<h1><a href=http://www.ivmedergisi.com/node/8150>Neye Devrim Deriz? / Eren
Buğlalılar</a></h1><p>“<strong>Obama Mısır devrimini
övdü</strong>” diyor bir <a
href="http://articles.cnn.com/2011-02-11/us/egypt.us.reaction_1_egyptian-people-egyptian-president-hosni-mubarak-egyptian-revolution?_s=PM:US">CNN
haberi</a>: “Obama, Mübarek’in 30 yıllık iktidarının birden
sonlanmasının ‘Mısır’daki dönüşümün sonu değil,
başı’ olduğunu söyledi” diye de devam ediyor. “Devrim
televizyondan yayımlanmayacak” zamanları tarih oldu, artık
emperyalizmin başındaki adam CNN’e “devrimleri” övüyor.
<strong>Demek biz görmeyeli emperyalistlerin devrimlere bakışı hayli
değişmiş.</strong></p><p style="text-align: left;">El Cezire televizyonuna
verdiği <a href="http://www.youtube.com/watch?v=5AgLVaxRF50">mülakatta</a>,
Ahmet Davutoğlu şöyle diyor:</p><p><em>“Artık umutlu ve çok
iyimseriz, çünkü Mısır halkı tarihsel bir dönüşüme ve değişime
karar verdi ve şimdi kaosa yol açacak bir değişim değil, istikrarla
birlikte bir değişim gerçekleştirilebilir. İstikrarın yok edilmediği
bir dönüşüm olacağı konusunda umutluyuz. Değişim ve istikrar birlikte
olacaktır. Ve Mısır bunda başarılı olursa, diğer ülkelere de iyi bir
örnek teşkil eder.”</em></p><p><strong>İstikrarı koruyan devrim.
Hımm.</strong> Demokratik faşizm, eşitlikçi kapitalizm gibi bir şey olsa
gerek bu. Marksist-Leninist <strong>safsata</strong> alıcılarım sinyal
veriyor: Devrim nasıl istikrarı koruyor, hangi sınıfın iktidarı, hangi
üretim düzeninin istikrarı bu Lenin amca?</p><p>Kafalar karışık.
Emperyalist medya Bahreyn’deki halk hareketinin bastırılmasına
sessiz kalmıştı. Hindistan’daki silahlı halk hareketine ilişkin
Obama’nın bir övgüsünü de okumuş değilim. Ama emperyalist
medyanın sayfa sayfa “Mısır Devrimi” haberi yapmasından da
mı şüphelenmez insan?</p><p><strong>Hayır, şüphelenilmiyor.</strong>
Aksine Lenin’in devrim konusundaki görüşlerinin “mealen
özetleri” yapılıyor. Titizlikten araştırmacılıktan uzak bir
tavırla, bir zamanlar okunmuş Lenin ciltleri ve tarih kitapları üzerinden
eksik karşılaştırmalar yapılıyor.</p><p><strong>Peki ama
Marksist-Leninistler neye devrim der?</strong> Örneğin bir ayaklanmayla
hükümetin değişmesi devrim midir? Bir ayaklanmanın ardından ordu
iktidarı alıp, bir işbirlikçinin yerine bir başkasını geçirirse bu
devrim midir?</p><p>Biz iktidar mücadelesini sınıflar arasında
gerçekleşen bir mücadele olarak görürüz. Özü emek sömürüsüdür
ama onlarca farklı biçim alır. <strong>Devrim her alanda süregiden bu
mücadelenin niteliksel bir dönüşüme uğradığı, yani mevcut iktidarın
bir sınıftan diğerine geçtiği anlara denir.</strong> “Şubat
devrimi burjuvazinin toplumsal devrimidir”, diyor <a
href="http://www.marxists.org/archive/lenin/works/1917/may/19.htm">Lenin</a>,
“iktidarı II. Nikola’nın önderliğindeki feodal toprak
ağalarından almış ve burjuvaziye vermiştir.”</p><p>İşte bu
yüzden, bir ülkedeki toplumsal hareketin devrim olarak nitelenip
nitelenmeyeceğini anlamak için, o ülkedeki sınıfların emperyalizme
karşı aldığı tutumunu, sınıflar dengesini, devlet kurumlarının
durumunu incelemek gerekir. Bu bilgiler olmaksızın bir ülkede hükümet
değişikliğini zorlayan her ayaklanmayı devrim sanabiliriz.</p><p>Mesela,
Mısır’da iktidar kimden kime geçmiştir? Hangi sınıfın
iktidarının yerine, hangi sınıf gelmiştir?</p><p>Emperyalizmin ve
uşaklarının Mısır’daki isyanın vardığı yer karşısında
aldıkları tavırdan da anlaşılacağı üzere, Mısır’da iktidar
işbirlikçi burjuvaziden, hımm, işbirlikçi burjuvaziye geçmiştir.
<strong>Daha doğru bir deyişle, bir iktidar değişikliği filan
olmamıştır.</strong> Bir devrim yoktur.</p><p>“<strong>Halk
devrimi</strong>” diyeceksek, onun Marx ve Lenin’deki tanımı
bellidir: “Askeri ve bürokratik devlet makinesinin parçalanması,
bütün gerçek halk devrimlerinin ilk
koşuludur.”</p><p>“<strong>Burjuva devrimi</strong>”
diyeceksek, Mısır’da devrimden önce feodalizmin olduğunu ve
iktidarın artık burjuvaziye geçtiğini kanıtlamamız
gerekir.</p><p>“<strong>Milli demokratik devrim</strong>”
diyeceksek, Mısır’da devrimden önce işbirlikçi burjuvazinin
iktidarda olduğunu, ancak ayaklanma sonucunda iktidarın milli burjuvaziye
geçtiğini kanıtlamak gerekiyor. Bilimsellik ancak böyle olabilir. Gerisi
safsatadır ya da kulağa hoş gelen retoriktir.</p><p>Eğer Mısır
halkının ayaklandığını, örgütlendiğini, iktidarın baskı
aygıtlarının direniş karşısında duraksadığını ve iktidarın eski
yönetme biçimleriyle artık devam edemediğini kastediyorsanız bu
ayaklanmanın, Lenin’e göre de devrimci durumun tanımıdır, devrimin
değil. <strong>Devrim karşısında baskı aygıtları duraksamaz, devrimi
yapan sınıfın eline geçer.</strong> Çok basit değil
mi?</p><p>Mısır’daki Müslüman Kardeşler ile İran’daki 1979
devrimi arasında bir benzerlik kurulduğuna da tanık oluyorum. Böyle
iddialar şaşırtıcı çünkü bu ikisi arasında emperyalizme ve
mücadeleye yaklaşımları bakımından bir benzerlik yok. İran’daki
devrimin anti-emperyalist niteliğini, küçük-burjuva milliyetçi ve
İslamcı yönünü bilmeyeni dövüyorlar neredeyse, artık genel kültüre
girmiş, sıradan bir bilgi bu. <strong>İran devrimi iktidarı işbirlikçi
burjuvazinin başı Şah’tan alıp, küçük-burjuva radikallere verdi,
dolayısıyla devrimin siyasi boyutu vardı.</strong></p><p>Daha önceki
yazılarımda Mısır ordusunun ABD’den yardım ve talimat almaktaki
<strong>köpekçe</strong> sadakatini anlatmış, egemen sınıfın
kurumlarının ABD ile nasıl iç içe geçtiğinden kısaca bahsetmiştim:
“<a href="http://www.haberfabrikasi.org/s/?p=8956">Mısır’da
İsyan</a>”, “<a
href="http://www.haberfabrikasi.org/s/?p=9093">Mübarek’ten
Sonra</a>”.</p><p>Amerikancı Ordu Mısır’daki ayaklanmanın
devrime dönüşmeden bastırılmasını garanti altına aldı. <strong>Şu
anda devleti çekip çeviren de ABD’den yıllık 1.3 milyar dolarlık
bir yardım alan Mısır Ordusu’dur</strong>. Belli ki Müslüman
Kardeşler demokrasicilik oyununun sürdürülmesi için <a
href="http://www.alarabiya.net/articles/2012/01/11/187794.html">öne
çıkarılıyor</a> ve orduyla uyum içerisinde hareket ediyor. Başka bir
genel kültür bilgisi: <strong>Emperyalizmin ajanları ve AKP Müslüman
Kardeşler ile masaya oturdular işbirlikçilik bayrağını onlara teslim
ettiler.</strong></p><p>İşin sosyal devrim boyutuna da bakalım:
İran’da 1979’dan sonra ekonomi devletleşir ve emperyalist
şirketler kapı dışarı edilirken, Mısır’da
“devrimden” sonra Dünya Bankası ve IMF’nin muslukları
açtığını, ülkenin emperyalizme peşkeş çekilmesinin
<strong>kaldığı yerden değil, daha azgınca devam ettiği de
ortada.</strong> Ortadoğu uzmanı Adam Hanieh’in yazısı muhakkak
okunmalı: “<a
href="http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=38447">Mısır’da
Düzenli Geçiş</a>”.</p><p><strong>Burada sınıfsal bir dönüşüm,
iktidarın bir sınıftan diğerine el değiştirmesi diye bir şey
yoktur.</strong> İşler emperyalizm ve işbirlikçileri açısından yolunda
gidiyor. Davutoğlu işte bu yüzden “istikrar bozulmadı, kaos ortamı
oluşmadı” diye göbek atıyor. Bozulmayan istikrar, değişmeyen
iktidar işbirlikçi burjuvaziye aitti, hala
öyledir.</p><p><strong>İktidarın bir sınıftan diğerine geçmediği
devrim olmaz.</strong></p><p>Fakat örneğin Libya’da bir devrimden
bahsedebiliriz: <strong>Karşı-devrim.</strong> Libya’da
Kaddafi’nin iktidarı ve tutarsız bir şekilde olsa da uyguladığı
bağımsız politikalar alaşağı edilerek, yerine tam bağımlı,
işbirlikçi bir iktidar ve toplumsal düzen geçirilmiştir.
<strong>Ulusların kendi kaderini tayin hakkı</strong> Birleşmiş Milletler
ve NATO eliyle ihlal edilmiştir. <strong>Suriye ve İran’da da
yapılmak istenen de budur.</strong></p><p>Kuzey Afrika ve
Ortadoğu’daki ayaklanmalara nasıl baktığımız, emperyalizmin
bölgedeki politikalarına nasıl baktığımızı belirliyor. Bu nedenle iki
kat dikkatli olmak, iyice ölçüp tartarak, ülkelerin özgünlüklerini
araştırmak gerekiyor. Yoksa kendimizi emperyalistlerle aynı kavramları
kullanır, aynı şeylere sevinirken buluruz, <strong>yani ideolojik
bağımsızlığımızı yitirerek çürümeye
başlarız.</strong></p><p>Kaynak: <strong>haberfabrikasi.org</strong></p>
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder