16 Yıl Oldu Ne
Oldu?
12 Mart 1995'te Gazi Mahallesi'nde kontregerillaların gasp
ettikleri taksiden İsmet Paşa Caddesi boyunca kahvehaneleri ve bir
pastaneyi taraması sonucu bir kişinin ölümü, 5 kişinin de
ağır yaralanmasıyla başlayan olaylarda, polis ve özel timin
açtığı ateş sonucu 15 kişi yaşamını yitirmişti.
Ümraniye'deki protestolarda da 3 kişinin
öldürülmesiyle katledilenlerin sayısı 18'e
ulaşmıştı.
Öldürülenlerden biri henüz 16 yaşında olan
Endüstri Meslek Lisesi öğrencisi Sezgin Engin'di.
Katliamın ardından 16 yıl geçti ancak adalet yerini bulmadı.
/>
Bu acılı 16 yılın ardından, Türkiye devletinden ve hukuk
sisteminden artık bir adalet beklentisi kalmayan Sezgin ailesiyle ve
yıllardır onlarla birlikte duruşmalarda mücadele eden avukatları
Remzi Kazmaz ve Behiç Aşçı’yla Gazi Katliamı’nı
ve bu katliamda devletin rolünü konuştuk.
Baba Mahmut Engin, saldırının ardından Star TV'de "Cemevi
tarandı, Alevi dedesi öldürüldü" şeklinde alt
yazı geçtikten sonra halkın sokağa çıktığını anlattı.
Mahmut Engin olanları şöyle aktardı: "Halk tabii karakola
hücum etti. Çünkü her gün fıldır fıldır en az
beş otonun sürekli gezdiği mahallede kahveler taranmasına rağmen tek
bir polis kılını kıpırdatmamıştı. Daha sonra olaylar yatışınca
gece geç saatlerde bu kez iki panzer geldi, cemevi de o zaman
inşaat halindeydi ve bir kamyon kum vardı. Mehmet Gündüz isimli
arkadaş da kumların üzerine çıkmış. Polis panzerlerinden
ateş açılıyor ve Mehmet de orada can veriyor."
Sabah olduğunda Gündüz'ün ölüm haberini duyan
mahallelinin tekrar sokağa çıktığını kaydeden baba Engin,
oğlunun yaşamını yitirmesine giden süreci şu sözlerle
anlattı: "Oğlum Sezgin bir bakıyor halk karakola doğru
yürüyor. O da en önlere geçip yürümeye
başlıyor. O anda karakolun önünde mevzilenmiş Adem Albayrak
isimli sivil polis ve diğer polisler kalabalığı rasgele taramaya
başlıyor. Yüzlerce insan yaralanırken 5 kişi orada
düşüyor ve ölüyor. O anda rasgele sıkılan kurşunlar
Sezgin’in de iki bacağına isabet ediyor ve çocuk orada
yığılıp kalıyor. Mahalleli onu hastaneye götürmek
için ısrar etse de oradaki polisler oğlumu o şekilde yerde yaralı
bırakıp, ona yaklaşmak isteyenleri de darp ediyor. Oğlum kan kaybından
orada can vermiş."
Kendisi işte olduğu için hemen haberi olmadığını, gelen
telefonda ise oğlunun yaralı olduğunun söylendiğini anlatan acılı
Baba, "Hemen çıktım Şafak hastanesine gittim, bana
Haseki’de olduğunu söylediler.Haseki’ye gittim orada yok,
Cerrahpaşa’ya bir gittim ki oğlumu yaralı göreceğimi sanırken
morgda olduğunu öğrendim" dedi.
MAHALLEDE BASKI VE
ŞİDDET ARTIYOR
Mahmut Engin daha sonraki süreçte mahallede yaşanan baskı
ortamına dikkat çekiyor. Polis şiddetine maruz kaldığını
kaydeden Engin, mahalledeki atmosferi şu sözlerle anlatıyor:
"Orada barikat kurmuş polislere evimin Gazi’de olduğunu, gitmem
gerektiğini, oğlumun vurulduğunu,aileme haber etmem gerektiğini
söylememe rağmen, ‘Giremezsin bu bir emirdir’ diyerek bir
de utanmadan beni tüm basının önünde feci şekilde
darp etmeye başladılar."
Adalet arayışı sırasında bir çok defa gözaltına alınıp
işkenceden geçtiğini anlatan baba Engin, "Beni sindirmek
için çok uğraştılar ama sinmedim.16 sene boyunca adalet
aradık ancak mermiler belli olmasına, vuranlar belli olmasına rağmen
polisler sadece 3 sene ile yargılandılar.1 sene yatıp
çıktılar" dedi.
16 yılldır faillerin korunduğunu söyleyen Engin, artık "Bu
ülkeden adalet beklemiyorum" diyor.
'HASTANEDE
YARALILAR DÖVÜLDÜ'
Olay günü oğlunu bulmak üzere Gaziosmanpaşa Hastanesine
gittiğini anlatan Sezgin Engin'in annesi de oğlunu bulmak için
hastaneye gittiğinde yaşadıklarını anlattı. Anne Engin,
"Hastanenin içinde polis sedyelerdeki yaralıları tekme tokat
dövüyordu. Ben orada bağırmaya başladım çocuğum nerde
diye. Oradaki bir hemşire bana oğlumun ameliyatta olduğunu söyledi.
Bir geldim ameliyathaneye içersi doktor değil polis dolu. Böyle
bir devletten ne beklersin" dedi.
Olayın İstanbul’da olmasına rağmen davanın bilinçli bir
şekilde Trabzon’a taşındığına dikkat çeken anne Engin,
"Biz o dönem aileler toplandık ve Adalet Bakanına gittik. O
dönem Adalet Bakanı Şevket Kazan’dı. Ona bu kadar uzağa gitme
imkanımız olmadığını, davanın İstanbul’da görülmesi
gerektiğini söyledik. Bize söz verdi ama tutmadı. Trabzon’a
giderken defalarca taşlanıyorduk. Polisler önümüzü
kesiyor, arabalardan indiriyor dövüyorlardı. Ama hiç
yılmadık,bıkmadık 7 sene boyunca gittik adalet aradık. Ama devlet
kendisi katil olduğu için adalet bulamadık" diye konuştu.
/>
12 YAŞINDAKİ
ÇOCUĞA İŞKENCE
Oğlunun katledilişinin üzerinden 16 yıl geçtiğini, ama
akabinde henüz 12 yaşındaki oğluna da göz koyduklarını anlatan
anne Engin, "Oğlum öldükten sonra ilk işleri 12 yaşındaki
oğlumu İstanbul Emniyetine götürüp işkencelerden
geçirmek oldu. Kamuoyuna duyuracağımı söylediğimde
bıraktılar. Öyle bir geldi ki eve yavrum her yeri mosmor, şiş
içindeydi. Bunlar öyle bir canavar.16 yıldır evimi basıyorlar.
Resmen evin önünü karakola dönüştürdüler.
Mezar taşlarımıza bile saygı duymadılar. Geldiler kırdılar. Anmamızı
yapmamıza bile izin vermediler bizleri yerlerde sürükleyip darp
ettiler. Çocuklarımızın fotoğraflarını ellerimizden alarak
gözlerimizin önünde yırttılar. Halen sivil polis kapımda
bekliyor.Hala tehdit ediyorlar" diye konuştu.
KAZMAZ:
ERGENEKON'U GAZİ'DE ARAYIN
Avukat Remzi Kazmaz, katliamın ardından geçen 16 yıl
içersinde Gazi davası üzerindeki sis perdesinin
kaldırılamadığını belirtti. Karanlıkta kalan yaşamlarla ilgili
devletin bugüne kadar bir adım bile atmadığını hatırlatan Kazmaz,
"Atmaz, çünkü devletin yapmış olduğu bir katliamdı
bu. Biz de bu katliamın aydınlatılması için tam 13 yıl bu dava
ile uğraştık" dedi.
Ergenekon davasıyla ilgili birçok iddia ortaya atılmasına,
özellikle de "Bu ülkede faili meçhulleri
temizleyeceğiz" denmesine rağmen, başka şeylerin üzerine
gidildiğini kaydeden Kazmaz, "Ergenekon davası iddianameleri
içerisinde Gazi olayının adı var, failler var, fiiller var. Burada
olay bu kadar açık olmasına rağmen bugüne kadar ne faillerle
ne de bu fiillerle ilgili bir soruşturma gündeme gelmedi. 1 yıl evvel
Savcı Zekeriya Öz'ün 'Bu olayı aydınlatacağım'
demesine rağmen, aileler ve müdahil olmak için avukatlar hala
çağrılmadı. Bu sözler üzerine defalarca baş vurmamıza
rağmen hala bekliyoruz. Şu anda zaten davanın tekrar açılması
gerekiyor. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası
sözleşmelerin 90’ıncı maddesine göre zaten bu davaların
tekrar açılması ve sanıkların tekrar baştan yargılanması
gerekiyor. Bizim talebimiz var ama uyan yok" dedi.
AŞÇI:
ALEVİ-SÜNNİ ÇATIŞMASI HEDEFLENDİ
Avukat Behiç Aşçı, yaşanan saldırıları anlattıktan
sonra, yaşamını yitirenlerin vücutlarında en az üç
kurşun bulunduğuna dikkat çekti. Aşçı, bilinçli bir
şekilde öldürücü bölgelere ateş edildiğini
söyledi.
Katliamdan sonra Eyüp Cumhuriyet Savcılığı'na suç
duyurusunda bulunduklarını aktaran Aşçı, davanın ancak 3 yıl
sonra açıldığını vurguladı. Aşçı, daha ilk duruşmada
adliyenin "polis işgalinde" olmasına rağmen, güvenlik
sorununun gerekçe gösterildiğini ve davanın Trabzon'a
gönderildiğini söyledi. Aşçı, ailelerin Trabzon'a
dava için giderlerken, yolda sürekli saldırıya
uğradıklarını da sözlerine ekledi.
Aşçı davayla ilgili şunları söyledi: "Sadece iki polise
ceza verildi. Sivil polis Adem Albayrak’a 3.5 yıl, Çevik Kuvvet
polisi Metin Gündoğan 1 yıl 8 ay. Ama ikisini de 1 yıl 8 ay sonra
tahliye ettiler. Bu kararı da Yargıtay da destekledi."
Aşçı, saldırılarla ilgili de bazı şüpheli durumlara
işaret etti ve "Alevi-Sünni çatışması
çıkarılması amacıyla yapılan bir provokasyondu" yorumunu
yaptı.
Gazi olaylarının
üstü kapatılmak isteniyor
Gazetemiz yazarlarından Sabri Kuşkonmaz, Gazi olaylarının 16. yıl
dönümünde yaşanan hukuksuzluğu, Gazi olaylarının
faillerinin ortaya çıkarılmaması üzerine değerlendirmede
bulundu. Aynı zamanda hukukçu olan Kuşkonmaz, Gazi olayları
davasının hala başlayamamış olduğunu, başlayamamış sayılması
gerektiği nedenini öldürülen net rakamın ortaya
çıkarılmamasına bağladığını ifade etti. Kuşkonmaz,
takipçisi olduğu Gazi olaylarına dair, “Nedir başlamayan diye
sorarsanız, insanlar Gazi olaylarında net ölen sayısını bile
bilmiyor, derim. Böylesine can yakıcı bir olayda sorumsuzca
davranılmıştır. Bizim araştırmalarımız sonucu bildiğimiz 18 kişinin
öldüğüdür. Bunların 5 tanesi Ümraniye
Mahallesinden ve geriye kalanları Gazi mahallesindendir. 18 kişi polis
kurşunuyla ölenlerdir. Ama kontrgerillanın da
öldürdüğü insan sayısı da tahminen bile bilinmiyor.
Ümraniye’de öldürülenler için mahkeme
takipsizlik kararı verdi. Orası da hala faili meçhul.
Üstüne gidilmiyor çünkü, Ağar’ın dediği
gibi, üstüne gidilince tuğla yıkılmış olacaktır.
Öldürülenlerin bir kısmıyla ilgili 20 kişi hakkında dava
açıldı ve sadece 2 kişi hakkında toplam 5 yıl hapis cezası
verildi. Dün itibariyle öldürülen 6 kişi hakkında
açılmış bir dava yoktu.
GAZİ OLAYLARI
SADECE ERGENEKON İÇİN HATIRLANDI
AKP hükümeti Ergenekon sürecinde demokratikleşme adı
altında bu davayı kullanmasını bildi. İlk ortaya çıkan
iddianamede Ergenekon’un Gazi olaylarını planlayarak işlediği
belirtilmişti. O zaman çok heyecanlanmıştık. Ancak geçen
sürede 1. iddianamede ve devamında 2. 3. iddianamede Gazi olaylarına
yönelik olayların ortaya çıkarılması beklentilerimizin boşa
çıkartıldığını gördük. Bunun üzerine savcı
Zekariya Öz ve Gaziosmanpaşa Cumhuriyet savcılığına başvuruda
bulunduk. Bu başvurumuzdan da sonuç alamadık. Bu olayın
üzerini kapatmaya çalışacaklar, biz de bu olayın
aydınlatılmasına dair girişimlerimizi sürdüreceğiz,”
dedi
BİNLER
UNUTTURMADI
Gazi Katliamı 16’ncı yılında unutturulmadı. Katliamın
yıldönümü dolayısıyla gerçekleştirilen
yürüyüşe 5 bin kişi katıldı
Sabahın erken saatlerinden itibaren Eski Karakol Durağı önünde
buluşan binlerce eylemci, İsmet Paşa Caddesi boyunca sloganlar atarak
yürüdü. Aynı güzergâhta yürüyen iki
ayrı yürüyüş korteji Gazi Mezarlığı’nda birleşerek
ortak bir anma töreni gerçekleştirdi. İlk kortejde en önde
Gazi ve Ümraniye Şehit Aileleri yürüdü. Ailelerin
ardından Halk Cephesi üyeleri yer aldı. Diğer kortejde ise 12 Mart
Emek Barış Özgürlük Platformu bileşenleri vardı.
İki kortejde de “Gazi faşizme mezar olacak”,
“Gazi’nin hesabı sorulacak” sloganları sık sık
atıldı. Gazi ve Ümraniye Şehit Aileleri 12 Mart 1995’te
taranana kahvelere karanfiller bıraktı. Yürüyüş boyunca
esnaf kepenk açmadı. Yürüyüş güzergahında
bulunan birçok evde siyah bezler asılıydı.
İki kortej, Gazi Mezarlığı’nda buluştu. Gazi ve
Ümraniye’de öldürülenlerin anısına
düzenlenen bir dakikalık saygı duruşunun ardından anma etkinliği
başladı.
'Siz
ölmediniz, tarih yazdınız'
Etkinlikte ilk sözü Gazi Şehit Aileleri adına Gazi katliamında
katledilen Zeynep Poyraz’ın babası Cemal Poyraz aldı. Poyraz,
“Canlarımız siz ölmediniz tarih yazdınız. Halkımız
tarafından asla unutulmayacaksınız” diye başladığı
konuşmasında 12 Mart 1995’te yaşananları anlattı. Poyraz,
üç kahvenin taranmasının ardından devletin sokağa
çıkma yasağı ilan ederek halkın ölülerine sahip
çıkmasını engellediğini belirtti. Cemal Poyraz, aradan
geçen 16 yıla rağmen, 22 kişinin katledildiği katliamı
gerçekleştirenlerin yargılanmamasını eleştirdi.
Poyraz, Gazi katliamıyla ilgili birçok iddianın ve bilginin
açıkta olduğunu belirterek savcıların nerede olduğunu sordu. Baba
Poyraz’ın ardından Zeynep Poyraz’ın kendisiyle aynı adı
taşıyan yeğeni, teyzesine yazdığı mektubu okudu. Mektubun okunmasının
ardından anma etkinliği Grup Yorum’un şarkılarıyla son buldu.
/>
Yürüyüşe Gazi katliamının ardından kaybedilen Hasan
Ocak'ın ailesi, gözaltında öldürülen gazeteci Metin
Göktepe'nin annesi Fadime Göktepe, Sevinç
Özgüler'in annesi Alev Özgüler, Mazlum Akyol'un
annesi Elif Akyol ile BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, CHP
Milletvekili Mehmet Sevigen, ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ da
katıldı.(sendika.org)
Kaynak:birgun.net
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder