Kaza falan değil! - Mustafa
Mutlu
Esenyurt’ta bir alışveriş merkezinin şantiyesinde
işçilerin yatakhane olarak kullandıkları çadırda çıkan yangında 11
işçi yanarak öldü.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Faruk Çelik olaya anında (!) el koydu ve suçluyu buldu:
/>“Çadırın dış cephesi plastikle kaplanmış... Bu, standartlara
aykırı... Sorumlulardan hesap sorulacak!”
He ya... Sorulur
elbet!
O plastiği oraya kaplayanlar bulunur ve bir güzel hesap
sorulur!
Kaza kadar
üzücü olan da bizim bu “şipşak” teşhislerimiz!
/>Siz devlet olarak, 11 işçinin yanmasını daha ilk günden “plastik
sorununa” bağlıyorsanız, zaten bu konuda hiç soruşturma açmaya,
yargıyı meşgul etmeye falan gerek yok...
Sonuç belli
çünkü:
O plastiği o çadıra büyük bir olasılıkla, içinde
kalmak zorunda olan işçiler örttü... Çünkü yağmurdan, kardan, ayazdan
korunmanın başka yolu yoktu...
İnsan hayatına önem veren
ülkelerde bu tür yangınlar olmaz...
Çünkü oralarda,
“insan”, “makine” olarak görülmez...
/>Eğer şantiyede kalacaklarsa; onlara insanca bir barınma olanağı
sunulur.
/>
1980’li yılların sonunda Libya’ya gittim... Hani bugün
beğenmediğimiz, o yüzden vahşice katline katkıda bulunduğumuz
Kaddafi’nin ülkesine...
Kaddafi kafaya takmıştı;
ülkesinin yüzde 90’ını oluşturan çölde binlerce metrelik
sondajlar yaptırıyor, suya ulaşıyor ve bu suyu büyük kanallarla
dolaştırarak, çölden vaha yaratmayı hedefliyordu.
Ben de bu
akıl almaz projenin bir bölümünü hayata geçiren bir Kore şirketinin,
çölün tam ortasında kurduğu şantiyede üç gün kaldım...
/>Şantiyede mühendisler, şirket yöneticileri ve işçiler birlikte
kalıyordu. Her işçi için, beş yıldızlı otel odası standardında
prefabrik odalar yapılmıştı. Binlerce kilometre uzaktan dev ağaçlar
getirilip dikilmiş, yerleşkenin tam ortasına olimpik bir havuz
kondurulmuştu. İşçiler günde sekiz saat çalışıyor, mesai bitiminde
ise gazetelerini, içkilerini alıp önce havuzun keyfini çıkarıyor, sonra
çim sahada futbol oynuyor, akşam lüks lokantada yemeklerini yiyordu...
Eğlenmek isteyenler için, dünyanın dört bir yanından sanatçıların
gelip konser verdiği küçük bir gece kulübü bile vardı.
Ve
orada yaklaşık 800’ü Türk, 1200 işçi, mühendis, yönetici
inanılmaz çağdaş bir standartta yaşıyordu.
/>
Bırakalım 33 yıl
öncesinin Libya çöllerini...
Bugün İstanbul’un
göbeğinde; insanlar eğlensin, alışveriş yapsın, para harcasın diye
yapılan bir binanın inşaatında çalışanlar, çadırda kalıyor!
/>
Neymiş efendim; çadırın etrafını plastikle kaplamışlar!
/>
Kimse, “Kaplamayıp ne yapsınlar, soğuktan ölsünler
mi” demiyor... Herkes, sırf üç kuruş daha az masraf olsun diye, 11
işçinin bu kışın ortasında bir çadırda yaşamak zorunda
bırakılmasını görmezden geliyor!
/>
Kısacası Sayın
Bakan, boş verin plastiği falan... Bu olay, bal gibi bir cinayet! Katil de
sadece para hırsından gözü dönmüş, “modern çağ köleci
zihniyetini” benimsemiş işveren değil... Onunla birlikte
“Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı” olduğunuz devlet...
/>
Ah; gözünüzü açıp, büyük şehirleri bina mezarlığına
çeviren yandaş müteahhitlerin nasıl çalıştıklarını,
belediyelerinizden ucuza kapattıkları arsalara modern (!) binaları
dikerken “insan”a nasıl ihanet ettiklerini biraz
görebilseniz...
O zaman en masumumuzun “plastik”
olduğunu anlayacaksınız ama...
Kaynak: vatan
/>
Nerdeeee?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder