4 Kasım 2011 Cuma

Hiçbir Zirve Kapitalizmin Krizine Derman Olamaz!

Hiçbir Zirve Kapitalizmin
Krizine Derman Olamaz!

 

class="metanode">

Per, 03 Kasım
2011

href="http://www.kesk.org.tr/UserFiles/Image/2011%20RES%C4%B0MLER/11_03_11-G-20%20Ba%C5%9Fka%20bir%20d%C3%BCnya%20m%C3%BCmk%C3%BCn.jpg"> align="left" alt="" height="127"
src="http://www.kesk.org.tr/UserFiles/Image/2011%20RESİMLER/11_03_11-G-20%20Başka%20bir%20dünya%20mümkün.jpg"
width="200" />Yaşadığı krizi trilyonlarca doları sermayeye aktararak
çözmeye çalışan kapitalist sistemin küresel soyguncuları, krizin
yükünü emeği ile geçinenlerin sırtına yıkmayı amaçlayan yeni
politikalarını planlamak için G-20 zirvesinde bir kez daha
toplandılar.

Dünya kaynaklarının eşit ve adil paylaşılmasının
önünde en büyük engel olan kapitalist sistemin geleceğinin
planlanacağı G-20 zirvesi bugün Fransa’nın Cannes kentinde
başlamış bulunuyor. Türkiye’yi Başbakan Erdoğan’ın temsil
edeceği zirve daha önce defalarca gerçekleştirilen benzer toplantılar
gibi, emekçilere ve yoksullara sefalet, açlık ve sömürüden başka bir
şey vaat etmemektedir.

Kapitalist ülkelerin bir araya geldiği G-20
gibi zirvelerde; ekonomik ve “mali sistemin güçlendirilmesi”,
“ekonomik büyümenin sağlanması”, “yolsuzlukla mücadele
edilmesi”, “istihdam ve sosyal politikalarının
değerlendirilmesi” vb. gibi tüm halkın çıkarları için
çalışmalar yapıldığı iddia edilmektedir. Ancak bugüne kadar
yapıldığı gibi bu zirveleri gerçekleştiren kapitalist ülke
hükümetleri “çıkarları için çalıştıkları” halka açık
olmayan, kapalı kapılar ardında, güvenlik önlemlerinin abartıldığı
koşullarda toplanmaktadır. 

Bugün Cannes’te toplanan G-20
zirvesinde de bunları fazlasıyla görmek mümkündür. Basındaki haberlere
göre Fransa’nın çeşitli bölgelerinden getirilen 12 bin jandarma ve
polisin şehrin her caddesinde, sokağında yoğun güvenlik önlemleri
almış olması, mağazaların zirve nedeniyle kepenklerini kapatmış
olması, zirvede hangi konuların konuşulacağını, önümüzdeki döneme
yönelik yeni saldırıların planlandığının kanıtı niteliğindedir.
 

Peki, “Halkın Genel Çıkarları İçin”
Zirve Toplayanlar Neden Korkuyorlar?

Kendi ideologları
tarafından bile “kumarhane kapitalizmi” olarak nitelendirilen
tefeci sistemin 2008 krizi ile yolun sonuna geldiğini, krizin yükünü
artık sürekli olarak yoksul halkın sırtına yükleyemeyeceklerini
gördükleri için korkuyorlar.

Emekçilerin
hakları, halkların bağımsızlıkları, dinsel farklılıklar ve benzeri
hiçbir kaygı ve engel tanımaksızın tüm dünyada, kendi koyacakları
kurallar dışında hiçbir kural ve yasaya tabi olmadan egemen olma
amaçlarının önünde halkların muhalefetinin yükseldiğini gördükleri
için korkuyorlar.

Kapitalist ülke
ekonomilerinin tek tek çöktüğünü, Wall Street gibi finansal sistem
merkezlerinde bile “biz %99’uz” diye haykıran halkın
yükselen öfkesinin ayak seslerini duydukları
için korkuyorlar.

Korkmakta
Haklılar!

Üçte birinde savaşların sürmesine sebep
oldukları dünyada silah harcamalarının büyük kısmının “dünya
barışını sağlamakla görevli” olduğunu iddia ettikleri
Birleşmiş Milletlerin beş daimi üyesine ait olduğunu,

Bugünün
dünyasında 1 milyardan fazla insanın açlık tehlikesi altında yaşamaya
mahkûm edildiğini, her gün 30 bin çocuğun yoksulluk nedeniyle
önlenebilir hastalıklardan hayatını kaybettiğini, 

Dünya
nüfusunun yaklaşık yarısının günde 2 doların altında bir gelire
sahip olduğunu,

Küresel düzeyde en zengin %20 ile en yoksul %20
arasındaki gelir farkının 100 kat olduğunu,

Dünyadaki 4 zenginin
gelirinin 48 devletin GSMH’ından daha fazla
olduğunu,

Yoksulluktan bahsedilirken milyarlardan, zenginlikten
bahsedilirken kişilerden söz edildiğini,

Biliyorlar ve
korkuyorlar. Korkmakta da haklılar. Çünkü böyle bir dünyada adaletten,
barıştan, özgürlükten ve uygarlıktan
bahsedilemez.

Korkmakta haklılar. Çünkü yoksulluğa ve
sefalete mahkûm ettikleri emekçi halklar artık “Denetimli kapitalizm
iyi denetimsiz kapitalizm kötü” safsatalarına
inanmıyor. 

Korkmakta haklılar. Çünkü yıllardır yaşanan
krizlerin “dönemsel” olmadığını tüm dünyada yaşanan
insanlık krizinin kaynağının kapitalist sistem olduğunu herkes
görüyor. 

Korkularının Kapitalizmin Eceline Faydası
Yok!

İşte bu nedenlerle giderek derinleşen kapitalizmin
krizine ne G–20 zirvesi, ne gelişmiş ne de az gelişmiş ülkelerin
yapacağı zirveler derman olabilir. Yaşananlar, sonunu geciktirmek için
yoğun bir çaba içinde olan kapitalizmin, kendi mezar kazıcılarını
kitlesel olarak üretmeye devam ettiğini ve attığı her adımda mezarını
derinleştirmekten öteye gidemeyeceğini
göstermektedir. 

İnsanlığa ve yaşama düşman kapitalist
sistemin sözcülerinin ve savunucularının korkusunun her geçen gün daha
da yakınlaşan ecellerine bir faydası yoktur,
olmayacaktır. Yunanistan’dan İspanya’ ya,
İngiltere’den ABD’ ye, Şili’ den Cannes’ a kadar bu
sömürü düzeninin sonunu getirmek için dünyanın her yerinde mücadele
edenleri selamlıyoruz.

KESK Yürütme
Kurulu

class="links">kaynak:kesk.org.tr

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder