<h1><a href=http://www.ivmedergisi.com/node/8026>Grup Yorum'a Özgürlük
</a></h1><p style="text-align: justify">Grup Yorum, tutuklu olan elemanları
Seçkin Aydoğan’la ilgili bir basın toplantısı düzenledi.</p><p
style="text-align: justify">Grup Yorum, Divriği Kültür Derneği’nde
yaptığı açıklamada; 10 Mayıs’ta çalışmalarını
sürdürdükleri İdil Kültür merkezi’ne yapılan baskında
gözaltına alınan ve hala tutuklu bulunan Tavır Dergisi sahibi Bahar
Kurt’un iddianamesinde Cemo isimli şarkılarının <em>"terör
örgütü faaliyetleri çerçevesinde suç işlemeye alenen teşvik
etmekle" </em>Grup Yorum üyelerinin ise<em> "örgüte üye
kazandırmaya çalışmakla" </em>suçlandığını belirtti.</p><p
style="text-align: justify">İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in,
kendileri gibi düşünmeyen tüm sanatçı, dernek, demokratik kitle
örgütlerini terörist ilan etmesini de faşizmin görünen yüzü olarak
değerlendiren Grup Yorum, bu türlü tehdit, baskı ve yıldırma
politikalarının, tutuklama ve cezaların kendilerini yıldıramayacağını
vurgulayarak, arkadaşları Seçkin Aydoğan serbest bırakılana kadar
mücadelelerine devam edeceklerini vurguladı.</p><p style="text-align:
justify">27 yıllık sanat yaşamı boyunca pek çok tutukluluk ve engelleme
ile karşı karşıya kalan Grup Yorum bu kez elemanlarının
tutuklanmasının yanı sıra dinleyicilerinin de cezalandırılmak
istendiğini de söyleyerek, sadece konser bileti sattığı için ya da
bilgisayarında şarkı sözlerinin bulunmasından dolayı tutuklanan,
cezalar alan dinleyicilerine de değindi.</p><p style="text-align:
justify">Basın toplantısına şair İbrahim Karaca, tiyatro oyuncusu ve
yönetmeni Mehmet Esatoğlu, Divriği Kültür Derneği başkanı Cafer
Çelik, Tavır Dergisi’nden Veysel Şahin ve Av. Behiç Aşçı da
katıldı.</p><p style="text-align: justify">İlk sözü alan Tavır Dergisi
çalışanı Veysel Şahin, son dönemde yine baskılarla karşı karşıya
kaldıklarını, mücadelelerin birleşmesi gerektiğini vurguladı.</p><p
style="text-align: justify">İbrahim Karaca: <strong><em>“İdris Naim
Şahin, söylemesi ve yapması gerekenleri yapmıştır. Karşımızda bir
blok var, bizim de yapmamız gereken o bloka karşı bir araya gelmek,
direnmektir. Sanat durdurulamaz. İçte birikir, beyinde birikin, yürekte
birikir, düşte birikir. Bugün engellersin, yarın daha gürül gürül
gelir.”</em></strong> dedi.</p><p style="text-align: justify">Mehmet
Esatoğlu, Ruhi Sulardan Rıfat Ilgazlara kadar pek çok sanatçının
egemenler tarafından gördüklere zulmü anlatarak geçmişten bugüne kalan
devrimci sanat mirasını ve şimdi de bu mirası sahiplenenlerin aynı
baskılara maruz kaldığını belirtti.</p><p style="text-align:
justify">Cafer Çelik, bu yasak ve tutuklamalarının bir gün gelip ucunun
kendilerine dayanacağını bildiklerini ve tüm aydın ve sanatçıların
bir araya gelmesinin, birlikte mücadele etmesinin bir zorunluluk olduğunu
vurguladı.</p><p style="text-align: justify">Behiç Aşçı, artık gelinen
süreçte yasaların hepsinin egemen düşüncelere hizmet ettiğine,
adaletin meşruluk temelinde sağlanacağına ve buradan yola çıkarak bu
türlü baskılara cevap vermenin tek yönteminin de daha fazla üretmek,
sergiler açmak, konserler vermek... olduğunu belirtti.</p><p
style="text-align: justify">Konuşmaların ardından Grup Yorum elemanı
Selma Altın, arkadaşları Seçkin serbest bırakılana kadar
mücadelelerinin devam edeceğini söyledi. Şu anda Malatya’da
yargılanan üç dinleyicilerinin yargılama gerekçelerinden birinin
geçtiğimiz yıl 17 Nisan’da düzenledikleri Bağımsız Türkiye
konserinin tanıtımını yapmak olduğunu söyledi. Aynı zamanda tüm bu
yaşananlara Bağımsız Türkiye konserinin ikincisini düzenleyerek de
cevap vereceklerini belirten Altın, <strong>19 Ocak’ta da hem tavır
Dergisi sahibi Bahar Kurt’un yanında </strong>olacaklarını hem de
<strong>Cemo şarkısını suç unsuru olarak iddianameye koyan savcı
hakkında suç duyurusunda </strong>bulunacaklarını belirtti.</p><p
style="text-align: justify">Son olarak tekrar söz alan Veysel Şahin,
sanatı faşizmin, kapitalizmin karşısında bir mücadele alanı olarak
gördüklerini belirterek bu anlamda tüm sanatçıları “Sanat
Cephesi” çatısı altında birleşmeye çağırdı.</p><p
style="text-align: justify"><span style="text-decoration: underline">Okunan
basın açıklaması:</span></p><p style="text-align: justify"><strong>Grup
Yorum’a Özgürlük!</strong></p><p style="text-align:
justify"><strong>Grup Yorum elemanı Seçkin Aydoğan serbest
bırakılsın!</strong></p><p style="text-align: justify">Grup Yorum'un
ve dinleyicilerinin yaşadıklarına bir yenisi daha eklendi. Grup Yorum
elemanı Seçkin Aydoğan'ın tutuklanması iktidarın demokrasi
yalanlarını birkez daha gözler önüne serdi.</p><p style="text-align:
justify">Grup Yorum konseri düzenledikleri için Samsun'da tutuklanarak
11 yıla varan hapis cezası alan 4 kişinin ardından; Eğitim-Sen üyesi
Berivan Doğan da kullandığı bilgisayarda Grup Yorum'un türkü
sözleri bulunduğu için örgüt propagadası yapma iddiasıyla 10 ay hapis
cezası almıştı. Demokrasinin ne kadar da büyük bir aldatmacadan ibaret
olduğunu bir kez daha gördük bu cezalarla. Yetmedi, 10 Mayıs 2011'de
İdil kültür Merkezi'ne yapılan baskında gözaltına alınan Tavır
Dergisi sahibi Bahar Kurt’la ilgili olarak düzenlenen iddianamede
milyonların diline dolanan şarkı Cemo "terör örgütü faaliyetleri
çerçevesinde suç işlemeye alenen teşvik etmekle" Grup Yorum
üyeleri ise "örgüte üye kazandırmaya çalışmakla"
suçlandı. Bugün Malatya’da bugün şu saatlerde görülen bir davada
dinleyicilerimizden üniversite öğrencisi Ayça Kılınç, Erkin Kocaman ve
Kubilay Uçucu için hazırlanmış dava dosyalarında Grup Yorum konseri
için stantlar kurmak ve bilet satmak, bu konsere ilişkin afiş asmak da
yeralıyor. Arkadaşlarımız 8 aya yakındır tutuklu bulunuyor. Eğitim
hakları elllerinden alınmış durumda. Oysa İstanbul Bakırköy’de
17 Nisan’da sanatçı dostlarımızla birlikte verdiğimiz bu konsere
yüzbinlerce kişi katılmıştır, yüzlerce insanımız bu konserin
biletlerini satmıştır. Açık olan şudur ki, tahammül edilemeyen bunca
insanın devrimci sanatı sahiplenmesi ve de en önemlisi bağımsız bir
ülke özlemini taşıması ve haykırması ve umudunu büyütmesidir.</p><p
style="text-align: justify">Tüm bu yaşananların ardından şimdi de Grup
Yorum elemanı Seçkin Aydoğan tutuklandı.</p><p style="text-align:
justify">Hepinizin bildiği gibi faşizm sadece bu tutuklamalar ve
baskılarla değil, alenen bir bakanın ağzından çıkan sözlerle de
kendini gösterdi bizlere. Demokrasi maskesinin altına gizlenen faşizm
İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in açıklamasıyla birkez daha
çıktı günyüzüne. “Terör örgütünün yürüttüğü çalışma
sadece dağda, bayırda, şehirde, sokakta, arka sokaklarda haince pusu
kurarak yaptığı saldırılardan ibaret değil. Bir başka ayağı daha
var. Psikolojik terör, bilimsel terör var. Terörü besleyen arka bahçe
var. Terör propagandası var. Masum, makul, haklı gösterme gayreti var.
Bir kısmı bu yapıyı görmüyor, göremiyor. Yeterli bilgisi olmayabilir.
Birileri de ciddi halde saptırma yaparak, kendine göre gerekçeler
uydurarak makulleştirerek, teröre destek veriyor. Resim yaparak, tuvale
yansıtarak, şiir yazarak, şiire yansıtıyor, günlük makale yazarak.
Hızını alamıyor. Terörle mücadelede görev almış askeri ve polisi,
sanatına çalışmasına konu yaparak demoralize etmeye çalışıyorlar.
Terörle mücadele edenle bir şekilde mücadele ediliyor. Arka bahçe
İstanbul’dur, İzmir’dir, Bursa’dır, Viyana’dır,
Londra’dır, Washington’dur, üniversitede kürsüdür,
dernektir, sivil toplum kuruluşudur. ” demiştir bakan.</p><p
style="text-align: justify">Tıpkı Nazi propaganda bakanı Göbels'in
"ben ne zaman kültür sözcüğünü duysam silahıma
sarılırım" demekten çekinmemesi gibi, bakan da sanat ve sanatçı
karşısında elini beline atmıştır. Şiirimize, edebiyatımıza,
müziğimize, resmimize karşı silahına davranmıştır
panikle…</p><p style="text-align: justify">Biz bu anlayışı
Ortaçağ'dan tanıyoruz. Bu zihniyettir, Engizisyon mahkemelerinde
sanatçıları ve bilimadamlarını suçlayan ve onları görüşlerini inkar
etmeye zorlayan. Biz onları Osmanlı'nın kanlı tarihinden, Nazilerin
toplama kamplarından tanıyoruz.</p><p style="text-align: justify">Peki
neden?</p><p style="text-align: justify">Nazım Hikmet 1949'da yazdığı
şiiriyle yine haklı çıktı. Nazım görmekten, duymaktan, dokunmaktan
korkuyorlar demişti onlar için. Biz sanatçılar ise üretmek için
görür, duyar ve dokunuruz.</p><p style="text-align: justify">Onlar
sevmekten korkuyor, biz ise Ferhad gibi severiz sevdiğimizde…
Sevgimizin özünde halk ve vatan sevgisi vardır. Ve gerektiğinde kendini
feda edenlerin destanıdır sanatımız.</p><p style="text-align:
justify">Tohumdan ve topraktan korkarlar, değişimden, diyalektikten,
bilimsellikten, emekçilerden, üretenlerden, geçmişlerinden ve
geleceklerinden korkarlar. Kendi sonları vardır sonunda çünkü. Bizim ise
korkacak hiçbirşeyimiz yok. Halklarımızın tertemiz direniş tarihi ve
geleneklerimizdir, sırtımızı yasladığımız duvar.</p><p
style="text-align: justify">Ve onlar umuttan korkarlar. Biz ise onların
korktukları o umutla üretiriz; imgemizin gücü, sesimizdeki fer,
kalemimizin korkusuzluğu bu umuttandır. Bizim kültürümüzün,
sanatımızın gücü, başeğmezliği, zamana meydan okuması ve
sahiplenilmesinin altında taşıdığı ve yaydığı işte bu
umuttur.</p><p style="text-align: justify">Büyük bir vatansevgisiyle dolu
olan Victor Jara dudaklarında şarkısıyla ölmüştür. O tarihten bugüne
gitarını çalmasını engellemek için Victor Jara'nın ellerini
kıranlar değil, Jara'nın umutlu şarkıları kalmıştır. Korkulan da
budur.</p><p style="text-align: justify">Pir Sultanlardan, Nazımlardan, Ruhi
Sulardan bize kalan mirası unutmamız isteniyor. Yani tüm insani
değerleri, insanlık onurumuzu yoketmek istiyorlar.</p><p style="text-align:
justify">Grup Yorum ısrarla sürdürdüğü bu vatanseverlikten, bu
bakışla üretmeye konserler vermeye devam ettiğinden dolayı hala
baskılara maruz kalmaktadır. Grup yorum elemanı Seçkin Aydoğan’ın
tutuklanma gerekçeleri de özünde bunlardan farksızdır. Seçkin;
Nazım Hikmetlerin, Ruhi Suların, Asım Bezircilerin, Rıfat Ilgazların
öğrencisi bir sanatçıdır. Onlardan öğrenmiştir boyun eğmeden
üretmeyi… Ülkesine ve halkına sahip çıkmayı…</p><p
style="text-align: justify">Bugün artık tutuklanmanız için, gözaltına
alınmanız için iktidarın karşısında düşüncelere sahip olmanız
yeter. Füze kalkanına hayır demek suçtur, yoksul gecekondu mahallelerinde
yıkımlara karşı olmak suçtur. Tıpkı, parasız eğitim istemenin,
grevlere katılmanın, düşünmenin, konuşmanın suç sayılması
gibi… Tıpkı devrim önderlerinin isimlerinin anılmasının ve hatta
yüzbinlerce kişinin meydenlerde yürüdüğü 1 Mayıslara kaltılmanın
suç sayılması gibi…</p><p style="text-align: justify">Oysa ne
ülkesini, haklarını savunan gençler, emekçiler; ne de İçişleri
Bakanı Şahin’in fırça ile, şiir ile terörist faaliyetler
yürüttüğünü iddia ettiği sanatçılar değil; bu toprakları karış
karış satanlar, sömürenlerdir asıl vatanhainleri.</p><p
style="text-align: justify">Şu bir gerçek ki; Seçkin’i
tutuklayabilirsiniz, dinleyicilerimize cezalar yağdırabilirsiniz; fakat
halktan yana sanatın yüreklerde edindiği yeri silemezsiniz. Tutuklanmakla
bitmeyecek bir halk sevgisi, vatan sevgisi damarı olan devrimci sanatı
bitiremezsiniz. Halkımızın adalet, özgürlük özlemini yansıtan
türkülerimizi dillerden koparamazsınız. Hiçbir güç devrimci sanatı
engelleyemedi, engelleyemeyecek.</p><p style="text-align: justify">27 yıl
boyunca defalarca kez tutuklandık, gözaltına alındık, kasetlerimiz
toplatıldı, konserlerimiz yasaklandı, dinleyicilerimiz cezalandırıldı.
Susturamadınız. Bu 27 yıl boyunca pekçok içişleri bakanı gördük biz.
Hiçbirinin adı kalmadı bugünlere. Fakat halkın türküleri nefes almaya,
yürekten yüreğe, dilden dile dolaşmaya ve her yere umut ekmeye devam
ediyor.</p><p style="text-align: justify">Bu ses hiç
susmayacak…</p><p style="text-align:
justify"><strong>“Türküler Susmaz, Halaylar
Sürer”</strong></p><p style="text-align:
justify"><strong>“Halktan Yana Sanat Susturulamaz”</strong></p><p
style="text-align: justify"><strong>“Grup Yorum elemanı Seçkin
Aydoğan serbest bırakılsın.”</strong></p><p style="text-align:
justify"><strong>SANAT CEPHESİ</strong></p><p style="text-align:
justify">kaynak:halkinsesi.tv</p>
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder