16 Aralık 2011 Cuma

AKP’nin bütçesi kimin sırtında? / TMMŞP

<h1><a href=http://www.ivmedergisi.com/node/7911>AKP'nin bütçesi kimin
sırtında? / TMMŞP</a></h1><p class="news">TBMM Genel Kurulu&rsquo;nda
bütçe görüşmeleri başlıyor. Kesintisiz 13 gün sürecek bütçe
görüşmelerinin ilk günü Maliye Bakanı Mehmet Şimşek&rsquo;in
açılış konuşmasıyla başlayıp liderlerin konuşmalarıyla
noktalanacak.</p><p class="news">Maliye Bakanı Mehmet Şimşek&rsquo;in 26
Kasım tarihli bütçe sunuş konuşması önümüzdeki günlerde
şekillenecek bütçeye dair önemli ipuçları vermektedir. Konuşmasına
dünya ve Türkiye ekonomisini değerlendirerek başlayan Şimşek sözlerine
şu şekilde devam ediyor: &ldquo;<em>&hellip; Türkiye&rsquo;de ise
işsizlik oranı kriz öncesi seviyelerin altına gerilemiştir. Aralık
2007&rsquo;de % 10,9 olan manşet işsizlik oranı 2011 Temmuz itibarıyla %
9,1&rsquo;e düşmüştür. &hellip;Bu dönemde ekonomimizde dikkat çeken
bir başka husus büyümenin yüksek oranda istihdam yaratmasıdır. Türkiye
2007 yılından bu yana 4,2 milyon istihdam yaratarak, büyük bir başarı
elde etmiştir. Aynı dönemde, AB-27&rsquo;de net 1,6 milyon istihdam kaybı
yaşanmıştır.</em> <em>Küresel kriz sonrası dönemde Türkiye ekonomisi,
sürekli iyileşen kamu finansman dengeleri ve istihdam yaratan güçlü
büyümesi ile birçok ülkeden pozitif yönde ayrışmıştır.&rdquo;</em>
(1)</p><p class="news">Geçtiğimiz günlerde Yozgat&rsquo;ta çağrı
merkezi çalışanı olarak 100 kişinin istihdam edileceği sınava
başvuran 3 bin 500 kişinin büyük bir izdihama yol açması yukarıdaki
sayısal verilerin içinde yok elbette. Cari açıkta açık ara dünya
şampiyonu olmuşken bu dibe batmış ekonomiye bu övgüler niye?
Yunanistan, İtalya ve Portekiz, giderek bütün Avrupa ve tüm ihtişamıyla
ABD ekonomisi çatır çatır çatırdayıp Wall-Street önünde eylem
çadırları kurulmuşken , Türk ekonomisinin şaha kalktığını iddia
edenler acaba farklı bir dünyada mı yaşıy</p><h4>Sermayeye kaynak
aktarmaya devam</h4><p class="news">Maliye Bakanı Mehmet Şimşek
konuşmasının devamında 2012 yılı merkezi yönetim bütçesinin
özelliklerini aktarırken reel ekonomiyi daha fazla destekleyeceklerini,
bölgesel gelişme projelerini hızlandıracaklarını, bilime, teknolojiye
ve Ar-Ge&rsquo;ye daha fazla kaynak ayıracaklarını ve 2011 yılında
olduğu gibi afet nedeniyle altyapısı zarar gören belediyelere yardım
edileceğini, eğitim ve sağlığa daha fazla kaynak ayrılacağını,
özelleştirmelere devam edileceğini ifade etmektedir.</p><p
class="news">Bakanın reel ekonomiye daha fazla destek vereceklerinden kastı
sermayeye daha fazla teşvik sağlayacağız demektir. Hiç şüphe yok ki bu
teşvik geçmiş yıllarda olduğu gibi işsizlik fonunda biriken kaynakları
sermayeye aktarmak olacaktır. Bu kapsamda örneğin, Mayıs 2008-Mayıs 2009
döneminde yeni işe alınan ve fiilen çalıştırılan 18 yaşından
büyük kadınlar için sigorta primine ait işveren hissesinin belli
oranları 5 yıl süreyle yine bu fondan karşılanacak. Bununla birlikte
istihdam maliyetlerini azaltmak amacıyla işveren priminde 5 puanlık
indirim yapılacak. Kısacası AKP hükümeti bütçenin bütün yükünü
yine işçi sınıfına yükleyecek.</p><h4>Bilimsel eğitim mi?</h4><p
class="news">Bakan AKP hükümeti döneminde kurulan yeni üniversitelerle 81
ilde üniversite imkanı sunduklarını ve bu seneki bütçeyle bunu
destekleyeceklerini bildirdi. Ancak bugün isimlerini bile duymadığımız
işhanından bozma üniversitelerde, akademik personelden muaf ne kadar
bilimsel eğitim yapılacağı kuşkuludur. Ayrıca onbinlerce üniversite
mezunu işsizken, daha fazla üniversite açarak hiç kimseye iş imkanı
sağlamadıkları bal gibi ortadadır. Bütün bu projeler işsizliği,
ötelemekten, geçiştirmekten başka bir anlam taşımamaktadır.</p><p
class="news">2012 yılı bütçesinde başta TÜBİTAK Ar-Ge projeleri olmak
üzere, üniversite ve sanayi kesimi Ar-Ge projelerini desteklemeye devam
edileceği ifade edildi. Daha açık bir ifadeyle bu seneki bütçe de
üniversiteye, bilimsel eğitime değil sermayeye ve onların hiçbir
bilimsel değer taşımayan ama ekonomik anlamda değer arz eden projelerine
aktarılacak.</p><p class="news">2012 bütçesiyle afet nedeniyle altyapısı
zarar gören belediyelere yardım edileceği söyleniyor olsa da depremin
üzerinden haftalar geçmesine rağmen Van&rsquo;ın mevcut durumu bu konuda
fazla söze hacet bırakmıyor. Ayrıca geçtiğimiz yıllarda toplanan
deprem vergilerinin duble yollara harcanıldığı bizzat Maliye Bakanı
tarafından itiraf edilirken, 2012 bütçesinin bu kaleminin neye
harcanacağı merak konusudur.</p><h4>&ldquo;Sağlıkta dönüşüm&rdquo;e
devam</h4><p class="news">2012 yılında yeşil kart sağlık hizmetlerini
Sağlık Bakanlığı&rsquo;ndan Sosyal Güvenlik Kurumu&rsquo;na
devredeceklerini belirten Şimşek, &ldquo;<em>2002 yılında iktidara
geldiğimizde yeşil kart ödemeleri hariç Sağlık Bakanlığı&rsquo;nın
harcama tutarı sadece 2,4 milyar TL idi. İktidarda olduğumuz 9 sene
içinde bu kaynağı yaklaşık 6 katına çıkartarak 2012 yılında 13,8
milyar TL&rsquo;ye yükseltiyoruz</em>&rdquo; dedi. Bu noktada tam gün
yasasıyla birlikte özel hastanelerin cazip hale getirilmesi, üstünde
önemle durulması gereken bir gerçek. Sağlıkta dönüşüm adı altında
herkese özel hastanelerde tedavi imkanı sağlanacağı yalanıyla
emekçilerin ağzına bir parmak bal çalınırken gerçekte çoğunluğu AKP
yandaşlarının sahibi olduğu bu özel hastanelerde gereksiz yere yapılan
tahlil ve tetkiklerin faturası devlete ödetiliyor. Böylece özel
hastanelerin kasaları dolarken, bedeli ödemek yine emekçi vatandaşa
düşüyor.</p><h4>Kamuda tasarruf</h4><p class="news">Bütçe gelirlerini
artırmak adına kamusal alanda tasarrufa giden hükümet kamuda çalışan
sayısını minimize etme planları yapmaktadır. Bu önümüzdeki günlerde
binlerce kamu çalışanının işlerinden olması anlamına gelmektedir.
Ayrıca kamusal hizmetlerin ticarileştirilerek piyasa açılmasıyla birçok
emekçinin eğitim, sağlık gibi temel hakları budanmış, emekçiler özel
sektörün insafına bırakılmıştır.</p><h4>Özelleştirmede hız kesmek
yok</h4><p class="news">2012 yılı için 10,5 milyar liralık özelleştirme
geliri hedefleyen hükümet, geçtiğimiz senelerde olduğu gibi varı yoğu
satacağa benziyor. <em>Bütçeye gelir olsun diye yapılan
<strong>özelleştirmeler</strong>, son tahlilde toplumu mülksüzleştirip
belli bir kesime varlık aktarımı değil midir? Özelleştirmeden
aktarılan gelirler, yine AKP&rsquo;nin elini güçlendiren önemli bir
kaynak. KİT&rsquo;lerin satışı ile sınırlı kalmayan bu özelleştirme
furyasının özellikle <strong>İstanbul&rsquo;un rantı </strong>yüksek
arsalarına, hatta deprem toplanma alanlarına, kamu binalarına, merkezi
yerlerdeki okul, hastane binalarına kadar uzanması, hep güçlü bütçe
uğruna.(2)</em></p><h4>2012 bütçe rakamları</h4><p class="news">2012
yılı merkezi yönetim bütçesinde; bütçe giderleri 350,9 milyar TL, faiz
hariç giderler 300,6 milyar TL, bütçe gelirleri 329,8 milyar TL, vergi
gelirleri 277,7 milyar TL, bütçe açığı 21,1 milyar TL, faiz dışı
fazla 29,2 milyar TL olarak öngörülmüştür.</p><p class="news">Teker
teker vergilerden beklenen kaynak ise aşağıdaki gibidir.</p><p
class="news">Gelir vergisi 53,8 milyar TL</p><p class="news">Kurumlar vergisi
27,2 milyar TL</p><p class="news">Dahilde alınan KDV 33,6 milyar TL,</p><p
class="news">İthalde alınan KDV 53,9 milyar TL,</p><p class="news">Özel
tüketim vergisi 70,6 milyar TL,</p><p class="news">Motorlu taşıtlar
vergisi 6,7 milyar TL,</p><p class="news">BSMV 4,5 milyar TL,</p><p
class="news">Damga vergisi 7,3 milyar TL,</p><p class="news">Harçlar 9,3
milyar TL&hellip;</p><p class="news">Yani bütçe gelirinin önemli bir
kısmı vergi gelirlerinden sağlanacak. Doğrudan vergilerin yine
ağırlıklı kısmının ücretli-maaşlı kesimin bordrolarından kesilecek
olması önümüzdeki dönemde de emekçilerin ağır vergiler altında
ezileceğinin bir göstergesi.</p><p class="news">Genel bütçe kapsamındaki
kamu idarelerinin ödeneklerinin bir kısmı yukarıdaki gibidir. Rakamların
diliyle bütçenin en önemli kalemlerinden birinin savunma alanı olduğu
görülmektedir. Pastadan polise ayrılan dilim iştah kabartırken sağlık
ve eğitime ayrılan payda geçmiş senelere göre kayda değer bir artış
olmamıştır. Ne işe yaradığı belli olan Diyanet İşleri
Bakanlığı&rsquo;nın bütçesi ise tek başına İçişleri ve
Dışişleri Bakanlıkları&rsquo;nın toplam bütçesine eşittir.</p><p
class="news">Bu tablodan çıkaracağımız sonuç AKP hükümetinin büyük
bir titizlikle hazırladığı bu bütçenin bir soygun, yağma ve silahlanma
bütçesi olduğudur. Sermayeye teşvik sağlamak adına onlarca yıldır
emekçilerin işsizlik fonunda biriken paralar hunharca burjuvaziye
dağıtılırken, emekçiler artan vergi yükü altında her geçen gün
biraz daha fazla ezilmektedir. Bütçe oluşturmak adına orman vasfını
yitirmiş alanlar ya da bilinen adıyla 2B arazileri ve kentsel alanda kalan
ve rantı yüksek olan bütün kamu arazileri satışa
çıkarılmıştır.</p><p class="news">Diğer bütçelerde olduğu gibi 2012
bütçesi de hem bütçe gelirinin toplanmasında, hem de bütçenin
harcanmasında emekçileri dikkate almamıştır. Toplumdaki gelir
eşitsizliğini azaltmak bir kenara, varlıklı sınıflar kayırılarak bu
eşitsizlik bizzat hükümet eliyle daha da katmerleştirilmiştir.</p><p
class="news">Kaynaklar</p><p class="news">(1)&nbsp; T.C Maliye Bakanlığı,
Plan ve Bütçe Komisyonu, 2012 yılı Bütçe Sunuş Konuşması, Mehmet
Şimşek, 26.11.2011</p><p class="news">(2) Mustafa Sönmez, AKP Rejiminin
Aşil Topuğu: Bütçe, 19.11.2011, Cumhuriyet</p><p align="right"
class="news"><strong><em>Toplumcu Mühendis Mimar &amp; Şehir
Plancıları</em></strong></p><p align="right"
class="news"><em><strong>Kaynak: Sosyalizm Yolunda Kızıl Bayrak, 9 Aralık
2011, Sayı 46)</strong></em></p><hr class="clearer" /><p>&nbsp;</p>

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder