Grup Yorum'a Özgürlük
Grup Yorum, tutuklu olan elemanları Seçkin Aydoğan’la
ilgili bir basın toplantısı düzenledi.
Grup Yorum, Divriği
Kültür Derneği’nde yaptığı açıklamada; 10 Mayıs’ta
çalışmalarını sürdürdükleri İdil Kültür merkezi’ne yapılan
baskında gözaltına alınan ve hala tutuklu bulunan Tavır Dergisi sahibi
Bahar Kurt’un iddianamesinde Cemo isimli şarkılarının
"terör örgütü faaliyetleri çerçevesinde suç işlemeye alenen
teşvik etmekle" Grup Yorum üyelerinin ise "örgüte üye
kazandırmaya çalışmakla" suçlandığını
belirtti.
İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in, kendileri
gibi düşünmeyen tüm sanatçı, dernek, demokratik kitle örgütlerini
terörist ilan etmesini de faşizmin görünen yüzü olarak değerlendiren
Grup Yorum, bu türlü tehdit, baskı ve yıldırma politikalarının,
tutuklama ve cezaların kendilerini yıldıramayacağını vurgulayarak,
arkadaşları Seçkin Aydoğan serbest bırakılana kadar mücadelelerine
devam edeceklerini vurguladı.
27 yıllık sanat yaşamı boyunca pek
çok tutukluluk ve engelleme ile karşı karşıya kalan Grup Yorum bu kez
elemanlarının tutuklanmasının yanı sıra dinleyicilerinin de
cezalandırılmak istendiğini de söyleyerek, sadece konser bileti
sattığı için ya da bilgisayarında şarkı sözlerinin bulunmasından
dolayı tutuklanan, cezalar alan dinleyicilerine de değindi.
Basın
toplantısına şair İbrahim Karaca, tiyatro oyuncusu ve yönetmeni Mehmet
Esatoğlu, Divriği Kültür Derneği başkanı Cafer Çelik, Tavır
Dergisi’nden Veysel Şahin ve Av. Behiç Aşçı da
katıldı.
İlk sözü alan Tavır Dergisi çalışanı Veysel Şahin,
son dönemde yine baskılarla karşı karşıya kaldıklarını,
mücadelelerin birleşmesi gerektiğini vurguladı.
İbrahim Karaca:
“İdris Naim Şahin, söylemesi ve yapması gerekenleri
yapmıştır. Karşımızda bir blok var, bizim de yapmamız gereken o bloka
karşı bir araya gelmek, direnmektir. Sanat durdurulamaz. İçte birikir,
beyinde birikin, yürekte birikir, düşte birikir. Bugün engellersin,
yarın daha gürül gürül gelir.” dedi.
Mehmet
Esatoğlu, Ruhi Sulardan Rıfat Ilgazlara kadar pek çok sanatçının
egemenler tarafından gördüklere zulmü anlatarak geçmişten bugüne kalan
devrimci sanat mirasını ve şimdi de bu mirası sahiplenenlerin aynı
baskılara maruz kaldığını belirtti.
Cafer Çelik, bu yasak ve
tutuklamalarının bir gün gelip ucunun kendilerine dayanacağını
bildiklerini ve tüm aydın ve sanatçıların bir araya gelmesinin, birlikte
mücadele etmesinin bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
Behiç
Aşçı, artık gelinen süreçte yasaların hepsinin egemen düşüncelere
hizmet ettiğine, adaletin meşruluk temelinde sağlanacağına ve buradan
yola çıkarak bu türlü baskılara cevap vermenin tek yönteminin de daha
fazla üretmek, sergiler açmak, konserler vermek... olduğunu
belirtti.
Konuşmaların ardından Grup Yorum elemanı Selma Altın,
arkadaşları Seçkin serbest bırakılana kadar mücadelelerinin devam
edeceğini söyledi. Şu anda Malatya’da yargılanan üç
dinleyicilerinin yargılama gerekçelerinden birinin geçtiğimiz yıl 17
Nisan’da düzenledikleri Bağımsız Türkiye konserinin tanıtımını
yapmak olduğunu söyledi. Aynı zamanda tüm bu yaşananlara Bağımsız
Türkiye konserinin ikincisini düzenleyerek de cevap vereceklerini belirten
Altın, 19 Ocak’ta da hem tavır Dergisi sahibi Bahar
Kurt’un yanında olacaklarını hem de Cemo
şarkısını suç unsuru olarak iddianameye koyan savcı hakkında suç
duyurusunda bulunacaklarını belirtti.
Son olarak tekrar söz
alan Veysel Şahin, sanatı faşizmin, kapitalizmin karşısında bir
mücadele alanı olarak gördüklerini belirterek bu anlamda tüm
sanatçıları “Sanat Cephesi” çatısı altında birleşmeye
çağırdı.
Okunan basın
açıklaması:
Grup Yorum’a
Özgürlük!
Grup Yorum elemanı Seçkin Aydoğan
serbest bırakılsın!
Grup Yorum'un ve dinleyicilerinin
yaşadıklarına bir yenisi daha eklendi. Grup Yorum elemanı Seçkin
Aydoğan'ın tutuklanması iktidarın demokrasi yalanlarını birkez daha
gözler önüne serdi.
Grup Yorum konseri düzenledikleri için
Samsun'da tutuklanarak 11 yıla varan hapis cezası alan 4 kişinin
ardından; Eğitim-Sen üyesi Berivan Doğan da kullandığı bilgisayarda
Grup Yorum'un türkü sözleri bulunduğu için örgüt propagadası
yapma iddiasıyla 10 ay hapis cezası almıştı. Demokrasinin ne kadar da
büyük bir aldatmacadan ibaret olduğunu bir kez daha gördük bu cezalarla.
Yetmedi, 10 Mayıs 2011'de İdil kültür Merkezi'ne yapılan
baskında gözaltına alınan Tavır Dergisi sahibi Bahar Kurt’la
ilgili olarak düzenlenen iddianamede milyonların diline dolanan şarkı
Cemo "terör örgütü faaliyetleri çerçevesinde suç işlemeye alenen
teşvik etmekle" Grup Yorum üyeleri ise "örgüte üye
kazandırmaya çalışmakla" suçlandı. Bugün Malatya’da bugün
şu saatlerde görülen bir davada dinleyicilerimizden üniversite
öğrencisi Ayça Kılınç, Erkin Kocaman ve Kubilay Uçucu için
hazırlanmış dava dosyalarında Grup Yorum konseri için stantlar kurmak ve
bilet satmak, bu konsere ilişkin afiş asmak da yeralıyor.
Arkadaşlarımız 8 aya yakındır tutuklu bulunuyor. Eğitim hakları
elllerinden alınmış durumda. Oysa İstanbul Bakırköy’de 17
Nisan’da sanatçı dostlarımızla birlikte verdiğimiz bu konsere
yüzbinlerce kişi katılmıştır, yüzlerce insanımız bu konserin
biletlerini satmıştır. Açık olan şudur ki, tahammül edilemeyen bunca
insanın devrimci sanatı sahiplenmesi ve de en önemlisi bağımsız bir
ülke özlemini taşıması ve haykırması ve umudunu
büyütmesidir.
Tüm bu yaşananların ardından şimdi de Grup Yorum
elemanı Seçkin Aydoğan tutuklandı.
Hepinizin bildiği gibi faşizm
sadece bu tutuklamalar ve baskılarla değil, alenen bir bakanın ağzından
çıkan sözlerle de kendini gösterdi bizlere. Demokrasi maskesinin altına
gizlenen faşizm İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in
açıklamasıyla birkez daha çıktı günyüzüne. “Terör
örgütünün yürüttüğü çalışma sadece dağda, bayırda, şehirde,
sokakta, arka sokaklarda haince pusu kurarak yaptığı saldırılardan
ibaret değil. Bir başka ayağı daha var. Psikolojik terör, bilimsel
terör var. Terörü besleyen arka bahçe var. Terör propagandası var.
Masum, makul, haklı gösterme gayreti var. Bir kısmı bu yapıyı
görmüyor, göremiyor. Yeterli bilgisi olmayabilir. Birileri de ciddi halde
saptırma yaparak, kendine göre gerekçeler uydurarak makulleştirerek,
teröre destek veriyor. Resim yaparak, tuvale yansıtarak, şiir yazarak,
şiire yansıtıyor, günlük makale yazarak. Hızını alamıyor. Terörle
mücadelede görev almış askeri ve polisi, sanatına çalışmasına konu
yaparak demoralize etmeye çalışıyorlar. Terörle mücadele edenle bir
şekilde mücadele ediliyor. Arka bahçe İstanbul’dur,
İzmir’dir, Bursa’dır, Viyana’dır, Londra’dır,
Washington’dur, üniversitede kürsüdür, dernektir, sivil toplum
kuruluşudur. ” demiştir bakan.
Tıpkı Nazi propaganda bakanı
Göbels'in "ben ne zaman kültür sözcüğünü duysam silahıma
sarılırım" demekten çekinmemesi gibi, bakan da sanat ve sanatçı
karşısında elini beline atmıştır. Şiirimize, edebiyatımıza,
müziğimize, resmimize karşı silahına davranmıştır
panikle…
Biz bu anlayışı Ortaçağ'dan tanıyoruz. Bu
zihniyettir, Engizisyon mahkemelerinde sanatçıları ve bilimadamlarını
suçlayan ve onları görüşlerini inkar etmeye zorlayan. Biz onları
Osmanlı'nın kanlı tarihinden, Nazilerin toplama kamplarından
tanıyoruz.
Peki neden?
Nazım Hikmet 1949'da yazdığı
şiiriyle yine haklı çıktı. Nazım görmekten, duymaktan, dokunmaktan
korkuyorlar demişti onlar için. Biz sanatçılar ise üretmek için
görür, duyar ve dokunuruz.
Onlar sevmekten korkuyor, biz ise Ferhad
gibi severiz sevdiğimizde… Sevgimizin özünde halk ve vatan sevgisi
vardır. Ve gerektiğinde kendini feda edenlerin destanıdır
sanatımız.
Tohumdan ve topraktan korkarlar, değişimden,
diyalektikten, bilimsellikten, emekçilerden, üretenlerden, geçmişlerinden
ve geleceklerinden korkarlar. Kendi sonları vardır sonunda çünkü. Bizim
ise korkacak hiçbirşeyimiz yok. Halklarımızın tertemiz direniş tarihi
ve geleneklerimizdir, sırtımızı yasladığımız duvar.
Ve onlar
umuttan korkarlar. Biz ise onların korktukları o umutla üretiriz;
imgemizin gücü, sesimizdeki fer, kalemimizin korkusuzluğu bu umuttandır.
Bizim kültürümüzün, sanatımızın gücü, başeğmezliği, zamana
meydan okuması ve sahiplenilmesinin altında taşıdığı ve yaydığı
işte bu umuttur.
Büyük bir vatansevgisiyle dolu olan Victor Jara
dudaklarında şarkısıyla ölmüştür. O tarihten bugüne gitarını
çalmasını engellemek için Victor Jara'nın ellerini kıranlar değil,
Jara'nın umutlu şarkıları kalmıştır. Korkulan da budur.
Pir
Sultanlardan, Nazımlardan, Ruhi Sulardan bize kalan mirası unutmamız
isteniyor. Yani tüm insani değerleri, insanlık onurumuzu yoketmek
istiyorlar.
Grup Yorum ısrarla sürdürdüğü bu vatanseverlikten, bu
bakışla üretmeye konserler vermeye devam ettiğinden dolayı hala
baskılara maruz kalmaktadır. Grup yorum elemanı Seçkin Aydoğan’ın
tutuklanma gerekçeleri de özünde bunlardan farksızdır. Seçkin;
Nazım Hikmetlerin, Ruhi Suların, Asım Bezircilerin, Rıfat Ilgazların
öğrencisi bir sanatçıdır. Onlardan öğrenmiştir boyun eğmeden
üretmeyi… Ülkesine ve halkına sahip çıkmayı…
Bugün
artık tutuklanmanız için, gözaltına alınmanız için iktidarın
karşısında düşüncelere sahip olmanız yeter. Füze kalkanına hayır
demek suçtur, yoksul gecekondu mahallelerinde yıkımlara karşı olmak
suçtur. Tıpkı, parasız eğitim istemenin, grevlere katılmanın,
düşünmenin, konuşmanın suç sayılması gibi… Tıpkı devrim
önderlerinin isimlerinin anılmasının ve hatta yüzbinlerce kişinin
meydenlerde yürüdüğü 1 Mayıslara kaltılmanın suç sayılması
gibi…
Oysa ne ülkesini, haklarını savunan gençler,
emekçiler; ne de İçişleri Bakanı Şahin’in fırça ile, şiir ile
terörist faaliyetler yürüttüğünü iddia ettiği sanatçılar değil; bu
toprakları karış karış satanlar, sömürenlerdir asıl
vatanhainleri.
Şu bir gerçek ki; Seçkin’i tutuklayabilirsiniz,
dinleyicilerimize cezalar yağdırabilirsiniz; fakat halktan yana sanatın
yüreklerde edindiği yeri silemezsiniz. Tutuklanmakla bitmeyecek bir halk
sevgisi, vatan sevgisi damarı olan devrimci sanatı bitiremezsiniz.
Halkımızın adalet, özgürlük özlemini yansıtan türkülerimizi
dillerden koparamazsınız. Hiçbir güç devrimci sanatı engelleyemedi,
engelleyemeyecek.
27 yıl boyunca defalarca kez tutuklandık,
gözaltına alındık, kasetlerimiz toplatıldı, konserlerimiz yasaklandı,
dinleyicilerimiz cezalandırıldı. Susturamadınız. Bu 27 yıl boyunca
pekçok içişleri bakanı gördük biz. Hiçbirinin adı kalmadı
bugünlere. Fakat halkın türküleri nefes almaya, yürekten yüreğe,
dilden dile dolaşmaya ve her yere umut ekmeye devam ediyor.
Bu ses
hiç susmayacak…
“Türküler Susmaz, Halaylar
Sürer”
“Halktan Yana Sanat
Susturulamaz”
“Grup Yorum elemanı Seçkin
Aydoğan serbest bırakılsın.”
SANAT
CEPHESİ
kaynak:halkinsesi.tv
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder