Cümlemize hayırlı olsun!
- Mehveş Evin
Sivas davası, göstere göstere, zaman
aşımından düştü. Şimdi, 35 insanımızın diri diri yakıldığı
katliamın ‘hukuki’ olarak insanlık suçu olup olmadığı
tartışılıyor. Bu tartışmanın kendisi bile başlı basına bir utanç
vesilesi.
Bırakın bu utancı yasamayı, tartışmayı... Ankara Ağır
Ceza’nın önünde bekleyen, kararı protesto eden mağdurların
yakınlarına gaz ve su sıkabilecek kadar acımasız, vicdansız,
yaratıklaşmış bir ‘şey’ var karşımızda.
/>Mesaj çok net... Hocalı katliamını bahane ederek ırkçı gösterilere
bizzat eşlik eden, onları koltuklarının altına alan devlet, konu Sivas,
Maraş, Dink suikastı olunca suskunlaşıyor...
Nedense o zaman iş,
‘yargının bağımsızlığı’ ile açıklanıyor.
/>Başka dramlar
Başbakan, Sivas’ta zaman
aşımı kararı çıktıktan sonra, Suriye’deki katliamlardan,
Filistin’in, Afrika’nın acılarından dem vurdu.
/>Sivas’ta öldürülenler için tek bir yürek ferahlatan söz
etmediği gibi, “hayırlı olsun“ demekle yetindi.
/>Doğaldır, çünkü bu defa sanıkların bunca yıl nasıl
yakalanamadığı, yargının nasıl bu işin peşine düşmediği, devlette
kimlerin katliamdan sorumlu olduğu sorgulanacak.
En iyisi başka
ülkelerin dramlarından dem vurmak, olmadı tarihin derinliklerine
uzanmak... Mesela Dersim katliamında “atış serbest”, ne de
olsa Cumhuriyet’in ilk yıllarına denk geliyor. Acı olan, bir
katliamın bile CHP’ye çakmak için kullanılması. Yüzleşmek,
hataları görmek veya Dersimlilerle empati kurabilmek için değil!
Ama
çok daha yakın dönemde, Güneydoğu’da işlenen faili meçhul
cinayetlerle ilgili aynı şevk dolu konuşmaları duyamıyoruz.
/>Ve ‘öteki’ler
Türkiye, 19 yıl önce
Alevilere yönelik bu korkunç kalkışmayı yargılayamayacaksa... Ölü
olsalar dahi, sanıkların suçlarını teşhir edemeyecekse... Kararı
protesto eden halkın, basın çalışanlarının üzerine polisi salıp
yaralanmasına neden olacaksa...geldiği zaman ‘çete’, işine
gelmediğinde ‘münferit‘ diyecekse...geldiği zaman
‘terör örgütü üyesi’ , gelmediği zaman ‘çocuklar
yapmış’ diyecekse...
Evet, o zaman cümlenize, yani karar verici
tüm “Sünni- muhafazakâr Türk erkeklerine“ gerçekten
hayırlı olsun...
Bu grubun dışında kalanlar ise, yakılma,
işaretlenme, yargılanmadan hapse atılma, dövülme, bıçaklanma veya hain
bir kurşunla sokak ortasında öldürülme riskiyle, üstelik adaletin
hiçbir zaman tecelli etmeyeceğini bilerek yaşamak zorunda.
Olsun.
Yeter ki siz rahat edin.
src="http://i.milliyet.com.tr/GazeteHaberIciResim/2012/03/13/fft16_mf2085584.Jpeg"
/>
HANİ BOMBAYDI?
- OdaTV
davasından Ahmet Şık, Nedim Şener, Sait Çakır, Coşkun Musluk’un
tahliyesi büyük sevinç yarattı. Hepsine büyük geçmiş olsun.
/>- Ancak yargılanmadan hapis yatan gazeteciler hâlâ öyle çok ki
bu sevinç yarım kalıyor. En son Pozantı’daki tecavüzü haber yapan
DİHA muhabirleri tutuklanırken ‘adalet yerini buldu’ diye
sevinmek, bunun bir başlangıç olduğunu söylemek için henüz erken.
/>- AKP, bu dava yüzünden yurtdışında çok zorlanıyordu. MİT
krizi ve Taraf’ta yayımlanan ‘Stratfor belgeleri’nde Şık
ve Şener’in tutuklanmasıyla ilgili cemaat iddialarının ardından
tahliyelerin gelmesi, ilahi bir tesadüf mü?
- Şık’ın
kitabının nasıl gazete basılarak davaya ‘delil’
gösterildiğini, bir kitabın nasıl ‘bomba’ olarak
tanımlandığını, Dink davasındaki son gelişmelerle Şener’in
kitabı arasındaki bağlantıları asla unutmayacağız.
- Sadece
tutuklanan gazetecileri değil, işsiz bırakılan, baskı altında
çalışan, sansürlenen tüm gazetecilerin sıkıntıları sonlanmadan,
kimseye rahat nefes yok.
Kaynak: milliyet
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder