yıkımlar

YER: İvme Dergisi Ankara Bürosu, İnkılap Sok. Devrim Apt. 24/14,
Kızılay, Ankara

TARİH: 29 Ocak 2011, Cumartesi

SAAT: 16:00

23 Ocak 2011 Pazar

Bütün ülkeyi yüzde birlik kesim sömürüyor

Bütün ülkeyi yüzde
birlik kesim sömürüyor

ABD ekonomisinde nüfusun en zengin yüzde birlik kesimi
yılda 1 trilyon dolar kazanıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla
(GSYİH) 1980 yılına kıyasla 5 kat büyürken, ekonomi
pastasından büyük pay alan nüfusun en zengin yüzde
birlik kesiminin gelirleri de aynı oranda büyüyor. Ülkede
yıllık kazancı 400.000 doları geçen kişiler bu yüzde birlik
dilime girerken, nüfusun yüzde 95’i yılda 160.000 dolardan
daha az kazanmakta.

GSYİH ülke genelinde genellikle bir yılda üretilen
ürünlerin pazar fiyatlarının toplamı olarak hesaplanmakta ancak
uzmanlar 1980 yılındaki üretim/maaş oranı ile 2010 yılındaki
üretim/maaş oranını kıyasladıklarında en zengin yüzde birin
yılda 1 trilyon dolar kazandığını belirtiyorlar.

1 trilyon dolar ABD’nin bütün ordu harcamalarından daha
fazla bir miktar. Ülke genelinde bazı eyaletlerde bütçe
yetersizliği sebebiyle öğretmenlerin ve güvenlik
güçlerinin işlerine son verilirken, ülke genelinde 50
eyaletin yıllık toplam bütçeleri 1 trilyon dolardan daha
az.

Yılda 400.000 dolardan daha fazla kazanan kişiler genel olarak borsa,
finansal sistemler ve vergi indirimleri sayesinde zengin olmaktalar.
Ülke sermayedarlarının zenginleşmesinin daha fazla istihdam
yarattığı ise bir yalan olarak gözüküyor. Kriz yılı olan
2009’da ekonomi dergisi olan Fortune’a göre ülkenin en
büyük 500 şirketinden 821.000 kişi işten çıkarılırken
bu şirketlerin yıllık karı 391 milyar dolara erişerek rekor kırdı.

(soL - Dış Haberler)

Kaynak: sol.org.tr

Madencilik Yok Ediliyor, Maden Mühendisleri İşsiz Kalıyor

Madencilik Yok Ediliyor,
Maden Mühendisleri İşsiz Kalıyor

Yeni liberal politikalar ve özelleştirmelerle ülkenin sanayisi,
madenleri, tarımı bitirilmekte, meslek uygulama alanlarımız her
geçen gün biraz daha daraltılmaktadır. Büyüme
masallarıyla pembe tablolar çizilirken yaşamının en güzel
yıllarını mühendis olmak için harcayan genç
meslektaşlarımız mezun olduklarında işsizlikle karşı karşıya
kalmaktadır.

Maden Mühendisleri arasında işsizlik ve meslek dışı işlerde
çalışma oranı Odamız kayıtlarına göre % 39 olup, bu oranın
daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. İşsizlik gittikçe artmakta,
bu artış genç nüfusta daha fazla olmaktadır. Ülkeyi
yönetenler ise bu sorunu çözmeye çalışmak yerine
tamamen farklı konularla kamuoyunu oyalayarak Türkiye‘nin en
büyük ve en önemli sorununu gözardı etmektedirler.

Tüm bu olumsuz gelişmelere karşın yeni maden mühendisliği
bölümleri açılmaktadır. Bugün ikinci eğitimlerle
birlikte 25 Maden Mühendisliği bölümünden her yıl 1200
civarında mezun verilmektedir. Mezun olan meslektaşlarımızın iş bulma
olanakları ne yazık ki her geçen gün azalmaktadır. Bu kadar
fazla maden mühendisinin bulunması işverenlerin iştahını
kabartmakta, meslektaşlarımız çok düşük ücretlerle,
iş güvencesinden yoksun olarak çalıştırılacak
işgücü ordusu olarak görülmektedir. Bu koşullarda bir
şekilde iş bulabilen "şanslı" meslektaşlarımız da yoksulluk
sınırının altında ücretlerle ve çok zor koşullarda
çalışmaya mecbur bırakılmaktadır.

Yaşanan iş kazalarında çok sayıda meslektaşımız yaşamını
yitirmiş ve sakat kalmış, birçok meslektaşımız da sorumlu
tutularak hüküm giymiştir. Meslektaşlarımızın insanca
yaşayabilecekleri ve üretebilecekleri çalışma koşullarını
oluşturmak devletin anayasal görevidir. Ülkeyi yöneten
hükümetler, bu görevi yerine getirmek durumundadır.

Kamu yatırımlarının iyice azalması sonucu kamu kurumlarına maden
mühendisi istihdamı her alım döneminde bir elin parmaklarını
geçmeyecek sayıda olmaktadır. Oda yönetimi, defalarca Bakanlık
ve kurumlara yaptığı ziyaretlerde, bildirdiği görüşlerde ve
yazdığı yazılarda konuyu sıcak ve güncel tutmaya devam etmektedir.
Üyelerimizin, jeotermal alanlarda, metro, tünel ve yeraltı
yapılarında, zemin etüdlerinde, yeraltı suyu projeleri ve
uygulamalarında görev alabilmeleri için yoğun bir
çalışma yürütülmektedir. Bu doğrultuda son
zamanlarda MTA, DSİ ve TCDD ziyaret edilerek, maden mühendisi istihdam
edilmesi konusundaki talebimiz iletilmiştir. Odamız; kamu kurumu
niteliğinde bir meslek odası sorumluluğuyla, her konuda olduğu gibi
işsizlik konusunda da girişimlerini sürdürmektedir.

Ayrıca üyelerimizi doğrudan ilgilendiren mevzuatlarla ilgili
çalışmalarımız da sürmektedir. Maden Kanunu ve Uygulama
Yönetmeliği değişikliği çalışmaları sırasında
meslektaşlarımızın hak ve menfaatlerinin korunması için yoğun
çaba harcanmıştır. Her maden işletmesinde ve vardiyada maden
mühendisi çalıştırılması zorunluluğu Odamızın talebi
olarak yasaya konulmuştur. Teknik nezaretçinin ücretini
işvereninden almaması, bunun yerine oluşturulacak bir fondan alması
talebimiz kabul görmemiştir. Ne yazık ki Odamızın yaptığı
çalışmalar tam olarak karşılık bulmamakta ve
meslektaşlarımızın hakları verilmemektedir. Bu durumda davalar
açılarak yasal haklarımız korunmaya çalışılmaktadır.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında, hükümet
yetkililerinin "her üniversite mezununa iş bulmak zorunda
değiliz" gibi açıklamalar yapmaları yerine, genç
meslektaşlarımıza iş alanları açma konusunda görevlerini
yerine getirmelerini talep ediyoruz.

TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI YÖNETİM
KURULU

22 Ocak 2011, Ankara

Kaynak: www.maden.org.tr

Hava İşçileri Greve Hazırlanıyor

Hava İşçileri Greve
Hazırlanıyor

THY Teknik A.Ş 2. Dönem toplu iş sözleşmesi
uyuşmazlıkla sonuçlandı. Konuyla ilgili Hava-İş sendikası
tarafından açıklama yapıldı.

"Sendikamızın bugün yapılan Başkanlar Kurulu ve
Temsilcilerimiz Kurulu toplantısında süreç değerlendirilmiş
ve GREV KARARI ilanının 24 Ocak Pazartesi günü saat
14.30 da THY Teknik A.Ş Eski Hangar Giriş kapısında
(THY Apron Bina tarafı) yapılmasına karar verilmiştir.
Hava-İş sendikası, işveren yetkililerine toplu iş
sözleşmesini, baskı ile,çarpıtma ile, atelyelere
hergün işe dün aldıkları müdürleri göndererek
işçilerin kafasını bulandırma gibi basit demode olmuş
yöntemlerle  normal mecrasından çıkarılarak
sonuç alma yönündeki uğraşlarının beyhude olduğunu
birkez daha hatırlatmaktadır.

Uyarıyoruz, yirmi aydır bu topluma haksızlık ettiniz, yirmi aydır
hukuksuzluğa sığındınız. Hala aynı zihniyetle hareket ettiğinizde
yine siz kaybedeceksiniz.

Atelyelere gönderilen müdürlerinizle yaydığınız grev
oylaması yapılacak tehditlerine cevabımız açıktır; deneyin,
alın cevabını!" dedi.

Sendikadan yapılan açıklamada bütün işçi ve
emekçilerle emek dostlarını dayanışmaya çağrı
yapıldı. yap
yapıldı.
  yapıl yy

Kaynak: alınteri.net

Vicdani Retçileri Polis Durdurdu

Vicdani Retçileri Polis
Durdurdu

Polis eylemcilerin yürüyüşü sırasında TRT Harbiye
Binası önünde yoğun güvenlik önlemleri aldı.

Harbiye Orduevi yerine TRT binası önünde basın
açıklaması yapan grupta, askerlik yapmayı reddeden bazı vicdani
retçilerin redlerini açıkladı. BDP Milletvekili Sebahat
Tuncel de, "Türkiye'de vicdani red hakkı yok, insanlar askere
gitmedikleri için cezalandırılıyorlar. Gençler artık
kardeş kanı dökmek istemiyorlar. Buna Başbakan ve Genelkurmay
Başkanı da dahil olmak üzere herkesin kulak vermesi gerekiyor"
dedi.

Açıklamanın ardından grup, Taksim istikameti yönünde
dağılmaya başladı. Slogan atan ve yolun trafiğe kapanmasına neden olan
grupla polis arasında kısa süreli tartışma yaşandı. Taksim
Meydanı'na giden yolda geniş güvenlik önlemi alan
çevik kuvvet ekipleri, eylemcileri yolu kapatmamaları konusunda
uyararak Doapdere istikametine yönlendridi. Çevik kuvvet ekipleri
ve sivil polisler grubu Dolapdere'nin ara sokaklarına kadar takip
etti 

İstanbul'da Harbiye Orduevi önünde eylem yapmak isteyen ve
kendilerine "Barış için Vicdani Red Platformu" adını
veren yaklaşık 300 kişi'yi polis durdurdu.

Aralarında Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) İstanbul Milletvekili
Sebahat Tuncel'in de bulunduğu grup, TRT Harbiye Binası
önünde toplandı.

Grup burada çektikleri halayın ardından Öcalan lehine slogan
attı. Grup ardından "İnkarcı ve İmhacı Ordunun Bir Neferi
Olmayacağız" yazılı pankart açarak Harbiye Orduevi'ne
yürümek istedi. 

Kaynak: ntvmsnbc.com

'Öldürün Dediniz Biz de Öldürdük'

'Öldürün Dediniz Biz de
Öldürdük'

JİTEM'ci Kayseri Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz ile
korucubaşı Kamil Atak'ın yargılandığı davanın duruşmasında
savunma yapan Atak'ın oğlu Tamer Atak, cinayetleri devletin emriyle
işlediklerini itiraf etti. Atak devleti kastederek, "Siz bize
'öldürün' dediniz, biz de
öldürdük" dedi. Kamil Atak ise kullanıldıklarını
yineledi.


Atak: Siz bize öldürün dediniz
biz de öldürdük

Kayseri eski Alay Komutanı ve JİTEM Grup Komutanı Albay Cemal
Temizöz ile Korucubaşı Kamil Atak'ın da aralarında bulunduğu 7
sanığın Şırnak'ın Cizra Botan (Cizre) ilçesinde 1993-95
yılları arasında işlenen 52 faili meçhul cinayetle ilgili
yargılandığı davanın duruşmasına Diyarbakır 6. Ağır Ceza
Mahkemesi'nde görüldü.

AĞZINDAN KAÇIRDI

Sanıklardan Kamil Atak'ın oğlu ve korucu Tamer Atak, savcıya
yüklendi. Korucu oldukları için burada yargılandığını
söyleyen Atak, savcıya hitaben devlet yetkililerini kastederek,
"Siz bize 'öldürün' dediniz. Biz de
öldürdük" sözlerini ağzından kaçırdı.
Ardından ağzından kaçırdığı sözleri düzeltmek
için, "PKK'lıları" dedi. Askerin PKK ile mücadele
edemediğini söyleyen Atak, PKK ile korucuların mücadele ettiğini
söyledi.

'KÜRTLERİN İÇİNE GİREMEM'

Korucubaşı Kamil Atak da, 25 yıldır halkına düşman edildiğini
söyledi. Babasından kendisine 200 nüfus kaldığını, bu
yargılama nedeniyle 200 yıl boyunca bu beladan kurtulamayacağını savunan
Atak, "Korucu olmakla iki ateş arasında kaldık" dedi.

Kullanıldıklarını ima eden Atak, "Operasyonlarda korucular
komandonun 500 metre önünde yürütülüyordu.
Ölürse korucu ölsün, mayına basarsa korucu bassın. Biz
bunu biliyoruz. Ben buradan çıkarsam bir daha Kürtlerin
içine giremem. Yüzüm tutmaz. Orada da (Cizre) yaşayamam.
Yüzüm tutmaz. Bir daha Kürtlerin içine giremem. Beni
bıraksanız da bir daha gitmem. Gidersem de ya beni affedecekler ya da
birbirimizi mahvedeceğiz" dedi. AMED

 

Kaynak: gunlukgazetesi.net