Önce linç, sonra
sürgün, şimdi de adaletsizlik...
Türkiye'nin kameralar
önünde meydana gelen ve en büyük ayrımcılık davasına Selendi
Olayları'na ilişkin yargılamada saldırının ikinci yılı geride
kalırken, adalet umutları çoktan tükendi.
/>
80 sanıklı davanın ilk duruşmasında 10 sanık ifadeleri alınabilmiş,
mağdurlar kimi saldırganları teşhis etmişti. Fakat mahkeme, diğer 70
sanığın Selendi’de dinlenmesini kararlaştırınca, Selendi’ye
giremeyen mağdurlar ve avukatları teşhiste bulunamadı. Selendi’de
mağdurların yokluğunda ifadeleri alınan ve “Ben olaylara
katılmadım” demekle yetinen sanıklar arasında; bir numaralı
şüpheli de var, iki eve saldıran da, araçlara molotofkokteyli atan da,
silahla ateş açan da, tüfekle yakalanan da, “Çingeneleri
öldürelim” diyen de.. Üçüncü duruşma bugün görülüyor.
/>
Manisa Selendi’de, 5 Ocak 2010’da meydana gelen toplu
saldırıda, ilçede yıllardır yaşamakta olan 75 Çingene yurttaş,
komşuları tarafından linç edilmek istenişti. Evleri hasar görmüş,
araçlarına molotofkokteyli atılmış, çadırları yakılmıştı. Bu
saldırı sonrasında Selendili Çingeneler güvenlik gerekçesiyle
Salihli’yi göç ettirilmişti.
Selendi Savcısı Makbule
Karadağlı Çetin, kamera kayıtları, polis ve jandarma tutanakları,
kaymakam ve mağdurların anlatımları doğrultusunda 80 sanık hakkında
‘mala zarar verme’, ‘halkı kin ve düşmanlığa
tahrik’ ve ‘2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Kanuna muhalefet’ iddiasıyla dava açtı. Dava, güvenlik
gerekçesiyle Uşak’a kaydırıldı. İlk duruşma ise 10 Mayıs
2011’de görüldü. Bu duruşmada 10 sanığın ifadesi alındı.
Avukat Hilal Küey’in verdiği bilgiye göre mağdurlar, duruşmada
sanıkları teşhis etti. İkinci duruşma, 28 Eylül’e
bırakıldı.
Uşak Asliye Ceza Mahkemesi, diğer 70 sanığın
ifadesinin Selendi’de, oturdukları ilçede talimatla alınmasını
kararlaştırdı. Bu Karar nedeniyle 11 Temmuz ve 19 Eylül’de 58
sanığın ifadesi alındı. Selendi Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki ifade
sırasında, ne bir mağdur ne de mağdur avukatı hazır bulunabildi. Her
bir sanık o gün “olaylara karışmadığını, yanlışlık olmuş
olabileceğini, o saatte evinde olduğunu, valinin konuşmasını izleyip
ayrıldığını” öne sürerek iddiayı reddetti. Diğer 12 sanığa
ise, Selendi gibi küçücük bir ilçede yaşıyor olmalarına rağmen,
nedense ulaşılamadı.
Avukat Hilal Küey, tamilat yoluyla
Selendi’de ifade alınmasında hukuki sorun bulunmadığını fakat
mağdurların ilçeye gitme ve dolayısıyla teşhiste bulunma imkanı
bulunmadığını ifade ederek, şöyle diyor:
“Güvenlik
gerekçesiyle bizimkilerin gidip onların ifadesini dinleme ya da yalanlama
şansları yok. Bizim çarpraz sorgu yapma şansımız da yok. Bu herhangi
bir dosya değil. Toplumsal bir mağduriyet yaratmış, vicdanları
kanatmış bir dosya.”
Avukat Küey, olayların üzerinden
iki yılın geçtiğini, halen ifadelerin bitirilemediğini ve adil
yargılanma hakkının ihlal edildiğini ifade ediyor.
Bir
numaralı sanık bile ‘Suçsuzum’ dedi
/>Selendi’de, mağdurların yokluğunda ifadesi alınan ve
‘suçsuz’ olduklarını öne süren sanıklar için,
iddianamedeki kanıtlar tam aksi verilen sunuyor. Örneğin, bir numaralı
sanık olan 31 yaşındaki Faruk İmamoğlu, bu isimlerden biri.
Selendi’deki ifadesinde, “Ben olaylara karışmadım” diyen
İmamoğlu hakkında 100 yıla kadar hapis cezası isteniyor. İmamoğlu
için iddianamede şöyle deniyor:
“Kurusıkı tabanca ile
‘Buradan gitsinler’ diye bağırdığı, silahını almayan
çalışan jandarmaya ‘Çingeneleri korumayın’ dediği, elindeki
sopayı sallayarak ‘Haydi yürüyün’ dediği, barikatı geçmeye
çalıştığı, ‘Çingenelerin evine girelim’ diye
bağırdığı, jandarmaya yumruk atıp silahını almaya çalıştığı,
taş ve sopayla Sevittin Uçkun ve Aşkın Özer’in evine zarar
verdiği, ‘Romanları öldürün’ dediği, minibüse
molotofkokteyli atıp yaktığı, havaya ateş açtığı, kalabalığa
‘Av bayiliğimi açtım, isteyen alebilir’ diye halkı
silahlanmaya teşvik ettiği, galeyana getirdiği...” Av tüfeğiyle
görüntülenen ve iki ev saldıran Bayram Karakuş da talimatla ifade verdi.
İfadesinde, “Tüfeğimi dayıma götürürken polisler durdurdu”
diye savunma yaptı. Yine iddianameye göre; elindeki tüfekle “Bunlar
gidecek, yoksa gereğini yaparız” diyen, üç aracı taşlayan, havaya
ateş açan ve halkı kışkırtan Orhan Yılmaz ise ifadesinde, “Av
tüfeğini 13-14 yaşındaki bir çocuğun elinden alarak polise teslim
ettim, suçsuzum” dedi.
Jandarmanın kayıtlarına göre bir
araca taş atıp kapısını kırmaya çalışan Necmettin Karpuzcu,
“Ayağım takıldı, aracın üzerine düştüm. Yanlış anlama”
dedi. Bir aracı benzin döküp
molotofkokteyli atarak yakan, iki araca taş ve sopayla saldıran, iki eve
zarar veren, “Çingenelere ölüm” diye bağıran Murat Daban da
Selendi’de, “Neden benim ismimin verildiğini anlamış değilim.
Bir yanlışlık olduğunu düşüyorum” diye ifade verdi.
/>Dört bir yana dağıldılar
Selendi’de, 5
Ocak 2010’da meydana gelen olaylarda, kadınların ve çocukların da
aralarında olduğu 75 Çingene yurttaş topluca linç edilmek istenmiş,
sekiz ev ve araç, üç de çadır saldırıya uğramış, hasar
görmüştü. İki gün süren Selendi saldırısı sonucunda Çingene
yurttaşlar ilçeyi terk etmiş zorunda bırakılmış, Salihli’ye
yerleştirilmişti. Burada kendilerine 600 TL kira yardımı yapılmıştı.
Daha sonra bu yardım da kesilmişti. Kimi yurttaşlar, bir daha
dönemeyecekleri Selendi’deki evlerini ucuz meblağlara ellerinden
çıkarmak zorunda kalmışlardı. Altı ay sonra da her biri
Salihli’den çeşitli yerlere dağılmıştı. Kimi Salihli’de
kalmış, kimi Kula’ya, kimi class="IndexLink">Antalya’ya...
Radikal
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder